SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/1691 E. 2024/733 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1691

Karar No

2024/733

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1691

KARAR NO: 2024/733

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/06/2021

NUMARASI: 2017/1348 Esas - 2021/792 Karar

DAVA: Tazminat (Limited Şirket Müdürünün Sorumluluğu)

Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili, dava dışı ... Ltd. Şti.'de müvekkilinin %5 ve davalının da %95 oranında hissedar olduğunu, davalının şirketteki münferiden ilzama yetkili temsilcilik görevinin 03/12/2017 tarihinde (davadan 8 gün önce) sona erdiğini, davalının ortaklık hukukuna ve ticari kaidelere aykırı olarak müvekkilini ve şirketin ithalat bölümündeki ... isimli çalışanı noterden gönderdiği 18/10/2017 tarihli ihtarnameyle yürütülen işlerden azlettiğini, bu nedenle yurtdışından medikal malzemelerin ithalatı yapılamadığını, anlaşması yapılmış bir ithalatın gerçekleştirilemediğini, bu hususta bir Alman firmasının fesih bildiriminin dosyaya sunulduğunu, başka bir işlemle getirilmiş malın gümrükten çekilemediğini, bu şekilde şirketin kilitlendiğini ve zararına yol açtığını; hali hazırda şirketin alacaklarını tahsil etmekten başka bir faaliyetinin kalmadığını ve pasif duruma geçerek sözleşme yapabilme gücünü yitirdiğini, davalının söz konusu fesih gerekçesinin tamamen keyfi olduğunu, müvekkiline şirketle ilgili hiç bir bilgi verilmediğini, bilançolar ve banka hesapları celp edildiğinde zararın bilirkişi marifetiyle tespit edileceğini ileri sürerek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüyle fazlaya ilişkin hakları kalmak üzere 80.000-TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, davacının şirkete karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, şirketin defter ve kayıtlarına el koyduğunu, bu nedenle genel kurul toplantısını dahi yapılamadığını, şirketle aynı konuda faaliyet gösteren ... A.Ş.'ye kurucu ortak olduğunu, rakip firma işlemlerini yürüttüğünü, ... Ltd. Şti. bayiliği dahil bir kısım işlerini başka şirkete devrettiğini, davacının ortaklık adabına aykırı davranışlarıyla şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin şirket faaliyetlerini yürütmeye devam ettiğini; şirkete sadakat yükümlüğünü ihlal eden davacının şirketteki görevlerinden alınmasının yönetim hakkının bir gereği olduğunu, dava dışı şirket çalışanı ...'in davacıyla birlikte hareket ettiğini, ithalat işlemlerinde şirketten kaynaklanan bir sorun bulunmadığını, sorunun davacının şirkete karşı haksız eylemleri olduğunu, Almanya'daki firmayla sözleşmenin feshi konusunda şirketin iradesinin bulunmadığını ve zira bu konuda şirket kayıtlarında bir bilgi olmadığını ve şirketin menfaatlerini koruduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalının dava dışı şirketi temsile yetkili tek temsilci olduğu; Alman firmayla şirket arasındaki anlaşmayı karşılıklı olarak feshettikleri hususunda delil bulunmadığı gibi sözleşmenin davalının eylemleri sebebiyle feshedildiğinin de belirlenemediği; davacının şirketteki görevinden azliyle, yurt dışından medikal malzemelerin ithalatının yapılamaması, yazışmaların dahil hiçbir işin yürütülememesi, sipariş olduğu halde yurt dışı ile iletişim kurulamaması, ithalatta ise gümrüğe gelen malın çekilememesi, kendisinin takip ettiği işlerden kaynaklı olarak ortaya çıkan borçlar için muhatap kişilerin yetkili olmadığı halde kendisine yönlendirilmesi, muhatap firmaların sözleşmeden kaynaklı olarak fesih haklarını kullanmaları arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun ispatı noktasında herhangi bir somut delil bulunmadığı; şirkete ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri, ... tarafından mahkemeye gönderilen 2016 ila 2019 yıllarına ilişkin defter kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, şirketin brüt olarak kar elde ettiği ancak genel yönetim giderlerinin yüksek olması nedeniyle faaliyet karının bulunmadığı; davacının, davalının hangi eylemlerinin usulsüz ve zarara sebebiyet verdiğine ilişkin somut veri sunamadığı ve davalının şirketi zarara uğrattığı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, şirketin %5 ortağı olan müvekkilinin yurtdışı işleriyle ilgilendiğini ve şirketin defterleri incelendiğinde şirkete kattığı değerin tespit edileceğini; şirketin ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini ancak davalının hayatın olağan akışına aykırı olarak defterlerin müvekkili tarafından alındığı iddiasında bulunulduğunu, defterlerin kimler tarafından tutulacağı ve buna aykırılık halinde kimlerin sorumlu olacağının düzenlendiğini, uyuşmazlık bakımından şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı ve gayrifaal hale gelip gelmediğinin ticari defterlerle ispat olunacağını, buna göre davalıya gerçeklerle bağdaşmayan bir savunma imkanı tanındığını; davalının kanundan doğan yükümülüklerine aykırı hareket ettiği ve şirketi zarara uğrattığının ...'den gelen kayıtlardan ve mali tablolardan anlaşılmakta olduğunu; ayrıca son celsede ticari defterlere ulaşılamıyorsa da maddi gerçeğin şirketin banka hesaplarından veya davalının banka hesaplarından ispatlanabileceği talebinde bulunulduğunu, mali tabloların ve vergi beyannamelerinin bir çok soru işaretini barındırdığını, mahkemece maddi gerçeğe ulaşılamadığı ve dava aydınlatılamadığından müvekkilinin hak kaybına uğradığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE: Dava, limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Somut olayda, davalının dava dışı limited şirketin 03/12/2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısıyla münferit imzaya yetkili müdürü olarak 3 yıllığına seçildiği, yetkisinin 03/12/2017 tarihi itibariyle sona erdiği ve bu kapsamda mahkemece şirkete 04/04/2018 tarihinde kayyım tayin edildiği görülmüştür. Davacı, davalının eylemleri sebebiyle şirketin zarar gördüğünü iddia ederek belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere TTK 553-555 hükümlerine göre 80.000-TL tazminatın şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı, davalının zarar verici eylemleri olarak kendisinin ve dava dışı şirket çalışanı ...'in tıbbi malzeme ithalatı için yürütülen işlerden haksız olarak azlettiğini, bir Alman firmasıyla yapılmış anlaşmanın firma tarafından feshedildiğini, başka bir ithalat işlemi kapsamında malların gümrükten çekilmediğini ve şirketin hali hazırda gayri faal durumda olduğunu ileri sürmüştür. Yargılama aşamasında, dava dışı şirketin defterleri celp edilememiş ise de, şirketin vergi kayıtları ve şirketin mali müşaviri tarafından ...'e gönderilmiş 2016 ila 2019 yılları yevmiye defteri kayıtları getirtilmiş, bu kayıtlara davalının bir itirazı olmamış ve bilirkişi heyetince sunulan 13/03/2021 tarihli 2. ek raporda, şirketin kurumlar vergisi kayıtlarıyla ...'den gönderilmiş yevmiye defteri kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu ifade edilmiştir. Bu kayıtlara göre 2015 yılı karının 37.968,57-TL, 2016 yılı karının 2.435,19-TL, 2017 yılı net zararın 85.895,54-TL, 2018 yılı net zararın 69.625,85-TL ve 2019 yılı 2. döneme ait geçici vergi beyannamesine göre ise 7.869,55-TL zarar ettiğinin raporlandığı görülmüştür. Ayrıca şirketin 2018 ve 2019 yıllarında faaliyetinin önceki yıllara göre azaldığı belirlenmiştir. Bilirkişiler 2017 yılı zararının sebebinin genel yönetim giderleri olduğunu ancak bunu tevsik edici belgelerin sunulmaması sebebiyle incelenemediğinden, şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı hususunda tespit yapılamadığını ifade etmişlerdir. Buna göre dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları dosyaya celp edilememiş ise de davacının, davalının davaya konu ettiği ve şirkete zarar verdiği yukarıda bahsedilmiş eylemlerini ispat edemediği ve şirketin 2015-2016 kar miktarlarının düşük seyrettiği, davacının büyük bölümünde hizmetlerini sunduğu anlaşılan 2017 yılı itibariyle zarar etmeye başladığı dikkate alındığında, davacının iddia ettiği hususlarla, şirketin zarara uğraması ve davacının eylemleri arasında illiyet bağı kurulamamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

MüdürününistinafSorumluluğu)reddinedereceistanbulTazminathükümŞirketesastangerekçemahkemenumarasısebeplerikararıcevap(Limited

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim