SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1385

Karar No

2024/1287

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1385

KARAR NO:2024/1287

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/04/2021

NUMARASI:2020/304 Esas - 2021/317 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/09/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; davalının dava konusu 01/04/2020 vade, 10/07/2018 keşide tarihli 1.500.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul 14. ATM'nin 2020/264 D.iş sayılı dosyası ile 100.000-TL üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığını ve İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin söz konusu hacizler nedeniyle senetten muttali olduğunu, takip konusu bono üzerinde bulunan kaşeye atılan imzanın müvekkili şirketin yetkilisi ....'a ait olmadığını, söz konusu bononun sahtecilik ve dolandırıcılık amacıyla düzenlendiğini, bono üzerindeki kaşede belirtilen adresin şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer almayan bir adres olduğunu, bono üzerindeki imzanın şirketin eski müdürü ve ortağı ... tarafından atılmış bir imza olabileceğini, bu ortağın şirketteki hisselerinin şahsi borçları nedeniyle 25/12/2019'da İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından yapılan ihale ile müvekkil şirketin ortaklarından ...'a satıldığını, ....'ün açtığı ihalenin feshi davasının reddedildiğini, ...'ün 01/11/2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında müdürlük görevinin sona erdiğini, görevin sona ermesi ile birlikte ...'ün uhdesinde bulunan müvekkili şirkete ait tüm ticari defter, kayıtlar, belgeler, kaşeler, boş çek koçanları, sözleşmeler ve sair evrakların 05/11/2018 tarihinde tutanak ile teslim alındığını, takibe ve davaya konu 10/07/2018 tanzim tarihli, bononun ... tarafından şirkete ait tüm yetkileri sona erdikten sonra, takibe yakın bir tarihte düzenlendiğini, defterlerin teslimi sırasında böyle bir bononun varlığına ilişkin bilgi vermediği gibi 05/11/2018 tarihli tutanakta da böyle bir bonodan bahsedilmediğini, bu durumun ...'ün yetkileri sona erdikten sonra bonoyu düzenlediğinin açık bir kanıtı olduğunu, takip konusu bononun müvekkili şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davalı ... ile müvekkil şirketin hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin .... dışındaki alacaklıyı tanımadığını, bu kişilerin eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek gerçek bir alacağa dayanmayan dava konusu bonoyu tanzim ederek müvekkili şirket ve diğer şirket ortaklarına zarar vermek kastıyla hareket ettiklerini, ... hakkında İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/268 Esas sayılı dosyasında resmi evrakta sahtecilik suçundan dava açıldığını, dava konusu bono ile ilgili de suç duyurusunda bulunduklarını belirterek bahsi geçen bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, alacağın 20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; davacının hükümsüzlük ve bedelsizlik iddialarına dayalı menfi tespit talebinde bulunduğunu, bedelsizlik iddiasının kesin delillerle ispat edilebileceğini, dava konusu bononun 10/07/2018 tarihinde düzenlenerek aynı gün müvekkiline teslim edildiğini, davacının kendi ortak veya yetkilileri arasındaki anlaşmazlıkları alacaklılara yansıtarak borçtan kurtulmayı amaçladığını, dava konusu bononun teslim edildiği 10/07/2018 tarih itibarı ile ...'ün davacı şirketin yetkilisi olduğunu, ....'ün yetkisinin 15/11/2018 tarihinde sona erdiğini, kişisel def'i niteliğindeki uyuşmazlıkların üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, ...'ün müvekkilini davacı şirket adına hareket ettiğine inandırarak hareket ettiğini, davacı şirket ortaklarının müvekkilini esaslı hata ve hileye düşürerek zarara uğrattıklarını, davacı şirketin yetkilisi ...'ün müvekkiline sattığı yat karşılığında müvekkilinin 2017 yılında 130.000-Euro elden ödeme yaptığını, yatın devrinin yapılmadığını, müvekkilinin yatın tescilini talep etmesine rağmen çeşitli bahanelerle oyalandığını, 2018 yılında yeniden devir talebinde bulununca müvekkilinden şirketin zor durumda olduğundan ve yatın değerinin arttığından bahisle 500.000-TL daha ödeme istendiğini, müvekkilinin tekneyi kendi adına tescil ettirebilmek adına banka havalesi ile bu tutarı ...'ün hesabına gönderdiğini, bu ödeme yapılmasından sonra bu bedelin 200.000-TL kısmının aynı gün, 200.000-TL kısmının 09/07/2018 günü, 70.000-TL kısmının ise 11/07/2018 günü davacı şirketin hesabına transfer edildiğini, ancak ödemeye rağmen devam eden günlerde de tescil işlemlerinin gerçekleşmediğini, davacının tekneyi tescil işlemini gerçekleştirmemesi üzerine müvekkilinin bu defa verdiği teknenin güncel değeri ve sonradan verdiği parayı geri istediğini, bunun üzerine ...'ün şirketin iki yıl içinde bu parayı toparlayabileceğini söylemesi üzerine 01/06/2020 tarihinde müvekkiline ödenmesi için 10/07/2018 tarihinde dava ve takip konusu senedi düzenleyerek verdiğini, bu nedenle bononun bedelsiz olmadığını, davacının delil olarak sunduğu belgelerin müvekkili davalı aleyhine değerlendirilmesinin HMK 201. maddesine aykırı olduğunu, şirketin basiretli tacir gibi yönetmeyen kişilerin müvekkili mağdur etmesinin sonucunda da kendilerinin katlanması gerektiğini, kişilerin sahip ve yöneticisi olduğu şirketi kullanarak, şirket yetkililerinin değişmesi bahanesi ile sırf kötü niyetle iş bu davayı ikame ettiklerini belirterek davanın reddine, davacının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacının dava konusu senetle ilgili bedelsizlik iddiası ileri sürdüğü, davalının ise senedin ...- .... isimli teknenin satışı karşılığı davacı şirket ortağı ve yetkilisi ... tarafından verildiği ve teknenin şirkete ait olduğu konusunda iradesinin esaslı hata ve hileye düşürüldüğünü bildirdiği, ispat yükünün bu savunma ile davalıya geçtiği, davalının moto-yat için 130.000-Euro'yu elden ve 500.000-TL'yi ...'ün hesabına havale ettiğini bildirmesine rağmen İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/735 sayılı dosyasında 350.000-TL ödediğini beyan ettiği, davalı ile ... arasındaki 07.05.2017 tarihli tekne satış sözleşmesinde ...'ün kendi adına satış yaptığı, davalının iradesinin fesada uğratıldığına dair tanık ve yemin deliline dayanmadığı, 06.07.2018 tarihinde ...'e gönderilen 500.000-TL havale açıklamasında "alınacak gayrımenkul ve taşınmazlar için sermaye" ifadesine yer verildiği, taraflar arasında ticari ilişki olmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, tekne alımının davacı şirket ile yapılmadığı, bu nedenle şirketin bedelsizlik iddiasının haklı olduğu, davalının takibi kötüniyetle yaptığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne İstanbul 34. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında 01.04.2020 vadeli 10.07.2018 keşide tarihli 1.500.000-TL senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davacı vekili; davalının bu senet nedeni ile davacı şirketten alacaklı olmadığını baştan beri bildiğini, takibin kötü niyetle yapıldığını, şirketin banka hesaplarını bloke ederek fiili haciz ve muhafaza işlemleri ile şirketi zor duruma soktuğunu, satış ile ilgili davalının İstanbul Anadolu 3. İHM'nin 2019/735 sayılı istihkak dosyasında tekne satışı için ...'ün şahsi hesabına 350.000-TL ödediğini bildirmesine rağmen eldeki davada 130.000-Euro ödediğini, tescil yapılmayınca 500.000-TL daha ödediğini bildirdiğini, davalının bu davadaki beyanlarının kurgu olduğunu, dava konusu senet ile ilgili olarak İstanbul C. Savcılığı'nın 2020/99831 sayılı soruşturma dosyasında istihkak dosyasındaki ifadelerinden vazgeçerek bu dosyadaki ifadelerine uygun beyanda bulunmaya başladığını, ortada ne zaman düzenlendiği belli olmayan bir senedin olduğunu, kötüniyetli hareket eden davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; mahkemenin ispat yükünün yer değiştirdiğine ilişkin kabulünün doğru olmadığını, senedin moto-yat satışı nedeniyle düzenlendiği hususunu davacının ileri sürdüğünü, kendilerinin ta'lil yapmadığını, bonoda malen ya da nakten kaydının olmadığını, gönderilen 500.000-TL'nin moto-yat alım bedeli ile ilgili olduğunu beyan etmediklerini, teknenin tescili için zorla alınan para olduğunu, satış bedelinin TL veya döviz cinsinden söylenmesinin çelişki olmadığını, ...'e gönderilen paranın şirket hesabına geçirildiğini, bunun göz ardı edildiğini, delillerin usulüne uygun toplanmadığını, tanık deliline dayandıkları halde tanık bildirmeye fırsat tanınmadığını, ön inceleme yapılmadan bilirkişi incelemesi yapıldığını, sundukları uzman görüşünün değerlendirilmediğini, ortaklara borçlar hesap kaydına göre ....'ün şirketten 790.000-TL alacağı olduğunu, şirketin doğrudan sorumluluğunun bulunduğunu, çek senet kayıtlarının usulüne uygun tutulmamasının davacı şirketin kusuru olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralının atlandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, bedelsizlik iddiasına dayalı olarak kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.Davacı vekili, dava konusu 01/04/2020 vade, 10/07/2018 keşide tarihli 1.500.000-TL bedelli bono üzerinde bulunan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, imzanın şirketin eski ortağı ve müdürü ... tarafından görev yaptığı dönemde düzenlenmiş gibi sonradan doldurulduğunu, müvekkili şirketle davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını belirterek takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ise davacı şirketin yetkilisi ...'ün kendisine sattığı yat nedeniyle 2017 yılında 130.000-Euro elden ödeme yaptığını, yatın devrinin yapılmadığını, yatın devrinin yapılmasının istenmesi üzerine müvekkilinden 500.000-TL daha ödeme istendiğini, müvekkilinin banka havalesi ile bu tutarı ...'ün hesabına gönderdiğini, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle ödenen paranın iadesi için senedin düzenlendiğini, ...'ün müvekkilini, davacı şirket adına hareket ettiğine inandırarak hareket ettiğini, ...'ün her ne kadar kendi adına tescilli olsa da bu yatın davacı şirkete ait olduğu ve davacı şirket adına alım-satım yaptığı yönünde beyan ve taahhütte bulunduğunu, davacı şirket ortaklarının, müvekkilini esaslı hata ve hileye düşürerek zarara uğrattıklarını, bahsi geçen senedin bedelsiz olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu yazılı delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda da davacı bedelsizlik iddiası ileri sürmüş olup bu iddiasını yazılı delille ile ispatlamak zorunda ise de davalı, senedin ...-.. isimli teknenin satışı için davacı şirket ortağına ödenen satış bedeli nedeniyle düzenlendiğini, şirket ortağı ve yetkilisi ... tarafından teknenin şirkete ait olduğu hususunda kendisini esaslı hataya düşürdüğünü ve kandırdığını ileri sürmüştür. Bu durumda bahsi geçen senedin davacı şirket ile kendisi arasındaki hukuki ilişki kapsamında verilmediği davalı tarafından kabul edilmekle birlikte dava dışı şirket ortağının kendisini şirket adına satış yapıldığı hususunda hataya düşürdüğünü ve kandırdığını iddia ederek ispat yükünü üzerine aldığını kabul etmek gerekir. İncelenen sicil kayıtlarına göre davacı şirket, bahsi geçen yata hiç bir zaman malik olmamıştır. Bahsi geçen yat, davalıya davacı şirketin eski yetkilisi ve ortağı ... üzerine kayıtlı iken satılmıştır. Bahsi geçen satış sözleşmesinin incelenmesinde, dava dışı ....'ün şirket adına değil, kendi adına hareket ettiği görülmektedir. Bu durumda davacı şirket ile davalı arasında yat nedeniyle herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafından dava dışı eski ortağa havale edilen 500.000-TL tutarın daha sonra ortak tarafından şirkete kısım kısım havale edildiği hususu şirket hesabına hareket edildiğine delil olarak gösterilmiş ise de davalı tarafından havalenin işlem açıklamasında "alınacak gayrimenkul ve taşınmazlar için sermaye" açıklamasına yer verildiği dikkate alındığında ortak tarafından şirkete yapılan para transferinin yat satışında şirket hesabına hareket edildiği hususunu ispata elverişli görülmemiştir. Bu husus dikkate alındığında yat satışının şirket hesabına yapıldığı hususu ispatlanamamıştır. Şirketin dahil olmadığı hukuki ilişki içerisinde şirket adına keşide edilen senet nedeniyle davacı şirket sorumlu tutulamayacağından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan, İİK'nın 72/5 maddesinde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiştir. Takibin haksız olduğu anlaşılmakta ise de davalının kötüniyetli olduğuna bir delil bulunmadığı, kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığı anlaşıldığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne, davacının tazminat talebinin reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan ‬59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalıdan alınması gereken 102.465-TL istinaf karar harcından yatırılan 25.616,25-TL harcın mahsubu ile kalan 76.848,75‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca yapılan giderlerin üzerilerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafdereceistanbultarihiesastannumarasımahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim