SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/1963 E. 2024/736 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1963

Karar No

2024/736

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1963

KARAR NO: 2024/736

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/03/2021

NUMARASI: 2017/1428 Esas - 2021/215 Karar

DAVA: Tazminat

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 1. ATM'NİN 2019/555-867 SAYILI DOSYASI

DAVA: Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Asıl davada davacı ...Ltd Şti vekili; müvekkili şirketin ortaklarının davalı ...'dan şirket hisselerini 28.11.2016 tarihinde devraldığını ve devir ile ilgili resmi evrakların davalı şirketin Antalya Bölge Müdürlüğü'ne teslim edildiğini, gerek davalı ... tarafından gerekse davalı şirket tarafından borç ile ilgili bir bilgi verilmediğini, davalı şirketin böyle bir borcu bulunsaydı her ay yayınlanan kesin hesap ekstresinde gözükmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından istenmesine rağmen davalı şirket tarafından bir açıklama yapılmadığını, davalı şirket tarafından gönderilen Temmuz 2017 kesin hesap ekstresinde davalı şirketin müvekkili şirkete 3.804,61-TL'lik ödeme yapması gerektiğinin açık ve net bir şekilde görüldüğünü, Ağustos 2017 kesin hesap ekstresinde ise müvekkili şirketin 241.382,86-TL borcu gözüktüğünü, müvekkiline tatmin edici bir açıklamada bulunulmadığından borç konusunda mutabakat metni imzalanmadığını, davalı şirket tarafından Eylül 2017 kesin hesap ekstresinde borcun 246.278,05-TL olarak bildirildiğini, davalı şirkete herhangi bir ödeme yapılmamasına rağmen Ekim 2017 kesin hesap ekstresinde borç miktarının 107.873,57-TL'ye düşürüldüğünü, davalı şirketin müvekkilinden alacaklı olması halinde müvekkili şirketin üretiminden ödenmesi gereken ücretten kesinti yapma imkanı bulunmasına rağmen müvekkiline ücretlerinin ödenmeye devam edildiğini, akabinde şirketilerinin poliçe ve sorgu için kullanılan ekranını uyarı, bildirim, ihtarda bulunmadan 25.10.2017 tarihinde kapattığını ve müvekkili şirketi çalışamaz duruma getirdiğini, müvekkili şirketin hiçbir sigorta faaliyetini yerine getiremediğini belirterek davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 21.04.2014 tarihli "Sözleşme Yapma Ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeye davalı şirketin aykırı davranması nedeni ile şimdilik 100.000-TL'nin tazminatın ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, davalılardan ... şirket hisselerini devrederken alacak-borç ile ilgili olarak hisseyi devir alanlara bilgi vermediğinden davaya konu tüm alacağın bu davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12.10.2017-11.04.2017 tarihleri arasında komisyon farkı alacağı olan %6.3 orandan ve 47.627-TL farkın yeniden hesaplanarak zararlarının tazminine, davacı şirkete yöneltilmiş olan asılsız borcun iptal edilerek oluşan zararlarının giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ...Ltd Şti vekili; davalının müvekkili hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ancak müvekkili adına borcun doğmadığını, davalı tarafından müvekkiline yöneltilen borç miktarı dışında müvekkilinin davalının uhdesinde bulunan 63.761,75-TL teminatına davalı tarafından el konulduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; davalı ...'ın yetkilisi olduğu ... Aracılık Hiz. Ltd. Şti. ile müvekkili sigorta şirketi arasında akdedilen 21.04.2014 tarihli acentelik sözleşmesi uyarınca acentelik ilişkisi kurulduğunu, hisse devrinin müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilinin hisse devrinden 13/11/2017 tarihli ihtarname ile haberdar olduğunu, 21.04.2014 tarihli acentelik sözleşmesinin 12/5. maddesine rağmen müvekkilinden yazılı onay alınmadan yapılan hisse devir ile sözleşmedeki taahhüde aykırı hareket edildiğini, gerek bu kapsamdaki sözleşmeye aykırılık gerekse acentenin sözleşmeye aykırı usulsüz işlemleri nedeni ile davalı şirketin sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkı doğduğunu, acentenin fesih sürecine yönelik değerlendirmenin devam ettiğini, davacının teşvikten yararlanmak için gerçeğe aykırı olarak TSS poliçesi ürettiğini, davacının ürettiği TSS poliçelerinin sonradan iptal edilmesi üzerine istisna teşvikinden yararlanamaması nedeniyle komisyon oranı farkı oluştuğunu, fesih süreci değerlendirmesi devam ederken acente tarafından haksız suretle açılan bu davayla muhatap olunduğunu, hisse devri nedeniyle acentenin değiştiği ileri sürülmüş ise de şirket tüzel kişiliğinin devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin söz konusu poliçeleri yaparak herhangi bir suç işlemediğini, ayrıca yapılan bu poliçelerden kaynaklı hiçbir sigortalıdan şikayet alınmadığını ve yapılan bu poliçelerden hiçbir sigortalının maddi zararı olmadan müşteri portföyünün içerisinden müvekkili tarafından seçilerek müvekkiline ait kredi kartından tahsilatı yapılarak söz konusu poliçelerin düzenlendiğini, şirketi zarara uğratmadan hediye poliçeler düzenlenmesine engel bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre cari hesaplar arasında hem dönem işlemleri itibariyle hem de dönem sonu itibariyle bakiyeleri mutabık olmadığı, dönem içinde yapılan işlem ve kayıtların birbirini doğrulamadığı, bu nedenle davacının alacağının ispata muhtaç olduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan hangi borcuna aykırı davranışı nedeniyle nasıl bir zarara uğradığını açıklamadığı, raporda da belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12.4 ve 4.7 maddeleri ve ilgili maddeleri uyarınca Sigorta şirketinin teşvikten ötürü yaptığı fazladan komisyon ödemelerini, bu ödemelerin yakın sebebini oluşturan poliçe üretimlerinin Acente tarafından büyük oranda iptal edilmesi sonrası komisyon iadesi talep etmemesinin kendi finansal kayıtlarında negatif sonuçlara sebep olacağı, bu oranda bir iptal sonrası kalan üretimin, teşvik kriterlerine girmediği ve acente tarafından hak edilmediği, davalının geriye dönük olarak komisyon oranında negatif yönde değişiklik yapmasının poliçe iptalleri nedeni ile haklı sebebe dayandığı, bu sebepten ötürü davacının davalıdan alacağının bulunmadığı, ayrıca dava dosyası içeriğindeki delillerden de davalının sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borca aykırı davranışı nedeniyle davacının herhangi bir zarara uğradığı anlaşılmadığından davacının davalıdan, herhangi bir tazminat alacağı bulunduğu hususunun ispat edilemediği, hisselerini devreden davalı/...'ın, dava konusu davacı/Insurance Şirket alacaklardan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi bu davada taraf sıfatı da bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın reddine, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalı ...'ın hisseleri devrederken davalı şirketle arasında komisyon oranları konusunda uyuşmazlık olduğundan bahsetmediğini, müvekkili şirketi devralananlar tarafından faaliyetlere habersizce devam edildiğini, devir tarihinden uzunca bir süre müvekkili şirketin borcuna dair bir kayıt bulunmadığını, "Temmuz 2017-kesin hesap ekstresinde borcun 3.804,61-TL, Ağustos 2017 kesin hesap ekstresinde ise 241.382,86-TL göründüğünü, Ekim 2017 Kesin hesap Ekstresinde borcun herhangi bir ödeme yapılmamasına rağmen, 107.873,57-TL'ye düştüğünü, müvekkiline borç çıkarılmasına rağmen müvekkilinin hakettiği bedellerin ödenmeye devam edildiğini, akabinde davalı şirket tarafından müvekkilinin ekranının kapatıldığını,çalışamaz duruma getirildiğini, herhangi bir uyarı yapılmadan komisyon oranlarının düşürüldüğünü, müvekkilinin 47.627-TL komisyon farkı alacağının ortaya çıktığını, davalı şirketin hisse devrinden 28/11/2016 tarihinde haberdar olduğunu, bu hususta e-posta gönderildiğini, bunun dışında poliçelerin kimin tarafından iptal edildiğine ilişkin bilirkişi heyeti tarafından hiç bir inceleme yapılmadığını, ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere ... döneminde 15/06/2016 tarihinde düzenlenen TSS poliçelerinin tamamının sigorta şirketi yetkililerinin baskısı ile düzenlediğini, bu poliçelerin acente porföyünden ve kredi kartından hediye olarak yapıldığını, hiç bir sigortalının şikayette bulunmadığını, poliçeler nedeniyle kimsenin zarara uğramadığını, buna rağmen tüm poliçelerin ... tarafından iptal edildiğini, poliçelerin ortalama 5 aylık primlerinin ödendiğini, ancak iptalden doğan komisyon iadelerinin acenteden tahsil edildiğini, davalı şirketin davranışları nedeniyle TTKnın 122 maddesi gereğince tazminat ödemesi gerektiğini, talep edilen tazminatın nedenlerinden birinin ise ekranın kapanması nedeniyle doğan komisyon alacaklarından kaynaklandığını,davalı şirketin haksız olarak 50.000-TL tutarlı teminat mektubunu nakde çevirdiğini, ... tarafından bilgi verilmemesi nedeniyle davalı ...'ın da sorumluluğunun bulunduğunu, menfi tespit davası bakımından hiç bir inceleme yapılmadığını, poliçelerin iptal edilmesine rağmen ödenen primlerin iade edilmediğini, cari hesap bakiye alacakları 11.818,53-TL'nin davalı sigorta şirketinin uhdesinde kaldığını, bu hususlar aydınlatılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,yatırılan teminata da davalı tarafından el konulduğunu, bilirkişilerden ...'nun ... firmasında 2002-2006 yılları arasında direktör olarak çalıştığını, uzman ve tarafsız bilirkişilere yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Asıl dava, acentelik sözleşmesine aykırı davranılmasından kaynaklanan maddi tazminat ile komisyon oranının haksız düşürülmesi nedeniyle farkın iadesi istemine; birleşen dava ise davalı tarafından başlatılan ve itiraz edilmeksizin kesinleşen ilamsız takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda davacı ile davalı arasında 21/04/2014 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiği, davacının mevcut ortaklarının davalı ...n'dan 28/11/2016 tarihinde davacı şirketin hisselerini devraldığı, davacı şirketin unvanının ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi iken ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi olarak değiştirildiği, acentelik ilişkisinin davacı şirket tüzel kişiliği üzerinden devam ettiği anlaşılmakta olup; davacı, davalı şirketten tarafından herhangi bir uyarı yapılmadan 25/10/2017 tarihinde poliçe ve sorgu için kullanılan ekranların kapatıldığını, şirketin çalışamaz hale gelmesi nedeniyle şirket zararının oluştuğunu, yine davacı şirketin sözleşmeye aykırı olarak komisyon oranını % 6,3 oranına indirdiğini, 12/10/2016 - 11/04/2017 tarihleri arasında 47.627-TL zararının oluştuğunu belirterek zararının tazminini, davalı ...'ın hisse devri sırasında şirketin durumunu gizlemesi nedeniyle zarardan sorumluluğuna hükmedilmesini; birleşen davada ise davalı tarafından cari hesap alacağı için başlatılan ilamsız takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise davacının istisna teşviklerinden yararlanmak için gerçeğe aykırı TSS poliçesi ürettiğini, ilerleyen aylarda bu poliçelerin iptal edilmesi nedeniyle davacının teşvik şartlarından çıkması sonucunda komisyon oranının düştüğünü, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketince 26/04/2016 tarihinde 95 ve 96 no'lu duyurularla acentelerini TSS poliçelerinin adetsel artışı yönünde teşvik ettiği, davacı acentenin Mayıs-Haziran 2016 döneminde 600 poliçe ve 70.232,60-TL TSS poliçesi üretimi ile 2 duyuruda ilan edilen teşvike hak kazandığı, ancak Kasım - Aralık 2016 döneminde bahsi geçen 600 poliçeden 580 adetinin iptal edildiği, prim hacminin 31.830,60-TL'ye düştüğü, böylelikle davacının teşvik kapsamından çıktığı, davalı tarafından 31/08/2017 tarihinde davacı acenteye prim ve ilave komisyon iadelerinden kaynaklı 111.411,49-TL borç tahakkuk ettirdiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2 maddesinde komisyon oranının ve komisyon ödenme şeklinin, sürelerinin belirlenmesi hususunda davalı sigorta şirketine yetki verilmiştir. Yine sözleşmenin 4.7 maddesinde davalı sigorta şirketinin acenteye teşvik komisyonu ödemesi yapabileceği, ancak ödemenin sonrasında kazanılmış hak doğurmayacağı düzenlenmiştir. Sigorta şirketinin fazlada ödediği teşvik komisyonları ile bu ödemelerin temelini teşkil eden poliçelerin büyük oranda iptal edilmesi sonrasında teşvik kapsamından çıkan davacı fazladan aldığı komisyon bedellerini iade ile yükümlüdür. Komisyon oranındaki farkın da iptal edilen poliçelerden kaynaklandığı, kalan üretimlerin teşvik kapsamına girmediği, komisyon oranında davacının aleyhine değişiklik yapılmasının haklı sebebe dayandığı, acentenin istisnadan yararlanamaması nedeniyle % 15.3 olan komisyon bedellerinin % 9'a indirilmesinde sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davacının komisyon oran farkından kaynaklanan alacak talep edemeyeceği sonucuna varıldığından davacı vekilinin komisyon farkı nedeniyle zararın tazmini gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Hisseyi devreden ...'ın şirketin bu durumu ile ilgili bilgi vermediği gerekçesiyle davalı ...'dan tazminat talebinde bulunulmuş ise de hisse devir sözleşmesinin tarafı olmayan davacı şirketin hisse devir sözleşmesine dayalı olarak eski ortak davalıdan talepte bulunması mümkün değildir. Diğer taraftan davalı ...'ın hissedar olduğu dönemde düzenlenen TSS poliçeleri nedeniyle şirketin yararlandığı teşviklerden dolayı artan aktifin, poliçelerin iptali sonrasında ödenen teşviklerin geri alınması nedeniyle azalması halinde davacı şirketin zarara uğradığından da bahsedilemeyecektir. Şirketin aktifine giren değerin tekrardan çıkması söz konusu olduğundan davacı şirketin zararı oluşmayacaktır. Bu nedenle davalı ...'ın şirket yöneticisi sıfatıyla şirkete karşı sorumluluğu bulunmamaktadır. Bunun dışında davalı sigorta şirketi tarafından davacının poliçe ekranlarının kapatıldığı iddia edilerek tazminat talebinde bulunulmuş ise de poliçe ekranlarının ne kadar süre kapatıldığının belirtilmediği ve yapılamaması nedeniyle davacıyı zarara uğratan herhangi bir somut bir işlem ileri sürülmediği, davacının zarar gördüğünü iddia ettiği yapamadığı işlemleri açıklamadığı dikkate alındığında zarar iddiası ispatlanamamıştır. Davacı aynı zamanda davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş ise de somut bir biçimde başkaca bir borca aykırı davranış isnadında bulunulmadığı dikkate alındığında mahkemece tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise; davalı sigorta şirketi tarafından davalı aleyhine 25/10/2018 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 58.634,84-TL asıl alacak, 1.190,37-TL işlemiş faiz alacağı için takip başlatılmış ve itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 12.4 maddesinde sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda ...'ın kanuni defter ve kayıtları ile bilgisayar kayıtlarının geçerli olacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasında delil sözleşmesi bulunmakta ise de HMK m.193/2 hükmü gözetildiğinde, davalı kayıtlarına ters düşen olguların ispatında davacının delil göstermesi mümkündür. Bilirkişi incelemesinde taraflarca tutulan cari hesapların hem dönem işlemleri itibariyle hem de dönem sonu itibariyle bakiyelerin uyumlu olmadığı gibi dönem içerisinde yapılan işlem ve kayıtların birbirini doğrulamadığı ve benzerlik göstermediği tespit edilmiştir. Ancak davalı sigorta şirketinin aylık olarak düzenlediği hesap ekstrelerindeki işlem ve tutarlar yönünden davacı tarafından somut bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda uyuşmazlık halinde davalının kayıtlarının geçerli olacağına dair anılan sözleşme hükmü de dikkate alındığında davalı sigorta şirketinin defterlerine üstünlük tanınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. Davalının ekstrelerine göre en son 30/09/2018 tarihinde davacı lehine yapılan 63.403,65-TL mahsup işlemi sonucunda takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 58.634,84-TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, sözleşme kapsamında davalıya verilen teminatın kendilerine iade edilmediğini ileri sürmüş ise de davalı sigorta şirketi tarafından davacı lehine olan alacakların mahsubu ile takibin kalan alacak bakiyesi yönünden başlatıldığı dikkate alındığında davacının teminatın haksız olarak elinde bulundurduğuna yönelik itirazlarında haklılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken toplam 855,2‬0‬-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 118,6‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 736,6‬0‬-TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafreddinedereceistanbulTazminatgerekçeesastanmahkemenumarasısebeplerikararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim