SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1020 E. 2024/159 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1020

Karar No

2024/159

Karar Tarihi

15 Şubat 2024

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/1020 Esas

KARAR NO: 2024/159

DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 22/12/2022

KARAR TARİHİ: 15/02/2024

DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 22/12/2022 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; -------E. Sayılı icra dosyası üzerinden müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın, takibe itiraz etmemesiyle; takibin kesinleşmesine müteakip kötü niyetli olarak, aslen hakkı olmayan bir alacağı müvekkilini ödemeye mecbur bırakmak maksadıyla banka hesabına bloke koydurduğunu ardından hesaptaki bakiye meblağ olan 4.161,72 TL' ye icra tedhidi altında alındığını, müvekkile hukuk dışı borç yüklendiğini ve talepte bulunulan miktarın neredeyse 2/3'ü zorla ödettirildiğini, müvekkilinin işletme faaliyetini aslen babası -------- yardımıyla; -------- işletme adıyla ------- ------- ilçesinde küçük çaplı esnaf olarak bakkal işlettiğini, davalı şirketin ise; neredeyse ------- sınırları içerisinde tüm ilçelere tereyağı, peynir gibi süt ürünleri satışı yaptığını, müvekkili ile davalı şirket arasında, müvekkilin bakkalına süt ürünleri temini yapmak amacıyla cari hesap ticaret ilişkisi mevcut olduğunu, icra tarihinde ise; müvekkilin bakkalı kapattığını ve davalı şirkete borcu bulunmadığını, haksız ve dayanaksız olarak tanzim olunan sözde alacağa ilişkin ödeme emrinin tebliğiyle; müvekkilin babası -------, davalı şirket çalışanlarından mal alışverişi yaparken de sürekli muhatap olduğu -------- tel no.lu ------- ve ------- tel no.lu ------- isimli şahıslarla görüşmüş ve bu şahıslar müvekkilin babasına bir karışıklık olduğunu, kendilerinin halledeceklerini belirttiğini ve müvekkilin babasının bilgisizliğinden ve iyi niyetinden, karşı tarafa olan güveninden yararlanarak süresi içerisinde ödeme emrine itiraz edilmesine engel olunduğunu, ardından ise; takibi kesinleştirip, takip masrafı yaptıklarını, o yüzden dosyayı kapatmak için öncelikle 2.000 TL sonrasında miktarı arttırarak; 4.000 TL ödemeleri gerektiğini belirtildiğini, müvekkilin ise; borçlu olmadığı halde ödemek mecburiyetinde bırakıldıkları meblağı haliyle oldukça yüksek bulduğunu, takibe değer asıl alacak zaten 6.981,12 TL olduğunu, ardından müvekkilin banka hesabındaki 4.161,72 TL olan meblağya bloke koydurarak, tüm birikimini haksız ve kötü niyetli olarak tahsil edildiğini, var olduğu iddia edilen borcun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi, hem sözde asıl alacağın hem de işletilen faiz borç ilişkilerine aykırı olduğunu, müvekkilin bahsi geçen şekilde bir borcu bulunmadığı halde ödemiş olduğu miktar ile davalı alacaklının haksız kazanç elde ettiği açık olup, bu durumun tespit edilerek müvekkilin haksız yere uğradığı zararın giderilebilmesi için iş bu menfi tespit ve kısmi istirdat davasının ikame edilmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı ile müvekkilim arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının ve dolayısıyla işlemiş veya işleyecek faizleri de bulunamayacağının tespit edilerek menfi tespit talebimizin kabulüne, -------- Esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına, akabinde iptaline, davalı tarafa müvekkili tarafından dava tarihine kadar haksız olarak yapılmış olan 4.161,72 TL ödemenin, ödeme tarihi olan 24.11.22 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte istirdadına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış olduğumuz zararların yasa gereği alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak tarafına verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunduğu 05/01/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: görevsiz mahkemede açılmış olan bu davanın reddi gerektiğini, müvekkilin borcunu tahsil edebilmek adına yasal yollara başvurarak -------- Esas sayılı dosyası kapsamında takip başlattığını, başlatılan takibe yasal süre içerisinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, kesinleşen takip uyarınca müvekkile alacağını tahsil etmek adına kanunun ön gördüğü şekilde borçlunun banka hesaplarına haciz koydurma olanağı tanındığını, müvekkilin de yasanın kendisine tanıdığı hakkı kullanarak banka hesabında bulunan parayı tahsil ettiğini, somut olayda müvekkil tamamen yasanın kendisine tanıdığı haklara binaen hareket ettiğini, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine somut olayda asıl mağdur olan alacağı ödenmediği içi sürüncemede bırakılan müvekkil olduğunu, yargılama aşamasında müvekkile ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile yapılan yasal takipteki haklılığın tespit edileceğini, davacının ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak ise HMK'da düzenlenen tedbir şartları oluşmadığından talebin reddine mahkeme aksi kanaatteyse müvekkilin hakkının korunması adına teminat yatırılmasına karar verilmesini davaya cevaplarının kabulü ile cevapları doğrultusunda haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Ticaret Sicil Müdürlüğün'den davalı tarafın son tescil bilgileri celp ve tetkik edilmiştir.-------- Esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir.

Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacının tacir kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Davacının bağlı bulunduğu esnaf odasına müzekkere yazılarak esnaf odası kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. -------- vergi dairesine müzekkere yazılarak davacının vergi kaydı bulunup bulunmadığı, var ise defter tutma zorunluluğu bulunup bulunmadığı, bilanço esasına göre mi işletme esasına göre mi defter tuttuğu, işletme esasına göre defter tutuyor ise gelirinin VUK 177'deki sınırları aşıp aşmadığın sorulmuş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Dava cari hesaptan kaynaklı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde de borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi dayanaksız kalır ve borcu ödemekten kurtulur. İİK'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir . Nitekim aynı ilkeler, -------- sayılı kararında da benimsenmiştir. İstirdat davası, menfi tespit davasının devamı olup, cebri icra tehdidi altında gerçekleşen ödeme sebebiyle borçlunun serbest iradesi dışında, kanun hükmü gereği kendiliğinden bu dönüşüm vuku bulduğundan, davacı borçlu istirdat davasına dönüşüm olmasaydı alacağı tazminattan, yoksun bırakılmamalıdır.İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İstirdat davası açılması için ilk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. Borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz etmiş olmasına karşın itirazının kesin kaldırılması nedeniyle, kesinleşmiş olan icra takibi dolayısıyla, bu parayı gerek nakden, gerek mallarının haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir. İstirdat davasının açılmasının ikinci şartı ise, maddi hukuk bakımından, aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (İİK.m.72/VII). Borçlar Kanununun 62. maddesinin aksine, (818 sayılı kanun) burada davacı (borçlu), yalnız borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını ispat etmekle yükümlü olup; bu parayı hataen, kendisini borçlu sanıp ödemiş olduğunu ispat etmek zorunda değildir.Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri:2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran; iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.------- Esas sayılı dosyasında 6.981,12 TL cari hesaptan kaynaklı olarak fazla yapılan ödemenin iadesi istemiyle takip başlatıldığı, davalı tarafından 4.161,72 TL olan meblağın tahsil edildiğini, ve davalı yanın haciz baskısı altında tahsil ettiği 4.161,72 TL 'nin iadesi istemi ile huzurdaki istirdat davasını açtığı davalı tarafa borçlu olmadığı iddia ettiği anlaşılmıştır.-------- Nöb. ATM istinabe edilerek alınan 08/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalı-------Şti."nin 22.09.2022 tarihli icra dosyasında 6.981,12 TL fatura davacı defterinde kayıtlı olduğu, davalının alacağı defter kayıtlarındaki cari hesap kontrol edildiğinde takip tarihi itibari ile 2.661,10 TL asıl alacak bakiyesi olması gerektiğini, davacı ... 24.11.2022 tarihinde 4.161,72 TL ödeme yaptığını, icra masrafları faiz ve ferileri hariç 1.500,62 TL fazla ödeme yaptığı tespit edilmiş olup, davacının 22.12.2022 tarihi itibari davalıya fazla ödemeden ötürü icra masrafları faiz ve ferileri hariç 1.500,62 TL alacağı olduğunu beyan ve rapor etmekle davacının -------- Esas sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine, 1.500,62 TL'nin ödeme tarihi olan 24/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının kötüniyet tazminat talebinin İcra İflas Kanunun 72. maddesi gereğince şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;

  1. Davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile;

A)Davacının --------- Esas sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine, 1.500,62 TL'nin ödeme tarihi olan 24/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine,

B) Fazlaya ilişkin istemin reddine,

  1. Davacının kötü niyet tazminatı talebinin İİK 72.maddesi gereğince şartları oluşmadığından reddine,

  2. Başlangıçta peşin olarak alınan 119,23 TL harcın alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 308,37‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  3. Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 80,70 TL, posta ve tebligat gideri 231,25 TL, bilirkişi ücreti 1.500,00 TL, olmak üzere toplam 1.811,95 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 389,49 TL yargılama masrafına, 119,23 TL harç eklenerek sonuç olarak 508,72‬ TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.422,46 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına,

  4. 6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL' nin haklılık durumuna göre hesaplanan 670,66 TL'sinin davalıdan, 2.449,34 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  5. Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 1.500,62 TL avukatlık ücretinin davalı 'dan alınarak davacı tarafa verilmesine,

  6. Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 5.480,5‬0 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,

  7. Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa iadesine,

Dair, tarafların yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere açık duruşmada verilen karar verildi. 15/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

değerlendirilmesikanaatdelillerindelillerasliyeMenfiticaret(TicarimahkemesiSatımdanTespithükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim