SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/1138 E. 2024/187 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1138

Karar No

2024/187

Karar Tarihi

1 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1138

KARAR NO : 2024/187

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA : Davacılar vekili; davacıların muris babaları ...'nin 1981 yılında davalının İstanbul Yeni Cami Şubesi nezdinde hesap açtığını ve hesap cüzdanı aldığını, ...'nin hesabı açtıktan yaklaşık 1 yıl sonra vefat ettiğini, söz konusu hesapta hesap cüzdanına işlenmiş 800.000-TL ve 2.231,14-TL ABD Doları para bulunduğunu, ilgili banka tarafından müvekkillerine paranın varlığına dair bir ihbar yapılmadığını, yaklaşık iki ay kadar önce davacıların babasının evinde yapılan tadilat esnasında babalarının gizli kasasında hesap cüzdanının bulunduğunu, mevduatın zamanaşımına uğraması için ilan ve hak sahiplerine bildirim yapılması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100-TL'nin ABD Doları bakımından 19/10/1981 tarihinden ve Türk Lirası bakımından 12/10/1981 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan araştırmada davacıların murisi adına açılmış bir hesaba rastlanmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA: Davacı ... vekili; müvekkilinin babasının 1981 tarihinde davalı banka şubesinde hesap açtığını ve hesabı açtıktan yaklaşık 1 yıl sonra sonra vefat ettiğini, murisin hesap cüzdanına işli 800.000-TL ve 2.231,14-USD hesap bakiyesinin bulunduğunu, davalı banka tarafından hesaptaki bakiyenin ve 10 yıllık zamanaşımının uygulanacağını bildirir bir tebligat yapılmadığını, müvekkilinin evin tadilatı sırasında hesap cüzdanının varlığından haberdar olduğunu, davalı banka tarafından bir tebligat yapılmadığından paranın müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek, döviz hesabına 19.10.1981 tarihinden, Türk Lirası hesabına ise 12.10.1981 tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek 1.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davacıların murisine ait hesapta bulunan 19/10/1981 tarihi itibariyle 2.231,14-TL olan tutarın 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarih olarak kabul edilen 19/10/1991 tarihi itibariyle ulaştığı tutarın 242.828,83-ETL olarak hesaplandığı, bu tutarın yeni para değerinin ise 0,24-TL olduğunun tespit edildiği, bankanın 5.000-TL altındaki tutarlarda hesap sahiplerine bildirimde bulunma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla davalı bankanın işlemlerden dolayı herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ayrıca davacıların murisinin davalı banka nezdinde Amerikan Doları üzerinden açılmış herhangi bir yabancı para hesabının da bulunmadığı, netice itibariyle davacıların talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Birleşen davada davacı ... vekili; bilirkişi raporlarına yönelik itirazları dikkate alınmadan hesapta ABD Doları bulunmadığını belirten rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, paranın zamanaşımına uğradığı tarihte paranın 242.828,83-TL olduğu belirtilmesine göre bankanın ihbar yükümlülüğü bulunmasına rağmen, paradan altı sıfır atılması nedeniyle paranın 0,24-TL'ye düşmesinden bankanın sorumlu olup olmadığı hususunda rapor alınmasını talep etmelerine rağmen bu talepleri kabul edilmeden bankanın sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesinin yasal olmadığını, mahkemeye sundukları hesap cüzdanına ait hesap hareketlerinin bilirkişilerce yerinde incelenmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE :Asıl ve birleşen dava, davalı banka şubesine davacıların murisi tarafından yatırılan mevduatın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece daha önce davanın reddine ilişkin olarak verilmiş olan 13.03.2018 tarihli kararın istinafı üzerine Dairemizin 2018/1029 esas 2019/611 karar sayılı ilamıyla; murisin davacılar dışında bir mirasçısının daha bulunduğu, murisin mirasçılarının bir kısmının davacı olduğu işbu davanın, murisin terekesi adına açıldığının kabulünün gerektiği, 4721 sayılı TMK'nın 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geldiği, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri, miras ortaklığının tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmadığından, miras ortaklığının tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda muvafakatinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, bu karar doğrultusunda murisin diğer mirasçısı ... tarafından açılan davanın işbu dava ile birleştirilmesi suretiyle bu eksiklik giderilmiştir. Asıl davada davacılar vekiline gerekçeli karar 21.04.2021 tarihinde Tebligat Kanununun 17. maddesine göre iş yerinde sürekli çalışan ...imzasına tebliğ edilmiştir. Davacılar vekilince 06.03.2023 tarihli dilekçeyle tebligatın usulsüz olduğu ileri sürülmüşse de, bu tarih itibariyle tebligattan haberdar olmasına rağmen davacılar vekilince usulüne uygun olarak eski hale getirme talep edilmediği gibi karara karşı istinaf başvurusu da yapılmamıştır. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere davacılar arasındaki elbirliği mülkiyeti hükümleri gereğince davacı ... vekilinin başvurusundan diğer mirasçıların da yararlanacağının kabulü gerekmektedir. Dairemizce birleşen dava ile birlikte asıl dava yönünden verilen hükme yönelik olarak da istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda; davacıların murisi tarafından davalı bankanın Yenicami İstanbul şubesinde açılan Türk Lirası hesabı bulunmakta olup, ayrı bir ABD Doları hesabı bulunmadığı, kaldı ki 1983 yılı öncesi dönemde bankalarda gerçek kişiler adına döviz hesabı açılmasının da mümkün olmadığı, hesabın 31.03.1980 tarihinde 900.000-ETL bakiye ile açıldığı, hesap cüzdanına göre murisin muhtelif tarihlerdeki para yatırma-çekme işlemleri sonucunda 2.000-ETL bakiye kaldığı, bankaca bakiyeye yıl sonunda işletilen %5 oranındaki faiz tutarı olan 231,14-ETL'nin de eklenmesiyle hesap bakiyesinin 2.231,14-ETL olduğu, hesap cüzdanına göre son işlem tarihinin 19.10.1981 olduğu tespit edilmiştir. Muris adına hesabın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve 02/05/1985 tarihine kadar yürürlükte kalan 7129 sayılı kanun ile sonrasında yürürlüğe giren 3182 sayılı ve 4389 sayılı kanunlarda, mevduatın zamanaşımı süresi 10 yıl olarak öngörülmüş olup, son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatın zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.Murisin son işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanununun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde; her türlü mevduattan son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde sahipleri tarafından aranmamış olanlardan 5.000 (2.500.000) lirayı aşan mevduatların sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle Merkez Bankasına devredileceği, Merkez Bankasına devredilen mevduat, emanet ve alacaklardan tutarı veya değeri 5.000 (2.500.000) lirayı aşmayanların bankaca TMSF'ye intikal ettirileceği, 5.000 (2.500.000) lirayı aşanların ise Resmi Gazete ile ilan edileceği, ilandan itibaren l yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların, bu sürenin bitiminde TMSF'ye gelir kaydedileceği düzenlenmiştir. Davaya konu hesabın son işlem tarihi 19.10.1981 olduğundan, bu tarihten itibaren işleyen 10 yıllık zamanaşımı süresi 19.10.1991 tarihinde dolmuştur. Zamanaşımının dolduğu bu tarih itibariyle 3182 sayılı kanunun 36. maddesinde öngörülen mevduat sahibine bildirim ve ilan yükümlülüğü sınırı 5.000-ETL'dir. Dava konusu mevduatın yasal bildirim sınırı altında olup olmadığının tespiti için, zamanaşımının dolduğu tarih itibariyle hesaptaki paranın ulaştığı değerin tespiti gerekmektedir. Bunun için bankaca söz konusu mevduata uygulanan faiz tespit edilmesi halinde bu orana göre, bunun tespit edilememesi halinde ise avans faizi oranlarına (avans faizi bulunmayan dönemler için TCMB mevduat faizi) göre faiz hesabı yapılarak, faiz anaparaya eklenmek suretiyle hesaptaki paranın ulaştığı paranın tespiti gerekmektedir. Somut olayda mahkemece alınan 01.02.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, murisin hesabında bulunan paraya davalı bankaca yıllık %5 oranında faiz işletildiği tespit edilmesine göre, zamanaşımının dolduğu tarih itibariyle paranın ulaştığı değerin, mevduata uygulanan bu faiz oranına göre hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece bu doğrultuda alınan 25.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, 19.10.1991 tarihi itibariyle hesapta bulunan paranın faiziyle birlikte 4.188,09-ETL olduğu tespit edilmiştir. Bu suretle tespit edilen tutar, yasal bildirim sınırının altında olup, bu nedenle davalı bankanın mevduat sahibi mirasçıları olan davacılara bildirim yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davalı bankanın saklama yükümlülüğü de 10 yıl ile sınırlıdır. Bu nedenle mevduat zamanaşımına uğramış olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafreddinedereceistanbulAlacakgerekçeesastandavayamahkeme(BankacılıksebepleriKaynaklanan)kararıbirleşencevapİşlemlerinden

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim