Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2098
2024/1078
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2098
KARAR NO: 2024/1078
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2021
NUMARASI: 2019/12 Esas - 2021/391 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile ... İnşaat Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi Gayrettepe-Yeni Havalimanı Metro Hattı projesinde TBM pasasının yüklenmesi ve döküm sahasına nakliye işinde 10.08.2018 tarihli sözleşme ile çalıştığını,sözleşmenin 08.11.2018 tarihli fesihname ile sona erdiğini, fesih sözleşmesine göre nakit teminatların iadesinin ve kesin hak edişlere göre ödemelerin yapılması gerekirken yapılmadığını, durumun adi ortaklık ticari işletmesine 20.12.2018 tarihli ihtarname ile ihtar edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 2.327.287,95-TL üzerinden takip başlatıldığını, borçluların takibe itiraz ettiklerini, borçluların takipten sonra 26.12.2018 tarihinde 1.000.000-TL, 23.01.2019 tarihinde 450.000-TL ve 04.02.2019 tarihinde 750.469,50-TL olmak üzere toplam 2.200.469,50-TL kesin hak ediş bedelini müvekkilinin banka hesabına yatırdıklarını, bakiye 126.818,44-TL nakit teminat bedelinin ise ödenmediğini, nakit teminatın fesih sözleşmesinin 7. maddesine göre 30 gün içinde ödenmesi gerektiğini, 30 günlük sürenin 08.12.2018 tarihinde dolmasına rağmen ödenmediğini, takipten sonraki ödemeler sonucunda müvekkilinin 126.818,45-TL teminat alacağı kaldığını, ödeme tarihlerine göre icra dosyasında işlemiş faiz alacakları ile icra masrafları ve icra vekalet ücreti alacakları bulunduğunu belirterek, kısmi ödemelerin öncelikle faiz, masraf ve ferilere mahsup edilerek kalan kısmın ana paradan düşülmesi ile itirazın iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili; taraflar arasında 08.11.2018 tarihli fesih protokolü imzalandığını, icra takibinin başlatıldığı 26.12.2018 tarihinde henüz tebligat yapılmadan davacıya 1.000.000-TL ödeme yapıldığını, takip tarihi itibariyle alacağın vadesinin henüz gelmediğini,haklı olarak icra takibine itiraz edildiğini, sözleşmenin 18. maddesi uyarınca faturanın yükleniciye teslim edildiği günü müteakip 45 gün içinde ödeme yapılacağını, 45 gün ödeme vadesi gelmemiş olmakla birlikte, alt yüklenicinin hak edişlerinin ödenmesinin, işçilerin aylık primleri ve ücret ödemelerinin yapıldığının belgelendirilmesi şartına bağlı olduğunu, ancak davacının bu koşulları yerine getirmediğini, SGK dosyasını halen kapatamadığını,SGK dosyası kapanmadan müvekkilinin sorumluluğunun devam ettiğini ve nakdi teminatın tutulmasının haklı olduğunu, bunlara rağmen 1.000.000-TL ödemenin ardından davacı tarafa 23.01.2019 tarihinde 450.000-TL ve 04.02.2019 tarihinde 750.469,50-TL ödeme yapıldığını, müvekkillerinin takip tarihinde muaccel bir borcu bulunmadığından itirazın haklı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; tarafların birbirini teyit eden ticari defter kayıtlarına göre davacının davalılardan bir alacağının bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalılardan sözleşme koşullarına göre muaccel hale gelmiş herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; davalılar aleyhine 26.12.2018 tarihinde 2.327.287,95-TL üzerinden takip başlatıldığını, borçluların ise aynı tarihte saat farkıyla müvekkiline 1.000.000-TL ödeme yaptıklarını, hayatın olağan akışında alacaklının sürekli banka hesabını kontrol etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle ödemenin takipten önce yapıldığının kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla takipten önce yapıldığı kabul edilemeyecek olan bu ödemenin icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olduklarını,fesih protokolü ile kesin hak ediş bedellerinin ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, buna göre hak ediş bedellerinin vadesinin hesaplanmasında fatura tarihinin değil, fesih protokolü tarihinin dikkate alınması gerektiğini,45 günlük ödeme süresinin takipten önce 23.12.2018 tarihinde dolduğunu, takip tarihi itibariyle tüm alacağın muaccel olduğunu, yine fesih protokolüne göre teminatın protokol tarihinden sonraki 30 gün içinde ödenmesi gerektiği, 30 günlük sürenin takipten önce 08.12.2018 tarihinde dolduğunu, nakit teminat bedeli davadan sonra ödendiğinden icra dosyasının infazında dikkate alınabileceğini,borçluların takip giderleri, icra vekalet ücreti ile sorumlu tutulması gerektiğini, aksi halde davalıların en azında bilirkişi raporunda tespit edilen 267.209,45-TL yönünden icra takip giderleri, vekalet ücreti ve ferilerden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, sözleşmeye dayalı hak ediş alacağı ile nakit teminat bedeli alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı ile davalılar arasında akdedilen nakliye işine ait 10.08.2018 tarihli sözleşmenin 08.11.2018 tarihli protokol ile feshedildiği, davacı tarafından 2.200.469,51-TL hak ediş bedeli ile 126.818,44-TL nakit teminat bedeli toplamı 2.327.287,95-TL alacağın tahsili istemiyle 26.12.2018 tarihinde saat 15.33'te Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalılar tarafından takip tarihinde ancak yaklaşık 3 saat öncesinde saat 12.40'ta davacıya banka yoluyla 1.000.000-TL ödeme yapıldığı, yine takip tarihinden sonra ve 18.02.2019 olan dava tarihinden önce 23.01.2019 tarihinde 450.000-TL ve 04.02.2019 tarihinde 750.469,50-TL ödeme yapılmıştır.Belirtilen ödemeler toplamı hak ediş alacağını birebir karşılamaktadır.Dava tarihinden sonra ise 07.08.2019 tarihinde 75.000-TL, 18.09.2019 tarihinde 31.091,06-TL, 24.10.2019 tarihinde 13.472,80-TL ve 20.11.2019 tarihinde 7.254,58-TL olmak üzere toplam 126.818,44-TL nakit teminat bedeli davacıya ödenmiştir.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür.Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak,dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşeceğine göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur.(Yargıtay HGK'nin 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edilmelidir. Alacağın 2.200.469,51-TLsi hak edişe ilişkin olup, davacının düzenlediği 17.10.2018 tarihli 851.855,39-TL, 13.11.2018 tarihli 1.651.742,23-TL ve 30.11.2018 tarihli 304.692,98-TL tutarlı faturalara dayalıdır.Sözleşmenin 18. maddesinde; alt yüklenicinin hak edişi onayladıktan sonra hak ediş faturasını düzenleyerek yükleniciye vereceği, faturanın yükleniciye teslimini takip eden 45 gün içinde ödeneceği düzenlenmiştir.Fesih protokolünde ise bu hükme aykırı herhangi bir düzenleme yoktur.Bu nedenle hak ediş alacağının ödeme vadesinin hesabında fesih protokolü tarihi esas alınamaz.Zira faturaların bir kısmı sonraki tarihlidir.Sözleşme gereği 17.10.2018 tarihli faturanın vadesi 01.12.2018 tarihinde, 13.11.2018 tarihli faturanın vadesi 28.12.2018 tarihinde ve 30.11.2018 tarihli faturanın vadesi 14.01.2019 tarihinde dolmuştur. 26.12.2018 takip tarihinde davacının sadece 851.855,39-TL tutarlı faturası muaccel olup, bu fatura bedeli ise takip tarihinde ancak saat farkıyla takip öncesinde davacıya fazlasıyla ödenmiştir. Davacının diğer iki hak ediş faturası ise takip tarihi itibariyle muaccel olmayıp, bu fatura bedelleri de davalılar tarafından dava tarihinden önce 23.01.2019 ve 04.02.2019 tarihlerinde gününde ödenmiştir. Dolayısıyla hak ediş alacağı yönünden takip tarihi itibariyle muaccel bir alacak bulunmadığı, borcun tamamının dava tarihi öncesinde davacıya ödendiği belirlenmekle hakediş alacağı bakımından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Takibe konu 126.818,44-TL alacak ise sözleşmenin 10. maddesinde düzenlenen nakit teminat bedeline ilişkindir. 10. maddede; yüklenicinin her ödemeden alt yüklenicinin yaptığı işlerin değerinin %5'ine karşılık gelen tutarı nakdi teminat olarak tutmaya hakkı bulunduğu, alt yüklenicinin SGK'ya eksik işçilik bildirmesi halinde buna ilişkin prim ve gecikme zammı ile idari para cezasını karşılamaya yeterli olabilecek teminatın alt yüklenici tarafından SGK'dan ilişiksiz belgesi alınıncaya kadar her hak edişten kesilerek tutulacağı, nakit teminatın birinci yarısının geçici kabul belgesinin imzasından sonra 30 gün içinde, alt yüklenicinin yükümlülüklerine aykırı davranması sonucunda meydana gelmiş, süren veya muhtemel bir idari veya cezai kovuşturma, dava veya tahkim ya da herhangi bir ihtilafın bulunmaması kaydıyla alt yükleniciye iade edileceği, nakdi teminatın kalan kısmının ise kusur giderme süresi sonunda yukarıda belirtilen soruşturma, dava veya ihtilaf bulunmaması halinde kesin kabulün yapılmasından sonraki 30 gün içinde ait yükleniciye iade edileceği belirtilmiştir.Fesih protokolünün 3. maddesinde; alt yüklenicinin yasal süresinde tüm işçilerin hak ve alacakları ile SGK yükümlülüklerini tamamen ödemekle yükümlü olduğu, bu hususta yüklenicinin ödeme yapması halinde hak edişten, yeterli olmazsa teminattan kesileceği, 4. maddesinde; yüklenicinin alt yüklenicinin kusuru ile bir bedel ödemesi halinde alt yükleniciye rücu edeceği, bu husustaki ödemelerin de alt yüklenicinin hak ediş alacağından, yeterli olmaması halinde de teminatlarından kesileceği, 7. maddesinde ise; nakit teminatın bu protokolün 3 ve 4. maddeleri dikkate alınarak protokolün imza tarihinden sonraki 30 gün içinde alt yükleniciye ödeneceği belirtilmiştir. Sözleşmenin 10. maddesi ile fesih protokolünün 3 ve 4. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; fesih protokolünün imzalanması ile birlikte 30 gün içinde nakit teminat tutarının davacıya iadesinin bir takım koşullara tabi tutulduğu, bu kapsamda alt yüklenicinin tüm işçilik haklarını ödemesi, SGK yükümlülüklerini yerine getirmesi ve davacının kusuruyla gerçekleşen herhangi bir idari, adli veya cezai soruşturma nedeniyle davalıların bir ödeme yapmak zorunda kalmamış olması koşullarının bulunması halinde teminatın iade edileceği anlaşılmaktadır. Davalılarca, davacının kusuruyla herhangi bir ödeme yapmak zorunda kaldıklarına ilişkin herhangi bir delil ileri sürülmemiştir. Ancak davacının dava tarihi sonrasında 26.03.2019 tarihinde işyeri kapanışı için SGK'ya başvuru yaptığı, SGK tarafından davalılara gönderilen 19.04.2019 tarihli yazı ile ait yüklenici davacının prim borcunun bulunmadığı bildirilmiştir.Sözleşme ve fesih protokolünün ilgili hükümleri gereği yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının icra takip tarihi itibariyle davacının nakit teminatın iadesi hakkı bulunmamaktadır.İcra takip tarihi itibariyle teminat altına alınan riskin devam ettiği ve bu nedenle bu alacağın da muaccel olmadığı sonucuna varılmaktadır.Dava tarihi sonrasında nakit teminatın da ödendiği anlaşılmakla davacının ,muaccel olmayan nakit teminat bakımından da itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09