Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/2094
2024/1077
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2094
KARAR NO: 2024/1077
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2021
NUMARASI: 2021/185 Esas - 2021/692 Karar
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında beton direk alımına ilişkin 01/08/2018 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği müvekkili tarafından davalıdan müvekkilinin üstlendiği işte kullanılmak üzere beton direklerin alınarak kullanıldığını, davalıdan satın alınan malzemelerin bedelinin 1.117.932-TL olmasına rağmen müvekkilince davalıya 23 adet toplam 2.942.000-TL tutarlı avans çeki verildiğini, bu çeklere karşılık 1.580.000-TL ödeme yapıldığını, yani davalı şirketten satın alınan malzemelere karşılık müvekkili şirketin 462.068-TL fazla ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıdan 1.824.068-TL alacaklı olup bu tutar içindeki toplam 917.000-TL tutarlı 6 adet çekin işbu davanın konusu olduğunu, sözleşmede belirtilen avans çeklerinin bir kısmının bedelinin davalıya ödendiğini, bir kısım çeklerin davalıdan geri alınarak iptal edildiğini, davalıya verilen bir kısım çeklerin ise davalının alacağını fazlasıyla tahsil etmesi nedeniyle ödenmediğini, davalı şirkete avans ödemesi kapsamında verilen 01/02/2020 keşide tarihli ... no'lu 100.000-TL bedelli, 15/01/2020 tarihli ... no'lu 170.000-TL bedelli, 31/01/2020 tarihli ... no'lu 170.000-TL bedelli, 17/01/2020 keşide tarihli ... no'lu 290.000-TL bedelli çekler yönünden müvekkilinin davalı şirkete fazla ödeme yapması nedeniyle borcu bulunmadığını, yine davalı şirkete avans ödemesi olarak verilen ... no'lu 28/01/2020 keşide tarihli 95.000-TL bedelli, ... no'lu 02/02/2020 keşide tarihli 92.000-TL bedelli çekler bedelsiz kaldığından müvekkilinin davalı şirkete ve diğer davalı ...'na borcunun bulunmadığını belirterek,dava konusu altı adet çekler yönünden müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile bu çeklerin iptaline, 28.01.2020 keşide tarihli ... no'lu 95.000-TL bedelli ve 02.02.2020 keşide tarihli 1124137 no'lu 92.000-TL bedelli çekler yönünden ise müvekkilinin her iki davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: 1-Davalı ... Ltd. Şti. vekili; müvekkil şirket ile davacı taraf arasında 01/08/2018 tarihinde beton direk alım sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafın müvekkili şirketten beton direk satın aldığını,ödemelerin ise çek ile yapılması hususunda anlaşıldığını, müvekkilince direkler zamanında ve talep edildiği şekli ile davacıya teslim edilmişse de, davacının teslim ettiği çekleri ödeme sıkıntısı çekerek müvekkilinden geri alarak sonra yerine çekler verdiğini, bazı çeklerin müvekkilince 3. kişilere ciro edildiği, bu çekler hakkında iptal kararları alınarak müşterilerin mağduriyetine sebebiyet verildiğini, davacı taraf ile müvekkili arasında yapılan tek ticari işin bahse konu sözleşmeye istinaden yapılan iş olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin destekleri ile Sakarya'da bir çok projede yer aldığını, bu projelerde taraflar birlikte çalıştığı, davacının bu projelerden gayrı resmi olarak yüzde bazında müvekkiline pay verdiğini, davacının müvekkiline verdiği çeklerde bu ödemelere de ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede işbu davaya konu çeklerin seçilen ödeme yöntemi olarak karara bağlanmadığını, bu çeklerin bahse konu iş ve sözleşme ile bağlantısının olmadığını, kaldı ki müvekkili şirket yetkilisi süreç içerisinde bir çok kez davacı şirket yetkilisine ve çocuklarına borç paralar verdiğini, müvekkili ile davacı arasında bir çok ticari iş nedeniyle alacak-borç ilişkisi bulunduğunu, söz konusu çeklerin de davacının müvekkiline olan borçları karşılığında verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; TBK'nın 207/2 maddesinde, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduklarının düzenlendiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik verildiğinin kabulünün gerektiği,davacı tarafından dava konusu çeklerin avans olarak verildiğinin iddia edildiği, iddiayı ispat zımnında sunulmuş olan 01/08/2018 tarihli sözleşmede avans olarak davalıya verildiği belirtilen 14 adet çekin keşide tarihlerinin 2018 ile 2019 yıllarına ait olduğu, davacının ise 01/02/2020 tarihli 100.000-TL, 15/01/2020 tarihli 170.000-TL, 31/01/2020 tarihli 170.000-TL, 17/01/2020 tarihli 290.000-TL, 28/01/2020 tarihli 95.000-TL ve 02/02/2020 tarihli 92.000-TL bedelli çeklerden dolayı borçlu bulunmadığının tespitini istediği, bu çeklerin sözleşme içeriğinde yer almadığı, davacının dava konusu ettiği çekleri avans olarak verdiğini yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, sunulan yazılı belgede dava konusu çeklerin yer almaması sebebiyle davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığı, dava ve delil dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 01/08/2018 tarihli sözleşme gereği müvekkilince davalıdan satın alınan malzemelerin bedelinin 1.117.932-TL olmasına rağmen müvekkilince davalı şirkete 23 adet toplam 2.942.000-TL tutarlı avans çeki verildiği, bu çeklere karşılık 1.580.000-TL ödeme yapıldığını, yani müvekkili şirketin davalıya 462.068-TL fazla ödeme yaptığını, müvekkili davalıdan 1.824.068-TL alacaklı olup, bu tutar içerisindeki toplam 917.000-TL tutarlı 6 adet çekin işbu davanın konusu olduğunu, davalı şirkete avans ödemesi olarak verilen 01/02/2020 tarihli 100.000-TL bedelli, 15/01/2020 keşide tarihli 170.000-TL bedelli, 31/01/2020 keşide tarihli 170.000-TL bedelli, 17/01/2020 keşide tarihli 290.000-TL bedelli çekler yönünden müvekkilinin davalı şirkete fazla ödeme yapması nedeniyle borcu bulunmadığını, yine davalı şirkete avans olarak verilen 28/01/2020 keşide tarihli 95.000-TL bedelli,02/02/2020 keşide tarihli 92.000-TL bedelli çekler de bedelsiz kaldığından, müvekkilinin davalı şirkete ve diğer davalı ...'na borcu bulunmadığını, davalıya verilen çeklerle 1.580.000-TL ödeme yapılmasına rağmen iş sahibi TCDD tarafından müvekkiline verilen işin proje hattının kısaltıldığını, bu nedenle hat için 1.117.932-TLbedelli malzeme kullanıldığını, hattın kullanılan bu malzeme ile bitirilerek teslim edildiğini, dava dosyasına çek bilgileri ve faturaların sunulduğunu, banka kayıtları ile ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile tanık beyanlarının alınması talep edilmesine rağmen mahkemece tanıkların bildirilmesine ve dinletilmesine fırsat verilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı taraf cevap dilekçesini süresinde vermediğinden iddiaları inkar etmiş sayıldığından, davalının iddialarının dinlenilmesinin mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, avans olarak verildiği iddia edilen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer.Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir.Aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde,peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans olarak ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında kişisel def’îdir. Bu nedenle bedelsizlik iddiası düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehdarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bu kapsamda kambiyo senedinin avans olarak verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Somut olayda; davacı ile davalı şirket arasında davalı şirket tarafından davacıya beton direk satışına ilişkin 01.08.2018 tarihli sözleşme düzenlendiği, sözleşmede davacı tarafça davalıya verilen avans çeklerinin tarih ve miktar olarak belirlendiği, sözleşme gereği davalı tarafından davacıya direklerin teslim edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davalı tarafından düzenlenmiş olan satış faturaları toplamının ise 1.119.465,50-TL olduğu, davacı tarafından sözleşme gereği davalıya verilen ve sözleşmede listelenen çeklerin 1.580.000-TL'lik kısmının davacı tarafça ödendiği ileri sürülmüştür.Ancak bu çeklerden dolayı iddia edilen fazla ödeme tutarının dava konusu edilmediği, dava konusu edilen ve davalı şirkete avans olarak teslim edildiği ileri sürülen 01.02.2020 keşide tarihli ... no'lu 100.000-TL bedelli, 15.01.2020 keşide tarihli ... no'lu 170.000-TL bedelli, 31.01.2020 keşide tarihli ... no'lu 170.000TL bedelli, 17.01.2020 keşide tarihli ... no'lu 290.000-TL bedelli, 28.01.2020 keşide tarihli ... no'lu 95.000-TL bedelli ve 02.02.2020 keşide tarihli ... no'lu 92.000-TL bedelli çeklerin ise keşide tarihlerinden anlaşılacağı üzere sözleşme tarihinden sonraya ait olduğu gibi, davalının satış faturaları ile sevk irsaliyeleri tarihlerinden de sonra düzenlenerek verildiği,dava konusu bu çeklerin satış sözleşmesinde de yer almadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, direk satışı dışında taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki bulunduğu hususu ileri sürülmemiş olmakla birlikte, davalı tarafça taraflar arasında başkaca ticari ilişkiler de bulunduğu iddia edilmiştir. Taraflarca imzalanan 01.08.2018 tarihli sözleşmede teslimat süresi 12 ay olarak kararlaştırılmışsa da, sunulan ticari defter kayıtları ile faturalardan, taraflar arasında sözleşme tarihinden öncesine dayalı ticari ilişki bulunduğu, ilişkinin sözleşmede öngörülen 12 aylık teslimat süresinden sonra da devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, ancak karşılığında davalı tarafça mal verilmeyerek bedelsiz kaldığı hususu davacı tarafça kanıtlanamamıştır. Diğer yandan davalı ... dava konusu 95.000-TL ve 92.000-TL bedelli çeklerde lehtar olmayıp ciranta konumundadır ve sözleşmede taraf olarak yer almamaktadır. Bu davalının çekleri bilerek davacının zararına devraldığı hususunda davacı tarafça bir delil ibraz edilmediğinden, kişisel defi niteliğindeki bedelsizlik iddiasının bu davalıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Davacı vekilince, ticari defter kayıtları ile banka kayıtları incelenmeden, gösterdikleri tanıklar dinlenilmeden eksik inceleme sonucunda karar verildiği iddia edilmişse de; çeklerin direk satışına ilişkin sözleşme kapsamında verilmediği, direk satış ve teslimi konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı ve davalı tarafça sözleşme dışında ticari veya özel ilişki bulunduğu ileri sürülerek ,sözleşme tarihi öncesinde düzenlenen faturaların ibraz edilmesine göre,tarafların ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının sonuca etkili olmayacağı sonucuna varılmıştır.Diğer yandan uyuşmazlık miktarına göre tanık deliline dayanılması da mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09