SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/697

Karar No

2024/1240

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/697

KARAR NO: 2024/1240

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/05/2018

NUMARASI: 2014/426 Esas - 2018/518 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2024

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. HD tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855-Euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, ... Ltd., ... GMBH, ... isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını, yapılan ihracatlar için müvekkilinin banka kredisi kullandığını, riski azaltmak için karın büyük bölümünden feragat ederek yüksek meblağlarla kredi sigortası yaptırdığını,belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrütü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüte düşen kişilere mal sattığını, yurt dışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, salt temerrütün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68-Euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ: 1-Davacı vekili,alacak likit olmasına karşın mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmediğini belirterek davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak kabulüne, kabul edilen miktar yönünden müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 2- Davalı vekili, davacı tarafa harç eksikliği tamamlattırılmadan yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu, eksik incelemeyle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerinin sigorta kapsamı içerisinde olmadığını ve teminat dışı olduğunu, davacının iddia ettiği satışlarla ilgili kararlaştırılmış vadeleri ispatlayamadığını, bilirkişi raporlarında temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu, davacının kestiği faturaların usulsüz olduğunu, mahkemenin TTK 1446. maddeyi tatbikinin hatalı olduğunu, tazminat hesabının doğru olmadığını, davacının 5 aylık bekleme müddetine riayet etmediğini, müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ: Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde bozma ilamına uyularak; 2021/1355 esas, 2022/762 karar sayılı ve 25.05.2022 tarihli karar ile; "Alacağı temlik alanların temlik yasağı nedeniyle aktif husumet yokluğundan reddine, davacının alıcı ... firmasına adına düzenlediği, 21.06.2012 tarihli faturada mal teslim alındığında %20'si ön ödeme yapılacağı yazılıdır. Malın 2.7.2012 tarihinde alıcısı tarafından teslim alındığı halde, ön ödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. 2.7.2012 tarihinde ön ödeme yapılmadığı halde akabinde 12.7.2012 tarihinde, 21.7.2012 tarihinde yaptığı satışlar bakımından yapılan incelemede; ...'nın A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkıyatın teminat dışında kaldığının düzenlendiği, somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtildiği, ancak, ön ödeme tutarı ... firmasınca ödenmediği ve davalının durumdan haberdar edilmediği, bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin ... uyarınca teminat kapsamında kalmadığının kabulü gerektiğinden dava konusu edilen 5 faturadan ...'a satılan son iki fatura (12.7.2012, 21.7.2012 tarihli) teminat kapsamında kalmadığından hesaplamaya dahil edilmemiştir. Sigorta teminatı kapsamında kalan faturalar bakımından teminat kapsamında kalan miktarlar, 8.4.2014 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanmış olup (ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan miktarın dökümü); ... adına düzenlenen 49.993,60-Euro bedelli faturanın 41.634,24-Eurosu, ... adına 30.376,40-Euronun 24.338,76-Eurosu, ... adına 22.243,20-Euronun 17.018,88-Eurosu olmak üzere toplam (41.634,24+ 24.338,76+ 17.018,88= 82.991,88-Euro) davacının talep edebileceği tazminat olarak davacı lehine hükmedilmiş, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin Dairemiz kararını temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2022/6199 esas, 2024/2486 karar sayılı 18.01.2024 tarihli ilamı ile "Bölge Adliye Mahkemesince alacağı temlik alan davacılar bakımından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. 25.07.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesinde "İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu alacak''ın belirtildiği görülmektedir. Uyuşmazlık doğduktan sonra, doğrudan icra dosya numarası zikredilmek suretiyle yapılan devrin doğrudan “dava konusunu” devretmeye yönelik bir usul sözleşmesi olduğuna dair hiçbir tereddüt bulunmamaktadır.Ne var ki davaya konu sigorta poliçesinde sigortalının, sigortacıya karşı sahip olduğu tazminat alacağını ancak sigortacının yazılı onayı ile bir başkasına devredebileceği kararlaştırılmıştır. Ancak, somut olayda poliçede belirtildiği şekilde sigorta tazminat alacağının tahsili talebine ilişkin bir hal söz konusu olmayıp taraflar arasında sigorta tazminatının tahsili için davacı tarafından başlatılan icra takibine konu meblağın bir kısmı, tazminat alacağı dava konusu hâline geldikten sonra bizzat icra dosya numarası belirtilmek sureti ile temlik alan kişilere devredilmiştir. Bu durumda maddi hukuka ilişkin bir devirden söz edilemez. Bu işlem 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken tipik bir “dava konusunun/ müddeabihin” devrinden ibarettir. Bu temlikle temlik alan kişiler sigortalı değil, davacı sıfatını kazanmıştır. Bu nedenle temlik alan alacaklılar yönünden davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.6100 sayılı Kanun'un 222. maddesinin ikinci fıkrası gereğince ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu özellikleri taşımayan ticari defterler sahibi lehine de delil olarak kabul edilemez. Dairemiz bozma ilamında dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri incelenmiş ve defterlerin usulüne uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda sigortalı davacının, zararın gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir." denilmiştir. Usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak "temlik eden davacının ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığı belirlendiğinden, davacı zararın gerçekleştiğini ispatlayamadığından temlik alan davacılar bakımından da davanın reddine, dava değeri temlikten daha fazla olup, davacı temlik edenin davacı sıfatı devam ettiğinden temlik eden davacının temlik ettiği nispette temlik alan ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353(1)b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/426 Esas 2018/518 Karar sayılı ve 10/05/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "İspatlanamayan davanın reddine, Koşulları olmadığından icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 427,60-TL karar harcının, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 4.845,70-TL ile icra veznesine yatırılan 2.019,50-TL olmak üzere toplam 6.865,20-TL'den mahsubu ile fazla olan 6.437,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ve temlik alan davacılara iadesine, Davacı tarafça yapılan yargı giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 2.400-TL yargı giderinin davacı ve temlik alan davacılardan müştereken alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 63.373,12-TL nispi vekalet ücretinin (37.472-TL'sinden temlik alan davacı ... Ltd. Şti.; 21,637,80-TL'sinden temlik alan davacı ... ile temlik eden davacı müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davacılardan alınarak davalıya verilmesine Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçları iade edilmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 343,03-TL yargı giderinin davacı ve temlik alan davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK.'nun 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.18/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapSatımdankaldırılmasınaesastanKaynaklanan)İptalisüreçistinafreddinedereceistanbulgerekçeİtirazın(Ticarisebeblerikararınumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim