İstanbul BAM 12. HD 2024/481 E. 2024/780 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2024/481
2024/780
22 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/481
KARAR NO: 2024/780
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/03/2018
NUMARASI: 2016/487 Esas - 2018/195 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL 6. ATMNİN 2016/640 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA: Alacak - Cezai Şart (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Dairemizce verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davacı ile davalı arasında 02.05.2011 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt sözleşmesi imzalandığını, sözleşme neticesinde; 04.05.2011 - 04.05.2012 tarihleri arasında geçerli olan, her sene süresi uzatılan 100.000-TL’lik süreli teminat mektubu verdiğini, bu protokol ile satmayı taahhüt ettiği ürünlerden hedefleri tutturamadığı gerekçesiyle ,ihtarname keşide ederek, eksik satış yapıldığı gerekçesiyle cezai şarttan doğan alacağı olduğunu iddia ettiğini, ihtardan sonra davalı şirketin davacıya 19.866,31-TL’lik fatura düzenleyerek davacı şirkete gönderdiğini, bu nedenlerle ... Bankası Yeniceoba Şubesine ait ... Ticaret A.Ş. adına düzenlenen 100.000-TL’lik teminat mektubunun paraya çevrilmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini, davalı şirkete teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili; davalı şirket ile davacı arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye dayalı olarak davacının 100.000 -TL’lik teminat vermeyi kabul ettiğini, davacının bu sözleşmeye dayalı olarak 02.05.2011 tarihli satış taahhütnamesi imzaladığını, eksik alımdan kaynaklanan 123.360-Usd cezai şart borcu bulunduğunu, 29.04.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı yanın cezai şarttan kaynaklı borcunu ödemesi gerektiği belirtildiğini,bayilik protokolünün ticari şartlar başlıklı 3.2.3 maddesinde ...’in piyasa şartlarına ve işlem durumuna göre akaryakıt ve petrol ürünlerinin bayiye satışındaki satış şartları belirlendiğini, bu nedenlerle davacıdan olan alacağın tahsili için İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/640 E. sayılı dosyası ile dava açılması sebebiyle davanın huzurdaki dava bakımından bekletici mesele yapılmasına, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili; Müvekkili ile davalılar arasında 02/05/2011 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi , protokolü imzalandığını, ayrıca davalı bayinin satış taahhütnamesi imzaladığını, buna göre istasyonda her yıl 800 m3 satış yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, satışı yapılmayan her m3 için 60 -USD cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, bu taahhüt gereğince müvekkilinin istasyona bayi lehine yatırım yaptığını, davalının satış taahhüdüne bağlı kalmadığını, 2.056 -m3 eksiği bulunduğunu, bu nedenle doğan 123.360-usd cezai şart borcundan şimdilik 10.000-usdnin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının temerrüd tarihinden itibaren bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari temerrüd faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline,müvekkilinin davalılardan olan 20.180,79-TL cari hesap alacağının temerrüd tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH :26.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile cezai şart talebinin 26.060 -usd artırırak 36.060- usd cezai şartın tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili ; sözleşmenin süresinin 02.05.2016 tarihinde sona erdiğini, davacıya müvekkilinin 100.000- TL bedelli teminat mektubu verdiğini, mektubun süresinin 04/05/2016 tarihinde dolacağını, taraflar arasında halen İstanbul 15. ATM nin 2016/487 esas sayılı dosyasında müvekkili tarafından açılan menfi tespit davasının devam ettiğini,her iki dava arasında irtibat bulunduğunu, öncelikle davanın ... yönünden usulden reddine, esas yönünden haksız davanın reddine, İstanbul 15. ATM nin 2016/487 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına , önceki yıllara ilişkin olarak ihtirazi kayıt ileri sürülmediğinden eksik alım nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceği ,davacının iddia ettiği gibi kendilerini 2012 yılında eksik alımla ilgili herhangi bir ihtarın gönderilmediğini ,bayilik sözleşmesi süresince herhangi bir ihtar gönderilmediğini,bayilik sözleşmesi sona ermesine kısa bir süre kala 29.04.2016 tarihinde ihtar göndermesinin iyiniyetli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava açıldıktan sonra davacı tarafça davalı ... Petrol ve Tic. A.Ş ye 04.08.2016 tarihinde 20.180,79- TL cari hesap alacağının ve vade farkı faturası tutarı 19.866,31- TL olmak üzere 40.000- TL havale ile ödeme yapıldığı,yapılan ödeme sonucunda davacının menfi tespitini istediği cari hesap borcunu ödediği, davalı tarafından da teminat mektubunun iade edildiği,birleşen davanın cari hesap alacağı bakımından konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,Birleşen dosya davacısının cezai şart istemi konusunda ise; davalı bayii tarafından yapılan ödemenin birleşen dosya davacısı tarafından ihtirazi kayıt konulmadan kabul edildiği, para alındıktan sonra teminat mektubunun ( asıl davaya konu) birleşen dosya davalısına iade edildiği, birleşen dosya davacısının ticari defter ve kayıtlarında davalı hesaplarının sıfırlandığı bu nedenle birleşen dosya davacısının cezai şart alacağından yapılan tahsilat sonucu vazgeçtiği, alacağın istenebilir olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili; davalının asıl davaya konu menfi tespit davası açıldıktan sonra 04.08.2016 tarihinde 40.000-TL ödeme yaptığını cari hesap alacağına ödeme yapılması nedeniyle teminat mektubunun iade edildiğini, yapılan bu ödemenin cari hesap alacağı ve davacı birleşen dava uhdesinde bulunan ariyet malların bedellerine karşılık olduğunu, asıl davanın ödeme yapılması nedeniyle konusuz kaldığından mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karara bir itirazları olmadığını, asıl davada vekalet ücreti ve yargı giderinden sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, aksine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini birleşen dava yönünden ise ödeme ile cari hesap alacağının sıfırlandığını,ödemenin cezai şarta yönelik olmadığını, yapılan ödemeye ihtirazi kayıt konulmadığından cezai şart istenemeyeceği gerekçesinin doğru olmadığını, müvekkilinin eksik alım kaynaklı cezai şart alacağı bulunduğunu bilirkişinin tespit ettiğini, cezai şartın birleşen davalının ekonomik mahvına yol açmayacağını,belirterek kararın kaldırılmasına asıl davada yargı giderinin haklılık durumuna göre davacı üzerinde bırakılmasına ,birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF KARARI, BOZMA İLAMI VE SÜREÇ: Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde, 2018/1626 Esas, 2020/523 Karar sayılı 21.05.2020 tarihli karar ile; "Somut olayda davacı, cari hesap alacağına yönelik ödemeyi kabul etmeden önce, cezai şart istemine ilişkin iradesini dava açmak suretiyle ortaya koymuş ifayı kabul esnasında da cezai şarta ilişkin davadan vazgeçtiği veya feragat ettiğine ilişkin herhangi bir beyanda da bulunmamıştır. Daha önce cezai şart talebi yönünden dava açılarak ortaya konan irade yönünden ifa aşamasında yeniden ihtirazi kayıt konulmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durumda cezai şart talep edebilecektir. 02.05.2011 satış taahhütnamesinde birleşen davalı bayiinin yıllık 800 m2/beyaz ürün almayı taahüt ettiği ve bu satış taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde,eksik alınan beher m3 beyaz ürün için 60-usd cezai şart ödemeyi kabul etmiştir. Akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı sırasında birleşen davacı dağıtıcı firma 09.05.2012 tarihinde davalı bayiinin satım taahhüdünün ihlalı nedeniyle yasal hakları saklı tutulduğunu ihtar ettiğini iddia etmiş ise de davalı böyle bir ihtarı kabul etmemiş davacıda davalıya tebliğ ettiğini ispata elverişli delil sunmamış ve ihtarda bulunduğunu ispatlayamamıştır. Davacının 02.06.2015 tarihinde satım taahhüdünün ihlali nedeniyle gönderdiği ihtarname davalıya tebliği davalı tarafça kabul edilmiş ise ihtar içeriğinden davacının takip eden yılda davalıya mal verdikten sonra gönderildiği anlaşılmıştır. Zira 2 haziran 2015 tarihli ihtarnamede 5. yıl için 23 m3 ürün satıldığı ve cezai şart hesabına dahil edilmediği yazılıdır. Buna göre, 4. Dönem içinde davacının cezai şart talep edebilme koşulu bulunmamaktadır. Ancak davacı son yıla ilişkin cezai şartı talep edebilecek olup; sözleşme süresinin sona ereceği 02.05.2016 tarihinden önce 29.04.2016 tarihli ihtarname ile cezai şart talep etmiştir.Buna göre ; sözleşme uyarınca taahüt edilen miktara göre denetime elverişli bilirkişi raporunda hesaplanan son yıla ilişkin 14.220-usd (774m3-537=237 m3 eksik taahhüt x 60 USD)-cezai şart talep edebilecektir.Bu durumda asıl davada davalı lehine nispi vekalet ücreti ve birleşen davada 14.220-usd cezai şartın;davacı ihtarının davalıya tebliği edildiği hususunu ispata elverişli tebliğ şerhi yargılama sürecinde sunulmaması nedeniyle dava tarihinden itibaren yabancı para cinsine işletilecek faiz ile 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının usd cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalılardan tahsili yerine cezai şart talebinin reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davalı- birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına,asıl davada davalı lehine yargı giderine hükmedilmesine ve birleşen davada 14.220-usd cezai şartın birleşen dosya davalılarından müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2020/6317 Esas, 2022/3482 Karar 27.04.2022 tarihli kararı ile ".... davacı/birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya ve birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, ...Taraflar arasında imzalanan 02.05.2011 tarihli Bayilik Protokolü'nün 3.1.4. maddesinde satış yükümlülükleri düzenlenmiş, ayrıca bayi tarafından satış taahhütnamesinin de imzalanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla bayi tarafından aynı tarihi taşıyan bir de satış taahhütnamesi imzalanmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu ile bayinin taahhütlerine aykırı davrandığı tespit edilmiştir. Bayi tarafından protokol ve taahhüt hükümlerine aykırı davranılması halinde uygulanmak üzere Protokolün 4. maddesinde cezai şarta ilişkin düzenleme yer aldığı, 5.2 maddesinde "... (.... Petrol ve Tic. A.Ş.) lehine doğacak hakların bir kaçının ... tarafından bayiye karşı zamanında kullanılmaması, ... tarafından bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmeyeceği" hükmüne yer verildiği gibi yine taraflar arasında imzalanan aynı tarihli Bayilik Sözleşmesinin 47. maddesinde de cezai şarta ilişkin düzenlemede bayinin"...cezai şart tutarlarını, ihtarname keşidesine ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın ilk yazılı talep üzerine..." ödeyeceği ifade edilmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki Bayilik Protokolü ve Bayilik Sözleşmesinin cezai şarta ilişkin söz konusu hükümleri üzerinde değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerekirken, yazılı gerekçelerle cezai şart talebin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, birleşen davada verilen hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir." denilerek cezai şart isteği bakımından red edilen kısım nedeniyle hükmün davacı yararına bozulmasına" karar verilmiştir. Dairemizce verilen 2018/1626 Esas, 2020/523 Karar sayılı 21.05.2020 tarihli kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine Dairemizin 30/11/2022 tarihli ve 2022/1639 Esas, 2022/1960 Karar sayılı kararı ile; "yerleşik yargı uygulamasına aykırı; davacının, davalıda yarattığı haklı güven ile çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu cezai şart talebine ilişkin olduğundan bozma ilamına uyulmayarak direnilmesine, birleşen davada davalı şirketten cezai şart talebinin reddine ilişkin hükmün kaldırılmasına, yeniden hüküm verilerek cezai şart isteminin son yıl bakımından kabulüne, fazla istemin reddine,hükmün bütünlüğü sağlanması açısından hükmün kesinleşen kısımlarının aynen tekrarına" karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay HGK'nın 14/02/2024 tarih ve 2023/11-503 Esas 2024/99 Karar sayılı kararı ile; "Taraflarca imzalanan sözleşme ve protokolün anılan maddeleri karşısında sözleşme süresince davalının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davalıda haklı güven oluşturmayacağı aşikardır. Bu itibarla davalı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı ceza koşulu talep edebileceğinden, bölge adliye mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına" karar verilmiş, yasal zorunluluk nedeniyle bozma ilamına uyulmuştur. Açıklanan nedenlerle ;1 yıl süreli eksik alım miktarından davalının sorumluluğuna hükmedilmesine ilişkin ilamın HGK tarafından bozulması üzerine ;talep edilen cezai şart tutarının iktisaden mahva sebebiyet olmayacağının belirlenmesi karşılığında davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğinden birleşen davada talep olunan cezai şart tutarının tümünün davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiş,hükmün kesinleşen kısımları var ise de kesinleşen bu kısımlar yargılama giderinde dikkate alınmak üzere tekrar edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl davada davalı birleşen davada davacı .. Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2018 Tarih 2016/487 Esas - 2018/195 Karar sayılı hükmün kesinleşen yönleri dikkate alınarak HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Asıl davada konusuz kalan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına, 2-a- Birleşen davada cari hesaptan talep olunan 20.180,79-TL ödendiğinden konusuz kalan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına, b- Birleşen davada cezai şart talebinin kabulüne; 36.060-USD cezai şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4.a maddesi uyarınca kamu bankalarınca 1 yıllık vadeli usd mevduata verilen en yüksek oranda faiz işletilerek davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Asıl davaya ilişkin; Alınması gereken 54,40-TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.653,35 -TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 13.450-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Birleşen davaya ilişkin; Alınması gereken 7.152,31-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 840,25-TL ve 1.697,38-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.537,63-TL harcın mahsubu ile kalan 4.614,68-TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen toplam 2.537,63-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 118-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.118-TL yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine kabul edilen ve konusuz kalan miktar yönünden hesaplanan 19.981,54-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan 71,80-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 49,50-TL istinaf yargı giderinin asıl davada davacı birleşen davada davalılardan müteselsilen alınarak asıl davada davalı birleşen davada davacıya verilmesine, Asıl davada davacı birleşen davada davalılar tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargı giderinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02