İstanbul BAM 12. HD 2021/1584 E. 2024/679 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1584
2024/679
7 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1584
KARAR NO: 2024/679
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/10/2019
NUMARASI: 2017/1086 Esas - 2019/795 Karar
DAVA: Tazminat (Banka Yöneticisinin Şahsi Sorumluluğu)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2024
Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, BDDK'nın 30/11/2001 tarihli kararıyla 4389 sayılı Bankalar Kanunu 14/2 kapsamında ... A.Ş.'nin ...'ye devredildiğini, BDDK'nın 26/09/2002 tarihli kararıyla bankanın tüm aktif ve pasifleriyle birlikte 30/09/2002'den itibaren ... A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, bankanın hisselerinin fona devrinden sonra 30/11/2001 tarihli BDDK talimatıyla görevlendirilen Fon Yönetim Kurulu'nca yapılan çalışmalar sonucu 15/07/2002 tarihli bankanın olağan genel kurul toplantısında 1997-1998-1999-2000 yıllarına ait genel kurullarında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan kararların hükümsüz sayıldığını, 01/01/2001-30/11/2001 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise ibra edilmediklerini,... Teftiş Kurulu soruşturma raporlarında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davalının (ve tefrik kararları verilmeden önce diğer davalıların) yönetim kurulu üyesi (ve tefrik kararları verilmeden önce denetim kurulu üyesi olan diğer davalıların) olarak görev yaptığı dönemde raporda ayrıntılarıyla belirtilen eylemleriyle banka zararına yol açtığını, 6762 sayılı TTK nın 336 maddesinde yönetim kurulunun, 342'de müdürlerin, 353 ve 259'da da murakıpların sorumluluğunun düzenlendiğini, 30/11/2001 tarihli devir bilançosunda tespit edilen zararın 86.070.593.000-eTL'lik kısmının 30/11/2001 tarihinden itibaren faiz işletilerek,her bir davalı için talep edilen sorumluluk tutarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Yargılama sırasında 22/10/2013 tarihli duruşmada davacı vekili tarafından sunulan dilekçeyle, her bir davalıdan istenen miktar yeniden ayrı ayrı belirtilmiş,en son 12/03/2015 tarihli dilekçeyle Fon Kurulunun 22/01/2015 tarihli ve 2015/18 sayılı kararı gereğince 6762 sayılı TTK 336 ve devamı maddeleri kapsamında sorumluluk atfedilen yönetim (-tefrikten önce- ve denetim) kurulu üyesi (tefrikten önce davalıların) davalının her türlü masraf ve vekalet ücreti talep hakkından vazgeçmesi kaydıyla davalılardan istenen bir kısım alacak talebinden vazgeçildiği, vazgeçilen miktarlar da gösterilerek 3.727.058-TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca muris ...'tan hangi krediden kaynaklı ne kadar zarar istenildiği de ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
CEVAP: Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını; yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için adı geçenlerin görevlerini yaparken kusurlu işlemleri nedeniyle banka zararına sebebiyet vermeleri gerektiğini, kredi borçlularından alacağın takip ve tahsili yoluna gidilmeden zararın oluştuğu iddiasıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, müvekkillinin genel kurullarda ibra edildiğini, bankanın düzenli olarak uluslararası denetim şirketlerince denetlendiğini,yönetim kurulu üyesi müvekkilinin kanundan ve ana sözleşmeden kaynaklanan tüm görevlerini ifa ettiğini belirerek, müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davanın 29/09/2004 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 4389 sayılı Bankalar Kanununun yürürlükte olduğu, eldeki sorumluluk davası kapsamında 26/12/2003 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK 309'da öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olması halinde, 20 yıllık sürenin uygulanabilir olabileceği ancak 26/12/2003 tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolması halinde zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak uygulanmayacağı; TTK nın309/4 hükmüne göre bankanın zararı ve sorumluları öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her hal ve durumda zararı doğuran fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde bu davayı açması gerektiğini;dava açılması yönünde genel kurul kararı niteliğindeki fon kurulu kararının 15/07/2002 tarihinde alındığı, bu tarihten itibaren 2 yıllık sürenin başlayacağı, ayrıca Kanunda 2 yıllık süreden başka, üst sınır olarak 5 yıllık sürenin öngörüldüğü yani zararın ve sorumluların öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sürede dava açılması gerektiği ancak hiçbir durumda zarar doğurucu fiilin vukundan itibaren 5 yıllık sürenin aşılamayacağı; davacının 12/03/2015 tarihli dilekçeyle davalıdan hangi krediden ne miktarda zarar istendiğinin belirtildiği dilekçesi dikkate alınarak, davalıdan istenen 6 adet kredi yönünden inceleme yapıldığı ve zamanaşımı süresinin her bir kredi bazında ele alındığı; bu çerçevede somut olayda; (1) ... Grubu firmalarından olan ... AŞ'ye, verilen kredi tahsisinin 16/10/1997 tarihli yönetim kurulu kararıyla alındığı, zamanaşımı başlangıcının 16/10/1997 tarihi olduğu, 26/12/2003 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu; (2) ... Tic. A.Ş- ... Tic. A.Ş.'ye, en son 08/05/1997 tarihli yönetim kurulu kararıyla kredi tahsil edilerek kullandırıldığı ve bu tarihten itibaren 26/12/2003 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu; (3) .....AŞ.'ye, en son 22/10/1996 tarihli yönetim kurulu kararıyla kredi tahsis edilerek kullandırıldığı ve bu tarihten itibaren 26/12/2003 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu; ceza zamanaşımı hususunda da TCK'daki zamanaşımı süresinin TTK 309'a göre sorumluluk davasında uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinden daha uzun olmadığı, her iki sürenin de aynı olduğu anlaşıldığından bir kısım davalılar hakkında, bir kısım krediler yönünden ceza davası görülmüş olmasının neticeye bir etkisinin olmadığı, uygulanması gereken azami zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ; sonuç olarak ... A.Ş., ...AŞ./ ... firmalarına verilen usulsüz krediden kaynaklanan zarar nedeniyle davalı ... Terekesine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine; (4) ... Tic A.Ş.'ye verilen krediler bakımından; şirkete 24/03/2000 tarihli kredi onay mektubuyla ilk kez kredi tahsisi yapıldığı ve genel müdürlük yetkisi içinde olmak üzere bu kredinin dava dışı genel müdür yardımcısı ... ve ... imzasıyla gerçekleştirildiği, daha sonra 28/04/2000 tarihinde genel müdürlük limiti içinde dava dışı genel müdür ... ile yardımcısı ... imzasıyla ilave kredi tahsisi yapıldığı, son olarak 10/05/2000 tarihinde aynı şekilde ilave kredi tahsisi yapıldığı, bu firmaya verilen kredilerin genel müdürlüğün kredi limiti içinde ve genel müdürler tarafından alınan kararlarla tahsis edildiği, dolayısıyla yönetim kurulu kararı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine; (5) ... Grubuna (... Tic. A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ... Ltd Şti.) verilen krediler bakımından; bu grubun firmalarına ilk defa 24/09/1999 tarihli kredi onay mektubu ile kredi tahsis edildiği, anılan kararın yönetim kurulunca verilen bir karar olmayıp, bankanın 3. grup krediler müdürlüğü tarafından genel müdür yardımcısı dava dışı ... ve müdür ... imzasıyla verildiği, zarara dayanak olarak gösterilen 24/09/1999 tarihli kredi tahsisine ilişkin karar yönetim kurulu tarafından alınmadığından bu krediden kaynaklanan zarar nedeniyle davalı ... terekesine karşı açılan davanın esastan reddine; (6) ...ltd Şti.'ye verilen krediler bakımından; 1995-1999 yılları arasındaki kredi tahsis kararları incelendiğinde kredi kullandırım şartlarının %100 oranında mevduat rehni, ipotek, kefalet ve garanti mektubu gibi teminatlar alındığı ancak kredi tahsis kararlarında yönetim kurulunca 1/1 oranında nakit blokaj alınmak suretiyle kredi kullandırılması şartı sağlanmadan krediyi kullandıran banka şubesi yetkililerinin kusur ve hataları ile banka zararın ortaya çıkmasına neden olunduğu,...'ın yönetim kurulu üyeliğine başlama tarihinin 30/03/2000 olduğu, bu firmaya verilen en son kredi tahsis kararının ise 19/03/1999 tarihi olması nedeniyle davalı ...'ın bu krediyle ilgili olarak krediye esas teşkil eden yönetim kurulu kararlarında imzasının dahi bulunmadığı, buna göre herhangi bir sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, ..., ... , ... AŞ. ve ....A.Ş. kredilerinden kaynaklı zarar nedeniyle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine; sonuç olarak, ... A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti. ve ... firmalarına verilen kredilerden kaynaklı zarar nedeniyle açılan dava ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, Bankacılık Kanunu 132'de, Fon tarafından devralınan alacakların Fon alacağı haline geleceği ve aynı Kanunun 141. maddesinde ise bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımının 20 yıl olacağının düzenlendiğini,Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin iptal kararında, 5411 sayılı Kanunun geçici 11. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden uygulanmasına devam edilen mülga 4389 sayılı Kanunun ek 3. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımı süresinin, 26/12/2003 tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmayan Fon alacaklarına uygulanabileceğinin belirtildiğini; zararın oluşumuna sadece kredinin tahsis edildiği bir tarih esas alınarak, alacağın zamanaşımına uğradığının söylenemeyeceğini, ...'ın, Banka'nın hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, banka genel müdürünün seçimi ve faaliyetlerinden de sorumlu olduğunu;firmaların kredileri sorunlu hale gelmesine rağmen kredi tahsisleri yapıldığını, olması gerekenin kredisi sorunlu hale gelen bir firmanın kredisinin kat edilerek ihtarname keşidesi ve kanuni takibe intikal ettirilmesi olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin hatalı olduğunu; yönetim kurulu üyesi davalının banka zararına sebep olan işbu krediler için kusursuz olduğunu ispat etmediğini; somut olayda, banka hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesinin Bankada genel müdür olarak görev yapan, görev süresi boyunca geri dönüşü olmayan yüksek tutarlı kredileri onay alarak, genel müdürlük yetkisinde olarak ve/veya yetki aşımı yaparak kullandıran personelinin yaptığı hiçbir eylem ve işlemi bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, özen borcuna aykırılık teşkil ettiğini, banka zararından sadece genel müdür ve/veya çalışanları sorumlu tutmak ve yönetim kurulu üyelerini sorumsuz addetmenin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; ... A.Ş.'nin 2.187.209-TL, ... 462.555-TL, ...Tic. A.Ş.'nin 386.020-TL, ... A.Ş.'nin 386.998-TL olmak üzere toplam 3.422.782-TL'den davalının sorumluluğunun devam ettiğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, banka yönetim kurulu üyesinin sorumluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Eldeki dava İstanbul 2. ATM'nin 2004/558 esas sayılı dosyasında 29/09/2004 tarihinde açılmış, anılan mahkemece 23/01/2007 tarihli ve 2007/5 K. sayılı kararla İstanbul 1. ATM'nin 2002/1192 esası ile birleştirilmesine karar verilmiş; mahkemece 06/08/2007 tarihli kararla birleşen İstanbul 2. ATM'nin 2004/558 E. sayılı dosyasının tefrik edilerek 2007/605 esasına kaydedilmiş, anılan dosyadaki davalılar ile haklarında daha sonradan tefrik kararı verilen ... ve ... hakkındaki dava 16/06/2008 tarihli kararla 2007/605 esas sayılı dosyadan tefrik edilmiş ve 2008/458 esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin 20/02/2008 tarihli dilekçesiyle, ... ile ... Grubu arasında imzalanan 18/12/2004 tarihli protokol ve 06/02/2008 tarihli ek protokolün 7. maddesi ile tüm davalılar hakkında açılan davanın durdurulmasına karar verilmesini istemiş; mahkemenin 2008/458 E., 2008/664 K. sayılı 01/12/2008 tarihli kararıyla, davalılardan ... hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın da 4389 sayılı Kanunun 15/3 ve 5411 sayılı Kanunun geçici 11 ve 132/10 maddeleri uyarınca durdurulmasına ve mahkeme esasının kapatılmasına karar verilmiş; daha sonra ... vekilinin 29/05/2009 havale tarihli dilekçesi ile 09/01/2009 tarihli 2009/18 sayılı Fon Kurulu kararı gereğince durdurma talebi geri alınarak yargılamaya devam edilmesi istenilmiş; anılan dosyanın tekrar esasa kaydedildiği ve mahkemenin 2010/24 esasını almış ve 19/12/2013 tarihli ara karar ile davalılar ..., ..., ..., ... hakkındaki davanın dosyadan tefrikine ve ayrı bir esasa kaydına karar verilmiş ve bu şekilde mahkememinin 2014/33 E. sayısını almış, mahkemenin 30/11/2017 tarihli kararıyla davalı ...'ın vefat etmesi ... hakkındaki davanın da o dosyadan tefriki ile işbu davanın 2017/1086 esas sırasına kaydı yapılmıştır.İncelenen dosyanın en son tefrik edildiği 2014/33 esas,2017/946 karar sayılı dosyada, davacı ...'nin ... A.Ş.'ye el konulması kapsamında dava dışı şirketlere banka tarafından verilmiş kredilerden dolayı bankanın zarara uğradığından bahisle sorumlu olduğu iddia edilen eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile yöneticileri olan davalılardan zararın tazmininin istenildiği, 16/11/2017 tarihli nihai kararla; bankanın eski genel müdürü ... hakkında bir kısım alacaklar için davanın kabulüne, diğer davalılar açısından ise bir kısım kredi alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığı, bir kısmı için de davalıların sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; kararın davacı ... vekili ve davalı ... iflas idaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 14. HD'nin 2019/1195 esas, 2021/1672 karar sayılı ve 23/12/2021 tarihli ilamıyla, her iki istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verildiği;temyiz üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2022/2831 E., 2023/6274 K. sayılı ve 30/10/2023 tarihli ilamıyla, davacı ... vekilinin somut olayda 5 yıllık zamanaşımı uygulanmayacağı ve yönetim kurulu üyelerinin yöneticilerin verdiği kredilerden de sorumlu olacağına ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddedildiği ancak davalı ... iflas idaresi vekilinin bir kısım itirazlarının kabul edilerek, belirtilen taraf lehine kararın bozulduğu görülmüştür.Yine ... A.Ş.'ye el konulması nedeniyle açılan ve tefrik kararı sebebiyle başka esas üzerinden bakılan İstanbul 1. ATM'nin 2014/32 E., 2017/481 K. (önceki dosya no: 2022/1192 E. ve 2008/97 K.) sayılı ve 18/05/2017 tarihli nihai kararına yönelik, davacı ... vekilinin ve davalı ... iflas idaresi vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine dair Dairemizin 02/05/2019 tarihli karara yönelik, aynı tarafların temyiz başvurusu hakkında, Yargıtay 11. HD'nin 2019/3356 E., 2021/1950 K. sayılı ve 30/10/2023 tarihli ilamıyla, davacı ... vekilinin somut olayda 5 yıllık zamanaşımı uygulanmayacağı ve yönetim kurulu üyelerinin yöneticilerin verdiği kredilerden de sorumlu olacağı hususundaki tüm temyiz itirazlarının reddedildiği ancak davalı ... iflas idaresi vekilinin bir itirazının kabul edilerek belirtilen taraf lehine ilk derece mahkemesi kararının bozulduğu tespit edilmiştir.Davacının dosyaya sunduğu 11/03/2015 havale tarihli davaya konu alacaklar hususunda sunduğu dilekçesine göre, işbu davada gerekçeli kararda da belirtilmiş 6 adet krediden dolayı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yargılama konusudur. Bu krediler ....AŞ.'ye, ... A.Ş.- ... A.Ş.'ye, ... A.Ş.'ye, ... TicA.Ş.'ye, ... (.... A.Ş., .... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.) ile ...Ltd. Şti.'ye verilen kredilerdir. Davacı söz konusu dilekçesinde, bu kredilerden ötürü alacak miktarı 3.727.058-TL olduğu belirtilmiştir. Davanın açıldığı 29/09/2004 tarihinde 4389 sayılı Bankalar Kanununun yürürlükte olduğu,özel bir zamanaşımı süresinin öngörülmediği anlaşılmaktadır. 6762 sayılı TTK'nın 309/4. maddesinde "mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukundan itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki fiil cezai mültezim olup, ceza kanununa göre müddeti daha uzun zamanaşımına tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o zamanaşımı uygulanır" düzenlemesini içermektedir.5411 sayılı Bankacılık Kanunu 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 141. madde ile Fon alacaklarının 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi kılındığı, geçici 16. maddesi ile zamanaşımı süresinin geçmişe şamil kılındığı ancak Anayasa Mahkemesi'nin 04/06/2014 tarihli, 2014/85-103 sayılı kararıyla bu geçici düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu belirlenerek, 26/12/2003 tarihi itibariyle uyuşmazlık yönünden kanunda yer olan zamanaşımı süresinin dolması halinde, 20 yıla uzamasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılarak iptal kararı verilmiştir. Mahkemece TTK'nın 309 maddesindeki 5 yıllık sürenin yönetim kurulu karar tarihi ve bu tarihten sonra anılan karara dayalı olarak kredilerin kullandırılma tarihinden itibaren başlatılması gerektiği, buna göre kredilerin tahsisine ilişkin yönetim kurulu karar tarihinden itibaren 26/12/2003 tarihine kadar TTK'nın 309. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolması halinde, artık 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı ve dava tarihi olan 29/09/2004 tarihi itibariyle de 5 yıllık sürenin dolduğunun anlaşılması halinde bu kredilerden kaynaklı zarar istemlerinin zamanaşımına uğradığı tesbit edilmiş olup,zararın doğum anı kredinin açılma tarihi olduğundan dava konusu 6 kredinin her biri yönünden 5 yıllık sürenin drolması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Davalı hakkında davaya konu krediler için olmasa da, diğer bir kısım krediler için ceza davası açıldığı gözetilerek, ceza zamanaşımı süresi bakımından da değerlendirme yapılmış, buna göre 765 sayılı TCK'da öngörülen zamanaşımı süresinin, TTK'nın 309. maddesinde sorumluluk davasında uygulanacak olan 5 yıllık zamanaşımı süresinden daha uzun olmadığı, ceza zamanaşımı süresi nedeniyle zamanaşımı süresinin uzamadığının tesbiti de doğru bulunmuştur.3 adet kredi yönünden zamanaşımı nedeniyle reddi kararı yönünden, davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince zamanaşımına uğradığı tespit edilen kredi zararları dışında 3 firmaya verilen kredilerden kaynaklı iddia edilen zararların zamanaşımına uğramadığı tespiti ile her bir firmaya kullandırılan krediler yönünden yönetim kurulu (başkanı) üyesi olan davalının sorumluluğu değerlendirilmiş, bu yönde alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek, banka zararına dönüşen bazı krediler yönünden yönetici ve denetçilerin sorumlulukları bulunmadığı, bir kısmında yönetim kurulu üyesi davalının aldığı yönetim kurulu kararı olmaksızın müdürler tarafından kredi tahsis limitleri içinde kredilerin kullandırıldığı, yine bu kapsamda bazı işlemlerin bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı işlem olarak değerlendirilemeyeceği gerekçeleriyle, davalının sorumlu bulunmadığı sonucuyla verilen hükümde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, yöneticinin sorumluluğuna başvuru koşullarının oluşmadığı ve zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle verilen hükümde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.07/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19