Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2024/820
2024/1157
19 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/820
KARAR NO: 2024/1157
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/02/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2020/157 Esas
TALEP: İhtiyati Tedbir
İlk derece mahkemesince verilen 29/02/2024 tarihli ara kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP: Davacı vekili birleşen 2024/37 E. Sayılı davada; müvekkili şirketin yüklenicisi olduğu İstanbul ili Beşiktaş ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazdaki ... isimli proje imalatı nedeniyle davalı müflis şirketten hakediş ve inşaat malzemesi alacağının bulunduğunu, müvekkilinin davalı müflis şirketin iflas masasına başvurusunun diğer davalı banka vekillerinin oyu ile kötüniyetli olarak reddedildiğini, davalı bankaların müflis firma hakkında başlattıkları ipotekli takipler sonucunda taşınmazların alacağa mahsuben bankalarca devralındığını, davalı bankaların inşaat finansman kredisinin tarafı olduğunu ve müvekkilinin yüklenici olarak kanuni ipotek hakkına sahip olduğunu bildiğini, müvekkilinin ipotek hakkında haberdar olan ve daireleri kötüniyetli olarak kendi adlarına tescil ettiren ve taşınmazların hali hazırda maliki olan davalı bankaların da davada müflis firma ile birlikte taraf sıfatının bulunduğunu, müflis şirket adına kayıtlı taşınmazların müvekkilinin alacağını karşılamaya yetmediğini, davalı bankalarının alacaklarını aynen iktisap etmesi sonucunda müvekkilinin imalatlarının ve gecikmeden kaynaklanan munzam zararını tahsil etme olanağı kalmadığını, davalı bankaların taşınmazları alacağa mahsuben üzerilerine alarak satış bedelinden müvekkilinin alacağını alma olanağını ortadan kaldırdığını, müvekkilinin alacağını alamadığı hususunun davalı bankalarca bilindiğini belirterek müvekkilinin alacaklarını tahsil edememesinden kaynaklı oluşan munzam zararının tespiti ile bu munzam zarar tutarında davalılar adına kayıtlı bağımsız bölümler üzerine kanuni yapı ipoteği tesciline, aksi takdirde munzam zararın avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ilişkin davada yargılama sonuçlanıncaya kadar, dava konusu 169 parselde davalılar adına kayıtlı taşınmazlara TMK'nın 1011. maddesi uyarınca davacı lehine geçici tescil şerhi verilmesini, dava konusu 169 parselde kayıtlı bulunan taşınmazların üçüncü kişilere devrinin ve lehlerine ayni hak tesisinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, birleşen 2024/37 E. sayılı davada davacının hüküm altına alınmasını talep ettiği munzam zarar alacağının, yaklaşık ispat ölçüsünün delillerin celbi ile incelenmesinden sonra ortaya konulabileceği, mevcut delillere göre yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle birleşen 12. ATM'nin 2024/37 esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkili tarafından inşa edilen daireleri kendi adlarına tescil ettiren davalı bankaların imalat bedellerini tahsil edemeyen müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin zararının kasıtlı olarak artırıldığını ve munzam zarara uğradığını, davalı bankaların kendi adlarına tescil ettirdikleri taşınmazları üçüncü kişilere satması ile müvekkili yönünden telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağını, ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep, hak edişlerin tahsil edilememesi nedeniyle oluştuğu iddia edilen munzam zarardan dolayı yapı ipoteği tescili, olmadığı takdirde zararın tazminine ilişkin davada davalıya ait taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve davalıdır şerhi konulmasına dair ihtiyati tedbir ile taşınmazlara geçici tescil şerhi işlenmesi istemine ilişkindir.HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; davacı, yüklenicisi olduğu projede işveren davalı müflis firmadan olan alacaklarını alamadığını, diğer davalı bankaların proje finansması için davalı müflis firmaya kullandırdığı kredi nedeniyle oluşan alacaklarının tahsili için başlatılan ipotekli takip sonucunda taşınmazları alacağa mahsuben kendi adlarına tescil ettirdiklerini, müvekkilinin yüklenici olduğunun ve alacaklarını alamadığının, aynı zamanda kanuni ipotek hakkının bulunduğunun davalı bankalarca bilinmesine rağmen taşınmazların kendi adlarına tescil ettirilerek taşınmazların para çevrilmemesi nedeniyle müvekkilinin hakedişlerinin tahsilinin engellendiğini, bu şekilde müvekkilinin zarara uğratıldığını iddia etmektedir. Ancak, davacının munzam zarar nedeniyle alacağının bulunup bulunmadığı hususunda duraksamadan sonuca varacak bir şekilde delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır. Davacının iddia ettiği munzam zarar yapılacak tahkikat ile belirlenebilecektir. Bu aşamada davacının taleplerinin sunulan delillerin toplanıp değerlendirilmesini, yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle mahkemece yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece birleşen 2024/37 E. Sayılı davada talep edilen ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52