SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2016/316

Karar No

2024/785

Karar Tarihi

9 Ekim 2024

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2016/316 Esas

KARAR NO: 2024/785

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 18/03/2016

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; müvekkilinin, belirli kimya endüstrisi ürünleri, maden ürünleri, plastik sanayi ürünleri, deri endüstrisi ürünleri, ahşap ve ahşap ürünleri, tekstil sanayi ürünleri, hediyelik ürünler ile bazı makinelerin mekanik ve elektronik cihazların ithalatı, ihracatı, transit ticareti ve distribütörlüğü alanında faaliyet gösteren ve ---------- şirketlerinin üyesi olan bir firma olduğunu, 11.09.1997 tarihinde davalılar ------------ ile bu davalının eşi olan dava dışı ----------- müvekkili firmanın eski çalışanları olan ----------, --------- ve ---------- ile -----------Ş. adli bir şirket kurduklarını, anılan şirketin hisselerinin 2008 yılında ---------- şirketleri tarafından devralındığını, söz konusu devralma işleminin akabinde ----------- unvanının---------Ş. olarak değiştirildiğini, bu devralma işleminden sonra davalı---------- ile şirket arasında üst düzey yönetici sözleşmesi imzalandığını, ancak bu sözleşmenin --------- tarafından davalı ---------- hukuka aykırı eylemlerinin ortaya çıkmaya başlaması nedeniyle sonlandırıldığını, diğer davalı ---------- ise müvekkili şirket bünyesinde Bölgesel Ticari Müdür olarak 27.12.2012 tarihi itibari ile istihdam edilmeye başladığını ve 27.03.2015 tarihine kadar bu görevine devam ettiğini, davalıların işbirliği içinde hareket ettiklerini, müvekkili şirket aleyhine kendisi ve şirket içindeki tarafları lehine menfaatler temin etmek üzere görevi sebebiyle sahip olduğu üst düzey yöneticilik yetkilerini kötüye kullandıklarını, öte yandan davalılardan ----------- eşinin 25.08.2014 tarihinde ------------ adlı hissedar ile birlikte ------------Ş. adlı bir şirket kurduklarını, söz konusu şirketin esas sözleşmesi incelendiğinde ise müvekkili ile ticari faaliyet alanlarının hemen hemen aynı olduğunun görüldüğünü, aynı zamanda --------------- şirketinin kuruluş adresinin o dönemde ------------ şirket merkezinin bulunduğu binada olmasının da dikkat çekici olduğunu, her iki şirketin de faaliyet alanlarının bu derecede benzer olması ve merkezlerinin aynı binada olmasının rastlantı olmadığını, davalı ---------- ile diğer davalı ---------- ----------- bünyesinde çalıştığı halde davalılara destek veren kişiler bu yapıyı oluştururken, kendileri lehine haksız kazanç elde etme, ----------- hileli ve haksız kazanç sağlama, ------------ sahip olduğu kaynakları, işçileri ve müşteri portföyünü ----------- için haksız olarak kullanma ve ------------ aktarma amacı ile hareket ettiklerini, davalı--------- hileli ve hukuka aykırı davranışlarının fark edilmesi üzerine başlatılan incelemeler devam ederken diğer davalının hukuksuz işlemlerinin ortaya çıkacağını anlaması üzerine müvekkili şirketten ayrıldığını, davalıların hileli ve hukuka aykırı eylem ve işlemleri ile Kanun’dan ve Esas Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, özen ve sadakat borcuna aykırı davrandıklarını, davalıların haksız ve hukuka aykırı işlemleri sebebi ile müvekkilini zarara uğrattıklarını iddia ederek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıların hukuka aykırı ve usulsüz eylem ve işlemleri sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararların şimdilik 50.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek olan --------- açıkladığı kısa vadeli avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, TTK 557 maddesi uyarınca davalıların her birinin sorumlu olduğu tazminat tutarının, davalıların kusuruna ve huzurdaki uyuşmazlığın gerekçeli çerçevesinde Mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunarak davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddini, davacının asılsız, dayanaksız, birçoğu yanıltıcı ve sonradan eklemeler yapılan maillerle ve ticari hayatın işleyişine aykırı iddialarla müvekkillerini baskı altına alma amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, asılsız iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini, her ne kadar müvekkillerinden ----------- İş Sözleşmesini sunarak buradan bir takım aleyhe hususlar çıkarmaya çalışılmakta ise de söz konusu iş sözleşmesinin iş akdinin feshinden önce değiştirildiğini ve davacı tarafın Mahkemeye sunmaktan imtina ettiğini, böylece müvekkili ---------- rekabet etmeme yükümlülüğünün kaldırıldığını ve Mahkemeden kasten gizlendiğini, ------------- şirketinin kurulmasının davacı şirketin üst düzey yöneticilerinin bilgisi dahilinde olduğunu, davacı şirketin -----------stratejik olarak lanse ettiğini, ------------- şirketinin kurulmasında müvekkillerinin bir dahilinin söz konusu olmadığını, bu şirketin kurucusunun bu sektörde yarım asırdır bulunan bir kişi olan ----------- olduğunu, ------------ ise sektörün en büyük aktörlerinden olan ----------- firmasının sahibi olan ----------- oğlu ve telli ailesinin bir üyesi olduğunu, --------- şirketinin kurulmasının ----------- firması tarafından teşvik edildiğini, bilahare de --------------- stratejik olarak üçüncü kişilere yine ----------- tarafından takdim edildiğini, aksi bir durum söz konusu olması halinde müvekkillerinin bile bile ------------ şirketinin e-maillerinden --------------- ile ilgili mailleri atmalarının mümkün olmayacağını, davacı tarafın dava dışı --------- ----------Ş.’yi ---------- ile aynı iştigal alanında kurduğuna ve bunun rastlantı olmadığına yönelik iddialarının abesle iştigal olduğunu, davacı şirketin sektörde kendisinden başka hiç kimsenin bu sektörde varlığını kabul etmediğini veya var olmaması gerektiğini düşündüğünü, bu durumun dava dilekçesinde açıkça gözler önüne serildiğini ve davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

BİRLEŞEN ----------- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN ----------- ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA: Davacı vekili 14.07.2016 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı müteveffa ---------- müvekkili şirket bünyesinde Finans ve Mali İşler Direktörü olarak 01.01.2012 tarihi itibari ile istihdam edilmeye başlandığını, 31.05.2012 tarihinde ---------- grubu imza yetkilisi olarak Yönetim Kuruluna üye olduğunu, asıl dosya davalıları ----------- ve ------------ ile birlikte şirket menfaatleri aleyhine usulsüz işlemler gerçekleştirdiğini, bu sebeple iş sözleşmesinin 29.06.2015 tarihinde haklı nedenle fesh edildiğini ve yönetim kurulu üyeliğinden azledildiğini, 25.07.2015 tarihinde de vefat ettiğini, bu itibarla mirasçıları olan davalıların tazmin sorumlusu olduklarını, müvekkili şirket aleyhine kendisi ve şirket içindeki tarafları lehine menfaatler temin etmek üzere görevi sebebiyle sahip olduğu üst düzey yöneticilik yetkilerini kötüye kullandığını, ----------- bünyesinde çalıştığı halde davalılara destek veren kişiler bu yapıyı oluştururken kendileri lehine haksız kazanç elde etme, ----------- hileli ve haksız kazanç sağlama, ----------- sahip olduğu kaynakları, işçileri ve müşteri portföyünü ----------- için haksız olarak kullanma ve ------------ aktarma amacı ile hareket ettiklerini, davalının hileli ve hukuka aykırı eylem ve işlemleri ile kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, özen ve sadakat borcuna aykırı davrandığını, davalının haksız ve hukuka aykırı işlemleri sebebi ile müvekkilinin zararlara uğradığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların hukuka aykırı ve usulsüz işlemleri sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararların şimdilik 50.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek olan --------- açıkladığı kısa vadeli avans faizi ile birlikte tahsilini, TTK 557. maddesi uyarınca sorumlu olduğu tazminat tutarının, davalının kusuruna ve huzurdaki uyuşmazlığın gerekçeli çerçevesinde Mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa ----------- mirasçısı olan müvekkilleri aleyhine dava açabilmek için Genel Kurul kararı alınması gerektiğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacı şirketin sonradan hazırlattığı tek taraflı denetim raporunun delil olarak dikkate alınmaması gerektiğini, davacı tarafın tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının asılsız, dayanaksız, birçoğu yanıltıcı ve sonradan eklemeler yapılan maillerle ve ticari hayatın işleyişine aykırı iddialarla müvekkillerini baskı altına almayı amaçladığından huzurdaki davayı ikame ettiğini, asılsız iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini, ----------- şirketinin kurulmasının davacının üst düzey yöneticilerinin bilgisi dahilinde olduğunu ve davacı şirketin ----------- stratejik ortak olarak lanse ettiğini, ----------- şirketinin kurulmasında müvekkillerinin bir dahlinin söz konusu olmadığını, bu şirketinin kurucusunun bu sektörde yarım asırdır bulunan bir kişi olan ----------- olduğunu, ----------- ise sektörün en büyük aktörlerinden olan ----------- şirketinin sahibi olan ----------- oğlu ve ------------ ailesinin bir üyesi olduğunu, ----------- şirketinin kurulmasının ------------ firması tarafından teşvik edildiğini, davacı şirketin sektörde kendisinden başka kimsenin varlığına tahammül göstermediğini ve kendisinden başka hiç kimsenin bu sektördeki varlığın kabul etmediğini veya var olmaması gerektiğini düşündüğünü, bu durumun dava dilekçesinde açıkça gözler önüne serildiğini, davacı şirketin -------------, ---------- ve ------------- programları ile tüm iç faaliyetlerinin merkezi sistemden incelenip denetlendiğini, bu programlar kapsamında ----------- yapılan her bir harcama ve işlemin anında online olarak ----------- üst yönetim tarafından görülüp raporlandığını, programa dışarıdan müdahale imkanı da bulunmadığını, yine aynı sistem sayesinde yapılan her satışın bilinir olduğunu, dava dışı -----------Ş.’ye yapılan satışların da ------------ tarafından bilindiğini, stoklar ve kayıtlarla ilgili her hafta telekonferans yapıldığını, hiçbir iş ve işlemde şirket aleyhine hareket edilmediğini, davacı şirkete çalışanları ne kendisinin ne de -----------Ş.’nin ayartmadığını ve çalışanların kendi özgürlükleri kapsamında ---------- şirketinde çalışmaya başladıklarını, davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekilinin 28.04.2023 tarihli bilirkişi raporuna beyan kçesinde özetle; Huzurdaki davada 7 yılı aşkın bir karar tesis edilemediğini, davanın daha fazla uzayarak müvekkilinin daha fazla hak kaybına uğramaması huzurdaki dava dosyasına ibraz edilen Bilirkişi Raporu nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ----------- ve ----------- vekilinin 02.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde özetle; Bilirkişilerin, daha önceki tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde araştırılmasını ve çözümlenmesini istedikleri hiçbir hususu irdelemediklerini, Ticaret Hukukunda ve İş Hukukunda yazılı mevzuat hükümleri ile birlikte ticari teamüllerün ve iş yeri uygulamalarının da kaynaklık oluşturduğunu, bu noktadan hukukun temel ilkeleri doğrultusunda davanın aydınlatılması için görüş serdedilmesi gerektiğini, Bilirkişilerin zarar hesaplamasının neye göre yapıldığını, mesela 2014 yılı satışlar ve satışların maliyeti ve yine 2015 yılı satışlar ve satışların maliyeti verilerinin anlamlı veriler olduğunu, bunun haricinde şirketin finansman giderlerindeki oynaklık ve olağandışı gelir gider farkı arasındaki büyük farkın hiç değerlendirilmediğini ve yorumlanmadığını, Bununla beraber bir tarihte bir firmaya X birim kârla mal satılmasının ve yine başka bir tarihte başka bir firmaya X/2 birim kârla mal satılmasının dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir ekonomik literatürde zarar olarak addedilemeyeceğini, öncelikle bu hususun net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini, Mesela, kamuoyunda üç harfli market zincirlerinden birinin yöneticisinin artık tedariki olmayan ve ticaret dilinde devamı kesik bir malı reyonlarında eritmek için indirim kampanyası yapsa ve bu indirim nedeniyle stoktaki malların, son kullanma tarihi gelmeden ve çöp olmadan önce tüketilse bu kararın ticareten doğru bir karar mı yoksa ticaretin ruhuna aykırı bir karar mı olduğu, daha sonra bu yönetici işten ayrılsa ve üç harfli market sahipleri, bu yönetici için bizim birim başına X TL kârla sattığımız ürünü sen X/2 kârla sattın diyerek zarar talebinde bulunsalar bu hususun hukuk sistemi tarafından korunabilir mi? Sorusunu sorduklarını, eğer cevap korunur ise sürekli indirimli mal satan bu marketlerin karar alıcı yöneticilerinin hepsinin tehdit altında olduğunu, zira fiyat belirleme işlemlerinin Genel Kurul tarafından yapılmadığını, Dava konusu olaya gelince de durumun tam da böyle olduğunu, bu nedenle şirkete daha az kâr elde ettirdin iddiası gibi soyut ve sübjektif bir iddianin hiç incelenmediğini ve şirket defterlerinde asla ve asla olmayan bir zarar varmış gibi yapıldığını, oysa teknik anlamda olmayan bir zararın teknik bir hesap sonucunda varlığına ulaşılması mümkün değilken şirketin mal-satımından oluşan zarardan bahsetmenin hakkaniyete, akla, mantığa ve vicdana aykırı olduğunu, ticari defterlerde bir mal maliyetinin altına satılırsa bunun bir zarar olduğunu, öncelikle bilirkişilerin satılan malın maliyetinin altına hatta giydirilmiş maliyetinin altına satıldığına dair bir veri elde etmediklerini, müvekkilinin daha yüksek kârla bu malları almak isteyen başka firmalara bu malları satmayıp sadece dava dışı olan ----------Ş.'ye satmak suretiyle davacıyı zarara uğratmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin 3. Şahıslara ilgili ürünleri davacıdan almayın dava dışı ----------Ş.'den tedarik edin demek suretiyle haksız rekabete sebep olmadığını, hal böyle iken bilirkişilerin hangi objektif kriter ve tarafsız hukuk anlayışı ile böyle bir hesaplamaya girdiklerinin açıklanması gerektiğini, zararın söz konusu olmadığını, olmayan bir zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, İşyeri uygulamasının, sürekli ve aynı koşullar altında herhangi bir sözleşme veya yasal yükümlülükten kaynaklanmayan işverence tek taraflı sağlanan ve süreç içinde sözleşme hi haline gelen, yazılı olmayan anlaşma olarak tanımlanabileceğini, işyeri uygulamalarının, kanunlar veya iş sözleşmesi ile düzenlenmemesine rağmen işverenin kendi inisayitifiyle uyguladığı ve tekrarladığı olumlu fiili davranışlar olduğunu, İş hukukundan kaynaklanan müvekkil haklarına ilişkin bilirkişi raporunun hatalarla ve bilgi eksiklikleriyle dolu olduğunu, daha önce de belirtildiği üzere; işyerinde oluşan tüm personel izinleri, alacakları ve sair hesaplamaların, davacı şirket tarafından Global Düzeyde kullanılan ---------- Programı tarafından belirlendiğini, bu sisteme manuel olarak yani dışarıdan müdahalenin söz konusu olmadığını, çok uluslu bir şirketin ----------- iştiraki olan davacı şirketin bu uygulamayı tüm dünyada kullandığını, durum böyle olmakla buradan iş hukukunun diğer bir kaynağı olan İşyeri uygulamasının devreye girdiğini, Yargıtay tarafından içtihatlar ile sabit hale gelmiş olan işyeri uygulamasının, işçinin lehine olan durumlarda diğer kaynakların önüne geçtiğini, dolayısıyla bilirkişiler tarafından izin alacakları vs hesaplanırken ----------- programının incelenmemesinin eksiklik olduğunu, çalışanların şirket tarafından verilen hedeflere ulaşması durumunda şirket tarafından ödenen bonusların söz konusu olduğunu, bu bonusların ----------- programı tarafından hesaplandığını, dolayısıyla müvekkilinin giydirilmiş maaşının yapay zeka tarafından tespit edildiğini, bu nedenle çalışanın izin, bonus ve tazminat hakları ----------- Programı tarafından hesaplandığından kişilerin buna müdahalesi ve önceden bilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun bu hususları aydınlatmadığından yetersiz ve dava dosyasını çözmeye yaramayacağını, sağlıklı bir rapor temini gerektiğini, Müvekkilin ihbar tazminatına hak elde etmediğine dair bir hukuki gö dosyaya sunulmuş olmakla birlikte müvekkilin ihbar tazminatına neden hak kazanmadığının bilirkişi raporunda yer önceki bilirkişi raporundan aktarım yapıldığı için ve daha önceki rapora itiraz dilekçeleri için bu hususun atlandığını, müvekkilinin emekli olduğu gerekçesi ile istifa etmediğini, aksine 2010 yılında emekli olduğunu ve fakat 2015 yılına kadar emekli olarak çalışma hayatına devam ettiğini, bu hususun ---------- kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin işten istifa ederek ayrılmadığını, aksine tüm haklarının ödeneceği söylenmek suretiyle işten çıkarıldığını, dolayısıyla hak etmiş olduğu ihbar tazminatının iadesine ilişkin görüşün hiçbir yasal dayanağının olmadı. Eski dilekçelerimizde ayrıntılı olarak izah ettikleri üzere, Türk Ticaret Kanunu m. 424 uyarınca "Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdir yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur." Yasa maddesinin oldukça açık olup, örtülü ibraya ilişkin düzenleme ile hesap dönemine ait bilançoların onaylanmasıyla yönetim kurulu üyelerinin dolaylı yoldan ibra edilmiş sayılacağının belirtildiğini, davacı şirketin bilançolarının onaylandığı ve yönetim kurulu üyesi müteveffa ---------- görevine devam ettiği hususları göz önüne alındığında, müteveffa ------------ TTK. m. 424 uyarınca ibra edildiği ve bu yıllara ilişkin sorumluluğunun bulunmadığının sabit olduğunu belirtmiş olup, dosyaya sunulu bilirkişi Taporundan sarfı nazar edilerek yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle yeni bir rapor alınmasını talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ;Asıl davada ve birleşen davada asıl davalıların birleşen davada davalıların murisi ----------- şirketin yönetiminde görevli oldukları dönemde dava ve birleşen dava dilekçelerinde ayrıntılı yazılı şekilde belirtilen eylemler nedeni ile davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, uğratmış iseler miktarı ve sorumluluklarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.Türk Ticaret Kanunu anonim şirket yönetim kurulu üyelerine, şirket işlerinin görülmesinde özen borcu yüklemiştir. Yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. Vekalet sözleşmesinde vekil, üstlendiği görevi ve işi belirli bir özen ölçüsünde yerine getirmeyi borçlanmaktadır. Ancak vekil belirli bir sonucun sağlanmasını borçlanmamaktadır. Bu sebeple kural olarak vekil sonuçtan sorumlu değildir. Yönetim kurulu üyeleri görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmekle yükümlüdür. TTK m.369/1 uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. Kanun gerekçesinde işin gerektirdiği özenin nesnel olarak belirleneceği, o konuya ilişkin uzman bilgisinin aranmayacağı ifade edilmektedir. TTK m.553/1 uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Maddede açıkça ifade edildiği üzere, söz konusu düzenleme kusur sorumluluğu esasına dayanmaktadır. Davalı tarafın yönetim kurulu üyesi olarak şirket adına gerçekleştirdiği faaliyetler, özen yükümlülüğü ve kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde değerlendirilecektir.TTK m. 555/1 uyarınca şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Kanunun açık hükmü uyarınca şirket pay sahipleri, tazminatın şirkete ödenmesini talep etmek şartıyla, şirket yönetim kurulundan tazminat isteyebilirler. TTK m.369/1 uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. TTK'nın 369'uncu maddesi, gerekçesinde belirtildiği gibi tedbirli bir yönetici ve şirket menfaati ölçütlerini esas almış, yönetim kurulu üyesinin şirkete karşı özenle bağlılık yükümlülüğünü bu iki kıstasa bağlı olarak açıklamıştır. Yönetim kurulu üyelerinden “beklenilecek özen, benzer durumlarda tedbirli bir yöneticinin göstereceği özenin ötesinde olmayacaktır. Tedbirli bir yönetici ölçüsünün, yönetim kurulu üyesi tarafından kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak "iş adamı kararı" verilebileceğini kabul ettiği ve riskin bundan doğduğu durumlarda üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayandığı TTK m. 369 gerekçesinde ifade edilmiştir. Bununla birlikte, yine madde gerekçesinde belirtildiği üzere anonim şirket ile yönetim kurulu üyesi arasında akdedilecek sözleşme kapsamında özen borcunun ağırlaştırılabilmesi mümkün olup bu halde sorumluluk genişletilebilmektedir. Özen, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkati, ciddiyeti ve bilimselliği ifade etmektedir. Bir karar alınmadan önce pazar araştırması, finansal durum değerlendirmesi, borçlara ve etiğe uygunluk incelemesi yapılması bilimselliğin ve modern yönetim ilkelerinin gereği olup, bu inceleme, araştırma ve değerlendirmeler özen kavramının tanımına dahil sayılmaktadır. Şirket menfaatinin gözetilmesi ise, şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine feda edilmemesi, diğer menfaatlerin arkasına konulmaması anlamına gelmektedir.Tedbirli bir yöneticinin özeni ile görevini yerine getirmeyen Ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmeyen müdürler, Özen üne aykırı davranmaları nedeniyle kusurlu sayılıp, şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olabileceklerdir. 6102 sayılı TTK m. 553 ilk kabul edilen halinde şirket yöneticilerinin «kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça” şirkete verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmekteydi. Ancak bu ifade yapılan değişikle TTK m. 553'ün metninden çıkarılmıştır. TTK m. 553/1 hükmü şu şekildedir:“kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar”. TTK m. 553 kusur karinesinin ortadan kaldırarak şirket yöneticilerinin kusurlu olduğunu ispat yükünü davacılara yüklediği şeklinde akademik/teorik tartışmalara yol açmiştir. Ancak, şirket ile yöneticiler arasındaki ilişki akdi bir ilişki olduğundan şirket adına açılan doğrudan zarara dayanan davalar ve yine şirket ortaklarının dolayısıyla zarara dayanan davalarının dayanağı akdi ilişkide borca aykırılık olacaktır. TBK m. 112 uyarınca akdi ilişkinin borçlusu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispatlamadıkça sözleşmeye aykırılıktan sorumlu olacaktır. Bu prensipten hareketle şirket yöneticilerinin sorumluluktan kurtulabilmesi için kusursuz olduklarını ispat etmeleri gerekmektedir.TTK m. 553 kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için öncelikli koşul zararın oluşmasıdır. Öğretide şirket malvarlığı ve dolayısıyla ortakların katılımının değerinde meydana gelen azalmalar zarar olarakkabul edilmiştirl. Eğer şirket bir zarara uğramışsa, TTK m. 553 uyarınca kusurun varlığını aramak gerekecektir. Sonuç olarak, tüm bu şartların gerçekleşmesi halinde dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirket yöneticileri tarafından şirkete ödenmesi gerekecektir.

Somut olayda TTK'nın 394. maddesinde, "Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir." düzenlemesi mevcuttur. Huzur hakkı kararı davalı şirketin genel kurul toplantısında alınmış olmadığından asıl ve birleşen davada hükmedilen kısımlar için sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak hükmetmek gerekmiştir. Davalıların işçilik alacaklarının ödenmesi ve bazı malların ----------- satışı sürecinde davacı şirketin merkezi ile mailleşme içerisinde olduğu, işyeri çıkış kodlarının ------------ olarak belirlendiği, bu kod bakımından kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesi devam ederken de işçinin avans olarak kıdem tazminatı alabileceği açık olduğu, davacı tarafın bu alacak talepleri yönünden zarara uğradığı davacı tarafça ispat edilemediğinden bu talepler bakımından red kararı kurmak gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının asıl davada talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 342.455,92. TL TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı . . . . . . . . . . . alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine

  2. Harçlar Yasasına göre alınması gereken 23.393,16 TL'nin başlangıçta peşin alınan 853,88 ve tamamlama harcı 17.000,00 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 5.539,28 TL'nin davalı . . . . . . . . . . alınarak hazineye irat kaydına,

  3. Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 853,88 TL peşin harç, 29,20 başvuru harcı, 17.000,00 TL tamamlama harcı, 15.000,00 TL bilirkişi masrafı, 791,20 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 33.674,28 TL'nin davanın kabul. red oranına göre hesaplanan 13.317,13 TL'sinin davalı . . . . . . . . . . alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 1.615,00 TL'nin davanın kabul. red oranına göre hesaplanan 976,32 TL'sinin davacıdan alınarak davalı . . . . . . . . . verilmesine, arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

  5. Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinde karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 54.792,95 TL'nin davalı . . . . . . . . . . . alınarak davacıya verilmesine,

  6. Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 82.524,01 TL'nin davacıdan alınarak davalı . . . . . . . . . . verilmesine,

  7. Artan gider avansının karar Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

1B- Davacının birleşen davada talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 225.446,03-TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı --------- mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine,

  1. Harçlar Yasasına göre alınması gereken 15.400,00 TL'nin başlangıçta peşin alınan 853,88 TL den mahsubu ile bakiye kalan 14.546,12 TL'nin davalı . . . . . . . . . . mirasçılarından alınarak hazineye irat kaydına,

  2. Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 36.071,00 TL'nin davalı . . . . . . . . . mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine,

  3. Artan gider avansının karar Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/10/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

mahkemesi’ninhaftasayılıasliyekısmenistinafticaretFiilden(HaksızkabulümahkemesioybirliğibirleşendosyasındahükümKaynaklanan)Tazminatgereği

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim