İstanbul BAM 12. HD 2021/1011 E. 2024/221 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1011
2024/221
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1011
KARAR NO: 2024/221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2020
NUMARASI: 2016/1193 Esas - 2020/481 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/02/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkilinin 30.11.2011 başlangıç tarihli Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin acentelik hizmetleri karşılığında acentenin cirosu üzerinden % 25, dağıtım üzerinden ise % 10 hakkediş aldığını, sözleşme süresinin beş yıl olarak düzenlendiğini, davalı şirkete İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin 17.11.2015 tarih ve 2015/2903 D. İş sayılı kararı ile aynı tarihte kayyım atandığını, kayyım atanması sonrası faaliyetlerine devam eden müvekkilinin acente olarak hizmet verdiği süre boyunca hiçbir şekilde kanuna, ilgili yönetmeliklere ve sözleşmeye aykırı davranmadığını, ancak davalının Bakırköy ... Noterliği'nin 16.09.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile 21.09.2016 tarihinden itibaren hiçbir sebep göstermeksizin haksız olarak acentelik sözleşmesini feshettiğini, feshedilen sözleşme sonucu davalının müvekkiline kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan hiçbir kusur atfetmediğini, haksız fesihten dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin davalıyla 30.11.2011 tarihinden 21.09.2016 tarihine kadar acentelik faaliyetlerine kesintisiz olarak devam ettiğini, bu süreçte müvekkilinin davalı hesabına yaptığı faaliyetleri sonucu başladığı ve tamamlayamadığı işlerden dolayı hakkedişlerini alamadığını ve zarara uğradığını, TTK m. 121/4 uyarınca haklı sebep olmadan sözleşmeyi fesheden tarafın diğer tarafın zararını tazmin etmesi gerektiğini, bunun dışında müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, ayrıca sözleşmede öngörülen rekabet yasağı anlaşması nedeniyle müvekkiline TTK m.123 uyarınca uygun bir tazminat ödenmesi gerektiğini belirterek 10.000-TL başlamış işlerin tamamlanmamasından dolayı tazminatın, 10.000-TL portföy tazminatının, 10.000-TL rekabet yasağından kaynaklanan tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; taraflar arsındaki 30.11.2011 tarihli sözleşmenin 53. maddesinde taraflar arasındaki ihtilafın hakem heyetince çözüleceğinin kararlaştırıldığını, tahkim ilk itirazı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, sözleşmenin 9. maddesinde her iki tarafa da tek taraflı fesih hakkı tanındığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında taraflara tanınan bu hakkı kullanarak sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullandığını, müvekkili şirkete kayyım atanması sonrasında bir takım tedbirler alındığını, bu kapsamda daha önce müvekkili şirket çalışanı olup, şirket içi düzenlenen kampanyalar ile acentelik verilen kişilerin sözleşmelerinin yeniden değerlendirilerek şirket içi kararlar alındığını, davacının sözleşmenin bu kapsamda sonlandırıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kargo taşımacılığı nedeniyle kurulan sözleşme gereğince kendisinin başlanılmış ve tamamlanmamış işlerin neler olduğunu ve bu sebeple varsa uğradığı zararın miktarını açık olarak belirtmesi gerektiğini, davacının ayrıca sözleşme feshi ile elde edeceği ücret hakkından mahrum kalmasına dayalı zararları da talep ettiğini, davacının sözleşme hükümlerinden ari olarak elde edeceği ücret hakkından mahrum kalması hasebiyle zarar tazmini istemesinin düşünülemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; tacir olan tarafların hür iradeleri ile imza altına alınan sözleşmede, taraflardan biri lehine hükümler olabileceği, davalının lehine olan Ana sözleşme m. 8 ve Ek Protokol m. 9 hükmü uyarınca hem davalının hem davacının sürenin bitiminden önce sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı olarak sona erdirilebileceği, ancak davalının bu hakkını herhangi bir süreye uymadan kullanabilmesine rağmen davacı acentenin 2 ay önceden bildirim yapması gerektiği, aksi halde cezai şart ödemesi zorunluğunun düzenlendiği, bu düzenlemenin sözleşmedeki menfaatler dengesini taraflardan birinin aleyhine dürüstlük kuralına aykırı şekilde bozacak, diğer tarafın kişilik hakları kapsamında ekonomik özürlüğünü ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı gibi kamu düzenine ve emredici hükümlere aykırılıktan bahsedilemeyeceği, bu kapsamda sözleşmedeki şartın dürüstlük kuralına, kişilik haklarına, kamu düzenine ve emredici hükümlere aykırı olmadığı, davalı ...’ya Ana sözleşme m. 8 ve Ek Protokol m. 9 hükmü uyarınca sözleşmeyi derhal ve sebep göstermeksizin sona erdirme hakkı tanındığı ve buna dayalı olarak feshin haklı olduğu, taraflar arasında mevcut sözleşme uyarınca davalı ... haklı bir sebebe veya acentenin kusuruna dayanmasa bile sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeksizin derhal fesih yetkisi tanınması nedeni ile davacının tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalının fesih hakkını sözleşmeye uygun olarak kullandığının kabulünde dahi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının sözleşmedeki fesih ihbarı yetkisine dayalı feshinin geçerli fesih olarak kabul edilse dahi haklı fesih olarak kabul edilemeyeceği, müvekkili acentenin herhangi bir kusuruna dayanılmadığından denkleştirme tazminatının reddinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında hukuki görüş bildirildiğini, teknik bir inceleme yapılmadığını, mahkemece bilirkişi raporundaki hukuki görüşler benimsenerek karar verildiğini, bilirkişi raporlarında hiç bir hesaplamaya yer verilmediğini, mahkemece sözleşmede davalıya tek taraflı ve derhal fesih hakkı veren hükme dayalı olarak yapılan feshin haklı nedenle fesih olarak kabul edildiğini, oysa sözleşmede müvekkiline tanınan fesih hakkında yetki belgesinin süresinin bitiminden 3 ay öncesinden ihbarda bulunulması şartı getirildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında da belirtildiği üzere sözleşmeyi derhal fesih hakkı tanıyan hükümlere rağmen fesih hakkını kullanan tarafın gerekçe göstermesi gerektiğini, aksi halde feshin haksız olarak kabul edileceğine karar verildiğini, sözleşmenin eşit şartlarda hazırlanmadığını, müvekkilinin yapacağı derhal fesihte aşırı cezai şart öngörüldüğünü, sözleşmenin 8. ve ek protokolün 9. maddesinde düzenlenen sözleşmeyi derhal ve sebep göstermeksizin feshedilemeyeceğine dair tespitlerin dikkate alınması gerektiğini, TTK'nın 121/4 maddesinde haklı bir sebep olmadan ya da üç aylık ihbar süresine uyulmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorunda olduğu düzenlenerek kanun koyucunun 3 aylık süreyi emredici olarak belirttiğini, bu nedenle davalının sözleşmeyi derhal feshetmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 21/09/2013 tarihine kadar kusursuz olarak faaliyetlerine devam ettiğini, davalının hesabına yaptığı ve tamamlayamadığı işlerden dolayı hakedişlerini alamadığını, bu durumda müvekkiline 3 aylık cirosu 373.581,35-TL'nin % 20'sinin ödenmesinin gerektiğini, müvekkilinin bitirdiği ancak müşterilerinden alamadığı tahsilatlarının bulunduğunu, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle bazı müşterilerden alacaklarını tahsil edemediğini, bunun dışında müvekkilinin portföy taminatına hak kazandığının da açık olduğunu, müvekkilinin sadık kaldığı rekabet yasağı sözleşmesi nedeniyle, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi halinde dahi müvekkilinin rekabet yasağına uymayacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını, müvekkilinin tazminat talepleri hususunda hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle tamamlanamamış işlerden dolayı oluşan zararın tazmini, denkleştirme ve rekabet yasağı nedeniyle tazminat ödenmesi istemine ilişkindir.Taraflar arasında 30/11/2011 tarihli 5 yıl süreli acentelik sözleşmesi imzalandığı, bahsi geçen sözleşmenin 8. maddesinde, eki protoklün ise 9. maddesinde tarafların tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih hakları bulunduğu, sözleşme süresinin bitiminden önce taraflardan birinin usulüne uygun bir fesih ihbarnamesi ile sözleşmeyi feshedebileceği, Ek protokolün 9. maddesinde ... Kargo'nun derhal fesih yetkisini kullanacağı durumlarda fesih iradesinin acenteye tebliğ edileceği gün sözleşmenin sona ereceği, acentenin ise tek taraflı olarak feshetmek istemesi halinde 2 ay öncesinden ... Kargo'ya haber vermesi gerektiği, aksi takdirde 3 aylık ciro toplamının % 20'si kadar cezai şart ödemesi kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11. HD'nin 2015/15206 E., 2016/4748 K.; 2016/7089 E. 2018/1278 K.; 2014/7542 E. 2014/16209 K. Sayılı içtihatlarında belirtildiği üzere acentelik sözleşmesinde herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi, sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir. Mahkemece, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmede davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna, davalının sözleşmeyi feshinin sözleşmeye uygun olduğuna kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi, davalı tarafından 21/09/2016 tarihli noter ihbarnamesi ile herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin sözleşmedeki fesih yetkisine dayalı olarak feshedilmiş, davada fesihle ilgili davacıya atfedilebilecek herhangi bir nedene dayanılmamıştır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesine göre ise; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkı tanınmış ise de davalı müvekkil, acentelik sözleşmesini sona erdirmekte haklı bir nedene dayanmadığı gibi salt sözleşmedeki feshi ihbar hükmüne dayalı olarak sözleşmeye son vermiştir. Acentelik sözleşmesinin sona ermesinde davacının kusurlu olduğu iddia edilmediği gibi buna ilişkin bir delil de ileri sürülmediğinden diğer şartların oluşması halinde davacının denkleştirme tazminatına hak kazanması mümkündür. Bu durumda davacının denkleştirme tazminatı talebinin, sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak feshedildiği gerekçesi reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı görülmüştür.Ancak dosyadaki bilirkişi raporları denkleştirme tazminatının diğer koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında yeterli bir inceleme içermemektedir. Denkleştirme tazminatı ile ilgili 31/01/2020 tarihli bilirkişi raporlarında davacı yönünden hesaplanan rakamların davacı acentenin davalıdan elde ettiği komisyon geliri mi yoksa,taşıma sözleşmesini akdetmesi nedeniyle taşıma ücretinin tamamına ilişkin ciro mu olduğu hususu belirlenemeyip , davacının bulduğu müşteriler sayesinde davalının önemli menfaatler elde edip etmediği hususu anlaşılamamaktadır. Bu durumda bilirkişi heyetinden TTK'nın 122. maddesi çerçevesinde ek bilirkişi raporu alınarak davacının denkleştirme tazminatına hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Davacının diğer talebi başlanıp da tamamlanamamış işler nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Acentelik sözleşmesinin sona ermesi, TTK'nın 121. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre, "Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır." Buna göre, belirli süreli acentelik sözleşmesini tek taraflı olarak ve haklı bir sebep bulunmadan fesheden taraf, başlamış işlerin tamamlanmaması nedeniyle, diğer tarafın uğradığı zararları tazminle mükelleftir. Başlanılmış, ancak tamamlanmamış olan işlerin davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesi kargo taşımasına ilişkindir. Davacı acente tarafından kargoların taşınması, dağıtıma çıkarılması, alıcısına tesliminin üstlenildiği anlaşılmakta olup davacının bunun aksine, başlanmasına rağmen sözleşmenin feshi nedeniyle yarım kalan işlere ilişkin delil ibraz etmediğinden bu alacak talebi yerinde görülmemiştir. TTK'nın 123. maddesinde ise acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra acentenin işletmesine ilişkin faaliyetlerinin en çok 2 yıl süre ile sınırlandırılabileceği, rekabet sınırlaması nedeniyle acenteye uygun bir tazminat ödenmesinin şart olduğu düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki ek protokolün 7/44 maddesinde acentelik sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesinden sonra acentenin 2 yıl süre ile ... Kargo A.Ş. ile aynı konuda çalışma yapmamayı, dolaylı ya da dolaysız ortak olmamayı, aynı konuda şirket kurmamayı veya kurulan şirkete yönetici olmamayı, personeli olmasa dahi yardım etmemeyi, aynı faaliyet alanındaki şirketlere ... Kargo ile çalıştığı dönemde elde ettiği müşteri portföyü, çalışma tarzı hakkında bilgi vermeyi taahhüt ettiği, acentenin bu hükme aykırı davranması halinde son 3 aylık cirosu kadar para cezasını nakden ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Ancak taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafından geçerli bir neden gösterilmeden feshedilmiş olup bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesiyle rekabet yasağı sözleşmesinin de ortadan kalktığını, davacının rekabet yasağına tabi olmadığını, dolayısıyla davacının bağlı olmadığı rekabet yasağı sözleşmesi nedeniyle tazminat isteyemeyeceğini kabul etmek gerekir. Açıklanan nedenlerle; denkleştirme tazminatı talebi bakımından uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020 Tarih 2016/1193 Esas - 2020/481 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafından yatırılan 513-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20