SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/634 E. 2023/829 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2016/634

Karar No

2023/829

Karar Tarihi

19 Aralık 2023

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2016/634 Esas

KARAR NO: 2023/829

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ: 18/05/2016

KARAR TARİHİ: 19/12/2023

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;

Müvekkili -------- diğer müvekkilleri -------- ile -------- müşterek çocuğu olduğunu, müvekkili -------- hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu down sendromunun hamilelikte teşhis edilmediği ve küçük ------- down sendromlu olarak doğduğunu, Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre hasta-hekim ilişkisi vekalet sözleşmesi kapsamında olduğunu, doktorun yüksek özen borcu altında olduğunu, hastanın müterafik kusuru bulunmadıkça gerçekleşen zarardan en hafif kusurundan dolayı zararın tamamından sorumluluğun söz konusu olduğunu, down sendromunun haya boyu devam eden bir işgöremezlik hali olduğunu, müvekkili -------- bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını, bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeni ile manevi zarara da uğramış olduğunu, davalının sigortalısı doktorun tıbbi kötü uygulaması sonucu bebeğin down sendromlu olduğunun saptanmış olduğunu belirterek müvekkili -------- için 15.000 TL işgöremezlik, 20.000 TL manevi tazminat, müvekkili anne --------- için 10.000 TL manevi tazminat, müvekkili baba --------- için 10.000 TL manevi tazminatı olmak üzere toplam 55.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi , mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;

Dava konusu olayın ne şekilde meydana geldiğinin davacının hangi tarihlerde sigortalı hekimle görüştüğünün doğum öncesi gebelik takiplerinin hangi hastanelerde yapıldığına ilişkin hiçbir bilginin dava dilekçesinde verilmediğini, müvekkili şirketin davacıya tedavi işlemlerini yapan hekim veya hastane olmadığını, müvekkili şirket sigortalısı --------- tam zamanlı olarak --------- Fakültesinde 2005 yılından beri görev yapan bir öğretim görevlisi olduğunu, davacı -------- sigortalı hekime ilk olarak 10.03.2014 tarihinde başvurduğunu, gebelik ultrasonografisi yapıldığını, bebeğin ölçülerinin tarama testi yapılması gereken aralık olarak CRL (bebeğin ilk ölçümü, kafa popo mesafesi) tutmadığından, iki hafta sonra tekrar çağırıldığını, CRL ölçümünün 45-88 mm aralığında olduğunda kombine tarama testi yapılabilmekte olduğunu, fetüs bu ölçümün altında ise, ölçüm yapılabilecek ileriki haftalarda çağırıldığını, hastanın 24.03.2014 tarihinde tekrar geldiğinde gebeliğinin 13. haftasında olduğunu, hastaya nukal ölçüm (NT) ile birlikte ikili tarama testi (kombine test) yapıldığını, kombine test sonucu Down Sendromu riski 1/1285, Trizomi 13/18 riski 1/1.1.000.000 olarak geldiğini, NT ölçümünün 1.5 olarak ölçüldüğünü, fetal nazal kemik tespit edilmediğini, yapılan ultrasonografisinde bir malformasyon tespit edilmediğini, down sendromu tanısında kullanılan ultrason belirteçlerine (soft markers) rastlanmadığını belirterek zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın bu yönüyle de reddine, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

:-------- Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.

--------- Müdürlüğü'ne davacılara yapılan ödemelere ilişkin yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.

Bilirkişi heyetinin 17/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle;

Sigortalı hekimin kamu görevlisi olduğu, tıbbi uygulamanın (gebe takibinin) kamusal alanda yapıldığı, ortada bir kusur varsa görev kusuru olduğunda duraksama olmadığı, Anayasamızın kamu görevlerinin yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkabilecek zararlar için devletin asli ve birinci derecede sorumluluğu esasını kabul ettiği, Kanun (TTK) ile bu asli sorumluluğun sigorta hukuku kapsamına alınması halinde zamanaşımı sürelerinin sigorta hukukuna göre mi (10 yıl) yoksa idare hukukuna göre mi (1 yıllık idareye başvuru süresiİYUK md 13) dikkate alınacağı, Anayasanın idareye yüklediği sorumluluğu kanun ile bertaraf etmenin mümkün olup olmadığı hususları sayın hakimin inisiyatifinde olduğu, Davacı ---------, gebeliğinin 13. haftada 27/03/2014 tarihinde dowm sendrom riski 1/1285 olarak belirlenmiştir( Free BHCG 91,56 (2,76 MoM) mlU/mi, PAPP-A 2338 mlU/ml (0,55 MoM), NT 15 mm(CRL-66 mm, 0,89 MoM). düşük risk grubunda olduğu, bu testlerin hastalığı yakalama duyarlılığı 080-85 oranında olduğu, USG tarihinin 24.03.2014 olduğu laboratuvar sonuç belgesinde belirtildiği ancak USG raporu dosya içeriğinde görülmediği, hastanın Sigortalı hekime 18-31. haftalar arasında bir muayene kaydı dosya içeriğinde görülmediği yönünde rapor düzenlenmiş ve bilirkişi raporu taraflara usulüne uyun olarak tebliğ edilmiştir.

Aktüerya uzmanı bilirkişisinin 04/07/2023 tarihli raporunda özetle;

06.08.2014 tarihinde Down Sendromlu olarak doğduğu bildirilen davacı --------- tarafından davalı -------- Şirketi aleyhine olarak açılan iş bu davada davacı --------- 06.08.2014 tarihinde Down Sendromlu doğması nedeniyle sürekli işgöremezlik ve bakıcı gideri sebebiyle hesap ve tespit edilen maddi zararları toplamı, davalı sigorta kuruluşunun %10 sorumlu sayıldığının kabulü halinde 800.000,00 TL. teminat limitinin üstünde kaldığı, bu nedenle davacı --------- sürekli işgöremezlik ve bakıcı gideri sebebiyle, davalı -------- Sigorta Şirketi'nin sorumlu olduğu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında, teminat ile sınırlı olarak talep edebil maddi ve manevi tazminat miktarının 800.000,00 TL olduğu yönünde rapor düzenlenmiş ve bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :

Dava; sigorta hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Dava dışı sigortalı doktor ------- gebelik takibinde davacı anneye yanlık tıbbi tedavi uyguladığı ve anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmaması nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Davalı savunmasında, sigortalısı hekimin kusurlu olmadığını, hastanenin ve hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standardın uygulanmamış olması gerektiğini, tıbbi standardın uygulandığı yerde hekimin müdahalesinin tıb biliminin gereklerine de uygun olmadığını ileri sürmüştür.

Davacı -------- ait hastane dosyaları ve hasar dosyası celp edilmiş ve incelenmiştir.Davalının dava dışı -------- "Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi" ile 27.05/2016-27.05.2017 tarihleri arasında sigortaladığı, davaya konu doğumun 06/08/2014 tarihinde olduğu ve davalı sigorta şirketinin 30/07/2009 ile 05/08/2017 tarihleri arasında sorumluluğu olduğu, azami teminat limitinin maddi ve manevi tazminat kapsamında 800.000,00 TL olduğu görülmüştür.Dava davacılardan küçük -------- 06.08.2014 tarihinde down sendromlu olarak doğması nedeni ile tazminat istemli açıldığından küçüğün maluliyet raporunun doğum tarihi olan 06.08.2014 doğum tarihine göre çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğine göre küçüğün maluliyet oranının ve bakıcıya muhtaç olup olmadığı hususunda --------- Dairesi 30/09/2022 tarihli -------- karar sayılı alınan raporunda; davacı küçük --------- % 100 oranında meslekte kazanma gücünde azalma olduğu ve sürekli birinin bakımına muhtaç olduğu belirlenmiş ve rapor mahkememizce gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Davacı --------- TRH 2010 işaretli Yaşam tablosuna göre % 100 nispetindeki sürekli iş göremezlik ve ömür boyu birinin bakımına muhtaç olması sebebiyle dava dışı sigortalının % 100 kusuru nedeniyle talep edebileceği tazminatın 19.455.505,20 TL olduğu ancak davalı tarafından düzenlenen sigorta sözleşmesinin poliçe limitinin 800.000 TL olduğu 04.07.2023 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenmekle bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır. --------- sayılı ilamında da vurgulandığı gibi ; Hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet akdi mahiyetinde olup, Borçlar Kanunu vekalet akdini düzenleyen 386 vd (Yeni TBK 502 vd ) maddeleri uyarınca, vekil vekâlet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur ( TBK.nun 396/1 md.). O nedenle, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören doktor olan vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1. (TBK 510/1.) maddesi hükmü uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarih ve ------- sayılı ------ yayımlanıp yürürlüğe giren -------- Biyotıp Sözleşmesi de iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, Sözleşme'nin "amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu sözleşmenin tarafları tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler", yine 4. maddesinde "...araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir" düzenlemesi mevcuttur. -------- Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesinin zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır. Yine sözleşmenin 5. maddesinde "(1) Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesindensonra yapılabilir. (2)Bu kişiye, önceden müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. (3) İlgili kişi, muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 59/g maddesi uyarınca çıkartılan Hekim Etiği Yönetmeliği'nin "Aydınlatılmış Onam" başlıklı 26. maddesinde "Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir." denilmiştir.Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 11. maddesinde hastanın, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahip olduğu, tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamayacağı; bilgilendirmenin kapsamı başlıklı 15. maddesinde, hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi verileceği; 18. maddesinde ise, "Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir.Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir." düzenlemesi yer almaktadır.

Özetle hekim, görevini yüksek özenle yerine getirmeli ve hastanın bilgi alma hakkı kapsamında onu aydınlatmalıdır. Somut olayda, alan uzmanı hekimin anne karnındaki bebekteki down sendromunu teşhise yönelik bir hatası veya bu anomaliyi teşhise yönelik imkanlar konusunda hastayı yeteri kadar aydınlatmamasının sorumluluğunu doğuracağı izahtan varestedir.Davacı anne, dava dışı hekimin kendisini bilgilendirmediği için anne karnındaki bebekte var olan down sendromunun tespit edilemediğini, riskli gebeliği sonlandırma hakkının elinden alındığını ileri sürmektedir.

Bu durumda hekim, üçlü tarama testi sonucunda elde edilen sonucu, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklamalı, onu aydınlatmalıdır. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü ise hekimdedir.Somut olayda davalının, dava dışı sigortalı-------- sağlık hizmetinin verilmesinde davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, sigortalının başkaca kusurunun aranmadığı, sadece bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi davacıların tazminat talebinde bulunmaları için yeterli olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacı ------- gebe olduğu dönemde yaşının 20 olduğu, düşük risk grubunda yer aldığı, ikili testin yapıldığı ve down sendromu riskinin düşük çıktığı, down sendromu hususunda usulünce bilgilendirildiğine dair belge olması zorunlu olmadığı gibi tarama testleri ikili test, üçlü test, dörtlü test, NIFTY, üst düzey ultrasonografiden, tanı testleri, ambiyosentez ve kordosentez ile down sendromunun teşhisi % 99 olarak koymak mümkün olmakta olup, tarama testler ile yaşa bağlı riskleri birlikte değerlendirip hekim gerekli görürse ve ailenin aydınlatılmış onamını alarak tanı testleri ambiyo ve kordosentez yaptırılması gerektiği.... Hastanelerde gebelik takibine ait hazırlanmış bir onam formu olmadığını bildirmiş ise de; --------- sayılı 28.11.2019 tarihli kararında da belirtildiği üzere üçlü tarama testi sonucunda oranın çok düşük çıkmış olması (risksiz bölgede) halinde dahi bebeğin down sendromlu olma ihtimali bulunmakta olup, bebeğin down sendromlu olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler de düşük gibi riskleri beraberinde getirmektedir. Bu durumda hekim üçlü tarama testi sonucunda elde edilen düşük risk oranına rağmen bebeğin down sendromlu olabileceğini kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, yukarıda izah edilen mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye ve babaya açıklamalı, onları aydınlatmalıdır. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükü kendisinde olan davalı sigortacı bu yükümlülüğü yerine getirememiş olduğundan davacıların taleplerinin davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında olduğu, davacı-------- down sendromlu olması nedeniyle % 100 maluliyetinin oluştuğu ve bu nedenle hayat boyu bakıma muhtaç olduğu, sürekli iş göremezlik maddi zararı 8.932.403,43 TL, bakıcı gideri maddi zararının 10.523.101,77 TL olmak üzere toplam 19.455.505,20 TL olduğu, ancak davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu gözetilerek talep artırım dilekçesindeki talep uyarınca 760.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden ise;" Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği açıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. ve 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesinde düzenlenen hükme göre, hakimin özel durumları göz önüne tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Taktir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve --------- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de taktir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda taktir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. "Somut olayda davacı -------- down sendromlu olarak dünyaya geldiği ve % 100 malul olduğunun belirlendiği, yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu bu durumun çocuk yanı sıra anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı, sigortalı hekimin kusurlu olduğu, davalının sigortalısının kusurundan kaynaklı bu zarardan da poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılarak davacıların manevi tazminat istemlerinin de kabulüne karar verilmiş, her ne kadar davacı taraf tazminat taleplerine dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini talep etmiş is de davacıların tacir olmadığı, davalı sigorta şirketinin sigortalısının da doktor olup, tacir vasfında olmadığı, davalı sigorta şirketinin tacir olmasının ise işin vasfını ticari kılmayacağı, dolayısıyla avans faizi talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak hükmedilen tutarlara yasal faiz uygulanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi;

1.Maddi tazminat davasının KABULÜ ile;

Sürekli işgöremezlik maluliyet tazminatı ve bakıcı gideri olmak üzere toplam 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 27/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı -------- ödenmesine,

  1. Manevi tazminat davalarının KABULÜ ile;

Davacı -------- yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın,

Davacı -------- yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın,

Davacı --------- yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın (toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın) dava tarihi olan 27/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 54.648,00 TL karar ve ilam harcının peşin ve ıslah harcı olarak alınan 2.732,86 TL harçtan mahsubu ile bakiye 51.915,14 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  2. Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 187,86 TL peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 29,20 TL başvurma harcı, 2.545,00 TL ıslah harcı, posta, tebligat gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.890,66 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Maddi tazminat davası yönünden davacılar yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 112.400,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı . . . . . . . . verilmesine,

  4. Manevi tazminat davası yönünden . . . . . . . . . yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı . . . . . . . . verilmesine,

  5. Manevi tazminat davası yönünden . . . . . . . . yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı . . . . . . . . verilmesine,

  6. Manevi tazminat davası yönünden . . . . . . . . . . yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı . . . . . . . . . verilmesine,

  7. Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa, artan delil avansının yatırana iadesine,

Dair, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SebebiyleTazminat)VedelillerasliyeCismaniticaretkabulümahkemesiZararnıftyAçılanpappahükümTazminat(Ölüm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim