Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2177
2024/1275
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2177
KARAR NO:2024/1275
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/09/2021
NUMARASI:2019/484 Esas - 2021/698 Karar
DAVA:Tespit ve Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/09/2024
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin özellikle bebek tekstilinde kalitesiyle tercih edilen köklü bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin kalite sertifikalarından birinin de ...'da bulunan "...." enstitüsü tarafından verilen, "..." sertifikası olduğunu, bu sertifika şartları gereği, müvekkilinin daha fazla maliyetle sağlığa zararlı olabilecek hiç bir içerik kullanılmadan üretim yaptığını ve ürünlerin Enstitü tarafından detaylı testlerden geçirilerek satışa sunulabildiğini, sertifika kuruluşunun sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası verdiğini, müvekkilinin özel sertifika numarasının "..." olduğunu, davalının , farklı şehirlerde 80'den fazla mağazası bulunan... mağazalarının sahibi olduğunu,davacı ürünlerine benzer bebek tekstili ürünlerinde davacıya ait sertifikanın hatta davacının özel numarasının basılı olduğu; davalının, müvekkilinin sertifika kimliğini izinsiz kullanarak müvekkilinin kendi sertifikasıyla ürettiği orijinal ürünlere bire bir benzer olarak üretildiğini, ürün bazında müvekkilinin ürünleriyle karıştırılmaya elverişli olarak taklit edildiğini, İstanbul 7. ATM'nin 2019/287 D. iş sayılı delil tespiti dosyası üzerinden davalının haksız rekabet eylemlerinin tespit edildiğini,internetteki haksız kullanımlara ilişkin noter kanalıyla e-tespit yaptırıldığını, davalının kalite sertifikası olmadığı halde kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürünler üzerinde sertifika sembolü kullanmasının açıkça tüketicileri yanılttığını ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespitine, men'ine,maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabete konu tüm ürünlerine ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçlarına el konulmasına ve bunların imhasına, şimdilik belirsiz alacak davası kapsamında 10.000-TL maddi ve 200.000-TL manevi tazminatın delil tespit tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIM:Davacı vekili 15/06/2021 tarihli talep artırım dilekçesinde, bilirkişi raporu doğrultusunda 10.000-TL olan maddi tazminat taleplerini 425.022,13-TL olarak artırdıklarını belirterek, dava dilekçesindeki diğer talepleri ile birlikte 425.022,13-TL maddi ve 200.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının tamamen dava dışı tedarikçi firmaların hatasından kaynaklanan ve çok sınırlı sayıdaki üründe yer alan etiket kullanımını adeta marka taklidi gibi göstermeye çalıştığını, müvekkilinin, davacı tarafça dava konusu edilen etiketlerin kısmen kullanıldığı ürünleri doğrudan üretmediğini, tedarikçi firmalara ürettirdiğini, etiketlerin tedarikçi firmaların ürettiği bir kısım üründe kullanıldığının, delil tespitinden sonra öğrenildiğini ve o tarih itibariyle stoklarda bulunan ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin derhal söküldüğünü, davacının iddiasının aksine dava konusu ihtilafın davacıya ait bir markanın taklidi suretiyle sahte ürün üretilmesi olmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğunu, davacının yaptırdığı delil tespitinde tamamen varsayımdan hareket edilerek davacının .... etiketi kullanıldığını iddia ettiği tüm ürünlerin şirket stoklarındaki miktarları tespit edilerek bu ürünlerde de etiketlerin kullanılmış olabileceğinin beyan edildiğini, ürünlerin hiçbirisinin taklit veya sahte ürün olmayıp tamamen yasal şekilde üretilmiş ve tescil edilmiş markalı ürünler olduğunu, bu ürünlerin sınırlı sayıdaki bir kısmında tedarikçi firmalar tarafından hatalı bir şekilde ... etiketlerinin kullanıldığını, bu etiketlerin söz konusu ürünlere hiçbir artı değer katmayan, satış değerini etkilemeyen, tüketicilerde hiçbir bilinirliği olmayan ve hatta sıradan tüketicinin bilinmesinin mümkün olmadığı bir özellik olduğunu, bu etiketlerin ürünlerde kullanılmasının ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına neden olmadığını, satışı yapılan ürünlerin davacı ürünleri ile karıştırılmaya uygun olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, etiketler söküldükten sonra da ürünlerin aynı hız ve değerde satıldığını, zarar iddiasının doğru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacının sattığı ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin "...." kalite sertifikasının davacıya ait olduğu ve .... kodlu sertifikanın davacıya özgülendiğinin davalının kabulünde olduğu, bu haliyle davacıya ait sertifikanın davalı tarafından satılan ürünlerin aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadan kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürün etiketlerinde kullanılmasına yönelik eylemin, haksız rekabet teşkil ettiği; bu nedenle davacının maddi zararının oluştuğu, değişik iş delil tespiti dosyasındaki rapordaki tespitler ile bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamada davalının sattığı ve stoktaki ürünler üzerinden ayrı ayrı hesaplama yapılarak nihai olarak zarar miktarının yarısının talep edilebileceği belirtilmiş ise de, davacıya ait sertifikanın davalının sattığı ürünlerde kullanılmasına ilişkin haksız rekabet eylemi nedeniyle ürünün satışında sertifikanın tek etken olmaması, farklı etkenler ile tüketim tercih ve alışkanlıklarının belirleyici olmasından dolayı raporda belirlenen miktara itibar edilmediği, zararın tam olarak tespiti mümkün olmadığından, sertifikanın bebek kıyafeti satışı yapan davacı ve davalı şirket açısından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmasıyla birlikte, sertifikanın ürünün satışında tek etken olmamasından dolayı davalının sattığı ürünlerden dolayı gerçekleşen satışlar nedeniyle davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı 497.028,59-TL'nin TBK nın 50/2 maddesi gereğince takdiren 1/3'ünün davacının uğradığı zararı oluşturacağından, hakkaniyet gereği maddi tazminatın 165.676,20-TL olarak belirlendiği; davalının henüz satmadığı elindeki mevcut ürünler yönünden haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden stoktaki ürünler için sertifika etiketlerinin kaldırılması kararı ile bu yönde davacının uğrayacağı zarar bertaraf edildiğinden ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı; aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığı; takdiren indirim yapılması ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararlar kapsamında davalı lehine vekalet ücreti tayin edilmediği; davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle de manevi zararı oluştuğundan takdiren 30.000-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının ürünlerinde davacıya ait .... sertifika numaralı "..." sertifikasını kullanması nedeniyle davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine; davalının ürünlerinde davacıya ait sertifikayı kullanmaktan men'ine; davalının ürünlerinde bulunan davacıya ait sertifikaya sahip olduğunu belirten etiket, yazı ve sair ibarelerin ürünlerden kaldırılmasına; davalının davacıya ait sertifikayı kendisine aitmiş gibi kullandığı haksız rekabete konu ürünlere el konulması ve imhası talebi hakkında, haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına; 165.676,20-TL maddi tazminatın 11/02/2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin hakkaniyet gereği reddine; stoktaki ürünlerden dolayı ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 30.000-TL manevi tazminatın 11/02/2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; kararın tirajı 50.000'in üzerinde olan ulusal gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili , mahkemenin dava konusu sertifikanın ürünün tercih edilmesinde ilk etken olmaması yönündeki kabulünün haksız olduğunu; sertifikanın, bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere davalının ürün satışını %100 arttırdığını, bu nedenle mahkemenin davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı olan 497.028,59-TL karın TBK 50/2 gereğince 1/3'ünün müvekkilinin uğradığı zararı oluşturacağı yönündeki kararının doğru olmadığını; davalının mağazalarında satılan "...", "...", "..." ve "..." markalı bebek ürünlerinin daha düşük kalitede olmasına rağmen üzerinde müvekkiline ait sertifikanın kullanılmasının sahte sertifikalı ürünlerin satışını artırmada etki ettiğinin bilirkişi tarafından tespit edildiğini; mahkemenin stoktaki ürünler bağlamında herhangi bir zararın söz konusu olmadığı yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalının sertifika etiketini kullanması sonucu satılan ürünlerden elde ettiği haksız kazancının 497.028,59x0,50=248.514,30-TL ve stoktaki ürünlerden elde edeceği haksız kazancının da 353.015,66x0,50=176.507,83-TL olduğu gözetilerek maddi tazminat verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2-Davalı vekili, müvekkilinin oekotex etiketlerinin basılı olduğu iddia edilen ürünleri üretmeyip,tedarikçilerden temin ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin haksız rekabet eylemini gerçekleştirmediğini; bu etiketlerin tedarikçilerin ürettiği bir kısım üründe kullanıldığını delil tespiti sonrasında öğrenildiğini ve derhal gereği yapılarak o tarih itibariyle stoklardaki ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin söktürüldüğünü, satışın durdurulduğunu; ürünlerden elde edilen toplam kazanç miktarının 1/3'ü oranında maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira satıştaki en önemli etkenin sertifika olmadığını, tüketicilerin böyle bir sertifikanın varlığını dahi bilmediğini, mahkemece 1/3 oranda tazminata hükmedildiğini; manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini; bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, eğer sertifika olmasaydı müvekkilinin bu ürünlerin satışından ne oranda gelir elde edeceğine dahi değinilmediğini; reddedilen maddi tazminat yönünden müvekkili lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen harcın tamamının müvekkilinden alınmasının HMK nın 326 maddesine aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken TTK'nın 55(1)-a maddesinde, "...3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," eylemi haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Somut olayda, "..." numaralı "..." sertifikası davacı adına kayıtlı olup,davalının kullanım hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu sertifika, zararlı madde gerekliliklerini karşıladığına dair güvence veren bir sertifika olup, sertifika kuruluşu, sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası vermektedir. Bu husus taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davanın açılmasından önce İstanbul 7. ATM tarafından davalıya ait iki mağazada yapılan delil tespitinde ve yine Beyoğlu .... Noterliği tarafından davalının internet sitesi üzerinde yapılmış tespitte, davacının sahip olduğu sertifikanın, davalının sattığı ürünler üzerinde etiket olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalı da, mahkemece yapılmış tespitle birlikte bu durumdan haberdar olduklarını belirterek, sonrasında etiketlerin söküldüğünü ve ürünlerin kaldırıldığını beyan etmektedir. Davalının söz konusu eyleminin TTK 55/1,(a),3-4'teki haksız rekabet fiilini oluşturduğu sabittir. (Yargıtay 11. HD'nin 2010/3046 E., 2011/14657 K. sayılı ve 31/10/2011 tarihli ilamı)Her ne kadar davalı vekili, eylemin ürün tedarikçilerinden kaynaklandığını, müvekkilinin bir ilgisi olmadığını savunmakta ise de, davacının sahip olduğu sertifikanın haksız bir şekilde kullanılan ürünleri satması nedeniyle ,etiketlerin kullanımından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamıştır. Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu, TTK 56(1)-e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime tanımıştır.TBK'nın 50. maddesinde ise, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediği takdirde, hakimin olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Eldeki davada, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde maddi tazminat hesabı davacının aktifindeki azalma üzerinden değil, davalının kazancı üzerinden hesaplanmıştır.Ancak her iki tarafın da istinaf başvuru nedenleri arasında bu husus ileri sürülmemiştir.Davalı vekili müvekkilinin iki mağazasındaki ürünlerden hareketle, müvekkilinin sattığı aynı model tüm ürünlerin davacının sertifikasını taşıdığı kabulüyle yapıldığından hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.Buna göre,etiketlerin kullanımı haksız olduğu belirli ise de ; yapılan satışlarda tek etken olarak kabul edilemeyeceği gibi ,davalının müşteri kitlesinin sadece bu etiketin varlığı nedeniyle anılan ürünleri satın aldığı,etiketin kullanıldığı belirli olan modellerin tamamında etiketin kullanıldığı kabul edilemeyecektir.TBK'nın 50. maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacı yararına 165.676,20-TL maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davaya konu sertifikanın kullanılmasıyla, davacı tarafından davalının sattığı ürünlerin satışında %100 etkili olduğu, davalı tarafından ise hiç bir etkisinin olmadığı ileri sürülmüştür. Ebeveynler tarafından bebek ürünlerinin tercihinde davaya konu sertifika gibi kayıtların bir tercih sebebi yaratacağı muhakkak ise de ,kalite ,fiyat,marka,tüketim alışkanlıkları gibi etkenlerin de mevcut olduğu dikkate alındığında,sertifikanın etkisi somut ve tam olarak ortaya konulamayacağından,mahkemece maddi tazminata etkili olarak yapılan değerlendirme yerinde bulunmuştur. Öte yandan mahkemece, stokta bulunan ürünler açısından, haksız rekabetin refi kararı verildiğinden henüz satışa sunulmamış mallar nedeniyle davacının bir zarara uğramayacağından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Haksız rekabetin menine karar verildiği ; hüküm fıkrasının bu kısmı ile henüz satışa arz edilmeyen ürünlerden sertifikaların kaldırılmasını içerdiğinden davacının sertifikasının kullanılması nedeniyle davacı bir zarara uğramayacaktır. Henüz davacı nezdinde doğmayan zarar nedeniyle maddi tazminata hükmedilemeyeceği gibi ,haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden ,ürünlerin imhası talebi hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerindedir. TTK.nın 56/1-e hükmü, TBK 58.maddede belirtilen koşulların varlığı halinde manevi tazminata hükmedilebileceğini düzenlemiştir.Davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmekle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan manevi tazminat şartları mevcuttur.Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı TBK nın 50 maddesine göre takdiren belirlendiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği,davanın kısmen kabulüne karar verilen hallerde alınacak harç hesabının davanın kabul-red oranına göre değil ;kabul edilen miktar üzerinden hesaplanıp ,davada haksız çıkan taraftan tahsili gerektiğinden davalı vekilinin yargı gideri hesabı ve vekalet ücretine ilişkin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 13.366,64-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 3.341,66-TL harcın mahsubu ile kalan 10.024,98-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32