SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1060

Karar No

2024/1029

Karar Tarihi

4 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1060

KARAR NO: 2024/1029

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/01/2021

NUMARASI: 2016/1063 Esas - 2021/160 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkili şirkete olan faturaya dayalı cari hesap borcunun tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete faturalara konu malları verdiğini, davalı şirketin süresinde faturalara itiraz etmediğini, yine yetki itirazının da yerinde olmadığını, belirtilen nedenler itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; icra dairesi ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, davalı şirket adresinin İstanbul Anadolu Adliyesi yargı alanında kaldığını, yetkili icra dairesinde takip yapılmadığını, davacı ile yapılan 1.1.2014 tarihli sözleşme ekinde davacının sattığı ürünlerin özellikleri ve fiyatlarını gösterir liste olduğunu, yazılı muvafakat almadan fiyat değişikliği yapılamayacağı kabul edilmesine rağmen davacının sözleşme fiyatının üstünde faturalar düzenlendiğinin geç fark edilip 7.9.2015 tarihli 97.168,99-TL'lik fiyat farkı faturası düzenlenip aynı tarihte davacıya gönderildiğini, davacının 7.10.2015 tarihli ihtarname ile faturayı iade ettiğini, 13.10.2015 tarihinde faturanın yeniden gönderildiğini, davacının uyarılmasına rağmen sözleşme fiyatlarının üzerinde fatura düzenlediğini, haksız kazanç sağlamaya çalıştığını ileri sürerek davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; TBK'nın 89. maddesi gereğince davacının ikamet adresindeki icra dairesi yetkili olup davalının icra dairesi yetkisine yaptığı itirazın yerinde olmadığı, fatura konusu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği, davalının faturaları defterine kaydettiği ve kanunda aranan 8 gün içinde de faturalara itiraz etmediği, bu nedenle fatura konusu malın, faturada belirlenen fiyattan aldığını kabul edilmiş sayıldığı, bir müddet sonra ve faturaya itiraz süresi geçtikten sonra davalı tarafından davacının fiyatları yüksek göstererek faturalandırma yapıldığı gerekçesi ile iade faturası düzenlendiği, ancak iade faturası davalı tarafından kabul edilmeden iade edildiği, davalı fiyatlar konusunda 2014 tarihli sözleşme ekindeki fiyatlara göre belirleme yapılmasını iddia etmiş ise de; söz konusu sözleşmenin davacı şirket yetkilisince imzalanmadığı bilirkişi raporu ile belirlendiği, ayrıca sözleşme her ne kadar davacı şirket yetkilisince imzalanmamış ise de; sözleşme taraflar arasında uygulandığından sözleşmenin geçerli ve taraflar arasında yürürlükte olduğu değerlendirildiği, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2010 yılında başladığı ve 2015 yılında sonlandığı, iddia olunan 01/01/2014 tarihli sözleşmeden sonra da taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, sözleşme ekinde ki fiyat listesinin uygulandığına dair herhangi bir somut veri olmadığı, davalı usulüne uygun şekilde defterlerini sunmadığı için değerlendirmeye alınmadığı, 22/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının alacağının 114.533,92-TL olduğu tespit edildiğinden, takip tarihinden sonra yapılan 510,59-TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, icra dairesinin yetkisine açıkça itiraz edildiğini, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte 2010 yılında imzalanan Çerçeve Sözleşmesinin 14. maddesinde İstanbul mahkeme ve icra dairesinin yetkili kılındığını, yetkili mahkemeler ve icra müdürlüklerinin İstanbul mahkemeleri ve icra müdürlükleri olduğunu, mahkemenin yetki itirazının kabul ederek yetkisizlik kararı verildiğini, İstanbul Mahkemeleri yetkili değilse icra dairesinin de yetkisiz olacağını, salt fatura düzenlemesinin borç altına sokmayacağını, mal tesliminin kanıtlanması gerektiğini, 2014 yılı sözleşmesinin şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiş ise de; 9 adet mukayese imzanın sözleşmedeki imza ile benzer olması ve bu belgelerin Ticaret Siciline verilip işlem yapılması nedeniyle davacıya ait olduğunun kabulünün gerekeceğini, yeniden imza incelemesi yaptırılması taleplerinin kabul edilmediğini, 2014 yılındaki sözleşmenin geçerli ve yürürlükte olduğu kabul edilmesine rağmen satılan mallarda haksız bir kazanç olup olmadığı varsa ne kadar bir haksız kazanç yapıldığının bilirkişiye tespit ettirilmesi gerektiğini, davacının sözleşme ekinde belirtilen ürünleri sözleşme ekinde belirtilen fiyatlarla müvekkil şirkete vermesi gerekirken bu fiyatın yaklaşık 10 katı üzerinden fatura ettiğini, davalı şirketin gönderdiği faturaların bu kadar büyük bir şirket tarafından fark edilemeyeceğinin düşünüldüğünü, ancak davalı şirket tarafından geç de olsa fark edildiğini, sözleşmenin birçok yerinde, davacı müvekkilden yazılı muvafakat almadıkça ürünlerin fiyatlarında değişiklik yapamayacağının düzenlendiğini, faturanın incelenmediğini, davacıdan 14.006-TL alacakları olduğunu, alacağının kabul manasına gelmemek üzere 97.168,99-TL fiyat farkı fatura alacağından 14.006,00-TL çıkarıldığında davacı alacağının 83.162,99-TL olacağını mahkemece 114.533,92-TL'ye karar verildiğini, fiyat farkının geçerli kabulü halinde bunun 114.533,92-TL'den tenkisi ve bundan da 14.006-TL alacağın çıkarılması durumunda davacı lehine fazladan 31.370,93-TL'ye hükmedildiğini, tanık dinletme taleplerinin kabul edilmediğini, ticari defterlerin usulüne uygun sunulduğunu, mahkemece sadece 2014-2015 defterleri incelenmesi gerekirken 2013 defterlerinin de E-Defter olarak sunulduğunu, öncesinin Gebze deposunda olduğunun bildirildiğini, 2014-2015 defter incelemesinin yeterli olması gerektiğini, bilirkişinin fiyat farkı faturalarını inceleyip sözleşmeye göre uygun olup olmadığını tespit etmesi gerektiğini, bilirkişinin mahkeme kararı ile Gebze deposuna geldiği ancak hiç tespit yapılmamış gibi rapor verildiğini, davacının 2010-11-12-13 defterlerinin de yasaya uygun olmadığını lehine delil olamayacağını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE:Dava, cari hesap alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Eldeki davada icra takibi İstanbul İcra Dairesinde, başlatılmış davalı- borçlu tarafça hem icra dairesinin hemde mahkemenin yetkisine itiraz edilmiştir. Bu hallerde; mahkemenin yetkisinden önce icra dairesinin yetkisine itiraz incelenir. Zira yetkili icra dairesinde icra takibi başlatılması icra dairesinin yetkisine itiraz edilmek koşuluyla itirazın iptali davalarında dava şartıdır. Böyle yapılmak yerine İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ilk olarak mahkemenin yetkisine itirazı incelemiş ve yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş bu karar taraflarca temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Mahkemece verilen yetkisizlik kararı temyiz edilmeden kesinleştiğinden,kesinleşen bu karar ile yetkisizlik nedeniyle dosyanın gönderildiği mahkeme bağlıdır. Yetkisizlik kararı hatalı olsa dahi bağlıdır. Ancak ,icra dairesinin yetkisi de zorunlu olarak eldeki davaya bakan mahkemece karara bağlanacaktır. Davacı tarafça imzası kabul edilmeyen 2014 yılına ait sözleşme dahil olmak üzere sözleşmelerde İstanbul İcra Daireleri ve mahkemeleri yetkili kılındığı gibi, davacı alacaklının ikametgahı da İstanbul Mahkemeleri'nin yargı alanında bulunduğu, alacaklının seçimlik hakkını kendi yerleşim yeri mahkemesinde icra takibi başlatılması yolunda kullandığı, mahkemenin yetkisizlik kararının temyiz edilmemesi, icra dairelerinin yetkisini kabul anlamına gelmediğinden ,mahkemenin kesinleşen yetkisizlik kararı ile bağlı kalınmaksızın icra dairesinin yetkisine itiraz incelenecektir.Mahkemenin yetkisinin kesinleşmesi icra dairesinin yetkisi belirlenirken dikkate alınamaz.İcra takibi cari hesap alacağından kaynaklandığından, HMK'nın 10. TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının ikametgahı mahkemeleri de yetkili bulunduğundan mahkemece icra dairesinin yetkisine itirazın reddine karar verilmesi yerinde ve doğrudur.Davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı borçlu 2010 yılında imzalanan çerçeve sözleşme ile başlayan ticari ilişkide 2014 yılında yeniden sözleşme imzalandığını davacının pek çok üründe sözleşmeye aykırı olarak fazla fiyat uyguladığını durumun zamanında fark edilmediğini, sözleşme eki fiyat listesinde yazılı ürünlerin kontrol edilerek fazla fiyat uygulandığının tespit edilebileceğini ileri sürmüştür. Davalı 7.9.2015 tarihli 97.168,99-TL bedelli fiyat farkı faturası düzenleyerek davacıya gönderdiği, faturanın 10.9.2015 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından 7.10.2015 tarihinde fiyat farkı faturasının kabul edilmeyerek iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça 2010 yılında taraflar arasında 1 yıl süreli sözleşme yapıldığı, süresinin bittiği ancak alım satım ilişkisinin devam ettiği, davacı tarafça sözleşme süresince fiyatların cari fiyatlar üzerinden anlaşılarak satım yapıldığı ileri sürülmüştür. Bir yıllık süreli sözleşmenin sona ermesinden sonra da ticari ilişki devam ettiğine göre ürün fiyatlarında sözlü mutabakat sağlandığının kabulü gerekir.Davacı tarafça 2014 yılı sözleşmesindeki imzaya itiraz edildiği, davalı sözleşmenin ... tarafından imzalattırılıp sunulduğunu, şirket yetkilisi ... tarafından ... şirket işleri konusunda yetkili olduğunun bizzat söylendiği bildirilmiş ise de , davacı tarafça ... şirket yetkilisinin arkadaşı olduğu şirket işleri konusunda yetkili olmadığı bilahare şirket kargosunda çalıştığı ileri sürülmüş, yaptırılan imza incelemesinde sözleşmedeki imzaların şirket yetkililerine ait olmadığı ancak şirket yetkilisi ... imzasının takliden atıldığı, incelemeye esas alınan 37 belgeden 10 adet belgede (Ticaret sicil ve noter onaylı olarak resmi kurumlarda) imzanın bu şekilde atıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında yazışmalardan 2014 yılındaki sözleşme sırasında da uygulanmış ,davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz olmadan sözleşmenin uygulandığı belirlenmiştir.Ancak bu sözleşmede fiyatların güncellenmesinin mutabakatla yapılacağı kararlaştırılmıştır. Mutabakatın ne şekilde yapılacağı belirlenmediğinden mutabakatın sözlü de yapılabileceği gözetildiğinde davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz edilmeyerek davalı ticari defterlerine kayıt edilmesi ile mutabakatın sağlandığının kabulü gerekir.Basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının teslim edilen malların fiyatlarına itiraz etmeden ve mal alımına itirazsız devam etmesi karşısında bu fiyatlara onay verdiğinin kabulü gerekir. 2010 yılından 2015 yılının eylül ayına kadar süre gelen ticari ilişkide davacı tarafından düzenlenen faturalardan davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayanlar, başka şirket adına düzenlenen faturalar ve faturalarda yapılan düzeltmeler dikkate alınarak taraf defterlerinde mutabık olunmayan hususlara ilişkin belgeler ayrık tutularak yapılan hesaplamada davacı tarafın ticari defterlerinde 114.533,97-TL alacak bulunduğu tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki cari hesap farklılığı davalının ticari ilişkinin sonunda eylül 2015 yılında düzenlenen fiyat farkı faturasından doğduğu, davacı kayıtlarında tespit edilen alacağın bu fatura nedeniyle alacaklı duruma geldiği ,fiyat farkı faturası dışındaki mutabakatsızlığın tesbiti için davalının 2014 yılından önceki ticari defterlerin bulunduğu Gebze deposuna gidilmiş ise de ticari defterlerin bilirkişilere sunulmadığı bilirkişi ek raporundan anlaşılmaktadır. HMK nın 129(1) e) maddesi gereği Cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi deliller ile ispat edileceği gösterilmelidir. Bu gerekliliği yerine getirmeyen davalı yargılamada ispat zorluğuna düşeceği muhakkaktır.Davalı 07.09.2015 tarihli 97.168,99-TL bedelli fiyat farkı faturası düzenlemekte haklı olduğunu kanıtlamak ve bu faturanın daya naklarını belgeleriyle açıklamak zorundadır. Davacı tarafça kabul edilmeyen ve sözlü mutabakatla satış yapıldığını ileri süren davacıya karşılık hangi faturalardaki birim fiyatın fazla olduğu dahi açıklanmamış bu hususun bilirkişiler tarafından incelenmesi gerektiği istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş ise de , bilirkişi ek raporunda izah edildiği üzere bilirkişiler tarafından davalının ticari defterlerinin bulunduğu bildirilen Gebze Deposuna gidildiği halde üç saatlik beklemeye rağmen davalının ticari defterleri incelenemediği bildirilmiştir. Davalı, 5 yıllık bir süreçte davacıdan tedarik ettiği kırtasiye malzemelerini alıp piyasaya sattıktan sonra ihtilaf konusu olmayanlar da dahil olmak üzere binlerce kalemden oluşan bir tedarik zincirinde fazla fiyat var ise tesbit edilmesinin bilirkişiden istenilmesinin kabul edilebilir yönü,savunma hakkı ile izahı da mümkün değildir.Her bir faturada onlarca kırtasiye ürünü yer aldığı ,faturanın zorunlu unsuru olan miktar ve fiyat unsurlarının faturaya itiraz edilmemekle kesinleştiği dikkate alındığında ihtilafsız faturaların mevcut olduğu gözetildiğinde, bu faturaların hangisinde fazla fiyatlandırma olduğu dahi belirtilmeden fazla fiyatlandırma yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen fiyat farkı faturasının haksız olduğunun ve davalının savunmasını ispatlayamadığının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının hangi faturalara dayalı olarak düzenlendiği, yargılama sürecinde açıklanmadığı, bilirkişiler tarafından bulunması gerektiği ileri sürüldüğü, fiyat farkı faturasından davalı ticari defterlerinde kayıtlı alacak miktarı düşülerek kalan tutara hükmedilebileceği ileri sürülmüş ise de, davalının ticari defterleri mahalline gidilmesine rağmen incelenemediği anlaşılmakla, davalı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu ekstrelerden tespit edilebilen faturalar nedeniyle belirlenen borç tutarından davalının sorumlu tutulmasında isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 7.823,81-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.955,95-TL harcın mahsubu ile kalan 5.867,86‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafdereceİptaliSatımdanistanbulesastanmahkemenumarasısebepleriİtirazınKaynaklanan)kararı(Ticari

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim