İstanbul BAM 12. HD 2021/979 E. 2023/1927 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/979
2023/1927
7 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/979
KARAR NO: 2023/1927
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/01/2021
NUMARASI: 2016/848 Esas - 2021/53 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/12/2023
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 30/01/2008 tarihli uygunluk belgesi ve özel tüketim beyannamesiyle ithal edilmiş ... marka "..." şase ve "..." motor numaralı aracın 21/04/2008'te satın alındığını, 21/04/2008 tarihli irsaliyeli fatura karşılığı 66.500-TL satış bedelinin nakden ödendiğini, aracın "..." plakasıyla müvekkili adına 22/04/2008'de trafik tescilinin yapıldığını, 15/09/2015'te araç üzerinde Gebze Gümrük Müdürlüğü'nün 01/09/2015 tarihli ve ... sayılı yakalama kararı olduğu gerekçesiyle yakalanarak araca el konulduğunu ve yediemin otoparkına teslim edildiğini, o tarihten sonra müvekkilinin aracını tekrar kullanmadığını ve tam zapt nedeniyle satış sözleşmesinin sona erdiğini, TBKnın 214 ve 217' maddesine göre bu durumdan davalının sorumlu olduğunu ve aracın el koyma tarihi itibariyle rayiç değeri olan 150.000-TL'nin davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 150.000-TL'nin el koyma tarihi olan 15/09/2015'ten itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan en yüksek faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, TBK m.231'e göre ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak açılan işbu davanın zamanaşımına uğradığını; aracın 7 yıl önce ithalatının gerçekleşmesine izin verilip, 7 yıl sonra ithalatın kanuna aykırı olduğundan bahisle el konulmasının kabul edilemeyeceğini, burada sorumluluğun Devlet'e ait olduğunu; ayrıca belgelerden de anlaşılacağı üzere aracın ithalatçısının dava dışı ... Ltd. Şti. olduğunu ve işbu davada müvekkilinin değil ithalatçının sorumluluğuna başvurulması gerektiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın zamanaşımı, husumet ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davanın tam zapta karşı tekeffül nedeniyle müspet zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, kanunda zapta karşı tekeffül davalarına ilişkin özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, buna göre aracın 21/04/2008'de satın alındığı, 15/09/2015'te el konulduğu, 14/01/2016'da davanın açıldığı, dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı; bilirkişi raporuna göre el konulan tarihte aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 130.000-TL olduğu ve el koyma tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalının bu miktardan tam zapt sebebiyle sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 130.000-TL’nin 15/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili , müvekkilinin davaya konu aracı dava dışı ithalatçı firmadan satın aldığını, bu nedenle husumetin o şirkete yöneltilmesi gerektiğini ancak mahkemenin husumet itirazlarını dikkate almadığını; TBK m.231'e göre ayıba karşı tekeffülde zamanaşımı süresinin teslimden itibaren 2 yıl olarak düzenlendiğini zamanaşımı süresinin dolduğunu; 7 yıl önce ithalatına izin verilip sonrasında ithalatın kanuna aykırılığının ileri sürülmesinin haklı olmadığını, varsa Devletin ihmalinden dolayı müvekkilinin sorumlu olamayacağını, kişilerin mağduriyetinin Devlet tarafından giderilmesi gerektiğini, olayda zapta karşı tekellüfün sorumluğunun ispat edilemediğini; 27/01/2017 tarihli RG'de yayınlanıp yürürlüğe giren 6770 sayılı Kanunla Gümrük Kanununa eklenmiş geçici 9. madde ve Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenmiş geçici 10. maddeye göre el konulan araçların ilk alımında ödenen ÖTV'nin %25'inin ödenmesi halinde el koyma ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarının kaldırılarak aracın sahibine iade edileceğinin düzenlendiğini, davacının bu imkanı kullanmayarak ihmal göstermesi ve müvekkilini zarara uğratmasının iyiniyete aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, davacının davalıdan satın aldığı aracın yurda gümrük mevzuatına aykırı şekilde girdiğinin tespiti üzerine el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesi nedeniyle tam zapttan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda, yurt dışından ithal edilen davalı adına kayıtlı "..." plakalı ... markalı aracın 21/04/2008 tarihinde KDV dahil 66.500-TL bedel ile davacı tarafından davalıdan satın alındığı, satış faturasının ve ÖTV beyannamesinin davalı tarafından düzenlendiği, 22/04/2008'de trafik (ilk) tescilinin yapıldığı, Gebze Gümrük Müdürlüğü'nün 30/09/2014 tarihli ve ... numaralı kararıyla "eski" olmasına rağmen "yeni ve kullanılmamış" olarak beyan edilip, ilgili merciden izin alınmadan ancak ithalat vergileri ödenerek ithalat işleminin gerçekleştirilmesi nedeniyle, 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.235/4 uyarınca araç için el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verildiği, bu karara istinaden aracın 15/09/2015'te jandarma ekipleri tarafından yakalanarak yediemin otoparkına çekildiği; davacının, el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının iptali istemiyle 29/09/2016'da Kocaeli 1. Vergi Mahkemesi'nin 2016/1445 E. ve 2017/103 K. sayılı dosyasıyla dava açtığı, 16/02/2017'de davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, davacının istinaf başvurusu üzerinde İstanbul BİM 5. Vergi Dava Dairesi'nin ... E., ... K. sayılı ve 10/10/2017 tarihli kararıyla istinaf isteminin kesin olarak reddine karar verildiği; davacının davaya konu araç için 23/05/2017'de Gebze Gümrük Müdürlüğü'ne başvurarak 5607 sayılı Kanunun geçici 10. maddesi hükümlerinden yararlanma talebini içeren dilekçesini sunduğu, 26/04/2017'de anılan makam tarafından davaya konu aracın statüsünün, söz konusu hükmün kapsamında kalmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olan zamanaşımı def'inin, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülmesi gerekmektedir. Bu ana kadar ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin sonradan ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi niteliğinde olacağından, mahkemece dikkate alınabilmesi davacının itirazı ile karşılaşmaması koşuluna bağlıdır. Davanın cevapsız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi halinde davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı 6100 sayılı HMK'nin 128. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak, süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkarı ileri sürülen vakıaların inkarı niteliğinde olup, bu inkarın zamanaşımı def'ini de kapsadığı söylenemez. Davaya yasal süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunabilmesi ancak davacının muvafakat etmesi ile mümkündür. Aksi halde savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşan zamanaşımı def'ine değer verilemez. HUMK'un 202. maddesi uyarınca davacının açık ya da zımni muvafakati yeterli iken, 6100 sayılı HMK'nin yürürlüğünden sonra tarafların açık muvafakati olmadığı sürece iddia ve savunma genişletilemeyeceğinden, davacının açık muvafakati olmadığı sürece zamanaşımı savunması dikkate alınamaz. Eldeki davada davalı, davaya süresinde cevap vermediğinden zamanaşımı defi dikkate alınamayacağından zamanaşımına yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davalı vekili,davacının 6770 sayılı Kanun kapsamında gümrük müdürlüğüne başvurmadığını ileri sürmüş ise de, yargılama aşamasında Gümrük Müdürlüğünden verilen cevabi yazıya göre davacının 6770 sayılı Kanun kapsamında 5607 sayılı Kanun geçici m.10'a göre yapılan başvurusunun şartları taşımadığından bahisle reddedildiği, davacının açtığı davanın da red ile sonuçlanması karşısında 4458 sayılı kanun geçici madde 9'a göre başvuru yapmadığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlığın çözümünde, satım sözleşmesinin yapıldığı 21/04/2008 tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK hükümleri uygulanması gerekir. Satım sözleşmesine konu araca el konularak mülkiyeti kamuya geçirildiğinden araç alıcı davacının elinden tamamen alındığından BK m.189 uyarınca zapttan sorumluluk hükümleri uygulama alanı bulacaktır. BK’nın 189/1. maddesine göre de satıcı, satılan şeyin bir üçüncü kişi tarafından satım sırasında var olan bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen el konulmasından alıcıya karşı sorumludur. BK nın192' maddeye göre satılanın tamamen zaptı halinde satım sözleşmesi münfesih olacak ve alıcı satıcıya karşı anılan hükümde dört bent halinde belirtilen talepleri ileri sürebilecektir. Buna göre maddenin birinci bendinde, alıcının ödediği bedelin iadesini satıcıdan isteyebileceği kabul edilmiştir. Buna göre, davacı alıcı, davada aracın el koyma tarihi itibariyle rayiç değeri olan 150.000-TL'yi talep etmiş ise de BK nın 192/I,b.1'e göre aracın satış bedeli olan 66.500-TL yi davacı talep etmekte haklıdır.Satış bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken,kanuna aykırı şekilde el koyma tarihi itibariyle tespit edilen rayiç bedel 130.000-TL'ye hükmedilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 19. HD'nin 2013/7693 E., 2013/10724 K. sayılı ve 10/06/2013 tarihli ilamı; 13. HD'nin 2016/6196 E., 2019/2795 K. sayılı ve 04/03/2019 tarihli ile 2015/38950 E., 2018/6334 K. sayılı ve 29/05/2018 sayılı ilamları) Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından ödenen satış bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken rayiç bedele hükmedilmesi kanuna açık aykırılık teşkil ettiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın kaldırılarak "Davanın kısmen kabulüne, 66.500-TL'nin 15/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2021 Tarih 2016/848 Esas 2021/53 Karar sayılı kararının HMK m.353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, 66.500-TL'nin 15/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 4.542,62-TL karar harcından davacı tarafından yatırılan 2.561-TL harcın mahsubuyla kalan 1.981,62-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 2.561-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.900-TL bilirkişi ücreti ve 153-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.053-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 910-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Yatırılan 2.165,00-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 8-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 31,50-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan18-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanınüzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38