Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2104
2024/1273
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2104
KARAR NO:2024/1273
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/12/2020
NUMARASI:2018/1114 Esas - 2020/797 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/09/2024
Davanın kısmen kabul-reddine ilişkin kararın davalılar ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalıların yöneticisi olduğu ... AŞ'nin yüklenici olarak Katar'da inşaat işi üstlendiğini, ...'un üstlendiği projenin tüm bina içi elektrik işlerinin ise ... iş ortaklığı tarafından üstlenilerek ... ile alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, alt yüklenici sözleşmesinin teminatı olarak müvekkili şirket tarafından ... lehine ... Bank tarafından düzenlenen 2.257.449-USD bedelli teminat mektubu verildiğini, müvekkili şirketin yüklenici sözleşmesi kapsamında üstlendiği tüm yükümlülükleri sözleşmeye uygun olarak ve süresinde yerine getirmesine rağmen ...'un teminat mektubunu haksız ve usulsüz olarak paraya çevirerek bedelini tahsil ettiğini, müvekkili şirketin uğradığı zararın tazmini için İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ... aleyhine teminat mektubunun haksız olarak tazmin edilmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için takip başlatıldığını, ...'un haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali için İstanbul Anadolu 3. ATMnin 2014/579 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve yapılan yargılama neticesinde...'un teminat mektubunu nakde çevirmesinin hiçbir yasal dayanağı olmadığının sabit olduğunu ve mahkemece itirazın iptaline karar verildiğini, ancak dosya alacağının tahsil edilemediğini, müvekkili şirketin teminat mektubunun davalıların kasta varan kusurlu davranışları nedeni ile nakde çevrildiğini, sonrasında yine davalıların kusurları nedeni ile tahsil edilemediğini, müvekkili şirkete zarar verme kastı ile hareket ettiğini, itirazın iptali davası devam ederken şirketin içini boşaltan davalı şirket yetkililerinin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca müvekkil şirketin uğradığı zararı tazmin etmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan sorumlu olduklarını, ... yöneticilerinin, müvekkili şirketten haksız şekilde para tahsil edebilmek için taraflar arasında imzalanan sözleşmeye kasten aykırı hareket ettiklerini, şirketin gayrimenkullerini sistematik bir biçimde elden çıkartarak şirketin içini boşalttıklarını, teminat mektubunun tazmin edildiği tarihte yönetim kurulu üyesi olan davalılar ile dava dışı şirketin hâlihazırda yönetim kurulu üyesi olan davalının kötü yönetiminin söz konusu zarara sebep olduğunu, icra dosyasında borçlu şirket adına kayıtlı 12 taşınmazın zaman içinde 3. kişilere devredildiğinin tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde söz konusu miktarın dava dışı .... şirketine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili; davacının dava dışı ...'un alacaklısı olup, ..'un iflas etmediğini, ...'un iflas etmesi halinde dahi davacının bu istemini öncelikle iflas idaresine ileri sürmesi, davacının ancak iflas idaresi tarafından bu davanın açılmaması halinde böyle bir dava açabileceğini, TTK'nın 560/1 maddesi gereğince, sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, zararı doğuran fiil,23.12.2012 olarak belirtildiğine göre beş yıl geçmekle davanın zamanaşımına uğradığını, ...'un tüm mal varlığına ... tarafından 20.05.2013 tarihinde 6183 sayılı yasanın 62 ve 79. maddeleri uyarınca haciz konulduğunu, Fon Kurulunun 14.02.2019 tarihli kararı ile de 5411 sayılı yasanın 134/5 maddesi gereğince ticari ve iktisadi bütünlük kararı alındığını, bu nedenle davacının kendisine kasten zarar verildiği ve müvekkillerinin ağır kusurlu olduğu yönündeki iddialarının mesnetsiz olduğunu,... ile birlikte tüm müvekkillerinin ...'ye borçlu olduklarını, borcun ödenebilmesi için ... ile 01.10.2007 tarihinde protokol imzalandığını ve ödeme yapılmadığından şirketlerin malvarlığına ... tarafından haciz konulduğunu, hal böyleyken ...'un yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerinin kusurlarıyla davacıya zarar verdiğinden söz edilmeyeceğini, ...'nin hacizleri bulunmasına rağmen şirket yöneticilerinin şirketin malvarlığını davacıyı zarara uğratmak amacıyla elden çıkarmasının mümkün olmadığını,elden çıkarmaların da hukuka uygun olduğunu, davacının zarar iddiasının hiç bir somut olguya dayanmadığını, davacının bildirdiği taşınmazların tazmin tarihinden evvel ve cebri icralar neticesi satıldığını , borçlu şirketin mal varlığının alacaklıyı zarara uğratmak kasdıyla elden çıkanlması söz konusu olmayıp, tam tersine borçlu şirketin borçlarının tasfiyesine çalışıldığını, davacı tarafından müvekkilerinin kusuruna dair hiçbir delil ibraz edilmediğini, taşınmazların bir kısmının teminat mektubu tazmin tarihinden önce elden çıkarıldığını, ihtilaf sonrası satılan taşınmazların ise .. onayı ile ya da icra yoluyla satılarak ...'un borçlarının tasfiyesinde kullanıldığını, dolaylı zarar iddiasına dayalı bu davada, davacının hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesini talep edemeyeceğini, tazminatın şirkete ödenmesi gerektiğini, ayrıca farklılaştırılmış teselsül sorumluluğu gereğince davalılarına tümünün zarardan müteselsilen sorumlu tutulmayacağını, herkesin sadece uygun illiyet bağına göre kendisinin sebep olduğu zarardan sorumlu olduğunu, bu nedenle davacının müteselsilen tahsil talebinin bu haliyle kabulünün de mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalılardan ... AŞ ile ... aleyhine açılan davada; İstanbul Anadolu 3. ATMnin 21/02/2018 tarihli ve 2014/579 esas 2018/151 karar sayılı ilamında, sözleşme gereği davacı tarafından dava dışı ...'a verilen teminat mektubunun davacı şirket tarafından sözleşmenin ihlal edilmesi söz konusu olmadığı halde, ...tarafından paraya çevrilmesinin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile mektup bedelinin iadesi amacıyla başlatılan İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takibinin 2.374.258,32-USD üzerinden devamına karar verildiği, mahkeme kararı ile teminat mektubunun haksız yere tazmin edildiğinin hükmen tespit olunduğu ve kararın kesinleştiği, böylece davacının bu mahkeme ilamındaki bedel için zararı ile birlikte davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurunu da ispat ettiğinin kabulü gerektiği, Dava dışı... AŞ'nin teminat mektubunun tazmini tarihindeki bu yöneticilerin o tarihte yürürlüğe girmiş olan 6102 sayılı TTK'nın 369. Maddesine göre tedbirli bir yöneticinin özeni ile şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözeterek hareket etmedikleri gibi, TTK'nın 553. maddesine göre yönetim görevlerini kusurları ile ihlal ettiklerinin kabulünün gerektiği, davalılardan ... AŞ aleyhine açılan davada ise teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihte bu şirket yönetim kurulu üyesi olmadığından, bu davalının talep edilen alacaktan sorumlu tutulmasının mümkün görülmediği gerekçesiyle; davalılar ... AŞ ile ... aleyhine açılan davanın kabulü ile 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davalılar ... AŞ ile ... vekili; dava konusu olayda zararı doğuran fiil, davacının iddiasına göre teminat mektubunun haksız tazmini olduğuna ve haksız tazminin meydana geldiği tarih mahkeme kararında 23.12.2012 olarak belirtildiğine göre, zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken esastan karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı ...'un yönetim kurulu tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmesi yönünde bir karar alınmadığını, bu durumun tespiti için şirket karar defterinin incelenmesi yönündeki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, İstanbul Anadolu 3. ATMnin verdiği itirazın iptali kararının tek başına yönetim kurulu üyelerinin kusurunu ve illiyet bağını ispat edemeyeceğini, olayda yönetim kurulu üyesi müvekkili şirketlerin kusurunun ispat edilemediğini, öte yandan şirketin işlem hacmine göre teminat mektubunun paraya çevrilmesi kararının yönetim kurulunca müzakere edilmesi beklenebilecek bir konu olmadığını, dava dışı ... şirketinin bir çok yurt dışı projesi bulunduğundan, projenin bulunduğu ülkedeki işlemlerin yapılması için 05.06.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile belirlenen iki kişinin müştereken yetkilendirildiğini, TTK'nın 553/2 ve 553/3 maddeleri gereğince bir görev veya yetkiyi usulüne uygun olarak başkasına devreden kişilerin, bu kişilerin seçiminde makul özeni gösterdikleri takdirde görevi veya yetkiyi devralan kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmadıklarını, teminat mektubunun paraya çevrilmesi şartlarının oluşup oluşmadığının yetkilendirilen kişiler tarafından değerlendirilmesinin doğal olduğunu,müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının doğrudan zararını talep ettiğini, oysa dava dilekçesinde ileri sürülen hususların dolaylı zarar olduğunu, davacının dolaylı zararın kendisine verilmesini isteme hakkının bulunmadığını, bu nedenle mahkemece tazminatın davacıya verilmesi yönündeki kararının isabetsiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının sözleşme kapsamında vermiş olduğu teminat mektubunun dava dışı şirket tarafından haksız olarak nakde çevrildiği ve usulsüz olarak dava dışı şirketin taşınmazlarının elden çıkarılarak mektup bedelinin tahsilinin imkansız kılındığı iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın, yönetici sorumluluğu kapsamında yönetim kurulu üyesi olan davalı şirketlerden tahsili istemine ilişkindir. TTK'nın 553. maddesi uyarınca; şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket alacaklıları, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin, tasfiye memurlarının veya kuruluşta etkili kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihmal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler. Bu dava durumuna göre, 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556 maddeler) dayanabilir. Buna göre şirket alacaklılarının özellikli olarak kendilerini doğrudan zarara uğratan organ şahıslara karşı sadece hukuka aykırılığa dayanarak dava açılabileceği kuralında hiçbir değişiklik sözkonusu değildir (...).TTK'nın 369. maddesine göre ise; yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.... şirketinin 08.11.2012 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanan genel kurul kararına göre davalı ... AŞ ile ... AŞ ve ... AŞ'nin 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, 05.08.2015 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyesi şirketinin ... tarafından devralınması nedeniyle yerine ... şirketinin yönetim kurlu üyesi olarak seçildiği, 07.12.2016 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üye sayısı bir olarak belirlenerek...şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, 15.01.2018 tarihli genel kurul kararı ile de ...ulu üyesi olarak seçilmesine karar verildiği, 12.06.2015 tarihinde ...şirketinin birleşme yoluyla .. şirketi tarafından devralındığı, 02.02.2018 tarihinde ...ve ... şirketlerinin de birleşme yoluyla ... tarafından devralındığı, davacı ile dava dışı ...şirketi arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı tarafından ..'a verilen teminat mektubunun, yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle ... tarafından 23.12.2012 tarihinde nakde çevrildiği, davacı tarafça mektup bedelinin tahsili için... aleyhine İstanbul Anadolu... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, ...'un ödeme emrine itirazı üzerine davacı tarafından itirazın iptali istemiyle Anadolu 3. ATMnin 2014/579 esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ...'un teminat mektubunu nakde çevirmesinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ancak alacağın tahsil edilemediği anlaşılmaktadır. Davalılar vekilince, dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar dolaylı zarar niteliğinde olup, davacının dolaylı zararın kendisine verilmesini isteme hakkının bulunmadığı ileri sürülmüştür. Oysa davacı tarafça, dolaylı zarar yanında davacının vermiş olduğu teminat mektubunun tazmin edilmesi olgusuna bağlı doğrudan zarar iddiası da ileri sürülmüş olup, ayrıca dava dilekçesinde de tazminatın müvekkiline ödenmesi istemine ilave olarak terditli talep şeklinde, bunun mümkün olmaması halinde tazminatın şirkete ödenmesi talep edilmiştir. Bu nedenle davalılar vekilinin bu yönde ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir. Davalılar vekili tarafından süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. 6102 sayılı yasanın 560. maddesinde, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının doğrudan zarara neden olarak gösterdiği teminat mektubu, dava dışı...tarafından 23.12.2012 tarihinde nakde çevrilmiştir. İşbu dava ise 28.12.2018 tarihinde açılmış olup, 5 yıllık süre dolmuştur. Ancak davacı tarafça, teminat mektubunun tazminine dayalı doğrudan zarar iddiası bulunduğu , teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiği ise anılan mahkeme kararı ile belirlenmiştir. Anılan karar kesinleşmediğinden haksız tazmin olgusu da belirlenemeyeceği ,anılan dosyada verilen karar eldeki davanın açıldığı tarihden sonra ki bir tarihde kesinleştiğinden zamanaşımı bakımından ileri sürülen istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacının işbu davaya dayanak iddiaları, teminat mektubunun haksız olarak tazminine dayalı doğrudan zarar iddiası ile davalı yönetim kurulu üyelerince ... şirketine ait taşınmazların alacaklıya zarar verme kastıyla kusurlu olarak elden çıkarılması olgularıdır. İspat yükü davacı üzerinde olup, davalı şirket yöneticilerinin kusurlarıyla zarara neden olduğunun davacı tarafça kanıtlanması gerekmektedir. Bu konuda delil olarak dayanılan Anadolu 3. ATMnin 2014/579 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ile davalıların yöneticisi olduğu dava dışı ... şirketi arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı tarafından ...'a verilen teminat mektubunun, yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle ... tarafından 23.12.2012 tarihinde nakde çevrildiği, davacı tarafça mektup bedelinin tahsili için .... aleyhine Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, ...un ödeme emrine itirazı üzerine davacı tarafından itirazın iptali istemiyle söz konusu davanın açıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, ... şirketinin alt yüklenici olarak ... şirketinden aldığı Katar'daki işlerin gecikmesinde ... şirketinin kusurlu olmayıp gecikmenin ...şirketinin sorumluluğundaki işlerde yaşanan gecikme ile ... şirketine hak ediş ödemelerini geç ya da hiç yapmamasından kaynaklandığı, ayrıca hak ediş belgelerine göre ...'un ... şirketine 4.391.500,17-USD borçlu olup bunun 4.341.568,17-USD'lik kısmı bakımından ...'un da teyit ettiği 03.07.2012 tarihli mutabakat mektubu bulunduğu, dolayısıyla...'un teminat mektubunu nakde çevirmesinin haksız olduğu hususlarının tespit edildiği, mahkemece de bu gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen kararı doğrultusunda, teminat mektubunun tazmin edilmesi tek başına yönetici sorumluluğuna esas kusur teşkil etmese de, davalıların ... şirketinin davacıya mektup bedelinin iki katına yakın yüklü miktarda borçlu olduğuna ilişkin mutabakat vermesine rağmen teminat mektubunun davacıyı zararlandırma,haksız yararlanma kastı ile hareket ettiklerine delil teşkil ettiğinden , davalı yöneticilerin haksız fiili hükümlerine göre oluşan zarardan sorumlu tutulmaları yerindedir. Davalılar vekilince, projenin bulunduğu ülkedeki işlemlerin yapılması için 05.06.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile belirlenen iki kişinin müştereken yetkilendirildiği, teminat mektubunun paraya çevrilmesi şartlarının oluşup oluşmadığının bu kişiler tarafından değerlendirildiği, TTK'nın 553/2 ve 553/3 maddeleri gereğince müvekkili yöneticilerin sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmüştür. TTK’nın 553/2 maddesinde; kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi kanuna dayanarak başkasına devreden organ veya kişilerin, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacakları hüküm altına alınmıştır. Ancak somut olayda şirketin yüklü bir miktarda ve kabulünde olan borçlu bulunduğu davacı şirkete ait teminat mektubunu, hem de işlerin gecikmesinde kendisi kusurlu olmasına rağmen tazmin etmesi olgusu, davalı yöneticilerin bu kişilerin seçiminde makul özeni göstermediğini kabule yeterlidir. Bu nedenle mahkemece davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar ...AŞ ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 683,10-TL istinaf karar harcından yatırılan 170,77-TL harcın mahsubu ile kalan 512,33-TL harcın istinaf eden davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin istinaf eden davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32