İstanbul BAM 12. HD 2024/718 E. 2024/667 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2024/718
2024/667
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/718
KARAR NO: 2024/667
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2023
NUMARASI: 2022/834 Esas - 2023/694 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirketin, Türkiye ve Çin’de işlettiği restoran sayısı bakımından en büyük hızlı tüketim hamburger restoran zincirlerinden birisi olduğunu, şirkette ... grubunun pay oranının yaklaşık %62,157, yabancı hissedarların %23,001 ve ... grubunun %10,534 olduğunu, Davalının, 28.12.2016 tarihinde YK üyesi seçildiğini, şirket içerisinde ... ile ... arasında uyuşmazlık çıktığında, kendisini ilgili pay grubuna bu yönde tanınmış bir imtiyaz bulunmamasına rağmen ...’nun temsilcisi olarak konumlandırdığını, bir anda ... menfaatlerini, şirket menfaatlerinin üstünde tutacak şekilde hareket etmeye başladığını, şirket ile davalı,şirket’in diğer yönetim kurulu üyeleri arasında geçimsizlik olduğunu,22.09.2021 tarihli genel kurulda görevden alındığını, şirketin halka arz süreci büyük bir titizlik ve özen içerisinde yürütülmekte iken, davalının, bir anda ... hissedarların yönlendirmeleri ile alınan her karara, atılmak istenen her adıma karşı çıktığını ve bu şekilde müvekkili şirketin halka arz sürecini sekteye uğrattığını, SPK Başkanı'ndan randevu isteyip halka arza izin verilmemesi yönünde talepte bulunduğunu, 22.09.2021 tarihli genel kurulda ..., yaklaşık %10,436 orandaki toplam payları ile alınan kararlara muhalif kaldığını ve kararların kendi menfaatine aykırı olduğunu iddia ettiğini ve davalı ile birlikte şirkete karşı onlarca dava ikame ettiğini, şirketin bu noktadan sonra durumunun belirsiz olduğu yönünde ihtarlar çekilerek halka arz sürecinin önünü tıkamaya çalıştıklarını ve şirketin itibarını zedelediklerini, halka arz sürecinde, yabancı hissedarlar’ın şirketteki hisselerinin "imtiyazlı A grubundan, imtiyazsız ve borsada işlem görecek C grubu hisseye dönüşmesi" amacıyla yapıldığını, yine aynı genel kurulda davalı ve davalıların dahil olduğu 32 adet hissedardan oluşan B grubu hisseler eşit muameleye tabi tutularak; yarısı, B grubu olarak halka kapalı ve borsada işlem görmeyen nitelikte, kalan diğer yarısı ise C grubu olarak halka açık ve borsada işlem gören hisseye çevrildiğini, 22.09.2021 tarihli genel kurulda alınan, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesine ilişkin genel kurul kararının icrasının durdurulmasına 01.12.2021 tarihinde karar verildiğini, şirketin halka arzını durdurduğunu, müvekkili şirketin bilirkişi incelemesiyle belirli hale gelecek zararları için şimdilik belirsiz alacak şeklinde 10.000-TL, müvekkili şirketin ilgili kurumlar nezdinde zedelenen itibarı ve pay sahiplerinin YK'na duyduğu güvenin zedelenmesi, şirket içi tartışmalara ve güvensizliğe yol açması sebebiyle 20.000-TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının iddialarının aksine müvekkilinin hiçbir zaman davacı şirketin halka arzına karşı çıkmadığını, bağlılık yükümlülüğüne aykırı hiçbir eylemde bulunmadığını, davacı şirketin 22.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda şirket esas sözleşmesinin "Şirketin Sermayesi" başlıklı 6. maddesinin tadil edildiğini, halka arz amacıyla yapılan esas sözleşme tadili ile şirket hisseleri B grubu ve C grubu olmak üzere 2 gruba ayrıldığını, C grubu hissedarlara hisselerini serbestçe halka arz edebilmek imkanı getirilirken B grubu hissedarların hisselerini halka arz etmesi genel kurul onayına, bir başka ifade ile şirketin hakim hissedarları olan Kurdoğlu grubunun onayına bağlandığını, aynı toplantıda yönetim kurulu üyelerinin yarısını seçme imtiyazı getirilen (B) grubu pay sahipleri hisselerini halka arz etmesi genel kurul onayına bağlanan pay sahipleri olduğunu, dolayısıyla davacının beyanlarının aksine müvekkilinin şimdiye kadar yönetim kurulunda aldığı aksiyonların Üründül grubunun veya kendisinin menfaatlerini şirketin menfaatlerinin önüne koymak amacıyla değil; 22.09.2021 tarihli genel kurulda yapılan esas sözleşme tadiliyle hisselerini serbestçe halka arz edemeyecek konumda olan tüm (B) grubu pay sahiplerinin haklarını korumak, işbu paydaşların çoğunluk karşısında haklarını kullanamayacak duruma getirilmesini engellemek amacıyla yapıldığını, müvekkilinin bu kapsamda yaptığı hiç bir eylemin, bahsi geçen grubun menfaatlerinin şirket menfaatlerinin önüne konulması olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin, hiçbir zaman davacı tarafça şirketin menfaatine olduğu belirtilen halka arz sürecine karşı bir tutum sergilemediğini, şirketin karar alma süreçlerine kendisinin veya başkaca bir grubun menfaatlerini şirket menfaatlerinin önüne koyacak şekilde müdahale etmediğini, davacı şirketin halka arz başvurusunun sekteye uğramasının müvekkil ile hiç bir bağlantısının bulunmadığının SPK başvuru evrakıyla sabit olduğunu beyanla haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalının davacı ...'de yönetim kurulu üyesi sıfatıyla 28/12/2016 ila 22/09/2021 tarihleri arasında görev yaptığı, davalının görev yaptığı dönem ile ilgili olarak davacı şirketin TTK 553-554 ve 555 md gereğince sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, 27/04/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen ara kararı ile davacı şirket vekiline 2 haftalık kesin süre verilerek davalı hakkında sorumluluk davası açılması için davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış karar var ise ibraz etmesi, aksi halde dosya kapsamı delillere göre inceleme yapılıp karar verileceği ihtarında bulunulduğu, davacı vekili 15/05/2023 tarihli ve 21/07/2023 tarihli dilekçeleri ile genel kurul kararı alınmadığını, böyle bir karar alınması gerekmediğini, TTK'nda bu konuda yasal zorunluluk olmadığını bildirdiği, davacı vekili 13/07/2023 tarihli celsede kararın ibrazı için süre verilmesini, yada sözlü yargılama için süre verilmesini istemiş ise de; davacı tarafa 27/04/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında sonuçları hatırlatılarak kesin süre verildiği, davalı tarafın yeniden süre verilmesine açıkca muvafakat etmediği, istenen hususun dava şartı olup ön inceleme duruşması sonuna kadar davacı tarafça sunulması gerektiği, dava şartlarının yerine getirilmemesi halinde sözlü yargılama için süre verilmesi taleplerinin de yasal zorunluluk içinde bulunmadığı gözetilerek davacı talepleri kabul edilmediği gerekçesiyle; davacı şirketin YK üyesi olan davalı ...'a karşı davacı şirketin uğradığı zarardan dolayı sorumluluk davası açabilmesi için genel kurulda karar alınması gerektiği anılan bu hususun dava şartı olduğu ancak davacı tarafından genel kurul kararı sunulmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, şirket zararının talep edilmesine ilişkin olarak eTTK’nın aksine şirket zararını talep edebilecek kişiler ve şartları açısından kapsamlı değişiklikler yaptığı, değişikliklerden biri de şirket zararlarının talep edilmesinin, genel kurulda bu yönde bir karar alınması şartına bağlanmaması olduğu, eTTK anonim şirket adına yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılması için genel kurul tarafından davanın açılmasına yönelik bir karar alınmasını zorunlu tutmakta iken 6102 sayılı TTKnda şirketin, yönetim kurulu üyelerine karşı açacağı sorumluluk davasını açıkça genel kurul kararı alınması şartına bağlamadığı, bu noktada kanunda yaşanan değişiklik sonrası bilinçli olarak kanun dışında bırakılan hükmün dava şartı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, kanunda açıkça dava şartı olarak düzenlenmemiş bir durumun, bu şekilde yorum yoluyla dava şartı haline getirilmesi şirketin hak arama özgürlününü ihlal ettiğini,genel kurul kararı alınmasının dava şartı olduğu görüşüne katılmamakla birlikte genel kurul kararı alınmasını, süre verilerek düzeltilebilecek bir eksiklik olarak değerlendirerek davaya devam edilebileceği yönünde karar vermesi gerekirken 2021 yılına ait genel kurul tutanağını ve dava açılması için müvekkil şirket tarafından alınmış karar var ise ibraz edilmesi için 2 hafta kesin süre verilmesi şirket esas sözleşmesine, usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; TTK'nın 553. vd. maddeleri uyarınca şirket tarafından açılmış sorumluluk davasıdır. 6102 sayılı TTK'nda yöneticinin sorumluluğuna dayalı dava açılabilmesi için eTTK'nın 341. maddesinin aksine bir genel kurul kararı gerektiği düzenlenmemiştir. Yargıtay 11. HD'nin kanunun yürürlüğünden sonra verdiği istikrarlı kararlarında"... dava tarihi itibariyle 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm verilmesi doğru görülmemiş...." denilmiştir. (Yargıtay 11 HD nin 2015/560 esas,13614 karar, 17.12.2015 tarih, 2015/3371 esas, 2016/1194 karar, 09.02.2016 tarihli, 2015/15433 esas, 2016/7433 karar, 22.09.2016 tarihli ilamları vd.) Genel kurulun devredilemez nitelikteki görev ve yetkileri TTK'nın 408/2 de sayılmış olup "Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları" da yer aldığı halde, şirket adına sorumluluk davası açılması konusunda karar alma yetkisinden söz edilmemiştir. Ancak, maddede sayılan hallerin sınırlayıcı olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınmaları ve özellikle ibraları hakkında karar alınmasını onlara karşı şirket adına açılacak sorumluluk davasından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Pay sahiplerinin iradelerini genel kurulda gösterdiği, oy kullanmada imtiyazların kullanılamayacağı kararlar arasında ibra ve sorumluluk davası açılmasının sayılması bu iki konunun genel kurulda karara bağlanması gerektiğini göstermektedir. Davacı vekilinin kanunda açık bir düzenleme olmaması nedeniyle sorumluluk davası açılması için yönetim kurulunun yetkili olduğuna yönelik istinaf nedeni yerleşik yargı kararlarına aykırı olması nedeniyle dinlenebilir bulunmamıştır. İlk derece mahkemesince 27/04/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen 10 numaralı ara karar ile "Davacı şirket vekilinin 2 haftalık kesin süre içinde 2021 yılı genel kurul toplantı tutanağını ve davalı hakkında sorumluluk davası açılması için davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış karar var ise ibraz etmesine, aksi halde dosya kapsamı delillere göre inceleme yapılıp karar verileceğinin ihtarına " karar verilmiştir. Gerekçeli kararda yer verilen genel kurul tarafından alınacak kararın ön inceleme duruşmasından evvel sunulması gerektiği yerinde değildir. Gerek eTTK, gerekse 6102 sayılı TTK döneminde sorumluluk davası açılması için gerekli olan genel kurul kararının tamamlanabilir dava şartı olduğunda tereddüt veya aksi yönde uygulama bulunmamaktadır.Genel kurul kararı alınmamış ise alınması için uygun bir mehil verilmesi gerekir.Genel kurulun iki haftalık bir sürede toplanamayacağı, somut olayda olduğu üzere davacı şirketin ana sözleşmesinde toplantı tarihinden evvel üç haftalık bir süre öngörüldüğü anlaşılmakla uygun bir süre verilmesi gerekirken genel kuruldan karar alınmak üzere süre verilmeden, tamamlanamayan dava şartı olduğu kabul edilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı alınmasının tamamlanabilir dava şartı olduğuna ilişkin davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülerek kararın kaldırılmasına; davacı vekiline alınacak genel kurul kararını ibraz etmek üzere genel kurulun toplanıp karar alabileceği makul bir süre verilerek sonucuna göre karar verilmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/834 Esas - 2023/694 Karar sayılı 13/07/2023 tarihli kararının, HMK m.353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41