SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/1291 E. 2024/727 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1291

Karar No

2024/727

Karar Tarihi

14 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1291

KARAR NO: 2024/727

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/02/2021

NUMARASI: 2019/189 Esas - 2021/145 Karar

DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 28/12/2016 tarihinde Muğla ilindeki akaryakıt istasyonu için beş yıl süreli bayilik sözleşmesi ve eklerinin akdedildiğini, davalı tarafından "Ürün Alım Taahhütnamesi” imzaladığını; müvekkili ...'in faaliyetine dava dışı ... A.Ş. üzerinden devam edilmesi kararını aldığını, bu nedenle ...’in dağıtıcı lisansının iptal edilmesi gerektiğini, davalının ... nezdinde bayilik lisansı tadilinin yapılabilmesi için Sözleşmenin 34. maddesine dayanılarak devir sözleşmesinin imzalamasının istenildiğini, fakat davalının imzalamadığını ve EPDK tarafından verilmiş bayilik lisansını tadil etmediğini; bu aykırılığa ek olarak davalının her yıl en az 500 ton akaryakıt almayı taahhüt ettiğini, buna rağmen davalının sözleşmenin ilk yılında 317,1 ton, ikinci yılında ise 140,09 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, her yıl için 500 tondan 2.042,814 ton taahhüdün yerine getirilmediğini, ayrıca taahhütnamede eksik her bir ton için 100-USD kar mahrumiyeti ödemeyi üstlendiğini; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taahhüt edildiği halde satın alınmayan ürün miktarına karşılık 204.281,40-USD, Çerçeve Protokolün 12/c maddesi uyarınca davalının sözleşmenin feshine sebep olması nedeniyle 250.000-USD cezai şart ödemesi gerektiğini, bu sebeplerle bayilik sözleşmesinin 25/06/2018 tarihinde müvekkilince noterden gönderilen ihtarnameyle haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek, davalının eksik alımı sebebiyle uğranılan kar kaybının karşılığı olarak şimdilik 500-USD'nin arabulucuya başvuru tarihi olan 07/02/2019 ve Çerçeve Protokol’ün 12/c maddesindeki cezai şartın da şimdilik 500-USD'lik kısmının, sözleşmenin fesih tarihi olan 25/05/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işletilecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 08/12/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 500-USD kar mahrumiyeti alacağını 2.244-USD arttırarak, toplam 2.744-USD'ye çıkardıklarını; cezai şart alacağının ise dava dilekçesinde belirttikleri şekilde tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve cezai şart alacakları ile fazlaya ilişkin ve 25/06/2018 tarihi sonrasına ilişkin kar mahrumiyeti hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını bildirmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, ...’in rekabete aykırı tahakkümü neticesinde bu sefer ... A.Ş. ile 28/12/2016 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi ve eki diğer protokol ve taahhütnameler akdedildiğini, 04/03/2016 tarihli sözleşme ile taahhüt edilen yeni koşul ve şartlar çerçevesinde 28/12/2016 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin akdedildiğini ancak kararlaştırılan taahhütlere davacı tarafından uyulmadığını; bunun üzerine müvekkili tarafından davacıya gönderilen 05/04/2018 tarihli ihtarnameyle, bayilik lisansı alınmayan döneme ilişkin sorumluluk bulunmadığından davacının gönderdiği 15/03/2018 tarihli ihtarnamenin kabul edilmediğinin ve mal verilmemesi üzerine maddi zarar meydana geldiğinin bildirildiğini; taahhütlere aykırılığın devam etmesi üzerine davacıya gönderilen 31/05/2018 tarihli ihtarnamede, aynı hususlar yinelenerek uygulanmayan kar marjının uygulanmasının istenildiğini; sonrasında davacının 25/06/2018 tarihli ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini feshettiğini ve 27.617,62-TL kar mahrumiyeti alacağı olduğunu bildirdiğini; davacıya 29/06/2018 tarihinde gönderilen cevabi ihtarda feshin haklı nedene dayandırılmadığı belirtilerek itiraz edildiğini; dağıtıcı lisansının tadil edileceğinin fesih ihbarnamesi ile öğrenildiğini, bu nedenle ... ile bayilik sözleşmesi akdetme yükümlülüğünü yerine getirmesinin de mümkün olmadığını; davacının 250.000-USD tutarındaki cezai şart alacağının doğmadığını; alım taahhüdünü yerine getirmemiş bayi bakımından herhangi bir çekince belirtmeden ürün vermeye devam etmesi ve buna ilişkin olarak herhangi bir ihtarname göndermemiş olmasının daha önceden doğmuş olan cezai şart alacaklarından feragat ettiği anlamına geldiğini, müvekkilinde haklı bir güven oluştuğundan cezai şart talep edilemeyeceğini; ...'in dağıtıcı lisansı 28/06/2018 tarihinde EPDK tarafından sona erdirildiğinden, akaryakıt alımının yasal olarak yapılamayacağını ve taleplerin müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI :Mahkemece; davacının 25/06/2018 tarihli ihtarnameyle bayilik sözleşmesini devralan şirket ile çalışmaya devam edilmemesi ve alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle fesih ettiği; 28/12/2016 tarihli alım taahhüdünün (d) bendinde, anlaşmanın sona ermesi halinde ton başına 100-USD kar kaybı istenebileceğinin kararlaştırıldığı, yeni bir bayilik ilişkisi için geçecek sürenin araştırılmasına gerek olmadığı, sözleşme süresinin bitimine kadar kar kaybı talebinin yerinde olduğu; ıslah dilekçesine göre toplam eksik alım tutarının 27,44 ton olup 100-USD ile çarpımı neticesinde 2.744-USD olduğunu; feshe dayanak teşkil eden 2. nedenin bayilik devrine yanaşılmaması olduğu, sözleşmenin 34. maddesinde bu konunun kararlaştırıldığı ancak davalının bu taahhüdünü ihlal ettiği, ayrıca sözleşmenin 12. maddesinde de feshe sebebiyet verilmesi halinde cezai şarta hak kazanılacağının düzenlendiği, aynı maddenin son kısmında ise davacının zarar, cezai şart ve tazminat haklarının saklı tutulduğu, cezai şart mahiyetindeki kar kaybının yanı sıra feshe sebep olma cezasının bir arada istenmesinde mükerrerlik söz konusu olmadığı; bilirkişi heyetinin 15/10/2020 tarihli rapordaki görüşünün kabul edilmediği; 12. maddenin son cümlesinde aynı maddenin (c) bendinde düzenlenen cezai şartın, diğer kar mahrumiyetinden ayrı bir şekilde kaleme alındığı, talimat yoluyla mahallinde yapılan davalı defterlerinin incelenmesinde, ticari hacmi nazara alınarak 250.000-USD tazminatın davalının iktisaden mahvına sebebiyet vereceği kanaatine varıldığı, bu nedenle uygun bir miktar indirim yapılması gerektiği, buna göre cezai şart kalemi olarak azami 50.000-USD talep edilmesinin uygun görüldüğü, dava dilekçesinde şimdilik 500-USD talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak hüküm verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile kar mahrumiyeti bedeli olan 2.744 USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi 25/02/2019 tarihinden itibaren; 50.000-USD'den taleple bağlı kalınarak 500-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesince işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacının, müvekkiline ... ile bayilik sözleşmesi imzalama talebinin iletilmediğini, bu durumdan ... tarafından 25/06/2018 tarihinde gönderilen fesih ihtarnamesiyle haberdar olunduğunu; ...'in EPDK mevzuatı uyarınca devir hususunda gerekli olan bildirimleri tamamlamadığını; kendi dağıtıcı lisansını keyfiyeten sonlandıran bir dağıtım firmasının, bayisini başka bir firma ile sözleşme imzalamak zorunda bırakmasının rekabet hukukuna aykırı olduğunu, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği 38/1,(f)'deki yükümlülüğü de yerine getirmediğini; yıllık olarak taahhüt edilen ürün alımlarında, taahhüdünü yerine getirmemiş bayi bakımından herhangi bir çekince belirtmeden ürün vermeye devam etmesi ve buna ilişkin olarak herhangi bir ihtarname göndermemiş olmasının daha önceden doğmuş olan cezai şart alacaklarından feragat ettiği anlamına geldiğini, müvekkilinde bu hususta haklı bir güven oluşturduğundan cezai şart talep edilemeyeceğini; ... (... A.Ş.) tarafından müvekkili aleyhine açılan İstanbul 11. ATM'nin 2019/199 esas sayılı cezai şart talepli davanın ve bu davanın kabulle sonuçlanması halinde müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğinden cezai şartın tamamen kaldırılmasını aksi halde %90 oranında tenkis yapılmasını; sektör bilirkişisi tarafından tespit edildiği üzere, sözleşmenin davacı tarafından haksız biçimde feshedildiğinden davanın kabul edilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin fesihle sona ermesi üzerine davalı bayiin tonaj taahhüdü nedeniyle ve davalının sözleşmenin feshine sebep olması nedeniyle kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. 28/12/2016 tarihli "Çerçeve Protokol"ün 12. maddesinde, bayiin, protokolün ve/veya standart bayilik anlaşmasını ve taahhütlerini ihlal ettiği takdirde, ...'in anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkını haiz bulunduğu; (12/c) böyle bir fesih halinde anlaşmadan kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla, bayiin fesih tarihinde 250.000-USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği; ...'in diğer zarar, ziyan, kar mahrumiyeti, işbu anlaşmanın diğer hükümlerinde yer alan cezai şart ve tazminat haklarının ayrıca saklı tutulduğu kabul edilmiştir.28/12/2016 tarihli "Ürün Alım Taahhütnamesi"nde davalı, birinci yıldan başlamak ve anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 500 ton beyaz ürünün (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) satın alınmasını taahhüt etmiştir. Ayrıca taahhüdün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirilmemesi halinde, anlaşmanın sonunda veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 100-USD kar mahrumiyeti ödeneceği, bu aykırılığın anlaşmaların ihlali olarak değerlendirilebileceği ve tedarikçi tarafından yazılı feragatname verilmedikçe hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı kabul edilmiştir.04/03/2016 tarihli "Standart Bayilik Sözleşmesi"nin 34. maddesinde, ...'in tüzel kişiliğinin değişmesi veya ...'in herhangi bir kişi ile ortaklık tesis etmesi veya ...'in bayilik sözleşmesini bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte üçüncü bir kişiye devretmesi halinde, bayiin bayilik sözleşmesinin gerek değişen tüzel kişilik ile, gerek kurulan ortaklık ile gerekse bayilik sözleşmesini devralan kişi ile devam ettireceğini kabul ettiği düzenlenmiştir.Davacı, davalıya noterden gönderdiği 25/06/2018 tarihli ihbarnameyle, bayilik sözleşmesi ve eklerinin üçüncü bir kişiye devrine ilişkin anlaşmaya varılmasına rağmen davalının bayilik sözleşmesinin devrini teminen EPDK bayilik lisansının tadili için imzalanması zorunlu olan evrakı imzalamayarak davacıyla akdettiği bayilik sözleşmesine aykırı davrandığını ve davalının yıllık asgari ürün alım taahhütlerini yerine getirmeyerek bayilik sözleşmesine aykırı davrandığını belirterek, 27.617,62-USD kar mahrumiyeti alacağının tebliğden itibaren 3 gün içinde ödemesini istemiş ve sözleşmeye aykırı davranışlar sebebiyle devamı imkânsız hale gelen 28/12/2016 tarihli bayilik sözleşmesi ve eklerinin ihbar tarihi itibariyle hüküm doğurmak üzere feshedildiğini ve tüm haklarının saklı olduğunu bildirmiştir. Davalı ise davacıya noterden gönderdiği 29/06/2018 tarihli cevabi ihtarnameyle, belirtilen hususları kabul etmediği ve sözleşmenin feshinin haksız olduğu itirazında bulunmuştur. Davacının 25/06/2018 tarihinde davalının sözleşmesinin fesih ihbarla 25/06/2018 tarihinde sona erdiğini EPDK'ya bildirdiği ve davacının dağıtım lisansının, EPDK nezdinde 28/06/2018 tarihinde sonlandırıldığı görülmüştür.Davacı dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde, 13/01/2017-25/06/2018 tarihleri arasındaki dönemde tonaj taahhüdünün yerine getirilmemesinden dolayı bilirkişi raporuna göre kar mahrumiyeti olarak nitelendirdiği 2.744-USD ve davalının ihlalinden bahisle sözleşmenin fesih sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 28/12/2016 tarihli "Çerçeve Protokol"ün 12/c hükmüne göre cezai şart alacağı olarak şimdilik 500-USD talep etmiştir.Davacının taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle, davacının sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığının belirlenmesi gerekir.Davacının, davalıya gönderdiği fesih ihbarda dayandığı birinci sebep bayilik sözleşmesinin 34. maddesine göre sözleşmenin 3. bir şirkete devrini teminen gerekli belgeleri imzalamamasıdır. Buna göre davalı taraf, davadan önce davacıya gönderdiği ihtarnamelerde ve yargılama sürecindeki beyanlarında, bu hususta davacı tarafından kendisine bir bildirim yapılmadığını ve doğrudan fesih ihbarında önel verilmeden fesih sebebi olarak dayanıldığını ve sözleşmenin fesih edildiğini savunmuştur. Davacı ise, davalı dahil olmaz üzere tüm bayilerle bu konunun görüşüldüğünü ileri sürmüştür. Ancak davacı fesih ihbarından önce bu hususta bir bildirimde bulunduğuna dair dosyaya her hangi bir delil sunmamıştır. Bu nedenle, davalının bayilik sözleşmesinin 34. maddesine aykırı davrandığı kabul edilemeyeceğinden, bu husus haklı bir fesih sebebi olarak kabul edilmemiştir.Fesih ihbarında dayanılan ikinci sebep ise, davalının tonaj taahhüdüne aykırı davranmasıdır. Yukarıda ifade edildiği gibi davalı imzaladığı taahhütname ile yılda 500 ton ürün almayı taahhüt ederek, yıllık anlaşma süresinin sonunda eksik kalan miktar üzerinden ton başına 100-USD kar mahrumiyeti ödemeyi, davacının bu miktarı anlaşmanın ifasıyla birlikte isteyebileceğini,taahhütnameye aykırılığın anlaşmaların ihlali olarak değerlendirilebileceğini, haklı nedenle fesih halinde cezai şarta ilaveten talep edebileceğini, anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat edildiğini ve davacı feragatname vermedikçe feragat etmiş sayılmayacağını kabul etmiştir. Yine Çerçeve Protokol'ün 12. maddesinin 1. paragrafında taahhütler ihlal edildiği takdirde davacının anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkına haiz olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca davacının, davalıya noterden gönderdiği 15/03/2018 tarihli ihtarnamede 28/12/2016-27/12/2017 tarihleri arasında 182,887 ton ürünün eksik alındığı ve tahakkuk etmiş kar mahrumiyeti alacağının saklı tutulduğu, ürün ikmaline devam edilmiş olmasının bu alacaklardan feragat edildiği anlamına gelmediği belirtilmiştir.Dosyada mevcut 15/10/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, sözleşme kapsamında davalının 13/01/2017 tarihinde bayilik lisansı aldığı ve bu tarih itibariyle ürün alımına başlayabileceği, bayilik sözleşme tarihinin de 04/03/2016 olmasına göre, 13/01/2017-03/03/2017 arasındaki dönem için 68,5 ton taahhüdün 53 tonunun gerçekleştiğini, eksik kalan 15,06 ton için (x100-USD) 1.506-USD; 04/03/2017-03/03/2018 arasındaki dönemde 519 ton alım yapılarak taahhüdün yerine getirildiği; 04/03/2018-03/03/2019 arasındaki dönem için 500 ton taahhüdün 145 tonunun gerçekleştiği, eksik kalan 355,13 ton için (x100-USD) 35.512,50-USD eksik alım hesaplandığı; sözleşmenin feshi sebebiyle kalan 04/03/2019-03/03/2020 ile 04/03/2020-03/03/2021 dönemleri içinde alım bulunmadığından 2 dönem için 500 ton taahhütten (x100-USD) 100.000-USD olmak üzere toplam 137.018,50-USD hesaplandığı görülmektedir.Protokol gereği taahhüt başlangıç tarihinin 13/01/2017 olarak kabulü germektedir.Ancak 1 yıllık dönemlerin tespiti hususunda, taraflarca dayanılmamış 04/03/2016 tarihli sözleşmenin esas alınması doğru olmamıştır. Davalının alım taahhüt dönemi 13/01/2017-12/01/2018 şeklindedir. Ayrıca davada dayanılan taahhütnamede beyaz ürün (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) alınacağı taahhüt edildiği ve davacının lpg için davalıya ayrı bir dava açtığı gözetilerek, taahhüt hesabında sadece belirtilen beyaz ürünler hesaplamaya dahil edilmelidir. Buradan hareketle davalının ilk taahhüt dönemi olan 13/01/2017-12/01/2018 tarih aralığında 44.350 ton kurşunsuz benzin ve 368.154 ton motorin olmak üzere toplam 412.504 ton alım yaptığı, yani 87.496 ton taahhüdün yerine gelmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 28/12/2016 tarihli "Çerçeve Protokol"ün 12. maddesinde, bayiin, protokolün ve/veya standart bayilik anlaşmasını ve taahhütlerini ihlal ettiği takdirde, davacının anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkını haiz bulunduğu ve aynı tarihli taahhütnamede taahhüt ihlalinin anlaşmaların ihlali olarak değerlendirilebileceği düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre, davalının tonaj taahhüdünü ihlal etmesi sebebiyle, davacının sözleşme ve eklerini 25/06/2018 tarihli ihbarla fesih etmesinde haklı olduğu anlaşılmıştır (Yargıtay 19. HD'nin 2012/14158 E., 2013/2181 K. sayılı ve 05/02/2013 tarihli ilamı). Davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğunun tespitinden sonra mahkemece hüküm altına alınmış kar mahrumiyeti ve cezai şart olarak nitelendirilmiş her iki alacak yönünden, davalının istinaf nedenleri incelenmelidir.Taraflarca düzenlenen ürün alım taahhütnamesinde; bayinin yıllık asgari 500 ton, beyaz ürün almayı ve sözleşme süresi sonunda veya her bir yıllık sözleşme süresinin sonunda eksik kalan ton başına 100-USD tutarında kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Söz konusu hüküm ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshi nedeniyle davacının bu taahhütnameye dayalı olarak cezai şart talep hakkı bulunmaktadır. Ancak taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan söz konusu cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olup, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyecektir. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırılmış olup, sözleşme ise ikinci yılı dolmadan davacı tarafça haklı olarak feshedilmiştir. Bu nedenle davacı tarafça ilk bir yıllık dönem için cezai şart talep edilebilecektir. Fakat yıl bitmeden o yıla ilişkin eksik ürün alındığı iddiasıyla cezai şart istenemeyeceğinden, ikinci yıl fesih sebebiyle tamamlanamadığından söz konusu cezai şart talep edilemeyecektir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/2392 E., 2018/5916 K. sayılı ve 20/11/2018 ile 2014/20001 E., 2015/12720 K. sayılı ve 14/10/2015 tarihli ilamları). Hemen yukarıda belirtildiği gibi davalının ilk tonaj taahhüdü döneminde 87.496 ton eksik alım yaptığı belirlenmiş ise de, ıslah dilekçesinde 13/01/2017-25/06/2018 tarihleri arasındaki dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 27,44 ton eksik alım yapıldığını ve 2.744-USD talep ettiklerini belirtmiştir. Mahkemece de belirtilen miktara hükmedilmiştir. Buradan hareketle, karar davacı tarafından istinaf edilmediğinden ve istinafa başvuran taraf aleyhine kaldırma yasağı uyarınca kararın gerekçesinde miktar itibariyle kesinleşmiş 27,44 ton tonaj taahhüdü ihlali üzerinden mahkeme gibi 2.744-USD cezai şart bedeli hesap edilmiştir.Çerçeve protokolün 12/c maddesinde, sözleşmenin, taahhütlerin veya mevzuatın herhangi bir hükmünün bayi tarafından kısmen ya da tamamen ihlal edilmesi, satın alınan ürün bedellerinin ve hizmet bedellerinin vadesinde ödememesi halinde ...'in anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkına haiz olduğu, anlaşmanın ... tarafından bu şekilde feshedilmesi veya anlaşma ve eklerinin bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde, bayi tarafından ...'e 250.000-USD tutarında cezai şart ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda sözleşmenin feshine davalı bayiin haksız olarak sebebiyet vermiş olması nedeniyle, cezai şart talep koşulları oluşmuştur. Davacı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, şimdilik 500-USD cezai şart talebinde bulunulmuştur. Yani davacı bu istemini kısmi dava olarak ileri sürmüştür. Mahkemenin kararında ise taleple bağlı kalınarak 500-USD kabul edilmiş ancak 250.000-USD cezai şartın davalının mahvına sebep olacağından bahisle belirtilen miktardan tenkis yapılarak 50.000-USD'nin makul olduğu saptaması gerekçeye ve hüküm fıkrasına yazılmıştır. Halbu ki eldeki davada, davacının sözleşmenin 12/c maddesine göre cezai şart talebi 250.000-USD değil hakları saklı kalmak üzere 500-USD'dir. Davacı, kalan 249.500-USD'yi saklı tutarak davasını açmıştır. Yani belirtilen miktarı dava konusu yapmamıştır. Bu nedenle kısmi davada, dava konusu yapılmamış ve başka bir davanın konusu olabilecek bir talep hakkında tenkis yapılarak davacı lehine 50.000-USD cezai şartın makul olduğunun belirlenmesi yerinde görülmemiştir.Ayrıca hüküm altına alınmış olan 500-USD cezai şart, tenkisi gerektirmeyecek miktarda olduğundan tenkisine gerek görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, yukarıda belirtilen kapsam ve gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelere göre ifaya ekli cezai şartın kar mahrumiyeti alacağı olarak ve kısmi dava konusu yapılmamış talep hakkında tenkis yapılarak cezai şartın belirlenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2021 Tarih 2019/189 Esas 2021/145 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın Kabulü ile; Tonaj taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart bedeli 2.744-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, 28/12/2016 tarihli Çerçeve Protokol'ün 12/c maddesi uyarınca cezai şart bedeli 500-USD'nin arabuluculuk ilk oturum tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 1.269,78-TL harçtan peşin alınan ve ıslah suretiyle tamamlanan 396,96-TL harcın mahsubu ile, bakiye 872,82-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 441,36-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 3.400-TL bilirkişi ücreti ve 98,75-TL posta gideri olmak üzere toplam 3.498,75-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 374,52‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından sarf edilen 48-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.14/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafSözleşmesindendereceistanbulkaldırılmasınaAlacakıslahhükümgerekçemahkemenumarasısebepleriKaynaklanan)kararı(Bayilikcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim