SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1156

Karar No

2024/1124

Karar Tarihi

16 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1156

KARAR NO: 2024/1124

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/05/2024

NUMARASI: 2023/68 Esas 2024/269 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin metal işlem sektörüne hizmet verdiğini, vitrifiye ürünlerin üretim veya satışı yaptığını , müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, davalıya kesilen her faturada, aksi yazılı olarak kararlaştırılmamışsa alıcının satış tarihinden itibaren vade farkı uygulanacağı ve ayrıca ödemenin belirtilen vadede ve tam olarak yapılmaması halinde satış tarihinden itibaren aylık %..oranında temerrüt faizi uygulanacağına dair kayıt bulunduğunu, vade farkı alınmayacağı yönünde ayrı bir sözleşme bulunmadığını, 06/12/2022 tarihli 54.213,46-TL bedelli vade farkı faturası kesilerek davalıya iletildiğini, davalının faturayı Beyoğlu ...Noterliği'nin 09/12/2022 tarih ve ... yevmi sayılı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete iade ettiğini, akabinde Kadıköy ...Noterliği'nin 20/12/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya tekrar tebliğ edildiğini, davalının tekrar Beyoğlu ...Noterliği'nin 23/12/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile cari hesap borcu bulunmadığını beyan ettiğini ve müvekkili tarafından İstanbul ...İstanbul İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının yetkiye ve takibe itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davalının itirazın iptalini ,alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; öncelikle müvekkilinin ikametgahı adresinin Bursa olduğunu, yetkili mahkeme ve icra dairesinin Bursa olduğundan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını, karşılıklı ihtarnameler ile müvekkilinin borcu olmadığının beyan edildiğini, ayrıca müvekkilinin bakiye borca ilişkin olarak 08/05/2023 tarihli 110.965,98-TL tutarlı, lehtarı Dede Kimya olan çek keşide ettiğini ve borç kalmadığını, faturada yazan kaydın geçersiz olduğunu, vade farkı uygulanacağına ilişkin sözleşme veya teamül bulunmadığını belirterek davanın reddini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ticari ilişkinin 23/11/2017 tarihinde başladığını, davacı tarafından 2021 yılındaki 2 faturanın ödenmemesine istinaden 06/12/2022 tarihli ve 54.213,46-TL vade farkı faturası düzenlendiği ve takip konusu yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından itibaren başkaca bir vade farkı faturası düzenlenmediği bu uygulamanın normal bir teamül haline gelmediğini, taraflar arasında vade farkı uygulamasına ilişkin bir sözleşme bulunmamasına rağmen davacının düzenlediği vade farkı uygulamasına konu faturalarda vade farkı talep edileceğine dair ibarelere dayanarak, davacının düzenlediği vade farkı faturasının da davalı tarafından davacıya iade edildiğini, davacının vade farkı alacağı bulunduğunu ispat edemediğinden davanın ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ: Davacı vekili; müvekkil şirket tarafından kesilen her faturada "aksi yazılı olarak kararlaştırılmamışsa alıcı satış tarihinden itibaren vade farkı uygulanacağını ayrıca ödemenin belirtilen vadede ve tam olarak yapılmaması halinde satış(fatura) tarihinden itibaren aylık %.. oranında temerrüt faizi uygulanacağını kabul eder." cümlesi bulunduğunu, asıl faturaya usulüne uygun şekilde itiraz etmeyen davalının faturayı bir bütün halinde faturadaki şerh ve kayıtları da kabul ettiğini, davalının vade farkı uygulamasını zımnen kabul ettiğini,TTK nın 21/2. maddesi "bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlendiğini, müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği alanda da vade farkı uygulaması hemen hemen tüm satıcılar tarafından kullanılmakta olup, sektörün parçası haline geldiğini, tüm itirazlarına rağmen sektördeki teamüller konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava; vade farkı alacağına ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili; vade farkına temel teşkil eden faturalarda ,zamanında ödenmeyen faturalara vade farkı uygulanacağı kaydı konulduğunu, davalının iş bu faturalara itiraz etmediğini, faturaları bu kayıtla kabul etmiş sayıldığını, geç ödemeleri nedeniyle vade farkı ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2001/1,2003/1 karar sayılı ,27.06.2003 tarihli ilişkin kararında somut uyuşmazlığı incelemiştir. İçtihatları birleştirmenin konusu da faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alacağı” kaydı konulması ile ilgilidir. Anılan kararda "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir. Son yıllarda ülkenin içinde bulunduğu enflasyonist ortam nedeniyle yargı kararları ile ortaya çıkmış olup, para borcunun ifasındaki gecikmeden zarar gören alacaklıyı koruma amacını taşımaktadır. Bu nedenle de gerek tanımı gerek uygulanması konusunda yargısal uygulamada ve doktrinde görüş ayrılıklarına konu olmaktadır. Uygulamada gerek sözleşmelerle gerekse de faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmesi halinde belli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulmak suretiyle hayata geçirilmektedir. Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK.’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği kabul edilmiştir. Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine 27.06.2003 tarihli ilk toplantıda üçte iki çoğunlukla karar verildi." denilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin sektör uygulaması değil taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının anlaşılması gerektiği, bilirkişi incelemesi neticesi taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği belirlendiğine göre sektör uygulaması yapılmasının gerekmediği gözetildiğinde davanın reddine yönelik hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına , Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sebebleriistinafreddinedereceİptaliSatımdanistanbulgerekçeesastanmahkemenumarasıKaynaklanan)İtirazınkararı(Ticaricevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim