Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1289
2024/1092
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1289
KARAR NO: 2024/1092
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2018/1003 Esas - 2021/183 Karar
DAVA: Alacak
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkilerinin "..." isimli adi ortaklığın ortakları olduğunu, davalı firmanın sözleşme içeriğine uygun olmayan mal satışı yapması nedeniyle müvekkillerinin davalıya 16.218,24-TL fazla ödeme yaptığını, bu nedenle 16.218,24-TL iade faturası düzenlendiğini, ödenen fazla tutarın iadesinin defalarca istenmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını, bu nedenle Ankara .... İcra Dairesi'nin ... no'lu takibinin başlatıldığını belirterek 16.218,24-TL alacağın fatura tarihi olan 14.02.2013 tarihinden itibaren uygulanacak ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; davacılar tarafından 07.12.2011 tarihinde müvekkili şirketten 17 bidon lastik solüsyonu ve 1 adet pompa alındığını, karşılığında müvekkili şirkete 19.629,90-TL ödendiğini, davacı tarafın malların vasıflarına uygun olmaması sebebiyle kendilerine teslimden 2 yıl sonra iade faturası düzenlediğini, düzenlediği iade faturasını ve malları müvekkili şirkete göndermediğini, müvekkil şirketle irtibata geçmediğini veya malları yediemine bırakmadığını, davacıların malları teslim aldıktan sonra derhal kontrol etmesi gerekirken 2 yıl sonra iade faturası düzenlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6102 sayılı TTK hükmü gereğince malın vasfına uygun olmadığının 8 gün içerisinde ihbar edilmesi gerekirken bu duruma ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığını, sadece iade faturası kesilmesinin yeterli olamayacağını, davacıların kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; " ... Solüsyonu ve 1 adet ... ve 2 adet ... Tanıtım Standı" ürünlerinin 07.12.2011 tarihli ... nolu irsaliyeli fatura davacıya teslim edildiği, davacının beyanları ve dosyada sunulu e-posta yazışmalarından, yapılan testler sonucu gönderilen ürünlerin taahhüt edilen nitelikleri taşımadığı, bu sebeple dava konusu ürünlerden, "13 Bidon ... Solüsyonu ve 2 adet ... ve 2 adet ... Standı"nın 14.02.2013 tarih ... nolu sevk irsaliyesi ile gönderildiği, fakat bu ürünlerin davacıya iade edildiği, gizli ayıbın ortaya çıktığı tarihin 17.07.2012 olarak kabul edilmesi durumuna göre davalıya gizli ayıba ilişkin ihbarın süresinde yapılmadığı, ancak taraflar arasındaki 07/12/2011 tarihli sözleşmede sözleşmenin feshi durumunda bayilik verenin, bayinin elinde bulunan açılmamış ürünleri sattığı fiyattan geri almayı taahhüt ettiği, bu durumda davacının elinde bulunan ve açılmayan 13 bidon ... solüsyonu, 2 adet ... ve 2 adet ... standının sözleşmenin feshi ile bayilik veren davalının sattığı fiyattan geri alması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 16.096,96-TL'nin sözleşme kapsamında davacıya verilen ve açılmayan 13 bidon ... solüsyonu, 2 adet ... ve 2 adet ... Standının davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; ayıplı ürünlerin iadesi ve alacağın tahsili için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken infazı mümkün olmayacak şekilde alacağın ödenmesinin ayıplı ürünlerin iadesi şartına bağlanarak ayıplı ürünlerin iade külfetinin ve masraflarının müvekkiline yüklenmesinin doğru olmadığını, faizin 13/03/2013 temerrüt tarihinden başlatılması gerektiğini, faizin başlangıcı için ayıplı ürünlerin davalıya teslim edileceği tarihin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının 13/03/2013 tarihinde takibin başlatılması ile temerrüte düştüğünü, ayrıca alacağa avans faizi uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; malların teslim alınmasından 2 yıl sonra ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle iade faturası düzenlenmesinin kötüniyetli olduğunu, malların ayıplı olmadığını, bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere ürünlerin denenmesinden sonra sözleşmelerin imzalandığını, davacının, müvekkili ile olduğunu iddia ettiği e-posta yazışmalarının müvekkili ile yapılmadığını, yazışmalarda müvekkili şirketin isminin geçmediği gibi yazışmalarda ismi geçen ... Dış Tic Ltd Şti'nin müvekkili ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını, mahkemenin sözleşmenin 6. maddesi hükmüne dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğunu, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, davacının dava dilekçesinde sözleşmenin bu hükmüne dayalı değil, ayıp iddiasına dayalı olarak talepte bulunduğunu, cevaba cevap dilekçesinde sözleşmenin 6. maddesine dayanılmış ise de basit yargılama usulüne tabi davalarda cevaba cevap dilekçesi olmadığından iddianın genişletilmesi mahiyetindeki beyanların esas alınmasının doğru olmadığını, kaldı ki sözleşmenin 6. maddesine göre 3 yıllık sözleşme süresinden haklı sebeple 3 ay önceden diğer tarafa yazılı ihbarda bulunulması gerektiğini, davacı tarafından bu şartın yerine getirilmediğini, bahsi geçen e-postaların müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasında 07/12/2011 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında "17 bidon ... solüsyonu ve 2 adet ... ve 2 adet ... tanıtım standı" ürünlerinin 07.12.2011 tarihli 19.629,30-TL bedelli ve 11/01/2012 tarihli 1.357-TL bedelli irsaliyeli faturalar ile davacıya teslim edildiği, ürünlerin bedelinin davalıya ödendiği hususu ihtilaf dışı olup, davacı, kendisine teslim edilen ürünlerin taahhüt edilen nitelikleri taşımadığını ileri sürerek ürünlerden 13 bidon ... solüsyonunu ve 2 adet ... ve 2 adet ... tanıtım standını 14.02.2013 tarihli 16.096,96-TL bedelli iade faturasını düzenleyerek davalıya iade etmek üzere kargo firmasına teslim ettiği, ancak ürünlerin davacıya iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde ürünlerin sözleşmede taahhüt edilen niteliklere uygun olmadığı gerekçesiyle ödediği bedelinin iadesini talep etmiş olup, 30/01/2019 tarihli dilekçesinde sözleşmenin 6. maddesine de dayanmıştır. Sözleşmenin "Süre ve Fesih Hakkı" başlıklı 6. maddesi şu şekildedir: "İş bu sözleşmenin süresi imza tarihinden itibaren 3 (üç) yıldır. Ancak, Taraflardan herhangi biri haklı bir sebeple ve 3 (üç) ay öncesinden diğer tarafa yazılı ihbarda bulunmak kaydıyla, dilediği zaman işbu sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi durumunda bayilik veren, bayinin elinde bulunan açılmamış ürünleri sattığı fiyattan geri almayı taahhüt eder." Bahsi geçen sözleşme hükmünde davalı, sözleşmenin sona ermesi durumunda davacının elinde bulunan açılmamış ürünleri sattığı fiyattan geri almayı taahhüt etmiş olup, ürünlerin ayıplı veya kusurlu olması gibi herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Bahsi geçen sözleşme hükmüne göre davacıların sözleşme sonucunda elinde kalan açılmamış ürünleri davalıya iade etme hakkı bulunmaktadır. Dava dilekçesinde davacı her ne kadar ayıba dayanmış ise de sonuç olarak ürünlerin iadesi yönünde iradesini ortaya koymuştur. Dolayısıyla sonradan sözleşmenin anılan maddesine dayanılarak iade talebinde bulunulması iddianın genişletilmesi mahiyetinde kabul edilemez. Öte yandan, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu tarihten sonra hareketsiz kaldığı, herhangi mal alımı yapılmadığı, fiilen sonra erdiği sabittir. Bu tarihten sonra sözleşmenin işlememesine her iki tarafın da sessiz kaldığı, sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir işlem yapılmadığı gibi taraflarca ihtarda bulunulmadığı dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirildiğini kabulü gerekir. Taraflar arasındaki sözleşme sona erdiğine göre anılan sözleşme hükmü uyarınca davacının elinde kalan açılmamış ürünleri iade ederek ürünlerin satış bedelini istemekte haklıdır. Davacı iade faturasını, ürünlerin birim satış fiyatları üzerinden düzenlediği dikkate alındığında, fatura bedeli 16.096,96-TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı, 13/03/2013 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuş ise de birlikte ifa kuralı gereğince bir tarafın yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda, diğer tarafın da kendi yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınma hakkı bulunmaktadır. Bu kural gereğince davacı, ancak malı satıcıya teslim ettiği tarihten itibaren faiz talep edebilir, malı teslim etmediği ve elinde bulundurduğu dönem için faiz talep edemez. Bahsi geçen ürünler için tevdi mahalli tayin ettirilmediği de dikkate alındığında mahkemece faize malların iade tarihinden itibaren karar verilmesi doğrudur. Buna karşılık avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olup, alacaklının da tacir olması gerekmemektedir. Alacaklının, tacir olan borçludan olan alacağı için avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkı bulunmaktadır (Yargıtay HGK 18/05/2022 2020/(17)4-170 E. 2022/698 K.) Somut olayda da davalı tacir olduğundan ve açıkça talep edildiğinden Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Mahkemece yasal faize hükmedilmesi doğru olmadığından bu yönüyle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davacının alacağına yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, 16.096,96-TL'nin 13 bidon ... solüsyonu, 2 adet ... ve 2 adet ... standının davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1003 Esas - 2021/183 Karar sayılı 16/03/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile 16.096,96-TL'nin sözleşme kapsamında davacıya verilmiş ve açılmamış olan 13 bidon ... solüsyonu, 2 adet ... ve 2 adet ... standının davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ; "Alınması gereken 1.099,58-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 276,97-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 822,61-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yatırılan 312,87-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacılar tarafından yapılan 3.100-TL bilirkişi ücreti ve 175,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.275,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.251-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, Davacılar lehine taktir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 121,28-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Alınması gereken 1.099,58-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 275-TL harcın mahsubu ile kalan 824,58-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davalı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09