SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2084

Karar No

2024/1266

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2084

KARAR NO: 2024/1266

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/10/2021

NUMARASI: 2016/1030 Esas - 2021/750 Karar

DAVA: Tazminat ve Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile yeğeni olan davalının 2013 yılında ... Ltd. Şti.'yi kurduklarını, müvekkilinin şirkette %30, aynı zamanda şirket müdürü davalının da %70 hisse sahibi olduğunu, davalının kararları müvekkiline danışmadan tek başına aldığını ve bilgi vermediğini,aradan geçen zaman içinde müvekkilinin kandırıldığını gördüğünü, davalının 03/06/2016 tarihinde müvekkiline, 50.000-TL karşılığında hisselerini devretmesini istediğini ve müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, bunun sonrasında davalının müvekkilini adresinden kovduğunu, 11/06/2016 tarihinde şirketten dışarı atıldığını,şirketin ... marka cep telefonlarının teknik servisi ve bayisi olduğunu,şu ana dek hiç kar payı ödenmediğini, şirket kazançlarının gizlendiğinin kuvvetle muhtemel olduğunu,bu durumun araştırılması gerektiğini;TTK nın 553/1'e davalının zarardan sorumlu olduğunu, buna göre davalının kusurlu olması bir yana kasten haksız fiili tasarrufların içerisine girdiğinin açıkça anlaşıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik şirkete ve müvekkiline uğranılan zarar nedeniyle 10.000-TL maddi tazminata, şirkete kayyım atanmasına ve ödenmeyen ortaklık kar paylarının hissesi oranında ticari faiziyle birlikte müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, davacının tazminat ve kar payı alacağı taleplerinin şirkete yöneltilmesi gerektiğini; davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bugüne kadar genel kurul toplantılarında alınan kararlara muhalefet etmediğini ve itirazda bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen usulsüz kararların ne olduğunun açıklanmadığını; davacının hisselerini satacağının duyulması üzerine kendisine 18/07/2016 tarihli ihtarnameyle teklifte bulunduğunu; tazminatın hangi sebeplerden dolayı talep edildiği, maddi zararın sebebi ve varlığının belirtilmediğini, hangi sebeple ve ne şekilde zarara uğradığı, zararının somut kanıtlarının ortaya konulmadığını, davacının kendi kararıyla şirketteki işine gelmediğini; şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesine göre kar payı dağıtılması hususunda bir karar almadığını, davacının hangi yıl için kar payı istediğinin ve böyle bir karar alınması için toplantılarda teklifte bulunup bulunmadığının belli olmadığını, şirketin faaliyette bulunduğu alan itibariyle yüklü miktarda teminat vermesi ve mali yapısının güçlü olmasının işveren ... tarafından zorunlu koşul olarak ileri sürüldüğünü, şirket bilançoları incelendiğinde dağıtımı yapılacak bir karın da olmadığının görüleceğini; davacının kişisel harcamaları için şirketten 24/05/2016 tarihinde 20.000-TL, 20 Mayıs, Haziran ve Temmuz 2016 tarihlerinde 2.000-TL olmak üzere borç aldığını, yani davacının şirkete borcunun bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, şirket defterlerinin incelendiği 17/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirketin özkaynaklarının sürekli negatif olduğu, usulüne uygun düzenlenmiş bilançoya göre sağlanmış kar bulunması gerektiği, özkaynakların sürekli negatif olması sonucu şirketin sermaye artırım kararı aldığı, davacının rüçhan hakkını kullanmadığı, davalı şirket ortağı/müdürünün rüçhan hakkını kullandığı, davalının şirketi kötü yönettiğine ilişkin somut belge ve delil sunulmadığının belirlendiği; davacının 21/09/2017 havale tarihli dilekçesinde, maddi tazminat taleplerinin dayanağının şirketin 2013 yılında kuruluşundan bu yana şirketin ayakta kalması için verdiği paralar olarak açıkladığını, bu beyanın şirketin özkaynaklarının sürekli negatif olduğunu teyit ettiği; sonuç olarak şirket gelirleri ve şirket ortakları tarafından yapılan maddi katkıların, özkaynak ilavelerinin ancak şirketin kira, malzeme, işçi ücretleri vs. giderlerini karşıladığı, şirketin dağıtılacak karının tespit edilemediği, özkaynakları sürekli negatif olup, borca batık durumda bulunduğu hem bu dosyada alınmış 2 farklı bilirkişi raporunda hem de İstanbul 18. ATM'nin 2018/219 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği; şirketin zararından şirket müdürü davalının TTK 626 ve 553 gereğince sorumlu olduğunu gösterir kusurlu eyleminin ve zarar ile kusurlu hareket arasında illiyet bağı bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği; İstanbul CBS'nin 2016/73612 soruşturma sayılı dosyasında, davaya ilişkin toplanan beyan ve belgelerde yapılmış maddi bir tespit olmadığı; kayyım atanması talebinin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili , davalının müvekkiline danışmadan kararlar alınarak, şirketi ve müvekkilini zarara uğrattığını, yetkili servis ve bayiliği yapılan ...'un ödediği paranın önemli bir miktar olduğunu,davalının, şirketten kazandığı paralarla şahsi kazanımlar edindiğini, taşınır ve taşınmazlar satın aldığını; davalının kasten haksız ve hukuka aykırı fiili tasarrufların içerisine girdiğinin açıkça anlaşıldığını;davalıya şirketin 2013-2014-2015-2016 yıllarına ait ticari defterlerinin bilirkişi incelemesi için hazır edilmesine aksi halde sonucuna göre karar verileceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen defterlerin hazır edilmediğini ve incelenemediğini, bunun sonucunda da bilirkişi heyetinin, mevcut dosya kapsamına göre inceleme yaparak, takdiri mahkemeye bıraktıklarını, mahkemenin de yetersiz rapora göre ret kararı verdiğini; şirketin ... Bankası Halaskargazi şubesindeki 2018-2019 hesap hareketleri incelendiğinde, işlemlerin sürekli kredili mevduat üzerinden yapıldığı, bu hesaba müşterilerden çeşitli tarihlerde gelen tutarın ortalama 265.606-TL olduğu, bu hesaptan havale edilen tutarın 288.777-TL olduğu,davalıya çeşitli tarihlerde 49.560-TL havale gönderildiği; şirketin ... Bankası Osmanbey şubesindeki 2015-2019 hesap hareketlerinde, gün sonu hesap bakiyelerinin 0-TL olduğu, şirketin ticari faaliyetine dönük alım satım işlemlerinin bu hesapta takip edildiği, 31/05/2019 itibari ile bakiyenin 0-TL olduğunun tespit edildiğini, 2017 ve 2018 yıllarında çeşitli tarihlerde ve miktarlarda belli olmayan bir kişiden hesaba para geldiği ve belli olmayan bir kişiye maaş ödemesi yapıldığını, her ay sonu hesap bakiyesinin 0-TL olduğunu, bu hesaba her ay sürekli gelen havale olduğu tutarın 521.558-TL olduğunu,maaş ödemesi adı altında ödendiği, şirketin ticari defterleri, kayıt ve belgeleri incelenemediğinden bu tutarların kime, ne amaçla ödendiği tespit yapılamadığının raporda açık bir şekilde dile getirildiğini; ticari defterleri bilinçli bir şekilde ibraz etmeyen davalının gerçekleri gizlemeye çalıştığını,bankalardan gelen kayıtlar üzerinden bu hususta incelemeler yapılmamasının müvekkili yönünden açık bir hak ihlali olduğunu; tüm bunlara rağmen mahkemenin davalının kusurlu eyleminin ve zarar ile kusurlu hareket arasında illiyet bağı bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği tespitinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE: Dava, davalı limited şirket müdürüne karşı yöneltilmiş sorumluluk nedeniyle tazminat ve kar payı istemine ilişkindir. TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Somut olayda, davalının dava dışı limited şirketin ana sözleşmesinin 8. maddesine göre 03/06/2013 tarihinden itibaren 10 yıl boyunca temsile yetkili müdürü olarak belirlendiği ve dava tarihi olan 18/10/2016 tarihi itibariyle müdür olduğu belirlenmiştir. 17/10/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, dava dışı şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenmiş, 25.000-TL sermayeli şirketin 4 yıllık bilançolarında sırasıyla özkaynağının (-)184.994,34-TL, (-)145.019,12-TL, (-)137.188,34-TL ve (-)74.344,80-TL olduğu yani sermayesini yitirerek borca batık olduğu tespit edilmiştir. Gerekçeli kararda dayanılan İstanbul 18. ATM'nin 2018/219 esas ve 2018/1406 karar sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da, şirketin özkaynaklarının negatif ve borca batık olduğunun belirlendiği ifade edilmiştir. Söz konusu dosyanın incelenmesinde, davacının eldeki davanın davacıyla aynı kişi, davalının ... Ltd. Şti., talebin sermayenin 25.000-TL'den 200.000-TL'ye artırılmasına ilişkin 08/08/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınmış 3 nolu kararın yoklukla malul olduğunun tespiti olduğu ve 27/12/2018 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği ve istinaf edilmediği belirlenmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporları ,diğer dava dosyasında yapılan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada yapılmış olan bilirkişi incelemesinin iddia ve savunma kapsamında denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişilerce tarafların ortak olduğu şirketin borca batık olduğu belirlendiğinden, kar payı dağıtılmamasının her hangi bir aykırılık teşkil etmediği gibi ,kar payı ödenmesi talepli davanın muhatabı da şirket olacaktır. Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü banka hesap hareketleri, dava tarihi olan 16/10/2016 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olduğundan, eldeki dava açısından delil teşkil etmeyecektir. Bu nedenle, ikinci bilirkişi heyetinin eksik incelemeye dayalı olduğu iddiası da sonuca etkili bir husus değildir.Ayrıca davacı, davalının eylem ve işlemleriyle hem şirkete hem de ortağa zarar verdiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Ne var ki davacı bu iddiasını somutlaştırarak davalının hangi eylem-işlemleri sebebiyle şirkete ve kendisine zarar verdiğini yargılama aşamasında belirtmemiştir.Salt şirketin borca batık olması da her zaman yöneticinin sorumlu tutulmasına gerekçe edilemez.Davacı önce iddia yükünü yerine getirdikten sonra mahkemece iddianın doğruluğu hakkında araştırma yapabilir.Davalı şirket müdürünün hangi eylemleriyle şirketi zarara uğrattığı somut biçimde açıklanmadığından ,ticari defterlerde inceleme yapılarak da bir sonuca varılamaz .Mahkemece belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafvereddinedereceistanbulAlacakTazminathükümgerekçeesastanmahkemenumarasısebeplerikararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim