SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/1515 E. 2024/435 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1515

Karar No

2024/435

Karar Tarihi

21 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1515

KARAR NO: 2024/435

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/01/2021

NUMARASI: 2018/1 Esas - 2021/67 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ... plakalı, ... marka 2016 model aracı 11.04.2016 tarihinde 155.842,70-TL'ye satın aldığını, davalı ...'in satıcı, diğer davalı ...'un ise aracın Türkiye distribütörü olduğunu, bir yıl geçmeden sıfır olarak satın alınan aracın kaporta, kaput, tavan ve muhtelif yerlerinde çıplak gözle dahi görülecek şekilde pul pul boya dökülmeleri meydana geldiğini, müvekkilinin gerekli incelemelerin yapılması için davalı tarafa başvuru yaptığını, ancak boya dökülmelerinin dış etkenlerden kaynaklandığına dair bir gerekçeyle müvekkilinin taleplerinin reddedildiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/45 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, aracın muhtelif yerlerinde boya dökülmeleri olduğunun, aracın mevcut boyasının orijinal fabrikasyon olduğunu, aracın imalatı aşamasında gerçekleştirilmesi gereken astar zımparasının yeterli seviyede olmaması nedeniyle aracın süs boyasının astara tutunamamasından kaynaklanan boya kusurunun bulunduğunun, aracın fabrikasyon imalatından kaynaklanan boya ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle satış bedelinden ayıp oranında indirim talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 18.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava değerini 18.000-TL artırarak 19,000-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP: 1-Davalı ... vekili; müvekkilinin yokluğunda tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucunda alınan bilirkişi raporunun delil vasfı taşımadığını, ayrıca araç boya incelemesi konusunda seçilen bilirkişilerin konunun uzmanı olmadığını, bu konuda kimya mühendisi ve makine mühendisi bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini, araç üzerindeki boya dökülmelerinin tamamen kullanım koşullarına bağlı ve dış etken kaynaklı olarak meydana geldiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı ... vekili; araç üzerinde imalat kaynaklı var olduğu iddia olunan boya dökülmelerinin tamamen kullanılan koşullara bağlı ve dış etken kaynaklı olarak meydana gelen deformasyonlar olduğunu, aracın asit içerikli dış etkene maruz kalarak ve taş çarpmaları sonucunda yüzeyinde bozulma meydana geldiğini, araç sahibinin aracı ağır arazi koşullarında kullandığını distribütor firmaya beyan ettiğini,boya dökülmelerinin kullanım kaynaklı olduğunu, ayrıca boya dökülmesinin aracın kullanılmasını engelleyici nitelikte olmadığını, ayıpların imalattan kaynaklandığı iddia edildiğinden, dava konusu boya döküntüsü ve deformasyonlardan müvekkili şirket değil, distribütör olan diğer davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı tarafından davalı ...'den ... plakalı aracın satın alındığı, diğer davalı ...'un ise dava konusu araca garanti veren distribütör olduğu, aracın satın alınmasından bir süre sonra aracın boyasında dökülmelerin başladığı, araçtaki boya dökülmesinin satış anında mutad muayene ile anlaşılabilecek açık ayıp niteliğinde değil, zamanla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafından çekilen 27/02/2017 tarihli ihtarnameyle ayıbın ihbar edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu ayıp nedeniyle aracın değerinde 15.000-TL azalma olduğu, aracın onarım bedelinin ise 4.000-TL olduğu, TBK nın 219 vd. maddeleri uyarınca davacının değer azalma bedeli ve onarım bedeli olarak toplam 19.000-TL'nin satış bedelinden düşülmesini davalı ...'den talep edebileceği, dava dilekçesinde faiz talep edilmemesi ve ıslah dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin belirtilmemesi nedeniyle, bedele ıslah tarihi olan 18/02/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, dosya içerisinde bulunan garanti sözleşmesi kapsamında değer azalışı ve bedelde indirim bulunmadığından, bu taleplerin davalı ...'a yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın davalı Baytur yönünden reddine, davalı ... yönünden ise kabulü ile 19.000-TL'nin 18/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... vekili; araç üzerinde imalat kaynaklı var olduğu iddia olunan boya dökülmelerinin tamamen kulanılan koşullara bağlı ve dış etken kaynaklı olarak meydana geldiğini, aracın asit içerikli dış etkene maruz kalarak ve taş çarpmaları sonucunda yüzeyde bozulma meydana geldiğini, araç sahibinin de aracı ağır arazi koşullarında kullandığını distribütör firmaya beyan ettiğini, ancak mahkemece bu hususların araştırılmadığını, ayrıca araçtaki boya dökülmesinin, aracın kullanılmasını engelleyici nitelikte olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, 01.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ile itirazları üzerine alınan 07.09.2020 tarihli bilirkişi raporunun tamamen varsayımlar üzerine kurulduğu, değer kaybına nasıl, hangi kriter ve hesaplama şekli kullanılarak ulaşıldığının belli olmadığını, bu nedenle söz konusu raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, mahkemece 15.000-TL değer kaybı ile birlikte 4.000-TL onarım masrafına karar verildiğini, dava dilekçesinde, dava konusu araç üzerinde meydana gelen boya dökülmeleri nedeniyle oluşacak değer kaybı nedeniyle, ayıp oranında satış bedelinden indirim talep edildiğini, bilirkişi raporunda da ayıp oranında satış bedelinden indirim karşılığı (değer kaybı) olarak 15.000-TL, ücretsiz onarım hakkı karşılığı olarak ise 4.000-TL belirlendiğini, ancak mahkemece davacının ücretsiz onarım bedeli talep etmemiş olmasına rağmen 19.000-TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, bu hususun taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin Subaru marka araçların satış ve servis işini yapmakta olup, Türkiye distribütörlüğünü ise diğer davalı ...'un yaptığını, davacının ayıpların imalattan kaynaklı olduğunu iddia ettiğini, alınan tüm bilirkişi raporlarında da davaya konu araçtaki ayıbın üretimden kaynakladığının ve distribütör firmanın da sorumlu olduğunun belirtildiğini, buna rağmen mahkemece garanti sözleşmesinin kapsamında değer azalışı ve bedelde indirim bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine karar verildiğini, ayrıca garanti sözleşmesinin 7. bendinde 6502 sayılı kanunun 11. maddesi hükmüne atıf yapılması nedeniyle, ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme halinde de satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle mahkemece davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak ayıp oranında satış bedelinde indirim istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir. Somut olayda; dava konusu aracın 11.04.2016 tarihinde davalı satıcı ... tarafından 155.482,70-TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, davacı tarafça keşide edilen 27.02.2017 tarihli ihtarname ile aracın kaportasının muhtelif yerlerinde boya dökülmeleri bulunduğu belirtilerek aracın incelenerek gerekli düzeltmelerin yapılmasının talep edildiği, davalı tarafça keşide edilen 06.04.2017 tarihli cevabi ihtarnamede aracın incelenmesi sonucunda meydana gelen dökülmelerin dış etken kaynaklı olup üretim kaynaklı bir problem bulunmadığının belirtildiği, bunun üzerine davacı tarafça yaptırılan delil tespiti sonucunda düzenlenen 09.05.2017 tarihli raporda, aracın mevcut boyasının orijinal fabrikasyon olduğu, aracın imalatı aşamasında gerçekleştirilmesi gereken astar zımparasının yeterli seviyede olmaması nedeniyle aracın süs boyasının astara tutunamamasından kaynaklanan boya kusurunun bulunduğu, aracın fabrikasyon imalatından kaynaklanan boya ayıplı olduğu hususlarının tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda da, aracın imalatı aşamasındaki astarının boyaya hazırlanması hususunda gerçekleştirilmesi gereken astar zımparası yeter seviyede olmadığından, aracın süs boyasının astara tutunamaması nedeniyle boyanın üretimden kaynaklanan gizli ayıplı olduğunun, aracın komple boyanma maliyetinin 4.000-TL, dava tarihi itibariyle aracı ayıpsız eşdeğerinin değeri 155.000-TL, komple boyanmış aracı ise 140.000-TL olup araçtaki değer kaybının 15.000-TL olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Aracın ayıplı ve ayıp ihbarının da süresinde olduğu tespit edildiğine göre, davacı TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklarından ancak birisini kullanabilecektir. TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklar, yenilik doğrucu niteliktedir. Bu nedenle yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte, hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça ayıp oranında satış bedelinde indirim hakkı kullanılmıştır. Bu konuda Yargıtay'ca benimsenen ve nispi metod olarak adlandırılan hesaplama yöntemine göre, satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da aracın ayıplı ve ayıpsız değeri belirlenerek değer kaybının 15.000-TL olarak belirlendiği anlaşılmasına göre, mahkemece bu miktar üzerinden satış bedelinden indirime hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bedele yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yine her iki bilirkişi raporunda boya kusurunun üretimden kaynaklandığı tespit edilmiş olmakla, davalı vekilinin boya dökülmesinin dış etken ve taş çarpması sonucu oluştuğuna yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Ancak TBK'nın 227. maddesinin açık hükmü gereği ayıp halinde maddede düzenlenen seçimlik haklardan sadece birisinin kullanılması mümkündür. Davacı da seçimlik hakkını ayıp oranında satış bedelinden indirim yönünde kullanmış olmakla, bunun yanında ayrıca onarım bedeli talep etmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece 15.000-TL satış bedelinden indirim bedeline ilave olarak 4.000-TL onarım bedeline hükmedilmesi hatalıdır. Diğer yandan mahkemece davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı ... şirketi ayıplı aracın Türkiye distribütörü olup, dosyaya ibraz edilen garanti sözleşmesine göre bu şirket tarafından aracın teslim tarihinden itibaren alıcıya 3 yıl ya da 100.000 km olarak garanti verildiği, dava konusu ayıbın da garanti süresi içinde ortaya çıktığı anlaşılmasına göre, davalı ... da garanti veren sıfatıyla diğer davalı ... ile birlikte ayıp nedeniyle oluşan zarardan müteselsilen sorumludur. Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin hükme karşı ise davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Ancak 6098 sayılı TBK'nın 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" denilerek, birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Yine aynı kanunun 62/2 maddesine göre, "Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." Bu niteliği gereği müteselsil borçluluk, niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup, borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıya ödeme yapan bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde, bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkı olup, bu husus ayrıca TBK'nın 167. maddesinde de düzenlenmiştir. Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle, somut olayda hakkındaki hükme karşı istinaf yoluna başvurulmayan davalı ... hakkındaki kararın kesinleştiği düşünülebilirse de, kesinleşme, sorumluluk davasına ilişkin olup rücu davası yönünden, yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez. Davalılar arasında açılabilecek rücu davası dikkate alındığında, davalı ... vekilinin diğer davalı ... aleyhine hükmü istinaf etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Zira görülmekte olan sorumluluk davasındaki karar, sorumlular arasındaki rücu davası yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de, güçlü delil niteliğindedir. Olayda davalıların müteselsil sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmasına göre, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Ancak istinaf yoluna başvuranın sıfatına göre bu husus kaldırma nedeni yapılmamakla birlikte, davalı ... vekilinin davalılar arasındaki rücu ilişkisinde aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olan hükmü istinaf etmekte hukuki yararı mevcut olduğundan, işbu dava yönünden icrai nitelikte olmayacak şekilde iç ilişkide gözetilecek tespit mahiyetinde olmak üzere, davalıların müteselsilen sorumlu oldukları şeklinde karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay kapatılan 17 HD'nin 2020/1280 esas 2020/2056 karar, 2016/19894 esas 2019/8692 karar sayılı ilamları). Açıklanan nedenlerle; mahkemece ayıp oranında satış bedelinden indirim yanında onarım bedeline de hükmedilmesi ve davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, yeniden hüküm verilerek "davanın kısmen kabulüne, işbu dava yönünden icrai nitelikte olmayacak şekilde iç ilişkide gözetilecek tespit mahiyetinde olmak üzere, davalıların müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine" karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1 Esas - 2021/67 Karar sayılı 26/01/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalı ... Tic. aleyhine açılan davanın reddine, Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 15.000-TL'nin 18/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, İşbu dava yönünden icrai nitelikte olmayacak şekilde, iç ilişkide gözetilecek tespit mahiyetinde olmak üzere, her iki davalının müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 1.024,65-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harç ile 307,40-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 343,30-TL'nin mahsubu ile kalan 681,35‬‬‬‬-TL harcın davalı ... AŞ'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 379,20-TL peşin harcın davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.400-TL bilirkişi ücreti ve 220-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.620-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.278,82-TL'sinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ... tarafından yapılan 2.100-TL bilirkişi ve 61,40-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.161,40-TL yargı giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ... tarafından yapılan 50-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 11-TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, kalan kısımın bu davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... lehine takdir olunan 4.000‬-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ... Tic. lehine takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı ... tarafından yatırılan 324,47‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 17-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 13-TL'sinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ... tarafından yapılan 35,90-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 8-TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, kalan kısımın bu davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

nedenleriistinafdereceSatımdankaldırılmasınaistanbulAlacakıslahgerekçeKaynaklanan)numarasımahkemesikararı(Ticaricevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim