Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2023/1246
2024/1219
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1246
KARAR NO: 2024/1219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/11/2018
NUMARASI: 2013/330 Esas 2018/1137 Karar
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketlerin davalı bankaya asil ve müteselsil kefaletleri nedeni ile borçlu bulunduğunu, bu kredinin ... grubu şirketleri tarafından kullanıldığını, ve büyük bir kısmının ödendiğini ancak ... A.Ş.'nin bayilik sözleşmesini iptal etmesi ve 28 Şubat süreci nedeni ile müvekkili şirketin faaliyet gösteremez hale geldiğini, borçlarını ödeyemediğini, bankanın yapmış olduğu hukuki işlemler sonucunda müvekkillerinin davalı bankaya ödeme planı ve tutarı hakkında teklifler sunduklarını, davalı bankaya borçlu olan ... tarafından borcun ödenmesine rağmen bu şahıs tarafından şirkete ait ve diğer müteselsil kefillere ait taşınmazların onun tarafından ele geçirmesini görmezden gelerek davalı banka tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından 08/11/2007 tarihinde müvekkili davacı ...'ın taşınmazı ile teminat altındaki 500.000-USD miktarındaki alacağı ve aynı dosyadan Sarıyer'deki taşınmazlarla Çatalca'daki taşınmaz ile temin edilen toplam 431.000-TL alacağı diğer davalı ... Mak. San. A.Ş.'ne temlik ettiğini, davalı bankanın geçersiz rehin sözleşmesine göre hak ve yetkilerini aşarak ... A.Ş.'ye ait ... A.Ş.'deki hisselerini 29/03/2007 tarihinde 140.000-USD miktarla ... San. A.Ş.'ne temlik ettiğini, davalı bankaya yapılan ödemenin bankaya borçlu ... tarafından yapıldığını ve borcun sona erdiğini, tarafların bu ödemeyi 3. şahıs yapmış gibi göstererek borçlunun müvekkili şirket ve şahıslara ait taşınmazları ele geçirmesi bakımından muvazaalı olarak temlik işlemi yaptıklarını belirterek İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından davalı bankaca diğer davalı ... A.Ş.'ye ve ... A.Ş. tarafından ...'ya yapılan 500.000-USD, 431.000-TL ve 140.000-USD tutarındaki temlik işlemlerinin yasalara aykırılık ve muvazaa nedeni ile iptaline, müvekkili şirketin davalı ... Bankası A.Ş.'ye ve diğer davalılara borcun ödenmiş olması nedeni ile borçlarının olmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki müvekkillerina ait taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin ve konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili; davacıların müvekkili şirket ile davalı banka arasında imzalanan temlik sözleşmelerinin muvazaalı olduğuna dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, bu iddiaların yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, davacıların davalı bankaya olan borcun ödendiği iddialarını noter onaylı ya da imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat etmesinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davalılardan ... arasında temlik sözleşmesi akdedildiğini ancak ...'nın iş bu sözleşme kapsamında müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediğini, müvekkili şirketin ...'dan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... Bankası A.Ş., ve ...'ya yargılamanın her aşamasında usulünce tebligat yapılmış olup davaya karşı yazılı beyanda bulunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; 17/04/2007 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik eden ... Bankası A.Ş.'nin takibe konu alacağın Sarıyer ilçesindeki ipotekli taşınmazlarla temin edilen 321.400-YTL'lik kısmı ile Çatalca ilçesindeki ipotekli taşınmazla temin edilen 110.000-YTL'lik kısımları ki toplam 431.400-YTL'lik alacağın teminatı olarak takibe konu taşınmazlardan Çatalca ve Sarıyer ilçesindeki taşınmazlarla sınırlı olarak ... A.Ş.'ye temlik edildiği, 08/11/2007 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik eden ... Bankası A.Ş.'nin takibe konu alacağın Kartal ilçesindeki ipotekli taşınmazla temin edilen 500.000-USD'lik alacağın teminatı olarak takibe konu taşınmazlardan Kartal ilçesindeki taşınmaz yönünden ve sadece 500.000-USD'lik kısmı ile sınırlı olarak ... A.Ş.'ye temlik edildiği, 29/03/2007 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik eden ... Bankası A.Ş.'nin temlik ettiği alacağının teminatı olarak elinde bulundurduğu ve temlik ettiği alacakla birlikte temellük edene devrettiği ... A.Ş.'ye ait ... sıra numaralı Beheri 300.000-TL nominal değerli 51 adet (Ve Cem'an 15.300.000.000-eTL nominal bedelli hisse senetleri yönünden 140.000-USD'nin ... A.Ş.'ye temlik edildiği, 22/06/2009 tarihli temlik sözleşmesi ile ... A.Ş.'nin 73.000-TL yönünden icra takibine konu alacağını ..'ya temlik ettiği , temlik işlemlerinin muvazaalı olduğunu iddia eden davacı tarafın bu iddiasını TMK 6 maddesi gereğince ispat etmesi gerektiği, davacı tarafça muvazaanın varlığı ispat edilemediği, bu nedenle davacı ... A.Ş., Ö. ... ve ... A.Ş.'nin davalarının subut bulmadığından, davacı ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin davasının ise aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ: Davacılar vekili; kök raporda davalılar arasında temlik işlemlerine istinaden ödeme yapıldığının ispat edilememesi gerekçe gösterilerek temlik işlemlerinin muvazaalı olduğunun anlaşıldığı, Mahkemenin de aynı kanaatte olması durumunda müvekkillerin İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında borçlu bulunmadıklarına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, dava konusu olmamasına rağmen mahkeme tarafından istanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyanın açılış tarihi itibariyle müvekkillerin davalı bankaya borçlu bulunup bulunmadıkları yönünden ek rapor istendiği ve bu ek rapor ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyanın açılış tarihinde takip borçlusu müvekkil ... şirketinin davalı bankaya borcu bulunduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyanın açılış tarihi itibariyle müvekkillerin davalı bankaya borçları bulunup bulunmadığının dava konusu edilmediğini, davadaki iddianın takip sonrası ... tarafından yapılan ödeme nedeniyle takibe borcun kapandığı yönünde olduğunu, davadaki tek uyuşmazlık konusunun temliklerin muvazaalı olup olmadığı olduğunu, muvazaanın da ispatlanmış durumda olduğunu, davalı ...'ın zarar etme pahasına milyonlar ödeyip aldığı temlikleri davalı ...'ya herhangi bir ödeme almadan temlik ettiğini iddia ettiğini, davalı banka tarafından davalı ...'a yapılan temliklere ilişkin ödemelerin ispatlanamamış olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yalnızca 29.03.2007 tarihli temlik sözleşmesi dosyada mevcut olup, diğer temlik sözleşmelerinin davalılar tarafından dosyaya ibraz edemediğini, borç ödeme işleminin muvazaalı şekilde temlik olarak gösterilmeye çalışıldığını, muvazaanın tarafı olmayan tarafların muvazaayı her türlü delille ispatlamasının mümkün olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne,karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe konu alacak nedeni ile davalılara borçlu bulunmadığının tespiti ve icra dosyasında yapılan temlik işlemlerinin muvazaalı olduğundan bahisle temliklerin ve takibin iptali istemine ilişkindir.İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine "Borçludan olan alacağımız 1.630.874,00-USD+ 181.330,00-Euro ve tahakkuk edecek kur farkı KDV'si KKDF olup bu alacağımızın ipotek ve teminat altına alınan kısmı olan 475.400.000.000-TL ve 500.000-USD hakkında" açıklaması ile ipotek kayıt mâlikleri ..., ..., ..., ..., ..., ... Parça San. A.Ş. yönünden 02/04/2003 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, İcra takip dosyasının tarafları; ipotek malikleri yukarıda yazılı şirketler ve gerçek kişiler olduğu belirlenmektedir. İpotek malikleri dışında kredi sözleşmelerinin tarafları yer almamaktadır. Gerek dava dilekçesinde gerekse istinaf başvuru dilekçesinde açıkça beyan edildiği üzere ;asıl borçlu ... şirketinin takip tarihi itibariyle alacaklı bankaya borçlu bulunduğu hususunda ihtilaf olmayıp, davacı tarafça ipotekli takip başlatıldıktan sonra, ipotek borçluları dışında kalan davalı ... şirketine temlik yapıldığı hususunda da bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı alacaklı banka ile davalı ... şirketi arasında imzalanan 29.03.2007 tarihli temlikname ile; ... şirketinden olan alacağını ... şirketinin (yeni 300.000-TL nominal bedelli) 51 adet ... seri numaralı hisse senetlerinin 140.000-USD bedel ile ... şirketine temlik edildiği temlik bedelinin ... Sefaköy şubesinin (çek seri numaralı ..keşide tarihli ) toplamda 140.000-USD bedelli beş adet çekleriyle ödeneceği kararlaştırılmıştır. 14.03.2017 tarihli temlikname ile icra takibine davaya konu icra takibindeki dosyadaki alacak yine ... şirketine 431.000-TL si peşin olmak ,kalan 550.000-USD kısmı da yine aynı banka şubesinin temlik alan tarafından keşide edilen ...'un avalist olarak imzalayacağı ,seri numaraları ve keşide tarihli altı adet çek ile ödeyeceği kararlaştırılmıştır.Davacı tarafın iddiası; alacaklı bankaya davalı ... şirketi tarafından yapılan ödemenin gerçekte ipotek borçlusu ... tarafından yapıldığı, adı geçenin ... şirketinin ortağı olduğu, temlik alan şirketin de ... grubu şirketlerden olduğu, gerçekte ödemenin ... tarafından yapıldığı ancak alacağın ... şirketine temlik edildiği, ardından ...'ya temlik edildiği ileri sürülmektedir. İpotek, ayni sorumluluk doğuran güvence olup, bir alacağın güvencesi olarak taşınmazın karşılık gösterilmesi, diğer bir deyişle, bir taşınmazın bir borcun güvencesine özgülenmesi demektir. Burada alacaklı, alacağını ilk önce taşınmazın değeri üzerinden elde eder. Eğer ipotekli taşınmazın bu değeri alacağın ödenmesine yetmezse, alacaklının borçlunun mal varlığının tamamına başvurma hakkı da vardır ki buna kişisel sorumluluk denilir. Somut olayda davacı lehine tesis edilen ipoteğin asıl borçlu dışında verilen üst sınır ipoteği (limit ipoteği) niteliğinde olduğu, ipotek limiti kadar alacağın ve ipoteklerin davalı ... şirketine temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar gibi davalı ... da ipotek borçlusudur. Muvazaa, en basit tanımıyla, bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarıdır. Muvazaada, daima görünüşte var olan, ancak taraflarca gerçekte asla istenmeyen, salt üçüncü kişilere yanlış kanaat verip onları aldatmak amacıyla yapılmış bir hukuki işlem ile, bu işlemin aralarında geçerli olmadığına ilişkin bir muvazaa anlaşması mevcuttur. Bazı durumlarda, buna ek olarak, tarafların gerçek iradelerine uygun olan (tarafların gerçekte istedikleri), ancak, çeşitli nedenlerle görünen işlemin arkasına sakladıkları bir gizli işlem daha bulunur. Taraflar arasında bir gizli işlemin bulunup bulunmadığına göre bakılarak, muvazaanın iki türünden söz edilir. Bunlardan ilki, tarafların, kendi aralarında geçerli herhangi bir hukuki işlem yapmak istemedikleri halde, salt üçüncü kişilere, aralarında bir hukuki işlem varmış gibi görünmek için işlem yapmaları hali olup, bu halde mutlak (basit) muvazaa söz konusu olur. Diğeri ise, nispi (mevsuf) muvazaa olup, sözleşmenin niteliğinde, konusunda, şartlarında ya da tarafların şahsında ortaya çıkabilir. Bu durumda, görünüşteki işlem tarafların gerçek
iradesine uygun bulunmadığından, her koşulda geçersizdir. Gizli işlem ise, yasanın o işlem için öngördüğü şekil şartına ve ayrıca herhangi bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için aradığı genel geçerlilik şartlarına uygun bulunduğu takdirde geçerli olabilecektir.Diğer taraftan, görünüşteki hukuki işlemin muvazaa nedeniyle geçersiz bulunduğu iddiası, hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişiler tarafından da ileri sürülebilir. Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişinin zarara uğratılması, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğindedir. Görünüşteki işlemin geçerliliği ve ispatı bir şekle bağlı bulunsa bile, üçüncü kişiler muvazaa iddiasını tanık da dâhil olmak üzere her türlü delille ispat edebilirler. Esasen, üçüncü kişiye, tarafı olmadığı bir sözleşmedeki muvazaa olgusunu yazılı delille kanıtlama yükümü getirilmesine hukuken olanak da yoktur.Ne var ki, yazılı bir sözleşmeye dayalı olarak muvazaa iddiasında bulunan kişinin bu iddiasını, yazılı delille ispatlaması gerekir.(Yargıtay HGK nın 2013/1622 esas,2015/1238 karar sayılı 17.04.2015 tarihli ilamı )Alacağın temliki, alacak hakkını devredenin mal varlığından çıkararak devralanın mal varlığına dahil eden, sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemidir. Böylece temlik ile devreden borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatı ile devralan kişi geçer. 6098 sayılı TBK nın 189. maddesine göre, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana temlik olur. Temlik ile devralana geçen hakların kapsamına kefalet ve rehin gibi teminat hakları dahil olduğu gibi, kanuni ipotek hakkı, hapis hakkı, mülkiyeti saklı tutma hakkı, dava açma ve icra takibinde bulunma hakkı da dahildir. TBK’nın 189/2. maddesinde zikredildiği üzere, işlemiş faiz de asıl alaca bağlı yan (feri) hak olarak devralana geçecektir.Mahkemece ; alınan kök bilirkişi raporunda; davalı bankaya gidildiği, sistemdeki değişiklikler nedeniyle eski kayıtlara ulaşılamadığı bilgisi verildiği, temlik ödemeleri ispatlanamadığından bu sebeble muvazanın varlığının kabul edilebileceği yolunda kanaat bildirilmiştir.Ancak; gerek davacılar, gerekse davalılar tarafından bankaya ipotek borcunun ödenmediği yolunda hiç bir iddia ileri sürülmemiştir.Aksine davacılar borcun ipotek borçlusu ... tarafından ödendiği ileri sürülmüştür.Somut durumda davacılar tarafından ödenmeyen, davalı ipotek borçlusu olan ...'ın ödeme yaptığı ancak görünürde ... şirketi tarafından ödeme yapıldığı ileri sürüldüğüne göre böyle bir işlemin sonuçları itibariyle , davacıların yapılan temlik işlemi nedeniyle zarara uğrama ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Takibin türü itibariyle adıgeçenin öncelikle davacı lara ait ipotekleri paraya çevrilmesi yoluna giderek davacıları zarara uğratma ihtimali bulunmaktadır. Alacağın, alacaklı banka tarafından temlik bedeli alınarak ... şirketine temlik edildiği, alacaklı bankanın alacağını tahsil etmeden temlik ettiği ileri sürülmediğine göre ilk derece mahkemesince bilirkişi kök raporuna itibar edilmemesinde isabetsizlik yoktur. Bir ödeme yapılmadan ipotek borcu sona ermeyeceğine göre, ipotek alacaklısının kim olduğunun davacılar bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Zira borçlu için alacaklının kim olduğu önemli değildir. Davacılar, temlik işleminden zarara uğramaları halinde, iddiaları gibi temlik alanın diğer ipotek borçlularının muvazalı eylemlerini ispatlamak kaydı ile zarara uğratılırlar ise zararın tazminini açacakları bir dava ile talep etme hakları vardır. Davacının ...'ın ödemeleri finanse ettiği iddialarının sübut bulduğu kabul edilse, mahkemece adı geçenin şirket ortağı olup olmadığı yolunda hiç bir araştırma yapılmasa da bu eksiklikler sonuca etkili bulunmamıştır. ... şirketinin ... şirketler grubu içinde olduğu kabul edilse dahi, alacaklı bankanın alacağını muvazalı temlik ettiği kabul edilerek, temlik sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle,takip tarihi itibariyle borcun varlığını kabul eden davacıların borcu olmadığı sonucuna varılarak menfi tesbite karar verilemeyeecği, ancak temlik nedeniyle bir zarara uğramaları halinde bu zararın tazminini, muvazayı ispatlamak suretiyle muvazalı işlemi yapanlardan talep etme hakları mevcuttur.Davacılar tarafından borcun ödenmediği, ipotek borçlusu ... tarafından ödendiği ileri sürüldüğüne göre, ancak adı geçenin temlikler nedeniyle davacıları zarara uğrattığı ileri sürülebilir. Aksinin kabulü ile menfi tesbit davasının temliklerin muvaza nedeniyle geçersiz kılınması halinde, alacağı kalmadığını bildiren davalı bankanın alacaklı sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekir ki, bu sonuç hukuken kabul edilebilecek bir sonuç değildir.Yargı uygulamasında; muvazalı işlemden zarar gören üçüncü kişinin muvaza nedeniyle işlemin geçersizliğini ileri sürerek iptalini talep edebileceği gibi geçersizliğini savunabileceğinde bir tereddüt yok ise de; alacak hakkı ve alacaklı sıfatı temlik işlemi ile davalılara geçtiği, menfi tesbit davasında borcu olmadığının tesbitinin talep edildiği, temlik işlemi nedeni ile davacıların işlemden zarar gören üçüncü kişi olarak kabulü mümkün olmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken, bir kısım davacılar bakımından muvaza iddiaları ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Elde ki davanın açılış tarihi 01.11.2013 tarihi olup icra takibinde taraf olmadığından davası aktif husumet ehliyeti yokluğundan red edilen davacı ... şirketinin 31.07.2013 tarihinde yani dava tarihinden evvel sicilden terkin edildiği, terkinden evvel ki tarihli bir vekaletname ile dava açıldığı, tüzel kişiliği sona eren davacının taraf ehliyeti bulunmadığından adı geçen davacı bakımından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle; elde ki davanın muvazalı temlik nedeniyle ipotekli takip dosyasında menfi tesbit isteğine ilişkin olduğu, ipotekli alacağın ve ipoteğin devam ettiği, borçlu tarafından ipotek alacaklısının kim olduğunun bir önemi olmadığı, bankanın alacağını ... şirketine muvazalı olarak temlik ettiği iddiasının davacılar ..., ... ve ... şirketi bakımından ispatlanamadığından reddine, icra takip dosyasında taraf olmayan şirketler bakımından aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekçe itibariyle doğru bulunmamış,temlik nedeniyle davacıların bir zarara uğraması halinde davacıların dava açma hakkına halel gelmemek üzere ,muvazalı temlik nedeniyle "hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişiler"sıfatını haiz olmayan davacıların borçlu olmadığının tesbiti davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmek gerekirken, bir kısım davacılar bakımından muvaza ispatlanamadığından reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, tüm davacılar bakımından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2018 Tarih 2013/330 Esas 2018/1137 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Davacı ... Ticaret A.Ş.'nin taraf ehliyeti olmadığından açılan davada karar verilmesine yer olmadığına, 2-Diğer davacılar bakımından davanın aktif husumet yokluğundan reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 427,60-TL harcın davacılar tarafından yatırılan 20.186,30-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 19.758,70-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar tarafından masraf yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalılar ... Bankası A.Ş. ve ... San. A.Ş. lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacılar ..., ... San. ve Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş.'den alınarak bu davalılara verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32