İstanbul BAM 12. HD 2021/1854 E. 2024/755 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1854
2024/755
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1854
KARAR NO: 2024/755
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/11/2020
NUMARASI: 2016/960 Esas - 2020/657 Karar
DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Davanın kısmen kabulü - reddine ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 21/07/2015 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokol imzalandığını, davalı bayiin müvekkiline noterden gönderdiği 15/07/2016 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi ve protokolü süresinden evvel feshettiğini, müvekkilince de 22/07/2016 tarihli cevabi ihtarnameyle davalının iddialarına ve feshe itiraz edildiğini,davalının başka dağıtıcı ile anlaşma yaptığını; davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü akaryakıt ihtiyacının karşılanmadığı iddiasının doğru olmadığını, halbuki 11/07/2016 tarihinde davalının telefonla aranarak bayram tatili sebebi ile yakıt ihtiyacı olup olmadığının sorulduğunu ancak ihtiyaç olmadığının bildirildiğini, davalının yakıt almayarak, tanklarını boşaltmak ve sözde mağduriyet yaşadığı iddiasıyla fesih yollarına başvurduğunu; yine davalının 27/06/2016 tarihinde 8.406 litre yakıtın bozuk olduğunu müvekkiline bildirdiğini, numunede bir sorun olmadığının tespitine rağmen iyi niyetli olarak yakıtın iade alındığını, davalının ihtarda belirttiği mevcut paranın iadesi ve akaryakıt gönderilmeyeceğine dair hususun bu olduğunu;11/07/2016 tarihinde aranmasına rağmen yakıt talep etmeyerek, 14/07/2016 tarihinde ivedilikle yakıt isteyerek yakıt alınmadan aynı tarihte tespit yaptırılmasının feshin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini,sözleşmenin 17. maddesine göre sözleşmeyi fesheden davalının sözleşme süresi sonuna kadar alım taahhüdünden kaynaklanacak kar mahrumiyetini ödemesi gerektiğini; protokolün 9.1 maddesine göre bayiin, taahhütlerini yerine getirmediği takdirde müvekkilinin tüm zararlarını ödemekle mükellef olduğunun; 9.2 maddesine göre,sözleşmeyi haksız feshedenin diğer tarafa 200.000-TL cezai şart ödeyeceğini ileri sürerek, 50.000-TL kar kaybı ile 200.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkiline ait akaryakıt istasyonunun akaryakıt ihtiyacının karşılanmadığını, bu nedenle müvekkilinin hizmet veremediğini,durumun noter tarafından tespit edildiğini, buna göre feshin haklı sebeplere dayandığını, müvekkilinin yakıt ihtiyacı hususunda telefonla arandığının delilinin bulunmadığını, noter tespitinde müvekkilinin yakıt talep ettiği, davacı tarafından ise bu e-postaya akaryakıt yerine müvekkilinin alacaklı olduğu tutarın gönderileceği şeklinde cevap verildiğinin görüldüğünü; sözleşmenin 20, 21 ve 25. maddeleri ile diğer ilgili maddelerinde yer alan bayiin yakıt alamadığı gerekçesiyle sözleşmeyi fesih hakkının bulunmadığı şeklindeki hükümlerin dürüstlük kuralına ve emredici kanun hükümlerine aykırı olduğunu; cezai şartın talep edilmesinin aynı fiilden dolayı ikinci kez cezalandırılması anlamına geldiği ve kar mahrumiyeti cezasının da bir nevi cezai şart niteliğinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;sözleşmede taraflardan birinin sözleşmeyi haksız feshi halinde 200.000-TL cezai şart ödeyeceği ve 17. maddesinde bayiin taahhüdünü yerine getirmemesi veya sözleşme süresi dolmadan herhangi bir sebeple sözleşmeyi feshetmesi halinde süre sonuna kadar kar mahrumiyetini davacıya ödemeyi taahhüt ettiği; akaryakıt gönderilmediği gerekçesiyle davalının sözleşmeyi 15/07/2016 tarihinde feshettiği ancak sözleşmede akaryakıtın davacı tarafça gönderileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, teamülen davalının önceki ürünleri nasıl ikmal etti ise yine aynı yolla ikmal etmesi gerektiğinden davalının sözleşmeyi haksız feshettiği; bilirkişi raporuna göre davacının 3.967,86-TL kar mahrumiyeti alacağı bulunduğu; cezai şart yönünden ise davalının sözleşmenin geçerli olduğu 2015-2016 yıllarındaki ortalama net karının 42.780-TL olduğu, gelir vergisi beyannamelerine göre davalının son 5 yıllık ortalama karının 84.174,44-TL olduğu, sözleşmenin yaklaşık 1 yıl yürürlükte kaldığı dikkate alındığında 200.000-TL cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olabileceğinden cezai şart alacağından 3/4 oranında indirim yapılarak 50.000-TL cezai şarta hükmedilmesi gerektiği ve bu takdiri indirim sebebiyle reddedilen 150.000-TL cezai şart yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.967,86-TL kar mahrumiyeti tazminatının ve 50.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davacı vekili; süresi 5 yıl olan sözleşmenin 16. maddesinde davalının haklı bir neden olmadan sözleşmeyi feshetmesi halinde istasyonda 3 yıl süre ile akaryakıt ticaret yapmayacağını ve istasyonu ortağı olduğu bir şirkete tahsis etmeyeceğini taahhüt ettiğini, 17. maddesinde davalı sözleşmeyi her hangi bir şekilde feshederse süre sonuna kadar olan alım taahhüdünden olan kar mahrumiyetini, yatırımı ve ariyet olarak verilen malzeme bedellerini ödemeyi taahhüt ettiğini; protokolün 9.1 maddesinde bayiin feshi halinde tüm zararlarının karşılanacağı, 9.2 maddesinde haksız fesih halinde 200.000-TL cezai şartın ödeneceği ve 10.3'te demirbaş ve malzemelerin iade edileceğinin taahhüt edildiğini; ek sözleşmenin 4. maddesinde de yıllık 600 m3 beyaz ürün satma taahhüdünde bulunulduğunu; mahkemece davalının 15/07/2016 tarihli sözleşme fesih işleminin haksız olduğunun kabul edildiğini ancak kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağının yanlış hesaplama yapılan bilirkişi raporlarına göre hatalı olarak karar verildiğini, çünkü raporlarda sözleşme fesih tarihinin,kalan sürenin ve toplam satış tutarı ortalaması alınmasının hatalı olduğunu, fesih tarihinin yanlış hesaplandığını,sözleşme 21/07/2015-15/07/2016 arasındaki 360 gün sürmesine rağmen 2016 olan fesih tarihinin 2017 kabul edilerek taraflar arasındaki ticaret sanki 2 yıl (732 gün) sürmüş gibi hesap yapıldığını, raporlarda 2015 ve 2016 yılı faaliyet karının farklı tutarlarda hesaplandığını, kabul edilen kar kaybı miktarının çok düşük olduğunu, en düşük kar dikkate alınsa dahi kar kaybının en az 74.642-TL hesaplanacağı, zaten davalının 2015-2016 net karının 42.780-TL olmasına rağmen 4 yıllık kar kaybının 3.967,86-TL olmayacağını, tacir olan davalının imzaladığı sözleşmeye göre 200.000-TL cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, ekonomik durumunu tehlikeye atmayacak olmasına rağmen bu hususta delil sunmayan davalı hakkında aksi kanaatle 50.000-TL'ye karar verildiğini belirterek, kararın reddedilen kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2-Davalı vekili; müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, HMK hükümlerine aykırı olan bilirkişi raporlarına göre karar verilmesinin doğru olmadığını, hiç bir akaryakıt bayiisinin akaryakıt sağlanmaması durumunu kabul etmeyeceğini, sözleşmeye göre davacının müvekkiline mazotu Tüpraş fiyatı+%1 ve benzini Tüpraş fiyatı+%2 karla satacağını, davacının karının hesaplanmasında da bu tutarın brüt karını oluşturacağının ve yoksun kalınan karın hesabında ise net karın hesaplanması gerektiğinin bilirkişi raporunda belirtildiğini, sözleşme ifa edilseydi elde edilecek net karın yoksun kalınan kar olarak hesaplanacağını,tacirin ekonomik mahvına sebep olacak cezai şartın indirime tabi olacağı, gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra müvekkilinin net karının yıllık 42.780,69-TL olarak hesaplandığı dikkate alındığında 200.000-TL cezai şartın müvekkilinin ekonomik mahvına yol açacağını belirterek, kararın kısmen kabul edilen kısmının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin bayi tarafından erken feshi sebebiyle davacı dağıtıcının kar kaybı ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 5 yıl süreli 21/07/2015 tarihli sözleşmenin 47/d maddesinde bayiin hem sözleşme hem de ek protokollerdeki cezai şarta ilaveten fesih tarihinde sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünlerini fesih sebebiyle satamaması sonucu davacının uğradığı zararı her m3 beyaz ürün için davacının karı esas alınmak üzere davacıya ödeyeceği; 48. maddesinde bayiin sözleşmeye aykırı davranış sebebiyle davacının sözleşmeyi feshi halinde, ek protokolle belirlenecek cezai şartın bayi tarafından davacıya ödeneceği; aynı tarihli protokolün 4. maddesinde, motorinde dağıtıcının kar marjının Tüpraş+1, benzinde kar marjının Tüpraş+2 olduğu ve bayiin her yıl en az 600 m3 beyaz ürün satmakla yükümlü olduğu; 9.1 maddesinde bayiin sözleşme veya protokol hükümlerine aykırılığı halinde davacının sözleşmeyi fesih ederek uğradığı zararı tazmin edeceği; 9.2 maddesinde taraflarca sözleşmenin neden göstermeden fesih edilmesi halinde diğer tarafa 200.000-TL ceza ödemekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Davalı bayii tarafından 15/07/2016 tarihli ihbarnameyle sözleşme fesih edilmiştir. Fesih sebebi olarak, akaryakıt siparişlerinin karşılanmadığı, 14/07/2014 tarihli e-postayla akaryakıt kalmadığından acil ikmal istenildiği ancak aynı tarihli cevabi e-postada cari hesap alacağının 18/07/2016 tarihinde iade edileceğini söylendiği, bunun da kendisine akaryakıt göndermeyeceği anlamına geldiği şeklinde belirtilmiştir. Ancak bu hususta davalı bayi tarafından iddiayı kanıtlayan herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi geç veya hiç akaryakıt ikmali yapılmaması nedeniyle davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir ihtar da bulunmamaktadır. Davalının delil olarak dayandığı 14/07/2016 tarihli e-postadan da davalının iddiası gibi, kendisine akaryakıt ikmal edilmeyeceği anlamı çıkarılamamaktadır.Zira e-postada, davacının o yönde bir ifadesi yoktur.Davacı bayii sözleşmeyi süresinden evvel fesih ettiğinden feshi haksız bulunmuştur. Bu nedenle kural olarak davacının bayilik sözleşmesi ve alım taahhüdüne dayalı olarak, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ve cezai şart talep hakkı bulunmaktadır.Hükme esas alınan 17/01/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı bayiin 106.754 litre benzin, 734.168 litre motorin olmak üzere toplamda 2.469.687-TL satış yaptığı, bunun ortalamasının da 1.234.843,51-TL olduğu, davacının kayıtlarına ve sözleşmedeki Tüpraş+1 ve +2 hesabına göre 2015 ve 2016 yılı brüt kar oranının %1,06 net kar oranı ortalamasının (0,12+0,31/2=)%0,215 ve faaliyet karı da 2.654,91-TL şeklinde belirlenmiştir. Ancak bilirkişi raporunda sözleşmenin sona erme tarihi hatalı olarak 22/07/2017 olarak dikkate alındığında, sözleşmenin ayakta kaldığı süre 732 gün, kalan süre de 1.094 gün olarak kabul edilmiş ve davacının kar kaybı 3.967,86-TL olarak hesaplanmıştır. Ancak davalının ihbarı üzerine sözleşmenin sona erdiği tarafların kabulünde olduğundan, sözleşmenin 21/07/2015-15/07/2016 tarihleri arasındaki 359 gün ayakta kaldığı, 5 yıllık sürenin dolmasına ise 4 yıl 6 gün=1466 gün kaldığı anlaşılmıştır. Davacının kar kaybı hesabının da bu sürelere göre yapılması gerekmektedir. Buna göre davacının kar kaybı alacağı, bilirkişinin hesaplama yöntemine göre 2.654,9-TL1/359günx1.466gün= 10.841,50-TL olarak hesaplanmaktadır. Kar kaybı hesaplama yönteminin sözleşmede belirlenmediği, soyut olarak cezai şart yanında kar kaybı ödeneceği belirtildiğinden, davacının davalıya yaptığı satışlardan hareketle hesaplanan kar kaybından faaliyet ve yönetim giderleri düşülerek net kar oranı belirlenerek net kar kaybına hükmedilmesi hususundaki hesaplama yöntemi doğru bulnmuş,davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi uygun bulunmamıştır. Ayrıca mahkemece, davacının 200.000-TL cezai şart alacağının, davalının ekonomik mahvına sebep olabileceğinden tenkisiyle 50.000-TL'ye hükmedilmiştir. Davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği anlaşıldığından, sözleşmenin 48 ve protokolün 9/2 maddesine göre, davalının cezai şart ile yükümlü tutulması doğrudur. Bilirkişi raporunda, davalının sözleşmenin geçerli olduğu 2015-2016 yıllarındaki ortalama net karının 42.780-TL ve gelir vergisi beyannamelerine göre davalının son 5 yıllık ortalama karının 84.174,44-TL olduğu tespit edildiğinden, 200.000-TL cezai şart miktarının kabulü halinde davalının ekonomik olarak mahvına sebep olacağından cezai şarttan yapılan tenkis hakkaniyete uygundur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kar kaybı alacağı açısından kabulü ile davanın kısmen kabulüne, 10.841,50-TL kar kaybı ve 50.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş; tenkis edilen miktardan dolayı davalı taraf yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/960 Esas - 2020/657 Karar sayılı 26/11/2020 tarihli kararının HMK 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, "Davanın kısmen kabulüne, 10.841,50-TL kar kaybı ve 50.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan tahsiline," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 4.156,08-TL karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 4.269,38-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 113,30-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan toplam 4.185,28-TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafça yapılan 7.700-TL bilirkişi ücreti ve 326,40-TL posta masrafı olmak üzere olmak üzere toplam 8.026,40-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 6.740-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalılar lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine," Alınması gereken 3.686,54-TL istinaf karar harcının davalı tarafından peşin yatırılan 3.670-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 16,54-TL'nin isteği halinde davalılara iadesine, Yatırılan 59,30-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça yapılan 66-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 55-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02