Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2202
2024/1267
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2202
KARAR NO: 2024/1267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/06/2021
NUMARASI: 2019/300 Esas - 2021/447 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı ile arasında ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu olan ... Bankası Manavgat Çarşı Şubesine ait keşidecisi müvekkili olan 10/10/2018 tarihli 75.000-TL bedelli ve 10/11/2018 tarihli 75.000-TL bedelli çekleri satın alacağı mallar karşılığında davalı ... (hakkındaki dava tefrik edildi) şirketine avans olarak verildiğini, ancak mallar teslim edilmediğinden çeklerin bedelsiz kalmasına rağmen, müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin çekler karşılığında herhangi bir edim ve ifa borcunun bulunmadığını belirterek, çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacı şirketin yetkilisinin diğer davalı... şirketinin eski yetkilisi olup, müvekkili banka ile diğer davalı arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, davacı ile diğer davalının muvazaalı hareket ederek alacaklıları zarara sokmak maksadıyla işlemler yaptıklarını, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının diğer davalı ile arasındaki ilişkilere dayanan defileri müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, müvekkilinin diğer davalı ile akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden kendisine diğer davalı tarafından temlik cirosu ile teslim edilen çekleri takip konusu yaptığını, davacının diğer davalıya karşı ileri sürebileceği nispi defileri müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, müvekkili şirketin yetkili ve meşru hamil olduğunu, dava konusu çeklerin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin yetkili ve iyi niyetli 3. kişi hamil olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava konusu çeklerin lehtarı...Ltd. Şti.'nin çek bedellerine karşılık olarak sattığı malları teslim edemediği, nitekim İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2019/84 E. 2019/1164 K. sayılı dosyasında ... şirketi yetkilisinin aynı çeklerle ilgili davayı kabul ettiği, dava konusu çeklerin davalı bankaya rehin veya tahsil cirosu ile devredildiğine dair yeterli delil bulunmadığı, çeklerin davalı ile lehdar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi bağlamında verilmesinin, tek başına çeklerin rehin cirosuyla devredildiğini ispata yarar olmadığı, dava konusu çeklerin davalı bankaya temlik cirosuyla devredilmiş olabileceği, bu ihtimalde davalı bankanın çekin yetkili hamili sayılacağı, dava dışı lehtar ... şirketine avans çeki olarak verildiğine, ancak karşılığında malların teslim edilmediğine dair keşideci ile lehdar arasındaki şahsi defilerin bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, bu konuda bankanın çekleri iktisap ederken kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu ispat edilemediği gibi, bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini ispata yarar bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ve şartları olmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu çekleri ... şirketine avans olarak verdiğini, ancak bu şirketin müvekkiline teslim etmesi gereken malları teslim etmediği halde,şirketin çekleri kullandığı kredinin teminatı olarak davalı bankaya verdiğini, müvekkili şirket yetkilisinin 2014 yılında ... şirketi ortaklığından ayrılarak davacı şirketi kurduğunu, davalı banka çekleri şeklen temlik cirosu ile aldığını söylese de aslında teminat amaçlı aldığı için yetkili hamil olmadığını, davalı bankanın çekleri teslim alırken bedelsiz kalabileceğini bildiğinden, bilerek müvekkili şirketin zararına hareket ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu davalı bankanın tüm kayıtları bizzat bankada incelenmeden hazırlandığından, hüküm vermeye elverişli olmadığını, Çek Kanununda yapılan değişikliklerden sonra artık ileri tarihli çeklerin keşide edilebilmesi nedeniyle, çeklerin uygulamada teminat (rehin) cirosuyla teminat amaçlı kullanılabildiğini, ayrıca bildirdikleri bir tanık dinlenilmediği gibi delillerinin toplanmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, bedelsiz kaldığı halde rehin cirosu ile davalı bankaya devredildiği ileri sürülen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafından keşide edilen dava konusu 10.10.2018 ve 10.11.2018 tarihli olup her biri 75.000-TL bedelli çeklerin hakkındaki dava tefrik edilen dava dışı ... şirketine verildiği, bu şirket tarafından da çeklerin davalı bankaya ciro edildiği, davalı banka ile çek lehdarı dava dışı şirket arasında 10.02.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davalı bankaca hesaplar kat edilerek dava konusu çeklerden 10.10.2018 keşide tarihli çekin takibe konu edildiği, davalı bankaya yazılan yazı cevabında çeklerin ... şirketinin kredi borçlarının ödeme vasıtası olarak temlik cirosuyla bankaya devir edildiğinin bildirildiği, çeklerin arkasında ki ciro kaydında herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Ciro, emre yazılı senetlerin devri için, zilyetliğin devri ile birlikte bulunması gereken hukuki bir işlem olup; temlik, tahsil veya rehin amaçlarıyla yapılabilir. Temlik cirosu senette mündemiç hakkın devrini sağlarken, rehin cirosu bu hakkın rehnedilmesini sağlar. Temlik cirosu ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için, ciro işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet zilyetliğinin devri gerekir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur. Ciro şerhinden aksi anlaşılmadıkça her ciro, kural olarak temlik cirosu hükmündedir. Tahsil cirosu; hak üzerinde bir mülkiyet değişikliğine yol açmayıp, senet kendisine ciro edilen kimseye, senetten doğan alacağı tahsil edebilmesi için yetki verir. Tahsil cirosu açıkça bu ibareyi içeren bir ciro şeklinde yapılabileceği gibi uygulamada gizli tahsil cirosu olarak adlandırılan biçimde de yapılabilir. Rehin cirosu ise senette mündemiç alacağın, herhangi bir borç için teminat gösterilmesi amacıyla yapılan ciro türü olup, 6102 sayılı TTK'nın 689/1 maddesinde; "Ciro, "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre rehin cirosunda bir kambiyo senedinin üzerinde sadece rehin hakkı tesis edilmekte, dolayısıyla senedin mülkiyeti devralana geçmemektedir. Rehin cirosu, açık veya gizli rehin cirosu şeklinde yapılabilmektedir. Ciro şerhinde "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibaresini veya diğer herhangi bir kaydı içeren ciro, rehin cirosu olarak ifade edilmektedir.Gizli rehin cirosu ise, senedin rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin ciro beyanında herhangi bir kaydın yer almadığı ve rehin anlaşmasının cironun tarafları arasında yapılan ciroyu ifade etmektedir. Bunların dışında bir kambiyo senedinin inançlı işlemle teminat amacıyla devri de mümkündür. Bu kapsamda özellikle bankacılık uygulamasında başvurulan görünüşte temlik cirosu yapılarak kambiyo senedinin teminat amacıyla inançlı temlike konu edilmesinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu söz konusudur. Görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli rehin cirosu olduğu iddia edilmesi mümkün olup, ispat yükü bu iddiayı ileri süren borçlu üzerindedir. Güncel bir HGK kararında benzer uyuşmazlık incelenmiş olup,"Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, uygulamada genellikle hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerektiği, bankacılık uygulamasında da kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilmesi sebebiyle, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edildiği, dolayısıyla dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çekin de gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiğinin anlaşıldığı, bu itibarla dava konusu çekin çek tevdi bordrosu ile dava dışı şirketin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde, davalının dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak meşru hamil olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla davacı keşidecinin cironun tarafları arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususunu eldeki davada ileri sürmesine imkân bulunmadığı, o hâlde çekin görünüşte temlik cirosu ile devredilmesine rağmen, taraflar arasındaki özel anlaşmalara göre rehin cirosuyla devredildiğine ilişkin iddianın da davacı tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla çeki inançlı temlik cirosu ile alan davalı bankanın meşru hamil olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.(Gaziantep BAM 11 HD nin 2022/1317-1990 esas-karar sayılı 23.12.2022 tarihli direnme kararını onayan 23.12.2022 tarihli direnme kararı ile Yargıtay HGK nın 2023/11-589 esas,2024/212 karar sayılı ,24.4.2024 tarihli onama ilamı ) Eldeki davada davacı tarafça, dava dışı ... şirketine keşide edilen dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, karşılığında mal teslimi yapılmaması nedeniyle bedelsiz kaldığı, dava dışı lehtar tarafından davalı bankaya teminat olarak ciro edilmesi nedeniyle davalının yetkili hamil olmadığı ileri sürülmüş; davalı banka ise çeklerin kredi sözleşmesine istinaden temlik cirosu ile verildiğini, iyiniyetli hamil olması nedeniyle bedelsizlik definin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Bu hususta ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Ancak çeklerin teminat (rehin) cirosuyla devralındığı hususu davacı tarafça kanıtlanamamış olup, dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla devrine dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Çeklerin dava dışı lehtar şirketin kredi borcuna teminat olarak alınması da tek başına cironun rehin cirosu niteliğinde olduğunu kabule yeterli değildir. Bu durumda davalı bankanın dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak meşru hamil olduğunun kabulü gerekmekte olup, davacının çeklerin lehtarı olan dava dışı şirket ile arasındaki şahsi defileri davalı bankaya karşı ileri sürmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL peşin istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32