İstanbul BAM 12. HD 2021/1470 E. 2024/379 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1470
2024/379
7 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1470
KARAR NO: 2024/379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/04/2021
NUMARASI: 2019/233 Esas - 2021/339 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024
Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, denizcilik piyasasında 30 yıldır brokerlık yapan müvekkilinin davalı şirkette 12/08/2014 tarihinde işe başladığını, 26/08/2014 tarihli TSG'de ilan edildiği üzere ortaklar kurulu kararıyla 3 yıllığına şirketin müdürlüğüne atanarak kendisine her konuda münferit imza yetkisi verildiğini; müvekkilinin ücretinin net 3.000-USD olması hususunda sözlü olarak mutabık kalındığını; müvekkilinin yaptığı işin, davalı firmaya ait İstanbul Liman Başkanlığı Bağlama Kütüğünde ... no ile kayıtlı makinesiz duba olarak tabir edilen, Türkiye'de yalnızca 2 adet bulunan ve tüm büyük projelerde kullanılan deniz aracının, pazarlamasını, kiralamasını, takiplerini, tahsilatlarını yapmak gibi uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu; müvekkilinin çalıştığı süre içinde maaş ödemelerinin düzensiz olarak banka hesabına yapıldığını, noksan ödemeler sebebiyle bakiye ücret alacağının katlanarak arttığını ve bu sebeple müvekkilinin 28/02/2017 tarihinde noterden davalıya gönderdiği istifanameyle istifa ettiğini; müvekkilinin çalışma süresi içinde yıllık izin hakkını kullanmadığı gibi (şirkette bu görevi yürüten tek kişi kendisi olduğundan) kendisine izin ücreti de ödenmediğini; ayrıca ilk yıl için aylık 150-TL, daha sonra 200-TL olarak ödeneceği taahhüt edilen yemek ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000-USD ücret alacağının aynen USD'ye uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte veya tahsil tarihindeki kur üzerinden TL olarak; 1.000-TL kıdem tazminatının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte; 500-TL yemek ve 500-TL izin ücretinin yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirkette 12/08/2014 tarihinde ortaklar kurulu kararıyla 3 yıllığına şirketin müdürlüğüne atanarak kendisine her hususta münferit imza yetkisi verildiğini, bu yetkisinin istifa tarihine kadar devam ettiğini; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını; şirketi münferit imza yetkili müdürü olarak görev yapmış davacının iş davası açma hakkının bulunmadığını, kendisine yapılan eksik ödemelerin tamamlanmasını sağlama yetkisi olduğunu, davacının iddiasını yazılı belgeyle ispatlaması gerektiğini, davacının hiçbir ücret alacağı bulunmadığını, bu durumun dilekçe ekinde sunulan banka dekontlarından da sabit olduğunu; müdür olan davacının yıllık izin ücreti talep edemeyeceğini, şirketteki mesai saatleri ve tatil zamanlarını kendisinin belirlediğini, görev süresi içinde bir çok defa tatile çıktığını ve davacının hiç bir alacağı olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkette genel müdür olarak çalıştığı, ücretini eksik almaması, düzensiz ödememesi ve yemek, yol veya yıllık izinlerini kendisi planlayarak yapması gerekirken bu hususlarda alacak iddiasının kendi iddiaları ile uyumlu olmadığı, ödeme ve tahsil yetkisinin kendisi tarafından kullanıldığı, davacıya yemek ücreti ödeneceği konusunda bir sözleşme bulunmadığından yemek ücreti hesaplaması yapılamadığı, bu hak iddialarının yerinde olmadığı, bu bağlamda bu hakların ödenmemesi hususunun davacı açısından haklı bir neden oluşturmayacağı kanaatine varılarak, davacı taleplerinin reddinin gerektiği; davacının şirket müdürü olduğu ve üstünde bir kişi bulunmadığı, mesainin kendisi tarafından belirlendiği, aynı zamanda işe alma ve çıkarma yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla fazla mesai, genel tatil ücreti istemlerinin de kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, tanık dinletme taleplerinin ve yeminin delilinin değerlendirilmediğini; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını; müvekkilinin maaşının sözlü olarak 3.000-USD olarak belirlenmiş olmasına davalının itiraz etmediğini, bilirkişinin müvekkilinin maaşını kendisinin tahsil etmesi gerektiği şeklinde ulaştığı sonucun kabul edilemeyeceğini; mahkeme kararının gerekçe içermediğini; müvekkilinin kendi maaşını şirket hesabından kendi tahsil edebilecek yetkiye sahip olmadığını, şirket ortaklarından gelen sözlü talimatlarla hareket ettiğini, hiç bir zaman kendi maaşını tam olarak alamadığını; gelen paraların, şirket ortaklarının sahibi olduğu dava dışı ..., ..., ..., ... isimli şirketlere transfer ettirildiğini; şirketin sahibi olduğu dubanın çalışanlarına maaş ödemeleri yaptırıldığını; şirket hesapları incelenmediği için bu hususların tespit edilemediğini, nitekim davalının sunduğu dekontların açıklamalarının kendilerince yapıldığını; davalının maaş adı altında bir ödemesi bulunmamasına rağmen alınmamış maaşın, alınmış olması gerektiği gibi anlaşılamayan bir sonuca varıldığını, bunun tam bir angarya olduğunu, maaşlı bir çalışanın kendi inisiyatifiyle şirketten tahsilatta bulunmasının cezai sorumluluğa yol açabileceğini ve müvekkilinin maaşını tam olarak alamadığı için istifa etmek zorunda kaldığını belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, limited şirket müdürünün görevinden haklı olarak istifa ettiğinden bahisle mali haklarının tahsili istemine ilişkindir. Limited şirketlerde, şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere, müdür veya müdürler atanabilir. Müdür veya müdürlerin, limited şirketin ortakları arasından seçilmesi mümkün olduğu gibi, ortak olmayan üçüncü kişiler arasından da seçilmesi mümkündür. Ortak olup olmadığına bakılmaksızın, müdür, limited şirketin organı sayılır. Dolayısıyla, şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi kapsamında değerlendirme ve şirket müdürlerini işçi sayma olanağı yoktur (Yargıtay 22. HD'nin 2016/24028 E., 2017/14012 K. sayılı ve 13/06/2017 tarihli ilamı). Dava ilk olarak iş mahkemesinde açılmış olup verilen görevsizlik kararlarının kesinleşmesi üzerine İstanbul BAM 37. HD'nin 29/03/2019 tarihli merci tayini kararı ile asliye ticaret mahkemesi görevli olarak belirlenmiştir. Davacının, davalı şirketin müdürü olarak 12/08/2014-28/02/2017 tarihleri arasında çalıştığı, 26/08/2014 tarihli TSG'de ilan edilen davalı şirket ortaklar kurulu kararıyla, 3 yıl süreyle şirket müdür olarak atandığı ve şirketi her hususta münferit imzası ile temsil ve ilzam etmek üzere yetki verilmiştir. Davacının şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde, davalı şirket arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi kapsamında değerlendirme ve davacıyı işçi sayma olanağı bulunmadığından işçilik alacaklarına ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. Dava; davalı şirkette ortak olmayan müdür olarak görev yapan davacının ücret alacağı ve işçilik alacakları istemine ilişkindir. Davacının davalı şirkete karşılıksız olarak hizmet verdiği kabul edilemeyeceğinden, yazılı sözleşme olmadığından öncelikle davacının alabileceği ücretin miktarının tespiti gerekir. Davalı şirketin uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defterlerinin, aralarında sektör uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulu tarafından incelenerek şirketin iş hacmi, yapılan işlerin miktarı ,muadili şirketlerde davacı pozisyonun da çalışan üst yöneticinin alabileceği ücret belirlenerek davacının anlaştığını ileri sürdüğü ücretin kadrimaruf olup olmadığı, değil ise ücretin ne olabileceğinin belirlenmesi gerekir. Ücretin ödendiğinin ispat yükü davalıda olduğu dikkate alınarak, davalının ileri sürdüğü ödemelerin davacının ücretine mahsuben uhdesinde kalıp kalmadığı, davacının talep edebileceği ödenmemiş ücreti olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2021 Tarih 2019/233 Esas 2021/339 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39