İstanbul BAM 12. HD 2024/573 E. 2024/835 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2024/573
2024/835
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/573
KARAR NO: 2024/835
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/12/2023
NUMARASI: 2019/105 Esas - 2023/892 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Davanın kabulüne ilişkin kararın temlik alan davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı banka tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 03.09.2015 keşide tarihli 120.000-TL bedelli ve 13.09.2015 keşide tarihli 125.000-TL bedelli çeklere dayalı icra takibi başlatıldığını, çeklerde müvekkili keşideci olup lehtar Libra şirketi tarafından ciro edilen çeklerin son ciranta ... firması tarafından kredi teminatı olarak davalı bankaya rehin cirosu ile verildiğini, müvekkili tarafından davalı ... Tic. Ltd. Şti.’nden sipariş edilen mallara karşılık keşide edilmiş olan çeklerin, malların alınamaması nedeniyle bedelsiz kaldığını, ... şirketi ile ... şirketi grup şirketi olup bedelsiz kalan çekleri diğer davalı ... firmasına ciro ettiklerini, bu şirketin de çekleri bankaya verdiğini, davalı bankanın çekleri kredi teminatı yani rehin olarak aldığını, çekte rehin cirosu batıl olduğundan davalı bankanın çekte yetkili hamil olmadığını ve çekten doğan haklardan yararlanamayacağını, kaldı ki davalı banka ... şirketine karşı kredi alacağı nedeniyle takip yapabilecek durumda olup, teminat olarak verilen çekleri de tahsil ettiğinde mükerrer tahsilat oluşacağını belirterek, müvekkilinin çekler nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline, davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı banka vekili; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olmaları nedeniyle davacının temel borç ilişkisine dayalı şahsi defilerini ilişkinin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğini, dava konusu çekleri ... firmasının borçlarına mahsuben temlik cirosu ile devralan müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, bu nedenle temel borç ilişkisi ile ilgili iddiaların müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile ... firması arasındaki kredi ilişkisinin varlığının, çeklerdeki cironun rehin cirosu olduğunun ispatı olamayacağını, firmanın kredi borçlarının ödenmesi amacıyla çekleri temlik cirosu ile müvekkiline teslim ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davalı banka tarafından çekten kaynaklı bir alacağının bulunduğuna dair dosyaya herhangi somut bir delil sunulmadığı, davacı, diğer davalılar ve isticvap davetiyesi ile dinlenilen davalı şirket yetkililerinin birbiri ile ve dosya kapsamı ile uyumlu beyanlarına itibar edilerek, temlik eden bankanın takip ve dava konusu çeklerden kaynaklı bir alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu çekler nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik alan davalı ... vekili; davaya konu çeklerin temlik eden bankaya temlik cirosu ve beyaz ciro devredildiğinin çek metninden ve cirolardan açıkça anlaşılabileceğini, bankanın çekleri temlik cirosu ile devralan iyi niyetli hamil olması nedeniyle temel borç ilişkisine dayalı iddiaların bankaya veya temlik alan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile ... firması arasındaki kredi ilişkisinin varlığının, çeklerdeki cironun rehin cirosu olduğunun ispatı olamayacağını, çeklerin meşru hamili ve hak sahibi olan müvekkilinin bu çeklere dayalı haklarını kullanma yetkisinin olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, bedelsiz olduğu ve bankaya rehin cirosu ile devredildiği ileri sürülen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 11.12.2017 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş olup, kararın davacı vekilince istinafı üzerine Dairemizin 2018/645 esas 2019/126 karar sayılı ilamıyla; davacının bedelsizlik iddiasının ispatı bakımından delil olarak dayanılan 20.10.2015 tarihli protokol başlıklı belgede imzası bulunan davalı ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi/yetkililerinin isticvabı ile sonucuna göre çeklerin bedelsiz olup olmadığının tespiti, ayrıca TTK 818/1-e maddesi yollamasıyla 687/1 maddesi hükmü uyarınca bedelsizlik definin diğer davalılara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği, bu bakımdan davacının rehin cirosu ile temlik iddiası yönünden temlik eden bankadan çek tevdi bordrosu celp edilerek çeklerin ne şekilde kaydedildiğinin incelenmesi gerektiği, ayrıca yargılamada geçen uzun süre dikkate alınarak banka dışındaki davalı şirketlerin güncel ticaret sicil adresleri araştırılmadan bir karar verilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına ve dava yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları getirtilmişse de, usulüne uygun olarak taraf teşkilinin sağlanmadığı görülmektedir. Şöyle ki; davalı şirketlerden ... ve ... unvanlı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarına göre her iki şirketin de merkez nakli yaparak 14.09.2015 tarihinde Uşak ticaret siciline tescil edildiği, İstanbul ticaret sicilindeki kayıtlarının bu nedenle silindiği anlaşılmasına rağmen, mahkemece bir kısım tebligatların şirketlerin Uşak adresine, bir kısmının ise usulsüz olarak her iki şirketin de sicilden silinen İstanbul adreslerine yapıldığı, yine yargılama sırasında ... şirketinin tasfiye durumu söz konusu olmamasına rağmen, usulsüz olarak benzer unvanlı tasfiye halindeki şirketin tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, gerekçeli kararın da usulsüz olarak şirketlerin nakil öncesi adreslerine ve ilgisiz tasfiye memuruna tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ticaret sicil kayıtları ile dosyaya eklenen Uşak ... İcra Dairesinin ... İflas sayılı dosyası içeriğine göre; ... ve ... unvanlı şirketlerin iflasına karar verildiği, iflas kararının kesinleştiği, tasfiyenin tatili kararı sonrasında Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/606 esas 2017/144 karar sayılı ilamıyla iflasın kapatılmasına karar verildiği, bu suretle şirketlerin tüzel kişiliğinin sona ermiş olduğu anlaşılmaktadır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek tüzel kişiliği sona ermiş şirketler hakkında karar verilmesi ve kararın da şirketlerin ticaret sicil adreslerine, üstelik Uşak'a nakil olmasına rağmen nakilden önceki İstanbul adreslerine tebliği de usule aykırıdır. Yine yargılama sırasında davalı ... firmasına usulüne uygun olarak tebligat yapılmışsa da, alınan ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 12.01.2023 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen genel kurul kararı ile tasfiye haline girdiği, ...'ın tasfiye memuru olarak atandığı anlaşılmaktadır. Şirketin tasfiye haline girmesi nedeniyle tebligatın tasfiye memuruna yapılması gerekmekte olup, şirketin tasfiye memuru adına çıkarılan tebligat iade edilmiş olmasına rağmen, mahkemece tasfiye memuruna yeniden tebligat yapılmayarak, gerekçeli kararın şirketin ticaret sicil adresine TK'nın 35. maddesine göre tebliği usule aykırıdır. Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup, davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. İstinaf sebebi olarak ileri sürülmese de, mahkemece dava açıldığında re'sen yapılması gereken taraf teşkilindeki bu eksiklik re'sen incelenmiştir. Davalı şirketler hakkında açılan davaya devam edilebilmesi için, tasfiye halindeki davalı ... şirketinin tasfiye memuruna tebligat yapılması, davacıya iflasın kapatılması nedeniyle tüzel kişiliği sona eren davalı ... ve ... şirketlerinin tüzel kişiliğini ihya etmek üzere süre verilmesi ve ihya kararının kesinleşmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte yargılamanın uzun süredir devam etmekte oluşu ve şirketlerin ihya süreci dikkate alınarak, davalı ... ve ...nna şirketleri hakkındaki davanın işbu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesinin usul ekonomisine uygun düşeceği gözetilerek, bu şirketler hakkındaki davanın işbu davadan ayrılmasına karar verilmelidir. Diğer yandan mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizce, TTK 818/1-e maddesi yollamasıyla 687/1 maddesi hükmü uyarınca bedelsizlik definin diğer davalılara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış olmasına rağmen, mahkemece bu hususta hiç bir hukuki değerlendirme yapılmadan gerekçesiz olarak karar verilmiş olması da doğru değildir.Açıklanan nedenlerle; temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin, hükmün HMK'nın 353(1)a-4, 6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2023 Tarih 2019/105 Esas - 2023/892 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Temlik alan davalı tarafından yatırılan 4.183,99-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45