İstanbul BAM 12. HD 2021/1685 E. 2024/748 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1685
2024/748
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1685
KARAR NO: 2024/748
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/04/2021
NUMARASI: 2017/631 Esas - 2021/244 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin kararın, davacı -karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
ASIL DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 16/12/2010 tarihli distribütörlük anlaşması imzalandığını, sözleşmeyle davalının mutfak araç ve gereçleri ile saklama kapları ürünlerinin Denizli bölgesinde satılmasının kararlaştırıldığını, bu kapsamda 300'den fazla üyenin davalıya kazandırıldığını, 2015 yılında net satışların 1.013.362-TL, 2016 yılında 716.334-TL ve 2017 yılında fesih tarihine kadar 366.116-TL olduğunu, müvekkilinin bu satışlar üzerinden yıllık %8 orandan 2015 yılında 95.654,69-TL, 2016 yılında 59.726,77-TL ve 2017 yılında 21.187,49-TL komisyon ödemesi aldığını, davalının müvekkiline noterden gönderdiği 17/02/2017 tarihli fesih ihtarı ile sözleşmenin feshedildiğini; davacının faaliyeti sebebiyle, davalının Denizli ve çevresinde tanınmasının sağlandığını, fesihten sonra da davalının müşteri çevresinden yararlanmaya devam ettiğini, haksız fesih sebebiyle müşterilerini kaybeden müvekkilinin 5.000-TL müşteri tazminatı; sözleşmenin haksız feshi sebebiyle 5.000-TL denkleştirme tazminatı; müvekkilinin iş yerini kapatmak zorunda kaldığı için mağdur olduğunu ve iş kuramadığını, 5.000-TL fiili zarar tazminatı ile davalının uhdesinde biriken ve ödenmeyen 5.000-TL komisyon tutarı olmak üzere, fazlaya ilişkin hakları kalmak üzere 20.000-TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili, 27/06/2020 tarihli dilekçesiyle 5.000-TL olan denkleştirme-portföy tazminatı talebini 56.393,02-TL ve 5.000-TL olan fiili kar-zarar tazminatı taleplerini 13.795,07-TL'ye artırdıklarını, 5.000-TL komisyon ve 5.000-TL müşteri tazminatı alacak talepleriyle birlikte toplam 70.188,09-TL'nin sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının distribütör olarak müvekkili şirket satış sistemi içerisinde faaliyet gösterdiğini,sözleşmeden de görüleceği üzere distribütörün satış yapamayacağının, alt grubunun üyelik taleplerini alarak kabul edeceği, grubuna dahil olan doğrudan satıcıları eğiteceği, motive edeceğinin ve karşılığında alt grubunun satışlarından prim alacağının kararlaştırıldığını; davacının grubunun performansının ortalamanın üzerinde olduğunu, hiç bir tacirin sebepsiz yere böyle bir ilişkiyi sonlandırmayacağını ancak davacının bu başarı için kullandığı metodların farkına varıldığında ilişkinin sonlandırıldığını; 2017 yılı Şubat ayı içinde Bölge Müdürü ...'ın rutin ziyareti esnasında davacıya ait distribütörlük merkezi önünde müvekkilinin merkez deposundan geldiği haliyle başka yerlere gönderilmek üzere kargo aracına yüklenmekte olan koli yığınları görüldüğünü, kolilerle meşgul olan davacının kardeşi ve aynı zamanda sisteme dahil bir danışman olan Derya’ya bu durum sorulduğunda, başka ilçelerdeki danışmanların siparişlerini gönderdikleri cevabının verildiğini, bunun tatmin edici bir cevap olmadığını ve koli üzerindeki alıcı adresinin başka bir şehir adresi olduğunu, ayrıca ürünlerini adrese teslim isteyen danışmanlara merkez depodan doğrudan gönderim sağlandığını, bunun üzerine davacının sorumlu olduğu merkez ve faaliyetlerinin incelemeye alındığını; davacının kendisine olan güveni kötüye kullanarak satış hedeflerini tutturmak adına ilgililerin bilgi ve onayı olmaksızın sanal üyelikler gerçekleştirdiğinin, alt grubundaki danışmanların bilgisi olarak ve/veya olmadan onlar adına teknik olarak birer doğrudan satış işlemi olmaksızın stok siparişler verdiğinin ve bu siparişlerin ödemelerinin hamillerini bilemedikleri kredi kartları ile toptan olarak tek elden yapıldığının tespit edildiğini, oysa ki normalde her bir sipariş sahibinin danışmanın satış karını elinde tuttuktan sonra fatura ödemesini kendisinin yapması gerektiğini; yapılan incelemede davacının “... Cad. No:...” adresinde ikamet eden 133 kişiyi üye kaydettiğinin belirlendiğini, bu adresin davacının merkez adresi olduğunu, bu üyeliklerin sanal olduğu ve bunlar üzerinden siparişler girilmek suretiyle ürün tedarik edildiği, böylece belirlenen üyelik ve sipariş hedeflerine ulaşıldığının anlaşıldığını; çünkü normal bir satış işleminde siparişin, ilgili danışmanın bizzat kendi talebi ile distribütör tarafından girileceği ve sipariş konusu ürün, siparişi veren danışmanın isteğine göre ya doğrudan adresine kargolanacağı ya da elden teslim alması için distribütörlük merkezine gönderileceğini, davacının da merkeze gönderilen bu ürünleri siparişi veren danışmana imza karşılığı teslim etmesi ve her hafta teslim formunu şirkete göndermesi gerektiğini, dolayısıyla siparişlerin reel satış için olmadığının açık olduğunu; yine, sipariş ödemelerinin kendisi tarafından veya bir 3. şahıs kredi kartı ile yapılıyor olması hususu birlikte değerlendirildiğinde, davacının doğrudan satış sistemine aykırı faaliyet gösterdiği, bir doğrudan satış distribütörü değil adeta bir toptancı bayi gibi hareket ettiğini; 2016 yılı sonu ve 2017 yılı başı sipariş ödeme listelerinde rastgele yapılan araştırmada ... nolu kart ile 36 danışman adına 82 fatura ödemesi, ... nolu kart ile 20 danışman adına 22 fatura ödemesi ve ... nolu kart ile 17 danışman adına 19 fatura ödemesinin gerçekleştirildiğini; müşterisi olmaksızın stok yapılan ürünlerin akıbetleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, davacının kayıtdışı olarak sanal pazarlarda ve semt pazarlarında garantisiz perakende ürün satanlara el altından tedarikçilik yaptığının düşünüldüğünü; davacının bu eylemleriyle müvekkili satış sisteminde düzeni bozan bir haksız rekabet içerisinde bulunduğu gibi aynı zamanda vergi mevzuatı açısından kamu zararına da sebebiyet verdiğini, davacı ve meçhul ortaklarının açıklanan kötüniyetli faaliyetlerinin Gelir Vergisi Kanunu'nda tanımlanan muafiyet kapsamında olmamasına rağmen fesih tarihine kadar bundan faydalandıklarını, müvekkili merkez deposundan çıkan ürünlerin sipariş sahibi görünen danışmanlar adına faturalanarak distribütörlük merkezine geldikten sonra, kayıtdışı olarak bir yerlere sevk edildiğini, bunun farkına varan müvekkilinin sözleşmeyi sonlandırmaktan başka bir çaresinin olmadığını; fesih ihbardan sonra müvekkilinin, davacının fesihten hemen önce girdiği son siparişlerin ve hak edilen hediyelerin ilgililerine kimlik kontrolüyle teslimini gerçekleştirince, sundukları listedeki siparişlerin iade edildiğini, davacının ise bu iadeleri sözde kendisine yapılan haksızlığa karşı ekibinin protestosu olarak lanse etmeye çalıştığını ve davacının taleplerinin haksız olduğunu ileri sürerek, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
KARŞI DAVA: Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesinde davacı distribütörün ihlal halinde hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın 15.000-TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini ileri sürerek, 15.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVAYA CEVAP: Asıl davada davalı-karşı davada davalı vekilinin, asıl davaya karşı sunduğu cevap dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve sunulan belgelerin uyuşmazlıkla ilgisi olmadığını, bu kapsamda sözleşmeyi haksız olarak fesh etmiş karşı dava davacısının cezai şart talebin de hukuken isabetsi olduğunu belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, asıl dava açısından; davacının distribütörlük sözleşmesi ile üstlendiği asli edimlere aykırı hareket ettiği, sözleşmeyi ihlal eden hileli davranışlarda bulunduğu, davalının çalışma sisteminin suiistimal edilmesi nedeniyle sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedenlere dayandığından, davacının denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği; sözleşmenin 9.3 maddesinde sözleşmenin feshi halinde davacının mevcut veya muhtemel zarar kaybı, tahmini satışlar, giderler, yatırımlar, taahhütler neticesinde ve sair herhangi bir nedenle söz konusu olabilecek dolaylı zararlarını talep edemeyeceği, yine sözleşmenin 9.4 maddesiyle davacının satış ağına bağlı olarak herhangi bir tazminat, alacak veya benzeri bir hak talep edemeyeceği kararlaştırıldığından ve sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği gerekçesiyle, asıl davanın tüm talepler yönünden reddine; karşı dava açısından, sözleşmenin 13.1 maddesiyle distribütörün sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmediği takdirde sözleşmeye aykırılıktan dolayı davalı-karşı davacı şirketin uğramış olduğu maddi ve manevi zarardan başka ayrıca 15.000-TL cezai şart ödemeyi kabul ettiği, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya gönderdiği 17/02/2017 tarihli fesih ihtarnamesinde bu hakkın saklı tutulduğu, davacının sözleşmeyi ihlal eden hileli davranışları sebebiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyerek cezai şart koşullarının oluştuğu, öte yandan davacının sözleşmeyle elde ettiği önceki yıllara ilişkin gelirleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda kararlaştırılan cezai şartın fahiş miktarda olmadığından tenkis edilmediği gerekçesiyle, karşı davanın kabulü ile 15.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin vergi mükellefi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak ve hiç bir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, davalının 300'e yakın müşteriyi müvekkilinin elinden aldığını, gösterdiği üstün başarılara karşılık olarak davalı şirketin sağladığı yurt dışı gezisi ve hediye imkanlarından yoksun kaldığını, Denizli ili ve çevresinde davalının tanınırlığını sağladığını, müvekkilinin haklı taleplerinin mahkemece davalının tek taraflı ve gerçeğe aykırı beyanlarıyla hatalı olarak reddedildiğini, davalının tanık beyanına itibar edilmiş olmasına rağmen neden müvekkilinin tanıklarına itibar edilmediğinin açıklanmadığını, tüm gerekçenin davalının beyanlarına dayandırıldığını; müvekkilinin kesinlikle sanal üyelikler oluşturmadığını, bu hususun yeni bir bilirkişi heyeti tarafından açıklığa kavuşturulacakken bundan da imtina edildiğini; müvekkilinin zararının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Asıl dava, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin haksız olarak feshi kapsamında ayrı ayrı müşteri, denkleştirme ve fiili zarar tazminatı ile komisyon alacağı; karşı dava ise distribütörlük sözleşmesinin ihlali sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir. TTK'nın acentelere ilişkin "Denkleştirme istemi" başlıklı 122. maddesi hükümlerinin, maddenin 5. fıkrasına göre hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağı kabul edilmiştir. Buna göre taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi açısından asıl davada davacının, portföy-denkleştirme tazminatı açısından da uygulama alanı bulacaktır. TTK 122 uyarınca distrübütörün denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde edilmesi, distribütörün ücret kaybına uğraması, denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K. sayılı ve 10/05/2017 tarihli ilamı). Denkleştirme tazminatı istenebilmesi için ayrıca sözleşmenin distribütörden kaynaklanan haklı bir sebeple feshedilmemiş olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki 16/12/2010 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 1.1 maddesinde distribütörün hiç bir şekilde bölgede her hangi bir ... ürününün perakende veya toptan satışını yapamayacağı veya yapılmasına izin vermeyeceği; 1.11 maddesinde, distribütörün satış ağına katılan danışmanların başvuru formundaki bilgilerinin doğruluğunu, tam ve eksiksiz doldurulduğunu (adı-soyadı, açık ev adresi, telefon numarası, T.C. Kimlik numarası ve diğer nüfus cüzdan bilgileri) kontrol etmekle yükümlü olduğu, gerçeğe aykırı ve eksik bilgi veren danışmanların satış ağına katılmasına kesinlikle izin vermeyeceği, ayrıca distribütörün, danışmanların yaptığı siparişlerin ilgili danışmanın bizzat kendisi tarafından yapıldığını kontrol ve teyit etmek zorunda olduğu, aksi takdirde hukuki veya cezai tüm sorumluluk distribütöre ait olup bu konulardaki ihmalinden dolayı ..."in uğrayacağı her türlü zararı tazmin etmekle yükümlü bulunduğu; 13. maddesinde, distribütörün sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmediği takdirde sözleşmeye aykırılıktan dolayı ...'nin uğramış olduğu maddi ve manevi zararda (fesih hakkından) başka 15.000-TL cezai şart ödemeyi kayıtsız şartsız kabul ve taahhüt ettiği, cezai şartın tahakkuk etmesi ve muaccel hale gelmesi için sözleşmeye aykırılığın gerçekleşmiş olmasının yeterli olduğu, hiçbir yazılı veya sözlü uyarıya gerek bulunmadığı düzenlenmiştir. Somut olayda, asıl davada davalı şirket, davacıyla aralarındaki sözleşmeyi 17/02/2017 tarihinde noterden gönderdiği ihtarnameyle şirketin satış sistemini ihlal eden faaliyetler sebebiyle fesh ettiğini belirtmiştir. Davacı, bu feshin haksız ve gerekçesiz olduğunu belirterek tazminat ve alacak taleplerinde bulunmuştur. Davacının taleplerinden biri olan denkleştirme (ve aynı anlama gelen müşteri-portföy) tazminatı ve fiili zarar taleplerinin değerlendirilmesi için bu feshin haklı olup olmadığı, yani bu feshe davacının sebebiyet verip vermediği belirlenmelidir. Buna göre davalı şirket dosyaya sunduğu belgelerle, davacının satış hedeflerini yakalayabilmek için sanal danışman üyelikler oluşturduğunu, stok siparişler verdiğini ve siparişlerin hamilleri bilinmeyen belli kredi kartlarıyla toptan olarak tek elden ödemelerinin yapıldığını, davacının kendi adresinde bulunan 133 kişiyi alt grubundaki danışmanlar olarak kaydettiğini iddia ederek, buna ilişkin kayıtlar sunmuştur. Buna göre özellikle ödemelerin belli numaralı kredi kartlarıyla yapıldığı, çok sayıdaki "danışman başvuru formundaki" adreslerin aynı adresler olduğu ve bu adresin de davacının işyeri adresi olduğu görülmüştür. Davacı bu iddiaları kabul etmediğini belirtmiş ancak aksi yönde bir delil sunmamıştır. Sadece davacı tanığı Nuran ifadesinde, işlemlerde usulsüzlük olmadığını, bazı kadınların eşlerinden durumu gizlemek için gerçek adreslerinden farklı adresler verdiğini ve distribütörlerin çoğunlukla kendi kartları ile toptan ödeme yaparak, üyelerden bedelleri tahsil ettiklerini söylemiştir. Davacı taraf bu ifadeye karşı her hangi bir itirazda bulunmamıştır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davacının söz konusu eyleminin sözleşmenin 1.1 ve 1.11 madde hükümlerine aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından, davalının sözleşmeyi feshi haklıdır. Sözleşmeyi haksız davranışlarıyla feshine sebep olmuş olan davacının, dava dilekçesinde istediği ve sonradan ıslah dilekçesinde miktarını artırdığı tazminat taleplerinin yerinde olmadığı kabul edilmelidir. Kaldı ki davaya konu ettiği komisyon alacağı olan 21.187,49-TL'nin davalı tarafından davacının ... Bankası hesabına 03/03/2017 tarihinde ödendiği, dosyaya sunulan dekonttan anlaşılmaktadır. Karşı dava açısından da, karşı davada davacı şirketin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu tespit edildiğinden, sözleşmenin 13. maddesine göre 15.000-TL cezai şart talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava yönünden alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden alınması gereken 1.024,65-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 256,16-TL harcın mahsubu ile kalan 768,49-TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı-karşı davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı-karşı davacı tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02