İstanbul BAM 12. HD 2021/829 E. 2024/69 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/829
2024/69
11 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/829
KARAR NO: 2024/69
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2019
NUMARASI: 2017/607 Esas - 2019/1186 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında 15.10.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, ilerleyen süreçte davalı tarafından müvekkiline gönderilen 31.03.2017 tarihli ihtarname ile, akaryakıt istasyonunun maliki ile olan kira sözleşmesinin süresinin sona erdiği belirtilerek taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen 10.04.2017 tarihli ihtarname ile söz konusu erken fesih nedeni ile davalıdan kar mahrumiyetinin ödenmesi talep edildiğini, ancak müvekkilinin zararının davalı tarafından karşılanmadığını, kira sözleşmesinin ne zaman sona ereceğinin davalı şirket tarafından bilinmesine rağmen müvekkili ile bu süreyi aşacak şekilde bayilik sözleşmesi akdedilmemesi gerektiğini, bilerek bu taahhüde giren davalının, sözleşmeyi kusurlu şekilde feshetmesinin sonuçlarına katlanması gerektiğini, sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle müvekkilinin kar kaybının karşılanması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin fesih nedeniyle prim protokolü kapsamındaki primlerden de mahrum kaldığını belirterek, müvekkilinin mahrum kalınan kar ve tüm tazminat alacaklarının şimdilik 5.000-TL’sinin 26.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının işlettiği istasyonun dava dışı ...’nın mülkiyetinde olduğunu, söz konusu taşınmazın 27.02.2012 tarihli kira sözleşmesi ile müvekkili tarafından 5 yıl süre ile kiralandığını, davacı ile ticari ilişkinin ise 04.05.2012 tarihinde yapılan protokol ile başladığını, bu protokolde davacının 27.02.2017 tarihine kadar bayi olarak faaliyet göstermeyi taahhüt ettiğini, ancak bu sürenin sehven bayilik sözleşmesine eklenmediğini, davacının başından beri sözleşmenin 27.02.2017 tarihine kadar süreceğini bildiğini, müvekkilinin iyi niyetli olarak davacıya 26.04.2017 tarihine kadar süre verdiğini,bayilik sözleşmesinde sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkili tarafından bayisine tazminat ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, davacı tarafından istasyona yatırımlar yapıldığı iddia edilmişse de ne tür yatırım yapıldığının ve bunlardan doğan zararın ne kadar olduğunun belirtilmediğini, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak dava açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; 15.10.2012 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğu, onun öncesinde düzenlenen 04.05.2012 tarihli protokol ile taraflar arasında düzenlenecek bayilik sözleşme süresinin 27.02.2017'ye kadar olacağının belirtildiği, alınan bilirkişi raporuyla feshin süresinden önce olduğunun kabulü halinde 214.503,98-TL kar mahrumiyeti, 212.113,40-TL eksik prim alacağının bulunduğu tespit edilerek, öncelikle protokol hükümlerinin geçerli sayılması konusunda görüş bildirdiği, ancak bayilik sözleşmesinin protokolden daha sonra düzenlenmesi nedeniyle, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin yenilendiğinin kabulüyle, sözleşme hükümlerinin geçerli olması gerektiği, keza davalının basiretli bir tacir olarak davranmakla yükümlü olduğu ve sözleşmedeki süre ile bağlı olduğu,davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak süresinden önce feshi nedeniyle davacının talebe konu 5.000-TL kar mahrumiyeti ve eksik prim borcundan kaynaklı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.000-TL'nin 26.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ve tüm tazminat alacaklarını talep ettiğini, yargılama sırasında tazminat taleplerinin prim alacağı olduğu belirtilmiş ise de, bu talebe ilişkin ayrı bir değer belirtilmeyerek harçlandırılmadığını, mahkemece davacıya talebinin açıklatılmadığını, mahkemece talepler ayrıştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilince sözleşmenin sona ermesinden önce davacıya bildirimde bulunularak süre verildiğini, davacının ticari ilişkinin devam etmeyeceğini önceden bildiğini, bu nedenle fesih nedeniyle zarara uğrama iddiasının iyi niyetli olmadığını, EPDK tarafından bayilik lisanslarının 12 yıl süre ile verildiğini,bu sürenin bayilik sözleşmesinin süresi ile sınırlı olmadığını, bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkinin bayilik ile sınırlanmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işletme faaliyet giderinin %50 olarak belirlenerek hesaplanmasının somut bir veriye dayandırılmadığını, akaryakıt bayisi olarak faaliyet gösteren bir işletmenin yapması gereken bir takım sabit giderlerin bulunduğunu, bu nedenle işletmenin cirosunun %50'sinin faaliyet gideri olmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edecek şekilde az olduğunu, net satış olarak gösterilen değerlerin içerisinde, davacının müvekkili şirket ile akdettiği automatic sözleşmesi kapsamında yaptığı satışların da yer aldığını, bu satışlardan elde edilen karın ise %80'inin müvekkiline kaldığını, bu nedenle bu satışların da hesaplamadan düşülmesi gerektiğini, ayrıca mahkemece kar mahrumiyeti ve prim alacağı hesabında esas alınan 157 günlük sürenin makul sürenin çok üzerinde olduğunu, yerleşik yargı kararları doğrultusunda, bayilik sözleşmelerinin süresinden önce sona erdirildiğinde kar kaybının 3 aylık süreden fazla olamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflarca akdedilmiş olan bayilik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce feshi nedeniyle oluşan kar kaybı ile prim alacağının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda;04.05.2012 tarihli protokolün 5. maddesinde, tanzim edilecek bayilik sözleşmesinin 04.05.2012 tarihinden 27.02.2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere akdedileceğinin kararlaştırıldığı, 15.10.2012 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin ise imza tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süreli olarak düzenlendiği, yine 04.05.2012 tarihli prim protokolünde, bayinin senelik 3.330 metreküp üzerindeki beyaz ürün alımlarına (önce automatic ve EMÇ satışlarından düşüleceği) PO karının %80'inin satış primi olarak bayiye ödeneceğinin, karın PO'nun tesisat çıkış fiyatı ile rafineri fiyatı arasındaki farktan hesaplanacağının kararlaştırıldığı, bayilik sözleşmesinin davalı tarafça, akaryakıt istasyonunun maliki ile olan kira sözleşmesinin süresinin sona erdiği gerekçesiyle 26.04.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle uğranılan kar kaybı ile prim protokolüne dayalı prim alacağı talep edilerek dava değeri 5.000-TL gösterilmiştir. Dava değerinin ne kadarlık kısmının kar kaybı, ne kadarının ise prim alacağı olduğu hususu belirtilmemiş ve mahkemece de bu konuda davacı taraftan açıklama istenilmemiştir. Bir davada birden fazla talep bakımından toplu bir alacak talep edilmesi halinde, belirsizliğin davacı tarafça kendiliğinden ya da belirlenen süre içerisinde giderilmemesi halinde mahkemece, her bir talep için eşit tutarda talepte bulunulduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 11 HD'nin 11.09.2019 tarih 2018/3469 esas 2019/5316 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir). Somut olayda taleplerin ayrıştırılmamış olması nedeniyle, davacının 5.000-TL tazminat talebinin yarısının kar kaybı, yarısının ise prim alacağı olduğunun kabulü gerekmektedir. Gösterilen dava değeri üzerinden peşin nispi harç da yatırılmış olmakla, davalı vekilinin bu hususta ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Kar kaybı talep edilebilmesi için, karşı tarafın borca aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshi veya karşı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi gerekmektedir. Somut olayda bayilik sözleşmesi, davalı tarafça taşınmazın kira sözleşmesi süresinin sona ermesi gerekçesiyle feshedilmiş olup, fesihte davacının kusurunun bulunmaması nedeniyle, davacı kural olarak sözleşme gereği prim alacağı ve kar kaybı talep edebilecektir. Diğer yandan taraflarca akdedilen protokolde, akdedilecek bayilik sözleşmesinin 04.05.2012 tarihinden 27.02.2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere akdedileceği kararlaştırılmasına rağmen, 15.10.2012 tarihinde akdedilen istasyonlu bayilik sözleşmesi, imza tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süreli olarak düzenlenmiş olup, 5 yıllık süre sonu 15.10.2017 tarihine tekabül etmektedir. Davalı tarafça sözleşme, protokolde belirtilen 27.02.2017 tarihinde değil, bu tarihten sonra olmak üzere 26.04.2017 tarihi itibariyle feshedilmiştir. Bu durumda eldeki davada bayilik sözleşmesinin süre sonu olan 15.10.2017 tarihinin esas alınması gerekmektedir. Bu tarihe göre sözleşmesinin bitiminden 172 gün önce tek taraflı olarak feshedildiğinin kabulü gerekmekte olup, davacı vekilinin sözleşme süre sonunun 27.02.2017 tarihi olarak alınması gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sözleşmenin başlangıç tarihinden fesih tarihine kadar olan sürede bayinin alım tutarı ortalamasının 41.023,56-TL olduğu, sözleşmenin davalı tarafça 172 gün erken feshedildiği, davacının bu süreye isabet eden alım tutarı 7.056.052,32-TL olup, davacının son 3 yıllık brüt karlılığının net satışlar üzerinden %6,51 düzeyinde olduğu, bu karlılık oranından ayrıca faaliyet giderlerinin düşülmesi gerektiği, davacının kayıtlarının sabit-değişken gider ayrımına ilişkin veri içermemesi nedeniyle %6,94 faaliyet giderinin %50'si oranında bir payın brüt satış karından düşülmesi gerektiği, bu durumda belirlenen %3,47 oranındaki faaliyet giderinin brüt satış karından düşüldüğü, bu veriler ile yapılan hesaplamada davacının talep edebileceği kar kaybının 214.503,98-TL olduğu; prim alacağına ilişkin olarak; 2017 yılında davacının fesih tarihine kadar günlük ortalama 14.583 litre alım yaptığı, buna göre kalan 172 gün için ortalama 2.508.276 litre daha alım yapabileceği, davacının 2017 yılı başından fesih tarihine kadar gerçekleşen 1.677.020 litre alım ile muhtemel 2.508.276 litre alım toplamı 4.185.296 litre olup, 3.300 metreküp üzerinde olan miktarın 855.296 litre olduğu, protokol doğrultusunda yapılan hesaplamada 212.113,40-TL prim alacağı tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkemece kar kaybı ve prim kaybı taleplerine ilişkin olarak, sözleşmenin fesih tarihinden sözleşme süre sonuna kadar olan 172 günlük döneme göre yapılan hesaplamaya dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de; fesihten sonraki dönemde prim kaybı ve kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek, davacının talep edebileceği prim kaybı ve kar mahrumiyeti alacağı buna göre hesaplanmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin 2016/2825 Esas, 9158 Karar sayılı ve 23/05/2016 tarihli, 2015/11965 Esas, 2016/6931 Karar sayılı ve 20/04/2016 sayılı, 2015/11090 Esas, 2016/1858 Karar sayılı ve 08/02/2016 ilamları). Buna göre davacının fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulup belirlenerek, bu hususta sektör bilirkişisinden de ek rapor alınarak makul sürenin belirlenmesi, daha önce bayilik ihdas edilmişse yeni bayiliğin tesis edildiği tarihe kadar, aksi halde makul süre için kar kaybı ve prim kaybı hesabı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Yine taraflarca akdedilmiş olan prim protokolünün 2. maddesinde aynen "PO, bayinin tüm motorin grubu beyaz ürün alımlarına senelik 3.330 metreküp üzerine (ilk önce automatic ve EMÇ satışlarından düşülecektir) PO karının %80'ini satış primi olarak bayilik sözleşmesi süresince bayi tarafından tanzim edilecek fatura karşılığında aylık olarak ödeyecektir. PO karı PO'nun ilgili tesisat çıkış fiyatı ile Tüpraş rafineri fiyatı arasındaki farktan hesaplanacaktır. Primler bayinin Derince terminalinde yapacağı vadeli, peşin, bayi kart ve kredi kartlı alımlarında geçerli olacaktır" şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu nedenle prim kaybı hesabında söz konusu düzenlemenin ne anlama geldiği belirlenerek sonucuna göre prim alacağı hesabı gerekmekte olup, bu hususta bir değerlendirme ve açıklama içermeyen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2019 Tarih 2017/607 Esas - 2019/1186 Karar sayılı hükmün HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Davalı tarafından yatırılan 85,38-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56