SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/729 E. 2024/74 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/729

Karar No

2024/74

Karar Tarihi

11 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/729

KARAR NO: 2024/74

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/01/2021

NUMARASI: 2018/338 Esas - 2021/58 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili, taraflar arasındaki 28/04/2015 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalının ürünlerini sattığını, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan 353.930,33-TL alacaklı olduğunu,alacağın dayanağı faturalara davalının itiraz etmediğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine 07/02/2018'de İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla 353.930,33-TL asıl alacak talepli ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında imzalanan 28/04/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin noterden davalıya gönderilen 18/12/2017 tarihli ihtarnameyle haklı olarak feshedildiğini, müvekkilinin cari hesaptan borcu olmadığını, bayilik sözleşmesinin 21.1 maddesinde taraflar arasında TTK'da tanımlanan anlamda bir cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunun kabul edildiğini, 21.3 maddesinde bayiin bir alacağının doğması durumunda söz konusu alacağın hangi borçtan mahsup edileceği ile yapılacak ödemelerin öncelikle ferilerden sayılıp sayılmayacağını belirleme yetkisinin müvekkiline ait olduğunu,müvekkili şirketin bayilerinin sözleşme ve eklerinin ihlali halinde uygulanan "Kurumsal Bayi Ceza Sistematiği" bulunduğunu, davacının sözleşmeye, duyurulara ve Sistematiğe aykırı hareketleri tespit edildiğinde kendisine ceza kesildiğini, bu kapsamda bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ayrıca davacının usulsüz işlemleri nedeniyle uygulanan ceza miktarınca fatura düzenlenerek cari hesap kayıtlarına alındığını,sözleşmenin 26.5 maddesine göre kendisine para cezası uygulanan bayiin müvekkilinden olan alacağından mahsup edildiğini ve davacının da bir alacağının kalmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine ve %20 oranda kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, bayilik sözleşmesinin 21.3 maddesinde 6 ayda bir hesap mutabakatı yapılacağı, kayıtlar arasında farklılık oluşursa davalının kayıtlarının esas alınacağı, 26.11 maddesinde de sözleşmenin fesih edilmesi üzerine kurumsal bayiin cari hesabının kapatılacağı, kurumsal bayiin nihai borç alacak bakiyesinin belirleneceği,26.12 maddesinde de kurumsal bayiin sözleşmenin sona ermesinden önceki faaliyetleri sebebi ile cari hesaptan kaynaklanan alacaklarını talep edebileceklerinin düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin noterden gönderilen 18/12/2017 tarihli ihtarnameyle fesih edilmesine rağmen 26.11 maddesindeki düzenlemeye riayet edilmediği, kurumsal bayi davacının cari hesabı kapatılarak borç alacak bakiyesinin belirlenmediği, davalının ticari kayıtlarında davacının 312.129,53-TL'lik alacağı mevcut olduğu, davalı tarafından bu alacak üzerine 30/05/2017 tarihinde 200.000-TL, 20/11/2017 tarihinde de 112.129,53-TL olmak üzere toplam 312.129,53-TL tutarında blokaj kaydı yapıldığı, blokaj kaydının dayanağı olarak da ceza ve kesinti tutarlarının gösterildiği; davalı tarafından kurumsal bayi ceza sistematiğine göre kesilen cezanın dayanaklarının neler olduğunun tam olarak açıklanamadığı,blokaj kaydı konulan 312.129,53-TL alacağın 195.112,03-TL'lik kısmının blokajının dava tarihinden sonra kaldırılarak 08/06/2018 tarihinde davacıya ödendiği, davacının davalı kayıtlarında dava tarihinden sonra bakiye 117.017,50-TL alacağının halen mevcut olduğu, bu alacağa yönelik ceza kesintilerinin dayanak kayıtlarının mevcut bulunmadığı, alacağın likit olduğu ve davacının takibinde kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 312.129,53-TL üzerinden devamına, asıl alacak olan 312.129,53-TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, davadan sonra 08/06/2018 tarihinde yapılan 195.112,03-TL lik ödemenin infazda icra dairesince nazara alınmasına, kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, bilirkişi raporlarının içeriklerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, mahkemece sözleşme hükümleri,deliller,sundukları taleplerinin hiçbiri değerlendirilmeden hüküm verildiğini; TTK 94 dikkate alındığında hesap mutabakatı yapılması için özleşmenin 21.4 maddesindeki 6 aylık bir dönemin öngörüldüğünü ancak davacının sözleşmenin bu hükmünü göz ardı ederek, 18/12/2017 tarihli feshin ardından henüz 2 aydan az bir süre geçmesine rağmen 02/07/2018 tarihinde icra takibi başlattığını, hesap mutabakatı tamamlanmadan başlatılan bu takibin sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil ettiğini; delillerinin toplanmadığını, müvekkili şirketçe davacıya tahakkuk ettirilen ceza faturaları üzerinde araştırma yapılmadığını ve ceza faturalarına ilişkin savunmalarının eksik incelendiğini; 25/11/2019 tarihli bilirkişi raporuna itirazları içeren 11/12/2019 tarihli dilekçelerinde müvekkili nezdinde yapılan denetim ile davacı şirketin sözleşmenin devamı sırasında bir takım fraud işlemleri yaptığını, bu işlemler neticesinde haksız kazanç elde ettiğini, sözleşmenin eki niteliğindeki Ceza Sistematiği uyarınca davacı tarafa ceza faturaları tahakkuk ettirildiğinin beyan edildiğini, bu doğrultuda müvekkilinin kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve davacı tarafa tahakkuk ettirilen cezaların alanında uzman bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiğini,alacağın likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında bayiinin davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bayilik sözleşmesinin 21.1 maddesinde tarafların birbirlerinden olan karşılıklı hak ve alacakları nedeniyle aralarında TTK'da tanımlanan anlamda bir cari hesap sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğunu kabul ettikleri; 21.3 maddesinde bayiin davalıdan herhangi bir alacağının doğması halinde, söz konusu alacağın öncelikle hangi borçtan mahsup edileceği ile yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz, ceza veya masraflara sayılıp sayılınayacağını belirleme yetkisinin davalıya ait olacağı; 21.4 maddesinde 6 ayda bir bayiin davalı ile hesap mutabakatı yapmakla yükümlü olduğu ve kayıtlar arasında farklılık olursa davalının kayıtlarının esas alınacağı; 21.5 maddesinde bayiin davalı tarafından gönderilecek faturaların davalıda kayıtlı olan e-posta adresine gönderileceği; 25.2 maddesinde davalının sözleşmeyi önel vermeden fesih hakkının bulunduğu ve fesih anının bayie ulaştığı an olduğu; 26.9 maddesinde sözleşmenin her hangi bir sebeple fesih/sona ermesi durumunda hesap mutabakatı yapılıncaya kadar davalının bayiin primlerini, hak edişlerini, alacaklarını ödememe/durdurma yetkisinin bulunduğu; 26.11 maddesinde sözleşmenin sona ermesi/feshedilmesi üzerine, davalı tarafından bayiin cari hesabının kapatılacağı ve kurumsal borç/alacak bakiyesinin belirleneceği, 26.12 maddesinde de bayiin sözleşmesinin sona ermesinden/feshinden önceki faaliyetleri sebebiyle cari hesaptan kaynaklanan alacaklarını talep edebileceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı tarafından davacıya noterden gönderildiği belirtilen 18/12/2017 tarihli ihtarnameyle feshedildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık işbu itirazın iptal davasının açılmasından sonra davalının davacıya 08/06/2018 tarihinde yaptığı 195.112,03-TL ödemenin düşülmesinden sonra davalının kayıtlarına göre davacının alacaklı göründüğü, ancak davalının iddiasına göre sözleşmeye aykırılık sebebiyle davacıya kesildiği iddia edilen 04/06/2018 tarihli 123.797,69-TL bedelli faturanın davacının hesabından mahsup hakkı olup olmadığına ilişkindir. Somut olayda, tarafların kabulüne göre bayilik sözleşmesi 18/12/2017'de fesholmuş ve davacı cari hesap nedeniyle davalıdan olan alacağı için 07/02/2018'de icra takibi başlatmıştır. Davacının cari hesabına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 353.930,33-TL alacaklı göründüğü, davalının cari hesabına göre ise de 2017 yılı sonu itibariyle davacıya 134.633,47-TL borcu göründüğü ancak davacının hesap ekstresindeki alacakları üzerine 30/05/2017 tarihinde 200.000-TL ve 20/11/2017 tarihinde de 112.129,53-TL olmak üzere toplam 312.129,53-TL bloke koyduğu, davadan sonra 04/06/2018'de 188.331,84-TL blokaj iadesi işlemi yapıldığı, "bayi usulsüz işlem kesinti bedeli" açıklamasıyla davacıya 123.797,69-TL bedelli faturayı düzenlendiği ve 08/06/2018'de de davacıya 195.112,03-TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı söz konusu 123.797,69-TL bedelli faturanın, hem davadan sonra hem de haksız olarak ve müvekkiline tebliğ edilmediğinden kabul etmediklerini belirtmiştir. Davalı taraf da, davacının alacaklarına uygulanan 312.129,53-TL'lik bloke edilen kısımdaki 195.112,03-TL'nin davacıya ödendiğini ancak kalan 123.797,69-TL için davacıya ceza faturası düzenlendiğini yani müvekkilinin davacıya bu miktarda borcunun bulunmadığını savunmuştur. Fakat davalı taraf, kendileri de yargılama aşamasında söz konusu ceza işleminin dayanağının araştırılmasını istemesine ve mahkemece tensip zaptında tüm delillerin sunulması aksi halde ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı bildirilmesine, ön inceleme duruşmasında ceza uygulamasına ilişkin belgeleri sunulmasının istenilmesine rağmen yargılama sürecinde ve istinaf aşamasında dahi düzenlediği ceza faturasının dayanağı belgeleri sunmamıştır. Mahkemece;davalının davacının alacağına mahsup ettiği 123.797,69-TL nin dayanağını açıklayıp ,belgelendirmediğinden davacının takip tutarı kadar alacağını ispatladığı gerekçesiyle itirazın iptali ile ,blokede iken davadan sonra iade edilen miktarın infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Davalı vekili, davacının sözleşmede kararlaştırılan cari hesap mutabakat süresi olan altı ayı beklemeden fesihten yaklaşık iki ay sonra yani erken icra takibi yaptığı itirazında bulunmuştur. Ancak taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ve aynı zamanda o sözleşmede düzenlenmiş cari hesap sözleşmesinin de 18/12/2017 tarihinde fesh edildiği belirlenmekle ;bayilik sözleşmesi yürürlükte iken 6 aylık sürelerle mutabakat yapılacağına ilişkin hüküm uyuşmazlıkda uygulanamayacaktır.TBK nın 90.madde uyarınca ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur.Fesih tarihi itibariyle cari hesabın kapatılacağı gözetildiğinde ;davacının cari hesapdan alacağı fesih ile muaccel hale gelmiştir.Davalı vekilinin 6 aylık hesap dönemi beklenmeden icra takibi başlatıldığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Ayrıca;icra takibine konu alacak davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğundan belirlenebilecek nitelikte olduğundan talep olunan alacak likit olduğu gibi ,davacı alacaklının daha fazla alacak talebi bakımından takipde kötüniyeti kanıtlanamamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı haklı nedenlerle ceza kesintisi yaparak fatura düzenlediğini,mahsubun yerinde olduğunu kanıtlayamadığından davalı ticari defterlerinde kayıtlı alaacğını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla itirazın kısmen iptaline ,icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ,davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine ,davadan sonra ödenen miktarın infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 21.321,57-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.330,39-TL harcın mahsubu ile kalan 15.991,18-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/01/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafSözleşmesindenreddinedereceİptaliistanbulhükümgerekçeesastanmahkemenumarasısebepleriİtirazınKaynaklanan)kararı(Bayilikcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim