İstanbul BAM 12. HD 2021/1397 E. 2024/434 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1397
2024/434
21 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1397
KARAR NO: 2024/434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; AFAD kurumunun bir afet durumunda Türkiye çapında haberleşmeyi sağlayacak bir sistem için ihale açması üzerine, o dönem müvekkili şirketin distribütörü olduğu ... firmasının da bu ihaleye katıldığını, AFAD kurumunun ... firmasından test için bir sistem kurmalarını talep ettiğini, ... firmasının malzemeyi hazırlayıp ATA karnesine bağlayarak Türkiye’ye gönderdiğini, ... firmasının alıcı kısmına kendi ismini, Türkiye distribütörü olduğu için müvekkili şirketin adını, Japonya'dan Lojistik işlerini yürütmesi için anlaştığı ... adlı firmayı ve bu firmanın Türkiye acenteliğini yürüten davalı ... firmasını yazdığını, mal Türkiye’ye gelince davalı...firmasının bu işin tüm gümrük ve lojistik işlerinin masraflarının kendileri tarafından karşılanacağını söylediğini,... şirketinin malın gümrükten çekme işlemlerini gerçekleştirmek üzere müvekkilinden, çözüm ortağı dedikleri diğer davalı ... Gümrükleme firması adına bir vekaletname çıkarmasını talep ettiğini, müvekkilinin istenen vekaleti verdiğini ve malın davalı ... Gümrükleme tarafından 25/04/2014 tarihinde AHL gümrüğünden çekilip müvekkili şirkete teslim edildiğini, Türkiye’den çıkış işlemleri de kendileri tarafından yapılacağından müvekkili şirkete konu ile ilgili herhangi bir evrak teslim edilmediğini, orijinal ATA karnesi de dahil tüm evrakların davalılarda kaldığını, müvekkili şirketin elinde herhangi bir evrak olmadığı için ATA karnesinin üzerine verilen 6 aylık yurtta kalma süresi konusunda bilgi sahibi de olmadığını, müvekkili şirket sorumlusunun cihazın ülkeye girişinin 1 seneyi doldurmasına 2 ay kala cihazın AFAD’dan alınarak çıkış işlemleri için davalı ...'ya teslim edilmesini talep ettiğini, 03/04/2015 tarihinde malların çıkış işlemleri için THY ambarınca teslim alındığını, gümrükçünün çıkış tescil işlemi için tescil memuruna gitmesi ile tescil memurunun bu ATA karnesinin 6 aylık süreyi aştığı için cezalı duruma düşüldüğünü, ceza ihbarnamesinin müvekkili şirkete gönderildiğini ve cihazın çıkışının mümkün olmadığı söylediğini, davalıların yaptıkları işlem sırasında ATA karnesine verilen 6 aylık süreyi kontrol etmeyerek ve müvekkiline bu konuda bilgi vermeyerek müvekkili şirket adına çok büyük bir ceza kesilmesine neden olduklarını, ithalat işlemleri sırasında müvekkili adına ATA karnesi ile her türlü gümrük işleminin yapılabilmesi için verilen vekaletname ile davalıların bu konudaki tüm sorumluluğu üstlendiğini, cihazların işlemler sona erdikten sonra geri gönderilmesi, yani ihracatı işlemlerinin müvekkili şirket tarafından yapılması talebinin 16/03/2015 tarihli bir mail ile davalı tarafa sorulduğunu ve ancak davalının geri gönderme işlemlerinin de taraflarınca yapılacağını belirttiğini, davalıların cihazların geri gönderilmesi, ihracat işlemleri için başvuruları aşamasında müvekkili şirket aleyhine gümrük idaresi tarafından ATA karnesi ile ilgili ceza düzenlendiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirketin ceza ile ilgili olarak idareye itirazlarından sonuç alınamaması üzerine cezanın iptali talebiyle İstanbul 5. Vergi Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak davanın reddedildiğini, temyiz aşamasında müvekkili şirketin 6736 sayılı kanundan yararlanarak 1.122.399,92-TL tutarındaki cezanın 387.227,98-TL olarak 18 ay içinde ödenmesi için yapılandırma yoluna gidildiğini, müvekkili şirketin 387.227,98-TL ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, davalılara öncesinde taraflarınca yapılacağını bildirdikleri ithalat işlemlerini yapmamaları üzerine 03/01/2017 tarihli ihtarname ile üslendikleri ithalat işlemini yapmalarının ihtar edildiğini, davalıların ithalat işlemini yapmaktan imtina ettiklerini, bunun üzerine 16/01/2017 tarihli ihtarname ile aleyhlerine dava açılacağının ihtar edildiğini, müvekkili ile davalılar arasındaki sözleşmenin tipik bir vekalet sözleşmesi olduğunu, davalıların edimlerini ifa ederken özensiz davranmaları, sadakat borcuna, bilgi verme borcuna aykırı tutum ve davranışları ile müvekkili şirket aleyhine 1.122.399,92-TL tutarında idari para cezası düzenlenmesine neden olduklarını, davalıların vekaleten üstlendikleri işi gereği gibi yerine getirmeyerek verdikleri zarar nedeniyle haksız fiil sorumluluklarının bulunduğunu, davalıların cihazlara ilişkin ATA karnesi süresi 6 ay olarak tespit edildiği halde bu süreyi takip ederek gereğini yerine getirmediklerini, sürenin uzatılmasını sağlamadıklarını, vekil olan davalıların, malları gümrükten çekip teslim ettikten sonra yapılan işe ilişkin detaylı bilgilendirme yapmayarak müvekkilinin ATA karnesi için verilen 6 aylık süreden haberdar olmasını engellediğini, müvekkili şirket aleyhine kesilen cezanın iptali için dava açmak zorunda kaldığını ve bu dava için masraf ve vekalet ücreti ödeyerek zarar gördüğünü belirterek, davalıların sebep olduğu idarece kesilen cezanın yapılandırma bedeli toplamı 387.227,98-TL ve idare aleyhine açılmak zorunda kalınan dava masraf ve vekalet ücretleri toplamı 75.000-TL olmak üzere toplam 462.227,98-TL’nin 16/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili; davacı ile müvekkilleri arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, hizmetin müvekkilince dava dışı K Line firmasına verildiğini, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili Topçuoğlu Gümrük Müşavirliği firmasının iddia edilen hukuki ilişkinin tarafı olmaması nedeniyle bu müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, gümrük işlemine tabi eşyanın yurtdışından gelişinin dava dışı üçüncü kişi ... firması tarafından müvekkili ...'ya bildirildiğini, bunun üzerine eşyanın alıcısı davacıdan gerekli bilgi ve belgelerin istenildiğini, ayrıca müvekkili ...'nın talebiyle davacının gümrük işlemleri için diğer davalı ...'na vekaletname verdiğini, gümrük işlemlerinin bu müvekkili tarafından yapıldığını, eşyanın ATA karnesi kopyası ile birlikte eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, müvekkilinin işbu gümrükleme hizmetini ... firmasına verdiğini ve hizmet bedelini de bu firmaya fatura ettiğini, müvekkili ...Gümrük şirketinin, sadece gümrükleme işlemini vekil sıfatıyla gerçekleştiren taraf olup, bunun haricinde davacı şirket ve işlemle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, ...Gümrükleme yönünden sadece ... Denizcilik’e karşı bir sorumluluktan söz edilebileceğini, ... firmasının eşyanın çıkışı için de müvekkiline talimat verdiğini, işlemin yapılabilmesi için davacıdan vekaletname talep ettiğini, bunun üzerine davacının çıkış işlemlerini kendisinin yapacağını bildirerek ATA karnesi aslını istediğini, ATA karnesinin de müvekkilinin ... ofisinde bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin çıkış gümrüklemesiyle ilgisi ve sorumluluğu bulunmadığını, ithal eşyaya ilişkin tasarruf hakkı ile birlikte eşyaya ilişkin tüm sorumluluğun da davacıya ait olduğunu, davacı tarafın daha önce de benzer bir ithalat işlemi gerçekleştirdiğinden, ithal eşya rejimini, yani yapması gereken iş ve işlemleri çok iyi bilmekte olduğunu, davacı şirketin ithal eşyayı, eşyanın tabi olduğu rejimi bilerek ithal ettiğini, davacı tarafın kendi kusurlu davranışıyla oluşan zarara katlanmak zorunda olduğunu, ayrıca davacının para cezasının iptali davasında verilen karara karşı yasal haklarını kullanmayarak temyiz aşamasında davadan feragat ederek dürüstlük kuralına aykırı davrandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava konusu ATA karnesinin davacı adına düzenlendiği ve alıcı kısmında davacı ünvanının yazılı olduğu, Türkiye'deki gümrük işlemleri için davacı tarafından davalı ... Gümrükleme şirketine vekâletname verildiği ve Türkiye'deki gümrük işlemlerinin davacı taraf adına davalı ... Gümrükleme tarafından yerine getirildikten sonra eşyanın davacıya teslim edildiği, ATA karnesinde eşyanın yurtiçinde kalma süresinin altı ay olduğu, bunu da gönderici firma ve davacı firmanın bilmesi gerektiği, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile Gümrük Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri dikkate alındığında, bu konudaki sorumluluğun davacı firmada olup davalılara bu konuda atfedilecek bir kusur bulunmadığı, ATA karnesi muhteviyatı eşyaların süresi içerisinde yurt dışı edilmemesinden dolayı sorumluluğun, eşya sahibi olan ve adına gümrük işlemleri yapılan davacı olduğu, davacı firmanın ... firması adına işlem yaparken basiretli tacir sıfatıyla işlem yapmadığı, süreleri takip etmediği, ATA karnesi sözleşmesine istinaden bir eşya gönderen firmanın o ülkede ne kadar kalabileceği, ne şartlarla süre uzatılabileceği sözleşme şartlarında mevcut olup bu sözleşmeyi peşinen kabul etmiş olarak eşya gönderdiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafın sorumluluğundan bahsedilebilmesi için gümrük idaresinde yaptığı işlemlerde mevzuata aykırılık bulunduğunun ispat edilmesi gerektiği, ancak davalı tarafın yaptığı işlemlerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının iddia ettiği zararın meydana gelmesinde davalıların bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; davalı ...nın malların ihracını da yapacağı gerekçesiyle müvekkiline vermeyerek, uhdesinde tuttuğu ATA karnesinin süre uzatım işlemlerini yapmayarak, ATA karnesi süresi konusunda müvekkilini bilgilendirmeyerek üstlendiği işi gereği gibi yapmadığını ve ATA karnesi süresinin uzatılmamış olması nedeniyle müvekkili aleyhine ceza düzenlenmesine neden olduğunu, davalı ... şirketinin müvekkiline verilen cezadan haberdar oluncaya dek ihracat işlemini yapmaya yönelik eylemler içerisinde bulunduğunu, davalının cezayı öğrendiği an müvekkilini yönlendirerek sorumlu olduğu cezanın yerinde olmadığı yaklaşımını sergilediğini, sonuç alınmayınca da ihracat işlemlerini yapmaktan vazgeçtiğini, davalıların uhdelerinde bulunan ATA karnesinin süresinin uzatılması işlemlerini yapmadıklarını, bu nedenle müvekkiline ceza verilmesine neden olduklarını, ATA karnesinin süresinin uzatılması işlemlerinin gümrük müşavirlerinin işlerinden birisi olduğunu, cezanın davalıya değil de müvekkiline kesilmiş olmasından hareketle davalının sorumlu olmadığı sonucuna varılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ATA karnesi rejimine tabi olarak geçici süreli ithal edilen eşyanın 6 aylık yurtta kalma süresinin dolmuş olmasına rağmen yurt dışına çıkış işlemlerinin yapılmamış olması nedeniyle, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda; davacının distribütörü olduğu ... firması tarafından AFAD'ın açtığı ihale kapsamında test edilmek üzere davacıya teslimi için Türkiye'ye gönderdiği cihazların taşınması işinin gönderici tarafından dava dışı ... firmasına verildiği, cihazların Türkiye'ye girişi akabinde tüm gümrükleme işlemlerinin ... firmasının Türkiye acentesi olan davalı ... firması ile diğer davalı ... Gümrükleme firması tarafından yerine getirilerek cihazın davacıya teslim edildiği, gönderici firma tarafından cihaza ilişkin olarak düzenlenmiş olan 17.04.2014 tarihli ve bir yıl geçerlilik süresini haiz ATA karnesine konu cihazın yurtta kalma süresinin ise 25.04.2014 tarihinden itibaren 6 ay olarak belirlendiği, ancak süresinde uzatım talep edilmediği ve cihazın test işlemleri sonrasında çıkış işlemleri sırasında 6 aylık yurtta kalma süresinin aşılmış olduğu, bu nedenle gümrük idaresince davacıya 1.122.399,92-TL para cezası tahakkuk ettirildiği, davacının idare nezdindeki itirazının reddi üzerine davacı tarafından işlemin iptali için vergi mahkemesinde dava açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine temyiz yoluna başvurulduğu, ancak bu aşamada 6736 sayılı kanundan yararlanılarak cezanın 387.227,98-TL olarak 18 ay içinde ödenmek üzere yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ile davalılar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamaktadır. Cihazın Türkiye'ye ithalinde davalı ...'nın talebi üzerine davacı tarafından gümrük işlemlerinin takibi amacıyla diğer davalı ... firmasına 25.04.2014 tarihinde 6 ay süreli vekaletname verilmiş ve süre sonunda vekaletname de yenilenmemiştir. Davacı ile ilişkiye girip işlemleri yapan ve yönlendiren davalı... şirketidir. Cihazın Türkiye'ye ithali ve davacıya teslimi aşaması sonrasında davacı ile davalı ... arasında herhangi bir ilişki de kalmamış, cihazın yurt dışına gönderilmesi konusunda bu şirket tarafından bir edim yüklenilmemiştir. Bu nedenle ATA karnesine konu cihazın yurtta kalış süresinin aşılması sonucu oluşan zarar bakımından davalı ... firmasının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden, mahkemece bu davalıya yönelik davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre; cihazın test işlemlerinin bitmesi sonrasında 09.03.2015 tarihinde davacı tarafından davalı ...'ya ATA karnesinin kendilerinde olup olmadığının sorulduğu, aynı gün davalı Puma tarafından "doğrudur, işlemleri biz yapacağız" şeklinde cevap verildiği, 16.03.2015 tarihinde davacı tarafından davalı ...'ya, gümrükçüye verdikleri vekalet süresinin dolmuş olması nedeniyle ATA karnesi muhteviyatının çıkışının kendilerince yapılacağının bildirildiği, ancak aynı gün davalı tarafından davacıya "tüm işlemler tarafımızdan ödenecek, gümrük şirketi de zaten kendi gümrük şirketimiz, çıkış işlemi olduğundan süresi geçen vekaletle işlem yaparız diyorlar, malları yarın aldırıyoruz deponuzdan" şeklinde yanıt verilerek işlemlerin kendileri tarafından yapılacağının bildirildiği, sonrasında çıkış işlemleri için malların gümrüğe tesliminde ise yurtta kalış süresinin aşıldığı tespit edilerek davaya konu para cezasının tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere ATA karnesi aslı davalı ...nezdinde tutulmuş olup, cihazın yurt dışına gönderilmesi de davalı ... tarafından üstlenilmiştir. Ancak bu alanda faaliyet göstermekte olan davalı ... tarafından ATA karnesi muhteviyatı cihazın yurtta kalış süresinin kontrol edilerek sürenin aşılmaması için süre uzatımı talep edilmediği gibi, davacı da bu hususta bilgilendirilmeyerek davacının para cezası ile muhatap olmasına neden olunduğu sabittir. Bu nedenle mahkemece davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Diğer yandan cihazın ATA karnesi ile geçici olarak ithal edildiğini bilen/bilmesi gereken davacının, cihazın yurtta kalış süresini kontrol ederek, cihazın test sürecine göre yurtta kalış süresinin uzatılması hususunda hiç bir girişimde bulunmamış olması dikkate alındığında, zararın oluşumunda davacının da müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekmektedir.Davacı tarafından Gümrük Müdürlüğü aleyhine söz konusu idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin 2015/1897 esas sayılı dosyasında mahkemece davanın reddine dair oyçokluğuyla karar verilmiştir. Karşı oy yazısında; 4 seri no'lu Gümrük Genel Tebliğinde ATA karnesinin geçerlilik süresi belirlenmiş olup, Gümrük Kanununda ve bu kanuna dayalı yönetmelik ile tebliğde bu sürenin kısaltılması veya uzatılması konusunda idareye tanınmış bir yetki bulunmadığı, bu durumda somut olayda 25.04.2014 tarihinde tescil edilen ve geçerlilik süresinin son günü 16.04.2015 olarak düzenlenen ATA karnesi kapsamında geçici ithalatı yapılan eşyanın, karnenin geçerlilik süresi dikkate alınmadan 24.10.2014 itibariyle yurt dışı edilmesi gerektiğinden bahisle alınan para cezası kararında ve buna vaki itirazın reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla emtianın yurtta kalış süresi ile buna bağlı olarak davacıya tahakkuk ettirilen para cezası tahakkuku konusunda uygulamada farklı görüşler bulunduğu anlaşılmaktadır.Bir kısmı eşyanın kalması için verilen süreyi dikkate alınken bir kısmının da ATA karnesinin geçerlilik süresine bakıldığı anlaşılmaktadır.Somut olayın özelliklerine göre, zararın oluşumunda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü hakkaniyeti uygun bulunmuştur.Davacının yapılandırma işlemi sonucu ödemek zorunda olduğu ceza miktarı 387.227,98-TL olup, davacı tarafından Vergi Mahkemesinde açılan dava takibi için vekiline ödenen 75.000-TL vekalet ücreti ile birlikte zarar tutarı toplam 462.227,98-TL'ye ulaşmıştır. Bu tutarın davalı ...'nın %50 kusuruna isabet eden kısmı 231.113,99-TL olup, bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulü gerekmektedir. Davacı vekilince her ne kadar ihtarname tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talep edilmişse de, söz konusu 16.01.2017 tarihli ihtarnamede ödeme isteği yer almadığından, alacak tutarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/329 Esas - 2021/261 Karar sayılı 01/04/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın reddine, Davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne; 231.113,99-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 15.787,39-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 7.893,70-TL'nin mahsubu ile kalan 7.893,69-TL harcın davalı ... AŞ'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 7.925,10-TL peşin harçların davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 3.750-TL bilirkişi ücreti ve 391,35-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.141,35-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.075-TL'sinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 36.667,10-TL nispi vekalet ücretinin davalı... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... AŞ lehine takdir olunan 36.667,10-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ... Ltd. Şti. lehine takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 53,50-TL istinaf yargı giderinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18