Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2210
2024/1153
19 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2210
KARAR NO: 2024/1153
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/07/2019
NUMARASI: 2017/782 Esas 2019/629 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/07/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalının müvekkili ile sözleşmesel ilişkisi bulunmadan müvekkili adına fatura tahsilatı yaparak işlem ücreti aldığının tespit edildiğini, 10.04.2014 tarihinde ilgili adreste noter marifetiyle tutulan tutanak ile davalının “... Ihlamurkuyu Veznesi” tabelası bulundurduğunun tespit edildiğini, tespit üzerine davalıya Kartal ... Noterliğinin 22.04.2014 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek haksız rekabete yol açan ihlallere son verilmesinin ihtar edildiğini, davalının ihtara rağmen tabelayı kaldırmadığı gibi tahsilat yapmaya devam ettiğini, nitekim davalının 12.06.2017 tarihinde fatura tahsilatı yaparak komisyon aldığını, Elektrik Piyasası Kanununun 3. maddesi ile EPDK'nın 12.09.2012 tarihli 4019 sayılı kararı uyarınca elektrik piyasasında dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişiliklerce yürütülmesine karar verildiğini, bu çerçevede ... tarafından yapılan satış, fatura ve tahsilat süreçlerinin müvekkili ... tarafından devralındığını, fatura tahsil yetkisi münhasıran müvekkiline ait olmakla birlikte, banka ve anlaşmalı tahsilat merkezleri üzerinden de yürütüldüğünü, davalının müvekkili adına tahsilat yapabilmesi için müvekkili ile sözleşme yapmasının şart olduğunu, davalının müvekkili ile bir sözleşmesi bulunmamasına rağmen kendisini yetkili tahsilat merkezi gibi göstererek tahsilat faaliyetine devam etmesinin müvekkilinin kişilik haklarına zarar verdiğini belirterek, davalının hukuka aykırı işlemleri durdurularak müvekkili adına tahsilat yapmamasına karar verilmesini, 3.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı; 2014 yılında davacının ihtarı üzerine tabela ve logoların kaldırıldığını, sonraki süreçte 17.03.2016-25.05.2017 arasındaki dönemde davacı ile sözleşme imzalanarak yetkili ödeme noktası olarak hizmet verildiğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin 26.05.2017 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, bundan sonra davacının marka ve unvanının kullanılmadığını, müşterilerinin de kendilerinin davacının veznesi olmadığını bildiğini, müşterilerin fatura ödemek istemeleri halinde anlaşmalı banka kanalları üzerinden işlem ücreti karşılığında aracılık yaptıklarını, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda; davalının 2014 yılında ihtar sonrası logo ve ibareleri kaldırdığı, 17/03/2016-25/05/2017 tarihleri arasındaki dönemde davacı ile sözleşme imzaladığı ve hizmetin bu kapsamda verildiği, dosyaya sunulan fotoğraflarda davalının veznesinde ... logosunun bulunmadığının tespit edildiği, davacının, davalının unvanını ve logosunu kullandığını gösteren tabela, evrak veya tanıtıcı unsurlara ait delil sunmadığı, ihtarname sonrası davalının logoları kaldırdığı, davalının haksız rekabet içeren bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; 10.04.2014 tarihinde ilgili adreste noter marifetiyle tutulan tutanak ile davalının müvekkilinin unvanını haksız olarak kullandığının tespit edildiğini, davalı ile sözleşmesel ilişkiyi kabul etmemekle birlikte, dosyaya sundukları tahsilat makbuzundan anlaşılacağı üzere davalı tarafından 12.06.2017 tarihinde tahsilat yapılmaya devam edildiğini, davalının da müvekkiline ait tahsilatları yaptığını ikrar ettiğini, bu nedenle davanın haklılığının ispatlandığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır. Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK’nın 55/1-a-2 maddesinde; Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek", haksız rekabet eylemi olarak düzenlenmiştir. Somut olayda; davalının, davacı şirketin unvanını kullanmak suretiyle davacıya ait fatura tahsilatı yaptığı, davacı tarafça noter aracılığıyla yerinde yapılan tespitte davalının davacıya ait tabela ve logoyu kullandığının tespit edildiği, davacı tarafından keşide edilen 22.04.2014 tarihli ihtar ile davalıya eylemlerine son verilmesinin ihtar edildiği, ihtar üzerine davalı tarafından davacının unvanı bulunan logo ve tabelaların kaldırıldığı, taraflarca düzenlenen 26.05.2017 tarihli fesih protokolünden anlaşılacağı üzere taraflarca 21.01.2017 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi akdedildiği, ancak bu sözleşmenin 26.05.2017 tarihinde karşılıklı feshedildiği, davalının dava dışı ... şirketiyle akdetmiş olduğu alt acentelik sözleşmesinin de 31.12.2016 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, 12.06.2017 tarihli tahsilat makbuzundan anlaşılacağı üzere sözleşmenin feshine rağmen davalının davacı faturalarını tahsil etmeye devam ettiği, bu durumun davalının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. 6493 sayılı kanunun 14. maddesinde, bu kanun kapsamında ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak isteyen ödeme kuruluşunun, TCMB'den izin almak kaydıyla faaliyette bulunabileceği düzenlenmiştir. 27.06.2014 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 5/6 maddesine göre ise Kanunun 12/1-e bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesinde, kuruluşun fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapması şarttır. Buna göre somut olayda davalının davacı adına fatura tahsilatı yaptığı 12.06.2017 tarihi itibariyle, yönetmelik kapsamında tahsilat yapma yetkisi veren bir sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça daha sonra ... ödeme kuruluşu ile akdedilen sözleşme kapsamında faaliyet yürütüldüğü ileri sürülmüşse de; fatura tarihi itibariyle bu şekilde bir sözleşme akdedildiği hususunda tarihsiz bir sertifika dışında dosyada herhangi bir delil bulunmamakla birlikte, aynı yönetmeliğin 5/7 maddesinde yapılan ve kanunun 12/e bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde altıncı fıkranın uygulanmayacağına dair hüküm, davalının fatura tahsilatı yaptığı tarihten sonra 12.10.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle anılan değişiklik öncesine ilişkin eylem bakımından söz konusu hükmün uygulanması mümkün değildir. Davalı tarafından davacı ile sözleşme ilişkisi sona ermesine ve davacı adına fatura tahsil yetkisi bulunmamasına rağmen, davacı adına fatura tahsilatı yapıldığı sabit olmakla, davalının davacı adına fatura tahsilatı yapmak suretiyle müşterileri yanıltarak kazanç sağlaması eylemi, haksız rekabet oluşturmaktadır. Yine davalının haksız rekabet eyleminin davacı şirketin ticari itibarını zedelediğinin kabulü gerekmekte olup, somut olayın özelliklerine göre davacının manevi tazminat isteminin de kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/782 Esas 2019/629 Karar sayılı 04/07/2019 tarihli kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,"Davanın kabulüne, davalının sözleşme yapmadan davacı şirket adına fatura tahsilatı yapma eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile söz konusu haksız rekabet eyleminin önlenmesine, 3.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Haksız rekabetin tesbiti ve manevi tazminat istemi yönünden; Alınması gereken 855,20-TL karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 51,24-TL harcın mahsubuna, ile bakiye 803,96-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye ödenmesine, Davacı tarafça yapılan 915-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davacı vekili için haksız rekabetin tesbiti için takdir olunan 17.900-TL ,manevi tazminat istemi için takdir olunan 3.000- TL olmak üzere toplam 20.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Yatırılan 51,23-TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 48,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52