SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2024/375 E. 2024/738 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/375

Karar No

2024/738

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/375

KARAR NO: 2024/738

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/12/2023

NUMARASI: 2021/712 Esas - 2023/963 Karar

DAVA: Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024

Pasif husumet yokluğundan davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile satıcı .../Almanya firmasının Türkiye mümessili davalı şirket arasında 24.02.2021 tarihinde 20 adet ... marka ... model yol silindiri alımına ilişkin satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede satış bedelinin 1.070.000-Euro olarak belirlendiğini, sözleşme uyarınca toprak silindirlerinin 4 adedinin Nisan 2021 tarihinde, 6 adedinin Haziran 2021 tarihinde, 4 adedinin Temmuz 2021 tarihinde, 6 adedinin ise Ağustos 2021 tarihinde teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, sipariş edilen ilk 10 adet silindirlerin ödemesinin 04.05.2021 tarihinde 150.000-Euro ve 28.05.2021 tarihinde 385.000-Euro olarak yapıldığını, 10 adet silindirin teslim alındığını, ikinci 10 adet silindir siparişi için ise müvekkilinin 27.08.2021 tarihinde 535.000-Euro ödeme yaptığını, ancak ödemeye rağmen 09.09.2021 tarihinde "alıcı talebi üzerine” açıklaması ödemenin müvekkiline iade edildiğini, müvekkilinin iadeye yönelik bir talebinin bulunmadığını, aksine müvekkili firmanın 2022 yılı için 80 adet daha ve her yıl 100 adet daha silindir alma talebinde bulunmasına rağmen davalı şirketin teklifi değerlendirmeye almadığını, müvekkilinin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketin öncelikli talebinin aynen ifanın yerine getirilmesi olduğunu, ifanın bir kısmının yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili firmanın borcun ifasındaki çıkarının gerçekleşmemesi yüzünden zarara uğradığını, müvekkili şirketin borcunun ifa edilmemesi yüzünden aynı silindirleri başka firmadan temin etmesi durumunda silindir başı 21.500-Euro zarara uğrayacağını, yine ifanın bir kısmının yerine getirilmemesi yüzünden müvekkilinin alacağını elde etmek amacıyla yaptığı masraflar nedeniyle fiili zarara uğradığını, davalı firmadan temin edilecek olan araçların kiraya verilmesi ile ilgili başka firmalarla ve ülkelerle anlaşıldığını, ancak araçların teslim edilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin hem ticari itibarının zedelendiğini hem de araç kiralama bedellerinden mahrum kaldığını belirterek müvekkili tarafından 24.02.2021 tarihli satış sözleşmesi ile satın alınan ... toprak silindirlerinin aynen teslimini ve gecikme tazminatının ödenmesini, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise müspet ve fiili zarar ile yoksun kalınan kârın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 02.11.2021 tarihli dilekçesi ile fazla talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili tarafından 24.02.2021 tarihli satış sözleşmesi ile satın alınan 10 Adet ... toprak silindirlerin aynen teslimini, gecikme tazminatı olarak 600.000-TL'nin ödenmesini, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müspet zarar olarak 1.000.000-TL, fiili zarar olarak 50.000-TL, yoksun kalınan kar olarak 600.000-TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, 1953 yılında kurulan müvekkilinin iş makineleri üreticisi ... şirketinin Türkiye Bölgesi Distribütörlüğünü yürüttüğünü, müvekkilinin yalnızca ilgili şirketin Türkiye sınırları içerisinde gerçekleşen satış ve satış sonrası garanti konularında yetkili olduğunu, dava dışı ... şirketi tarafından yapılan doğrudan satışlarda müvekkili şirketin yetki ya da sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davaya konu alım satım ve ödeme-teslimat ilişkisinin doğrudan davacı şirket ile dava dışı ... şirketleri arasında gerçekleştiğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan satış sözleşmesi bulunmadığını, 24.02.2021 tarihli belgenin başlık kısmından da görüleceği üzere bir ticari teklif niteliğinde olduğunu, davaya konu ticari teklifin tarafının müvekkili değil dava dışı ... firması olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere ticari teklifin geçerlilik süresinin ise 1 aylık olarak verildiğini, davacının teklif şartlarını bu süre içerisinde dahi yerine getirmediğini, ticari teklifte kaşe üzerindeki imzanın müvekkili şirketin imza yetkilisine ait olmadığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirket hesabına ödenmiş herhangi bir bedel bulunmadığını, ödeme yapılan hesabın dava dışı ... şirketine ait olduğunu, ödemelerin ...'nin proforma faturalarına istinaden ... şirketi hesabına yapıldığını, ödemelerin müvekkili şirketinin verdiği ticari teklifte yer alan şekil ve zaman şartlarına uygun olmadığını belirterek davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı şirket tarafından davalı şirketin distribütörlüğünü yaptığı ... şirketine toplam 1.070.000-Euro tutarında ödeme yapıldığı, dava dışı ... şirketi tarafından davacı adına 04.05.2021 - 02.09.2021 tarihleri arasında toplam değeri 535.000-Euro olan toplam 10 adet fatura düzenlendiği, satım konusu malların bedelini içeren faturaların davadışı ... tarafından düzenlendiği, fatura bedellerinin de dava dışı ...'ye ödendiği, tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinde davalı şirketin, dava dışı ...'nin TTK'nın 102. maddesi anlamında acentesi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, TTK'nun 105/2 maddesine göre acentelikte bulunduğu veya akdettiği sözleşmeden doğan uyuşmazlıktan dolayı ilgili kişilerin acente aleyhine dava açılmasının mümkün olmadığı, bu tür davalarda esas şirkete izafeten acente aleyhine dava açılabileceği, asıl şirkete izafeten acente aleyhine karar verilebileceği, çünkü acentelerin imzaladıkları ya da aracılık yaptıkları sözleşmeleri kendi nam ve hesaplarına değil, acentesi bulundukları kişi adına düzenledikleri, somut olayda davalının dava dışı ...'nin acentesi olup pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; TTK'nın 105. maddesi kapsamında acentelerin sorumluluklarının bulunmadığının düzenlendiğini, ancak bu hükmün acenteye dava açılmasına engel olmadığını, acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı müvekkili adına dava açılabileceği gibi acenteye karşı da dava açılabileceğini, bu hükümle Türk tacirlerinin koruma altına alındığını, dava sonunda verilecek hükmün müvekkili hakkında sonuç doğursa da acenteye karşı dava açılabileceğini, mahkemece bu hükmün yanlış takdir edildiğini, oysa acentelerin müvekkili temsilen dava açabileceği gibi müvekkili temsilen acenteler aleyhine dava açılabileceğini, davalı şirketin satış ve satış sonrası garanti konularında yetkili olduğunu, davalının acente olduğunu ve davada taraf sıfatının bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesine dayalı teslim ediminin aynen ifası ile gecikmeden kaynaklı zararın tazmini, olmadığı takdirde müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Satıcı ... adına Türkiye mümessili davalı şirket ile davacı alıcı şirket arasında düzenlenen sözleşmeyle davacı şirketin toplam 20 adet ... marka silindir makinesi alımının koşullarının düzenlendiği, sözleşmeye göre faturayı ... firmasının düzenleyeceği, ödemelerin ...'ye yapılacağı, davacının 10 adet silindirle ilgili ödemeyi yaptığı ve bu silindirler yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakta olup davacı öncelikli olarak kalan silindirler yönünden aynen ifa talebinde bulunmaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ... firmasını temsilen imzalandığı açıkça belirtilmiştir. Bunun dışında sözleşmede teslimi yapılan makinelerle ilgili faturalar ... firması tarafından düzenlendiği gibi ödemeler de davalı şirkete değil, doğrudan ... firmasına yapılmıştır. Diğer taraftan ithalat işlemleri ile ilgili davalı herhangi bir edim de üstlenmemiş olup makinelerin ithali işlemleri doğrudan davacı tarafından yapılmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede davalının satıcı sıfatının bulunmadığı, sözleşmenin davacı alıcı ile dava dışı satıcı ... firması arasında hüküm ve sonuçlarını doğuracağı açıktır. Davalının tarafı olmadığı, ... nam ve hesabına imzaladığı sözleşme nedeniyle taraf sıfatını kazanamayacağı dikkate alındığında davalıya husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Bunun dışında TTK'nın 105. maddesine göre; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir...". TTK'nun 105/2 maddesine göre; acentelikte bulunduğu veya akdettiği sözleşmeden doğan uyuşmazlıktan dolayı acente aleyhine doğrudan dava açılması mümkün olmayıp TTK'nın 105/2. maddesine göre davalı aleyhine ancak müvekkili dava dışı firmaya izafeten dava açılabilecektir. Somut olayda dava dava dışı satıcı ... firmasına izafeten değil, davalı firmaya doğrudan açılmıştır. TTK'nın 105/3 maddesi hükmü de gözetilerek doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve işbu dava gerçek sorumlu olana yöneltilmediğine göre, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafreddinedereceistanbulTazminatgerekçeesastannumarasısebeplerikararımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim