SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/1534 E. 2024/186 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1534

Karar No

2024/186

Karar Tarihi

1 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1534

KARAR NO: 2024/186

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/03/2021

NUMARASI: 2019/444 Esas - 2021/304 Karar

DAVA: İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında kot kumaşı satışına ilişkin olarak takibe konu edilen 16/01/2017 tarihli 10.181,89-USD bedelli fatura tanzim edildiğini, fatura bedelinden bir kısmının ödenmediğini, alacağının tahsili için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.804,85-USD bedel talep ettiklerini, davalının itirazında ticari ilişki ve borcu kabul ettiğini, ancak borcunu çekle ödediğini iddia ettiğini, davalının bahsettiği çekin takibe konu borç gereği verildiğinin yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini ileri sürerek, davalının itirazın iptaline, davalı aleyhinde alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; takibin ve davanın hukuka aykırı olduğunu, davacı borçlu tarafından müvekkiline teslimi yapılan bir mal olmadığını, sevk irsaliyesinin aslının mahkemeye teslim edilmesini ve teslim alan kişinin tespit edilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin teslim edilmeyen mallar üzerinden kendi hesabınca bir takım faturalar düzenlendiğini ve müvekkilinin borçlu olduğu inancıyla takibe geçildiğini, bilirkişi incelemesiyle bu hususun açıklığa kavuşacağını, davacının davasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; icra takibinin 07/12/2018 tarihli faturaya ilişkin olduğu, davalı tarafın icra takibine itirazında davacı firmaya söz konusu borç için çek verildiğini ve çekin vadesinde ödendiğini beyan ettiği, faturaya konu borcun ödendiğini savunduğu,davacı tarafın ticari defterlerini sunduğu, davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, davacının davalıya kestiği 31.10.2016 tarihli 7.729,34-USD bedelli ve 16.01.2017 tarihli 10.181,89-USD bedelli olmak üzere 2 fatura düzenlediği, davalının 38.000-TL bedelli çekinin 10.105,38-USD olarak kayıtlara alınması neticesinde davacının 7.804,85-USD alacağı bulunduğu, her iki faturanın davalı tarafça teslim alındığı, Vergi Dairesine BA bildiriminin yapıldığı, davaya konu faturaların davalı tarafça bildirilmesi nedeniyle faturaya konu mal ya da hizmeti teslim almış sayılacağı, davalının çek ile ödemesinin hangi fatura ya da borca ilişkin olduğu hususunda açıklama olmadığı, bu nedenle yapılan ödemenin öncelikle daha önceki borçtan mahsup edilmesi gerektiği, yapılan mahsup neticesinde davacının 16.01.2017 tarihli fatura nedeniyle bakiye 7.804,85-USD alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının itirazının iptali ile takibin 7.804,85-USD asıl alacak üzerinden devamına, 7.804,85-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca faiz işletilmesine, asıl alacağın %20'si oranında 8.349,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davalı borçlu tarafından fatura ile ilgili müvekkiline teslim edilen bir mal söz konusu olmadığını, davacının sevk irsaliyesinin aslını ibraz edemediğini, bu hususta ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının icra takibinde takibin dayanağı olarak faturaya dayanmış ise de yargılama sırasında faturaya dayalı alacaklarının olmadığını, alacaklarının cari hesaptan kaynaklandığını beyan ettiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınması gerektiğini, arabuluculuk görüşmesinin de fatura ile ilgili olduğunu, cari hesap ile müzakere yapılmadığını, yargılama sırasında davanın konusunun değiştirildiğini, bu husustaki itirazlarına rağmen mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, kabule göre de davanın 9.674,46-USD üzerinden açılmasına rağmen, 7.804,85-USD alacak talep edildiğini, kalan bedel üzerinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yaptığı ödeme ve kur dikkate alındığında davacının müvekkilinden alacaklı olsa bile alacağının sadece 754,31-TL olabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı, takip talebine ekli 16/01/2017 tarihli 10.181,89-USD bedelli faturadan bakiye 9.649,08-USD asıl alacak ve 25,38-USD işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 9.674,46-USD asıl alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibe başlatıldığı, davalının bahsi geçen takibe borcun çek verilmek suretiyle ödendiğini belirterek takibe itiraz ettiği, davacının eldeki dava ile 7.804,85-USD alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği, davalının yargılamada mal teslim olgusunu inkar ettiği anlaşılmaktadır. Dava değeri olarak 7.804,85-USD açıkça gösterildiğinden ,icra takibinde talep edilip itirazın iptali davasına konu edilmeyen kısım bakımından fazla istemin varlığı kabul edilemeyecektir.Yargılama sırasında 09/09/2020 tarihli oturumda davacı vekili tarafından alacağın cari hesaptan kaynaklandığı belirtilmiş ise de gerek icra takibi gerekse dava dilekçesinde alacağın dayanağı olarak 16/01/2017 tarihli 10.181,89-USD bedelli fatura gösterilmiş olup davalının yaptığı çek ödemesinin önceki fatura alacağından mahsup edildiği ileri sürülmüştür. Dolayısıyla davacının 09/09/2020 tarihli oturumdaki beyanlarının sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin takip konusu ile dava konusunun uyuşmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Bilirkişi incelemesinde davacının davalı adına 31.10.2016 tarihli 7.729,34-USD bedelli ve 16.01.2017 tarihli 10.181,89-USD bedelli olmak üzere 2 fatura düzenlediği, davalının 38.000-TL bedelli çekinin 10.105,38-USD olarak kayıtlara alınması neticesinde davacının bakiye 7.804,85-USD alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan davacının düzenlediği her iki faturanın davalı tarafça BA formunda beyan edildiği anlaşılmaktadır. Bu durum davalının her iki faturayı defterlerine işlediğine, fatura konu malı teslim aldığına karine teşkil etmektedir. Aksinin ise davalı tarafından HMK'nın 200. maddesi gereğince yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak davalı tarafından aksi yönde delil ibraz edilmediğinden davacının faturalar bakiyesinden kalan alacağı sabittir. TBK'nın 102. maddesine göre ise kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel borç için, birden çok borcun muaccel olması halinde ise borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olacağı, takip yapılmamış ise ödemenin vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.Somut olayda davalının çek ödemesinin hangi fatura alacağı için yapıldığı belirtilmemiş ise de davalının yapılan ödemeyi önceki fatura alacağından mahsup etmesi TBK'nın bahsi geçen 102. maddesine uygun olup, bu doğrultuda ödemenin öncelikle 31/10/2016 tarihli fatura alacağından düşülmesi ile davacının 16.01.2017 tarihli 10.181,89-USD bedelli faturadan bakiye 7.804,85-USD alacağı kaldığı anlaşıldığından mahkemece bu miktar yönünden itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı icra takibini 9.674,46-USD üzerinden başlatmış ise de sadece 7.804,85-USD'yi dava konusu ettiği ve mahkemece bu kısım yönünden itirazın iptaline karar verildiği davada red edilen kısım bulunmadığından davalı vekilinin fazla istem için davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 3.140,14-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 785,03-TL harcın mahsubu ile kalan 2.355,11‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 27-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafdereceİptaliistanbulgerekçeesastanmahkemenumarasısebepleriİtirazınkararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim