Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2200
2024/1269
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2200
KARAR NO: 2024/1269
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2021
NUMARASI: 2020/462 Esas - 2021/693 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında sıvı oksijen tedarik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, ancak sözleşmenin 1.2 maddesi uyarınca davalının sözleşme süresince yılda asgari 240 ton olarak taahhüt ettiği ürünü almadığını, davalıya 22.07.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeye uygun davranması, ihtarın tebliğinden 30 gün içinde ihlalin düzeltilmesi, aksi takdirde sözleşmenin haklı nedenle derhal feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalının ise 16.07.2019 tarihinde döviz artışı, enerji maliyetleri, ürün fiyatı değişiklikleri, 2 adet geminin 6 aydır gelmemesi gibi nedenlerle sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, yapılan fesih haklı gerekçeye dayanmamakla birlikte fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi ve taahhüt edilen ürün bedelinin ödenmesi istemiyle davalıya 31.07.2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davacı tarafça bir ödeme yapılmadığını ve düzenlenen faturaların ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini, davalının sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmediğini ve sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sözleşmenin 1.2 maddesinde düzenlenen taahhüdünü yerine getirmeyen davalının buna ilişkin fatura bedelini ödemediğini, davalının faturalara yasal sürede bir itirazda bulunmaması nedeniyle faturaların kesinleştiğini, alacak likit olup alacağa haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davalının itirazının 43.362,08-TL yönünden iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; taraflar arasında 28.06.2018 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 1.2 maddesinde yıllık asgari 240 ton olmak üzere 480 tona kadar alım taahhüdü bulunduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde de birim fiyatın 0,487 TL/kg olarak belirlendiğini, müvekkili şirket yetkilisinin fesihten önce yaşanan güçlükleri bildirerek alım taahhüdünün 120 tona indirilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 17.07.2019 tarihli talebine rağmen davacının revizyon olarak daha yüksek bir fiyat teklifi sunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin verilen fiyat nedeniyle 15.10.2019 tarihli mail ile sözleşmeyi feshettiğini tekrarladığını, karşılıklı ihtarnameler ile sözleşmenin feshinin davacı tarafından da kabul edildiğini, sözleşmenin feshine rağmen davacının gönderdiği 31.12.2019 tarihli 39.656,19-TL tutarlı gaz faturası gönderdiğini, faturanın kabul edilmeyerek noter kanalı ile davacıya iade edildiğini, iadenin davacı tarafça da kabul edildiğinin bildirildiğini, ancak davacının asgari taahhüt bedeli açıklamasıyla 20.01.2020 tarihli 43.338,56-TL tutarlı faturayı portal üzerinden gönderdiğini, müvekkilinin teknik aksaklıklar nedenleriyle faturadan haberdar olmadığını, faturadan ancak 30.01.2020 tarihinde haberdar olunduğunu, faturaya yasal süresinde itiraz edilmemesinin müvekkilinin borçtan sorumlu olacağı anlamına gelmediğini, sözleşme feshedildiğine göre davacının hukuken geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak edimin ifasını ve buna bağlı ferileri de talep edemeyeceğini, ayrıca alacak likit
olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafından 83.018,27-TL cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, ancak davalı tarafça borca itiraz edildiği, davacı tarafından davalının itirazının 43.362,08-TL üzerinden iptalinin talep edildiği, talimat mahkemesi kanalıyla alınan bilirkişi raporunda, davalının ticari defterlerinde icra takip tarihi 03.03.2020 itibariyle davalının davacıya 82.972,57-TL borçlu olduğunun, bunun 39.656,19-TL'sinin kabul edilmeyerek noter kanalıya iade edilen 31.12.2019 tarihli faturadan oluştuğunun tespit edildiği ve Yargıtay 19. HD'nin 10.12.2018 tarih, 2017/511 esas 2018/643 karar sayılı emsal ilamında da kabul edildiği üzere somut olayda davalı tarafından faturaların ticari defterlerine kaydedilmesinin faturada belirtilen mal/hizmetin alındığına karine teşkil edeceği, davalı tarafından faturaya konu ürünlerin/hizmetin alınmadığının yazılı delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının 43.362,08-TL üzerinden iptali ile takibin bu tutar alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranında ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar varilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; mahkemece takibe konu faturanın müvekkilinin ticari defterlerine kaydedilmiş olmasının fatura konusu mal veya hizmetin alındığına karine teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, oysa fatura cezai şarta ilişkin olup herhangi bir mal veya hizmet alımının söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiş olup, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle mutat olmayan fatura içeriğine dayanarak davacının böyle bir hak talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin teknik aksaklıklar nedeniyle faturadan haberdar olmadığını ve sistemden faturayı süresinde iade edemediğini, vergi cezası yaptırımına maruz kalmamak için faturayı defterlerine işlemek zorunda kaldığını, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflarca akdedilmiş olan sıvı oksijen tedarik sözleşmesinde öngörülen yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında sıvı oksijen satışına ilişkin 28.06.2018 tarihli ve 5 yıl süreli sözleşme akdedildiği, davalı tarafından düzenlenen 17.07.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin, döviz ve enerji maliyetleri artışı, ürün fiyatlarındaki yukarı yönlü değişiklikler, piyasa durgunluğu, gelmesi beklenen 2 adet geminin 6 aydır gelmemesi gerekçeleriyle feshedildiği, davacı tarafından keşide edilen 22.07.2019 tarihli ihtarname ile, asgari alım taahhüdüne aykırılığa 30 gün içinde son verilmesi, aksi takdirde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceğinin ve eksik ürün bedelinin talep edileceğinin ihtar edildiği, yine davacı tarafından keşide edilen 31.07.2019 tarihli ihtarname ile de asgari alım taahhüdünde belirlenen eksik ürün bedelinin ödenmesinin ihtar edildiği, davacı tarafça davalı aleyhine 83.018,27-TL cari hesap alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça süresinde borca itiraz edildiği, davacı tarafından ise 43.362,08-TL alacak üzerinden itirazın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 5.2 maddesinde, taraflardan birinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde, ihlalin 30 gün içerisinde düzeltilmesinin diğer tarafça ihtar edileceği, ihlalin bu süre içerisinde düzeltilmemesi halinde ilgili tarafın sözleşmeyi derhal feshedebileceği hüküm altına alınmıştır. Davalı tarafça, davacıdan alım taahhüdünün indirilmesinin talep edildiği, ancak davacının kabul etmediği ileri sürülmüş ise de, bu husus davalı açısından haklı sebep teşkil etmemektedir. Davalının fesih ihtarında ileri sürdüğü sebeplerin de haklı sebep olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davalı sözleşmeyi fesihte haksız olup, kural olarak davacının sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklanan zararını ve bu arada cezai şart alacağını talep hakkı bulunmaktadır. Sözleşmenin 1.2 maddesinde; davalının sözleşme süresince yılda asgari 240 ton olmak üzere yılda 480 tona kadar gaz almayı taahhüt ettiği, yıllık gaz alımının asgari miktarın altında kalması halinde satın almadığı miktara ilişkin 2. maddede belirlenen fiyat üzerinden hesaplanacak gaz bedelini her halükarda ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 2. maddesinde ise birim fiyatın 0,487-TL/kg olarak belirlendiği görülmektedir. Mahkemece davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 11.06.2018 tarihinde sıvı oksijen satımı ile başladığı, davalının en son 20.04.2019 tarihinde gaz satın aldığı, bu tarihe kadar alınan gaz miktarı 164.584 kg olup 75.416 kg eksik alım yaptığı, davacının bu miktarı sözleşmede belirlenen 0,487-TL'den fiyatlandırarak 20.01.2020 tarihli 43.338,56-TL tutarlı faturayı düzenlediği, davalı kendi ticari defterlerine göre davacıya 82.978,57-TL borçlu olup, bunun 39.656,19-TL'sinin davalı tarafça kabul edilmeyerek noter kanalıya davacıya iade edilen 31.12.2019 tarihli faturadan, kalan 43.338,56-TL alacağın ise uyuşmazlık konusu asgari taahhüt bedeline ilişkin olduğu, uyuşmazlık konusu bu faturanın da davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen uyuşmazlık konusu cezai şart faturası da birinci yıla ait eksik alımdan kaynaklanan bedele ilişkin olup, faturanın davalı tarafından benimsenerek ticari defterlerine kaydedildiği, yasal süresinde faturaya itiraz edilmediği görülmektedir. Tek başına faturanın davalının ticari defterlerine kaydedilmesi cezai şart alacağının kabulü için yeterli olmamakla birlikte, dayanak cezai şart faturası düzenlenmeden önce davacı tarafça davalıya keşide edilen ihtarname ile, eksik alımdan kaynaklanan aykırılığın giderilmesi ihtar edilmiştir. Taraflarca imzalanan 28.06.2018 tarihli sözleşme 5 yıl süreli olup, davalı tarafça bir yıllık sürenin bitimini müteakip 17.07.2019 tarihinde süresinden evvel feshedildiği sabittir. Bu nedenle sözleşmenin devam olanağı ortadan kalkmıştır. Ayrıca davalının henüz bir yıllık süre dolmadan 20.04.2019 tarihinde gaz alımını da kestiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacı bakımından asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep koşulları oluşmuştur. Bu nedenle mahkemece davanın kabulü yerindedir. Ancak cezai şartın talep edilip edilemeyeceği ve geçerli olup olmadığı hususları yargılamayı gerektirir niteliktedir. Yerleşmiş yargı uygulamasında da cezai şart alacağının likit olmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle mahkemece davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bununla birlikte yapılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, hükmün diğer kısımlarının tekrarı ile "koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/462 Esas - 2021/693 Karar sayılı 12/10/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki itirazının 43.362,08-TL üzerinden iptali ile takibin 43.362,08-TL alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, Koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ; Alınması gereken 2.962,06-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 325,43-TL, icra dosyasına yatırılan 415,09-TL olmak üzere toplam 740,52-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.221,54-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 794,92-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından sarf edilen 600-TL bilirkişi ücreti, 117,75-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 717,75-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 6.437,07-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 740,51-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine Davalı tarafından yapılan 44-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32