SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1177 E. 2024/673 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2016/1177

Karar No

2024/673

Karar Tarihi

17 Eylül 2024

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2016/1177 Esas

KARAR NO:2024/673

DAVA: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 07/11/2016

KARAR TARİHİ: 17/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin----- marka otomotiv araçların ---- distribütörü olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında ---- yılında davalının distribütörü olduğu ----- marka araçlara ilişkin "Yetkili Satıcı Sözleşmesi" ve "Yetkili Servis Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkilinin yaklaşık 13 yıl süreyle-------- marka araçların yetkili satıcısı ve yetkili servisi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirket tarafından "Yetkili Satıcı Sözleşmesi" ve "Yetkili Servis Sözleşmesi"nin fesh edildiği 28.02.2016 tarihine kadar geçen yaklaşık 13 yıllık süreçte müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeler ve genel hükümlere uygun olarak bayilik faaliyetini başarı ile yürüttüğünü, davalının müvekkilini başarılı faaliyetlerinden dolayı bir çok defa ödüllendirip başarılı faaliyetlerinden dolayı 2010 yılında ------ en iyi bayisi seçtiğini, bu şekilde taraflar arasında yetkili bayi ve servis ilişkisi devam ederken, davalı şirketin yönetiminde değişiklik yaşandığını ve ortaklardan -----yöneticilerinin göreve geldiğini,------ genel müdür olmasından sonra davalı şirketin uygulamalarında değişiklikler yaşandığını, bu değişikliklerin en önde geleninin, ---- halihazırdaki---- bayilerine ------- bayiliğinin de verilmeye başlanması olduğunu,davalı şirket genel müdürü----- yemekli bayi toplantısında açıkça "bütün eski ---- bayilerini lağvedeceğim,---- bayilerine ------------yetkili satıcılığını vereceğim" dediğini,bu doğrultuda, ---ilinde mevcut---- bayilerinin yakın çevresinde bulunan---- bayilerine ------ bayiliği verilmeye başlandığını,yeni bayilik verilen firmalara devam eden süreçte; ilave yüzde 1 ve yüzde 2 fiyat avantajı tanındığını ve ayrıca ----- marka araçların fazla talep gören modellerinin adet olarak daha fazla sayıda bu firmalara verilerek bayiler arasında haksız ------------yaratıldığnı, davalı şirketin, tek yanlı hazırlayarak kendi web sitesinde 20.11.2013 tarihinde yayınladığı Yetkili Satıcılık Kalite Standartları ve Yönetmelikler Kitapçığı'ndan bahisle, ---- bayilerine "Yatırım İnşaat Programı" dayatması yapmış ve bayilik ilişkisinin başka türlü devam ettirilmeyeceği ifade edilerek oluşturulan baskı ile "Yetkili Satıcı Taahhüdüne İlişkin Protokol" başlıklı belgenin imzalatıldığını, müvekkilinin de bu belgeyi diğer bayilerle birlikte 28.02.2014 tarihinde imzaladığını, bu belge ile, Protokol'ün imza tarihinden itibaren en geç 2 (iki) yıl sonunda Protokol Eki “Yatırım İnşaat İş Programı”na uygun inşaatın yapımı taahhüt edildiğini, Protokol'ün imzalanmasından sonraki süreçte davalının samimiyetten uzak bir yaklaşım sergileyip, bayilere eşit ve adil davranmadığını, sonunda 28.02.2016 tarihi itibariyle "Yetkili Satıcı Sözleşmesi" ve "Yetkili Servis Sözleşmesi"ni fesh ettiğini, müvekkilinin faaliyet gösterdiği binanın, otomotiv satıcılığına uygun olarak inşa edilmiş dış cephesi cam giydirme olan plaza olduğunu buna rağmen söz konusu Protokol uyarınca yeni bir proje hazırlayıp davalıya onay için gönderdiğini, proje sorumlusu olarak görev yapan-------- işaret ettiği hususlar revize edildikten sonra projenin yeniden gönderildiğini, revize projenin gönderilmesinden 18 gün sonra ---------- cevabi e-posta göndererek, kendisinin işaret ettiği şekilde projede 30 cm (otuz santim) genişletmenin yapıldığını teyit etmekle birlikte 30 cm 'lik genişletmenin hangi metodoloji ile yapılacağının bildirilmesini istediğini, proje müellifi İnşaat Yüksek Mühendis-------aynı gün yanıt verdiğini ancak , bu e-postaya yanıt alınamadığını, aylar sonra sözlü olarak proje müellifi İnşaat Yüksek Mühendisi----------- açıklamasının kabul edilmediğinin bildirildiğini, davalının projenin servis bölümünün içten 30 cm dar olmasını bahane ederek projeyi onaylamadığını, bunun üzerine, müvekkili şirketin bitişik yan parseli de dahil ederek, ilkinden 500 m2 daha büyük bir yapılaşma içeren ikinci projeyi hazırlayıp yeniden gönderdiğini, ikinci projeye ilişkin olarak davalının herhangi bir görüş bildirmeyip geri dönüş yapmadığını, aylar sonra, samimiyetten uzak bir yaklaşımla "süre doldu, yetkili satıcı ve yetkili servis sözleşmeleriniz 28.02.2016 tarihi itibariyle fesh olacak" ifadesini içeren bildirim yazısını gönderdiğini, noter bildiriminin 31.10.2014 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğini,2015 yılı Mayıs ayında davalının, müvekkili şirket yetkilisi ------ görüşmesinde, sözlü olarak "ikinci projeniz de onaylanmadı-------- yeni bir bayi bakacağız" denildiğini, müvekkil şirket yetkilisi --------, "13 yıllık birliktelik ve çalışma var, bu işe yoğun bir emek verdik, halihazırda yedek parça ve malzeme olarak 1.500.000-TL değerinde stoğumuz var' dediğini, bunun üzerine ------- "o zaman bir bayi bulun, elinizdeki parça ve ekipmanları devredelim" dediğini, müvekkili şirket yetkilisinin---- ilinde görüşmelere başlayıp --------- marka araçların satışını yapan şirketin yetkilileri ile 1.500.000-TL bedel mukabili ön mutabakat sağlayarak davalıyı haberdar ettiğini ancak cevap olarak ----- grup markası değil, biz grup markası olmayanlara sıcak bakmıyoruz" yaklaşımı ile karşılatığını, grup markası olan ------ili bayisi ile aynı şartlarla 1.500.000-TL bedel mukabili ön anlaşma yaptığını, bu kez de "biz ----- bayisi ile yola devam etmek istiyoruz" yanıtını aldığını, bu gelişmelere bağlı olarak, ------ ili otomotiv ticaret sektöründe,------- bayi olacağı hususunun konuşulmaya başlandığını, söylentinin yayılması ile de , o dönemde bayiliği devam eden müvekkili şirketin satışlarının olumsuz etkilendiğini, müvekkilinin sözleşmesi feshedilirken müvekkili şirketle aynı durumda olan bir çok bayinin sözleşmelerinin fesh edilmeyip bu bayilere süre uzatımında bulunulduğunu, bayilere göre farklı uygulama yapılmasının başlı başına haksız --------teşkil ettiğini,davalı şirketin her bir bayiye farklı uygulama yaptığı ve hakim durumunu kötüye kullandığı ,bazı bayileri kayırıp, diğer bazılarını keyfi sebeplere dayalı olarak sistem dışı bıraktığının açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin, mevcut sözleşmeleri devam ettirecekmiş gibi görüntü oluşturup bayilerine harcamalar yaptırarak, haksız bir güven oluşturduğunu, yarattığı güvenin boşa çıkması ile müvekkili şirketin zarara uğradığını, ----- ilinde ve civarındaki bölgede yaklaşık 13 yıl boyunca oluşturduğu müşteri portföyünün davalı şirkette kaldığını, bu bilgileri----- gelen firmalara verdiğini, davalı şirket ile bütün bayileri arasındaki ilişkinin ------ özel bir yazılım üzerinden yürütüldüğünü, Bayi sıfatıyla verilen her türlü hizmetin ve ticari faaliyetin bu program üzerinden yürütülmesi zorunluluğu getirildiğini, mevcut veya geçmişte hizmet verilmiş bütün müşteri bilgilerinin söz konusu programa kaydedilmesi ve kendisine aktarılmasının talep edildiğini, böylece bütün müşteri bilgilerinin davalı şirkete aktarıldığını,davalı şirketin müvekkili şirketin bayiliğini fesh ederek aynı bölgede sonradan oluşturduğu bayiye kazanç / menfaat sağladığını, ayrıca 28.02.2016 tarihinde sözleşmeyi fesh etmiş olmasına rağmen bugüne kadar müvekkili şirkette bulunan ve yetkili servis dışında kullanılmayacak olan ------------ekipman ve yedek parçaları geri almayıp ilişkinin tasfiyesine yanaşmadığını, davalının sözleşmeye aykırılık ve haksız ---------teşkil eden davranışlarının "Çok satan ---------araçlar bayilere eşit/orantısal sayıda gönderilmemesi/Bayilere farklı indirim oranları uygulanarak, bazı bayilerin ----------gücü artırılıp bazılarının kinin yok edilesi--------- satışlarının belirli bayilere yönlendirilmesi/Bazı bayilere mobil araç verilmemesi/Davalı şirket Bölge Müdürünün aylık hedefe bağlı kendi primine hak kazanabilmek için bayilerden hileli uygulamalar yapmalarını talep etmesi/Bayinin eğitim masraflarını karşıladığı bayi çalışanı personelin davalı şirket görevlilerinin yönlendirmesi ile ---------- bayilerinde işe başlatılması/Son yıllarda---- bayiliklerinin sadece ----- mevcut------- verilmesi/ Davalı şirketin bayiliğini ----- tarihinde sona erdirdiği bayilerin bazılarına bir süre geçtikten sonra farklı bir ünvan ile başvuruda bulunmaları halinde yeniden ----- bayiliği vereceğini taahhüt etmesi/ Garantinin boşa çıkartılacağı beyan edilerek, bayilerin araç bakım hizmetleri kapsamında------- marka ürünlerin kullanılmasına zorlanmış ve bağlama uygulamasına gidilmesi/------- üzerinden "bayinin satış fiyatını serbestçe belirleme yetkisi" elinden alınarak; piyasaya doğrudan müdahale edilmesi/---- Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'ne aykırı bir şekilde bayilik haklarını başkasına devir yetkisinin kullanılmasına izin verilmemesi" şeklinde olduğunu, davalı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye ve bayilik ilişkisinin taraflara yüklediği hak ve yükümlülüklere açıkça aykırı davrandığını,4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini de ihlal etmesi nedeniyle ------------Kurumu'na şikayette bulunulduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirket ile arasındaki bayilik sözleşmesini haksız ve hukuka aykırı bir şekilde fesh ettiğini, Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyet Tebliği çerçevesinde verilmesi zorunluluğu bulunan 2 yıllık feshi ihbar süresini şeklen vermiş gözükse de esas yönüyle ortada geçerli bir feshi ihbar süresinden söz etmenin mümkün olmadığını, öte yandan, davalının----------- marka araçlara ilişkin olarak------- isimli yazılım programı ile kağıt üzerinde tavsiye edilen fiyat listesi adı altında fiyat açıklasa da, gerçekte bazı bayilerin düşük fiyatla araç satışı yapmalarına ----------sistemi üzerinden izin verdiğini, davalı şirketin doğrudan müdahale teşkil eden bu davranışlarla piyasanın kendi kuralları içinde işlemesine engel olarak rekabete aykırı davranışlar içine girdiğini belirterek seçimlik talepleri olduğunu, 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğ uygulamasında bayinin çıkma hakkı mevcut olduğunu ancak davalının bayilikten çıkma hakkının kullanmasını engellediğini, bu hakkın kullanılmasına izin verilmiş olsa idi, müvekkili şirketin elindeki bütün yedek parça ve ekipmanları yeni bayiye devredecek ve bunun karşılığında, sözleşmede belirlenen bedeli tahsil edecek olduğunu belirterek müvekkili şirketin anlaştığı devir bedeli olan 1.500.000-TL “den şimdilik 60.000-TL “nin sözleşme fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini,bu talep mümkün olmaz ise sözleşmenin feshine bağlı olarak taraflar arasındaki uzun süreli ilişkinin niteliği ve gereği olarak tasfiye işlemleri yapılarak, müvekkili şirket yedinde bulunan ----- marka araçlara ait yedek parçaları, alet ve ekipmanların davalı şirket tarafından geri alınması gerektiğini, davalının sözleşmeleri fesh ettiğini ancak, müvekkili şirketin elinde bulunan yedek parça ve ekipmanların bedelini ödemediğini, ödenmesi gereken yedek parça stok ve ekipman bedeli olarak şimdilik 60.000,00-TL'nin sözleşme fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini ,müvekkilinin yaklaşık 17 yıllık sürede------- markasının değerinin artması için önemli ve değerli faaliyetler yürütüp, bir çok müşteri kazandırdığını, davalının talimatı ile tüm müşterilere ait kayıt ve bilgilerin ---- programına girildiğini, fesih ile birlikte------- programına erişimin engellemesi sonucu, müvekkili şirket müşterilerine ait tüm bilgilerin olduğu gibi davalı şirkette kaldığını, TTK “nun “Denkleştirme istemi” başlıklı 122. Maddesi uyarınca müvekkili şirketin tazminat isteme hakkı bulunduğunu, son 5 yılda elde edilen brüt karların yıllar itibariyle bilirkişi marifetiyle hesaplanması sonucu bulunacak 5 yılın ortalamasına göre bir yıla tekabül eden kardan şimdilik 10.000,00 TL'nin portföy tazminatı olarak sözleşme fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davalı şirketin 2 yıllık feshi ihbar süresini şeklen vermiş gözükse de söz konusu 2 yıllık süreyi fesh-i ihbar süresi olarak değil; bayilik faaliyetlerinin yürütüldüğü mekanların belirlenen inşaat standartlarına uygun hale getirilmesini sağlamak amacıyla verdiğini, Tebliğ gereği vermesi gereken "koşulsuz", "kayıtsız", "tereddütsüz" fesh-i ihbar süresini hiçbir zaman vermediğini, sonrada "istediğim inşaatı yapmadınız" bahanesi arkasına sığınarak, kendisinin önceden belirlediği bazı bayilerin sözleşmesini fesih yoluna gittiğini, dolayısıyla "haksız", "hukuka aykırı", "Tebliğ hükümlerini yok sayan", "şekli" bir fesih olarak yapıldığını, davalı sözleşmesini haksız bir şekilde fesh ettiği bütün bayilerinin uğradığı zararı, yasal olarak vermesi gereken 2 yıllık feshi ihbar süresini dikkate alarak tazmin etmek zorunda olduğundan 2 yıllık kar kaybını tazminat olarak ödemesi gerektiğini, bunun yanı sıra müvekkili şirketin işyerinden çıkarılmak zorunda kalan personele ödenen tazminat ile üçüncü kişilere verilen taahhütlerin yerine getirilememesinden doğan zararlarının da davalı şirketçe karşılanma gerektiğini, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshi nedeniyle 2 yıllık kar kaybının, müvekkil şirketin işyerinden çıkarılmak zorunda kalan personele ödenen tazminat bedeli ile üçüncü kişilere verilen taahhütlerin yerine getirilememesinden doğan zarardan şimdilik 10.000,00-TL'nin haksız fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,---- marka araçlar içinde ----- model araca talep fazla olup, bu model aracın satışının bayilere kar getirdiğini, davalının bayiler arasında ayırım yapıp ----- marka aracı müvekkiline az sayıda verdiğini, müvekkili şirketin uğradığı kar kaybının, ------ marka aracın en fazla verildiği bayilerin dikkate alınmak suretiyle bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini ve şimdilik 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının müvekkili şirketten gelen--------- taleplerini karşılamadığını, ---- taleplerini belirli bayilere yönlendirerek bayiler arasında ayırım |yaptığını, bu nedenle oluşan zarardan şimdilik 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı şirketin eylemleri ile rekabeti engellediği ve hakim durumunu kötüye kullandığının açık olduğunu, 4054 Sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca uğranılan zararın üç katı oranında tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

Davacı vekili yargılama sürecinde sunduğu 01/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinin “Netice ve Talep” bölümünün ( A ) bendinde seçimlik olarak taraflar arasındaki yetkili satıcılık ve yetkili bayilik sözleşmesinin feshine bağlı olarak, ödenmesi gereken yedek parça stok ve ekipman bedeline ilişkin talep için kısmi dava açıldığını, dava dosyasına 17.07.2019 tarihli bilirkişi raporu sunulduğunu, yargılamada gelinen aşama itibariyle, yedek parça stok ve ekipman bedeline ilişkin herhangi bir hak kaybına uğramamak adına, dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tutar üzerinden dava dilekçesinin “Netice ve Talep” bölümünün ( A ) bendinde seçimlik olarak yer alan bu alacak kalemi yönünden ıslah dilekçesi sunma gereği doğduğunu,bu itibarla, 17.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu alet aparat ve otomotiv yedek parçalarının serbest pazar piyasa koşullarında toplam değerinin 131.963,73-TL olduğu belirtildiğinden bu bedel üzerinden seçimlik yedek parça stok ve ekipman bedeli talebiminii ıslah ettiklerini, dava açılışında seçimlik yedek parça stok ve ekipman bedeli için 60.000,00-TL üzerinden harç ödenmiş olduğundan seçimlik yedek parça stok ve ekipman bedeli talebini (131.963,73 – 60.000,00 =) 71.963,73-TL daha arttırıp toplam 131.963,73-TL seçimlik yedek parça stok ve ekipman bedelinin sözleşme fesih tarihi olan28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan 28/05/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile de ---------İşbu davada altı talebimiz bulunmaktadır.

Birinci talebimiz; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshine bağlı olarak ödenmesi gereken yedek parça, stok ve ekipman bedeline ilişkindir.Bu talebimizle ilgili olarak dosyaya ------ üzerinden sunduğumuz 01.03.2021 tarihli dilekçemizde; dosyada mübrez 17.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu alet aparat ve otomotiv yedek parçalarının serbest pazar piyasa koşullarında toplam değerinin 131.963,73-TL olduğu belirtilmiş olduğundan bu bedel üzerinden talepte bulunduğumuzu belirtmiş idik.Bu kaleme ilişkin talebimiz sübuta ermiş olup, kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz. İkinci talebimiz; portföy tazminatına ilişkin olup, son 5 yılda elde edilen brüt karların yıllar itibariyle bilirkişi marifetiyle hesaplanması sonucu bulunacak 5 yılın ortalamasına göre bir yıla tekabül eden karın portföy tazminatı olarak sözleşme fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Bu kaleme ilişkin talebimizi 18.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun “Sonuç” başlıklı kısmındaki (3) nolu bendinde yer alan tavan tazminat tutarı kadar artırıyoruz.Dosyada mübrez 18.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda bu kaleme ilişkin olarak “Sonuç” başlıklı kısımdaki (3) nolu bendde tavan tazminat tutarı 843.020,14-TL olarak belirtilmiş bulunmaktadır.Bu tespit ve hesaplama karşısında, Sayın Mahkemenin 14.05.2024 tarihli duruşmada verdiği ara karar uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı kalemine ilişkin talebimizi 18.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tavan tutar doğrultusunda 833.020,14--TL artırarak toplam 843.020,14-TL olarak kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz.Üçüncü talebimiz; sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle 2 yıllık kar kaybının, müvekkil şirketin işyerinden çıkarılmak zorunda kalan personele ödenen tazminat bedelini ile üçüncü kişilere verilen taahhütlerin yerine getirilememesinden doğan zarara ilişkindir. Bu talebimize ilişkin hesaplama dosyada mübrez bilirkişi raporlarında yer almamaktadır. Bu yönüyle eksik tahkikat söz konusu olup, konunun uzmanı hesap bilirkişi tarafından bu kaleme ilişkin hesaplama yapılması gereği vardır. Bu itibarla, hesap bilirkişinden rapor alınmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Dördüncü talebimiz; çok satan ----- marka aracın az sayıda verilmesi nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı kar kaybına ilişkindir. Bu talebimize ilişkin hesaplama dosyada mübrez bilirkişi raporlarında yer almamaktadır. Bu yönüyle eksik tahkikat söz konusu olup, konunun uzmanı hesap bilirkişi tarafından bu kaleme ilişkin hesaplama yapılması gereği vardır. Bu itibarla, hesap bilirkişinden rapor alınmasına karar verilmesini talep ediyoruz.Beşinci talebimiz; davalının ----------- satış uygulaması nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı zarara ilişkindir.Bu talebimize ilişkin hesaplama dosyada mübrez bilirkişi raporlarında yer almamaktadır. Bu yönüyle eksik tahkikat söz konusu olup, konunun uzmanı hesap bilirkişi tarafından bu kaleme ilişkin hesaplama yapılması gereği vardır. Bu itibarla, hesap bilirkişinden rapor alınmasına karar verilmesini talep ediyoruz.Altıncı talebimiz; rekabeti engelleyen ve hakim durumunu kötüye kullanan davalı şirket aleyhine 4054 Sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca uğranılan zararın üç katı oranında tazminata hükmedilmesidir.Taraflar arasındaki sözleşmeye ve bayilik ilişkisinin taraflara yüklediği hak ve yükümlülüklere aykırı davranan davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini ihlal etmiş olduğu açıktır. Bu sebeple davamız kapsamında kesin miktarı hesaplanacak davacı müvekkilin zararlarının 3 katının tazminat olarak ödenmesini talep ediyoruz.

NETİCE:Yukarıdaaçıklanan nedenlerle, Taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin feshine bağlı olarak, ödenmesi gereken yedek parça stok ve ekipman bedeli olarak 131.963,73-TL’nin sözleşme fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Denkleştirme (portföy) tazminatı olarak 843.020,14-TL ‘nin sözleşme fesih tarihi olan 28.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,Sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle 2 yıllık kar kaybından, müvekkil şirketin işyerinden çıkarılmak zorunda kalan personele ödenen tazminat bedelinden ve üçüncü kişilere verilen taahhütlerin yerine getirilememesinden doğan zarara ilişkin talebimize dair konunun uzmanı hesap bilirkişisinden rapor alınmasına,Çok satan-------- marka aracın az sayıda verilmesi nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı kar kaybı talebimize dair konunun uzmanı hesap bilirkişinden rapor alınmasına,Davalının--------- satış uygulaması nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı zarara ilişkin talebimize dair konunun uzmanı hesap bilirkişisinden rapor alınmasına,Rekabeti engelleyen ve hakim durumunu kötüye kullanan davalı şirket aleyhine 4054 Sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca uğranılan zararın üç katı oranında tazminata hükmedilmesine,Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep ederiz" şeklinde talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm------ bayileri'nin sözleşmelerinin feshedilerek ---- bayilerine -----yetkili satıcılığı verileceği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının sözleşmesinin sona ermesinin tek sebebinin, imzaladığı yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmeleri ile yatırımlara ilişkin protokol kapsamında yüklenmiş olduğu yükümlülüklerini kendi kusuru ile yerine getirmemiş olması olduğunu, müvekkili ile davacı arasında münfesih yetkili satıcı ve yetkili servis sözleşmelerinin “I. Sözleşme esasları” başlıklı bölümünde yer alan Madde-1 Sözleşme Konusu başlıklı maddenin 1.3. paragrafında “Bu sözleşmenin esasını, aşağıda tekrar açıkça belirtimese bile uygun kalite standardının. daima sağlanması oluşturur. Tamamlayıcı unsur olarak bu sözleşmenin bağlayıcı kısmı olan,--------- markasının ilgili talimatlarının en güncel durumu geçerlidir.” hükümlerine yer verildiğini, dolayısıyla yetkili satıcı ve servislerin standartlara uymalarının sözleşmenin esası ve ana yükümlülük olduğuna herhangi bir şüphe bulunmadığını, 2003 yılından bu yana ------ bayiliği yapmakta olan ve TTK hükümleri uyarınca basiretli bir tacir kabul edilen davacı şirketin de bu hususu bildiğini ancak sözleşme ile imza atmış olduğu bu ana yükümlülüğe aykırı davrandığını, sözleşme ilişkisinin taraflarından birinin ana yükümlülüğe aykırı davranması halinde sözleşme ilişkisinin artık devam etmeyeceğinin hiçbir tartışmaya yer olmayan bir Borçlar Hukuku gerçeği olduğunu, müvekkilinin 2013 yılı sonu itibariyle distribütörlüğünü yaptığı -------- marka araçların üreticisi olan ----- daha kaliteli hizmet ve rekabetçi bir bayilik yapısını sağlamak üzere yeni standartlara geçmesinin bir sonucu olarak ------ yeni yetkili satıcı ve servis standartlarını içeren ------ tüm bayilik teşkilatı ile paylaştığını, 2013 yılında yeni------ tüm bayi ve servislerine noter kanalı ile aynı gün gönderdiği ihtarname yoluyla duyurduğunu, bu ihtarnamelerin ekinde yeni standartları sağlamak üzere Yetkili Satıcı Taahhüdüne İlişkin Protokol ve Yatırım İnşaat İş Programı örneklerinin de yer aldığını, böylece gerek --------- markasının güncel standartlarını gerekse de bunun yerine getirilmesi için öngörülen plan ve protokolü inceleme imkânı verildiğini,14.01.2014 tarihinde davacı şirket ile ilk toplantının yapılılıp, toplantı tarihine kadar daha önce sunulmuş olan projelerin onaylanabilir nitelikte olmaması nedeniyle müvekkili tarafından 15 gün ek süre verilerek 29.01.2014 tarihinde yeniden toplantı yapılmasına karar verildiğini,29.01.2014 tarihindeki ikinci toplantının hemen öncesinde aynı gün gelen bir e-posta ile davacının çalıştığı mimar------- yeni projeyi gönderdiğini, ancak toplantıda projenin ------- tüm bayilerle paylaşılmış olan Tasarım Kılavuzundaki standartları karşılamaması nedeni ile konuya ilişkin protokolün imza edilemediğini, durumun müvekkilinin yetkili kurulları tarafından değerlendirileceğinin tutanak altına alındığını, 28.02.2014 tarihinde davacının bizzat belirlediği tarihlere göre düzenlenmiş Yatırım İnşaat İş Programı ve Yetkili Satıcı Taahhüdüne İlişkin Protokolün davacı tarafından imzalanarak müvekkiline gönderildiğini, iş programında görüleceği üzere davacının projenin hazırlanması ve onay alınması için son tarih olarak 31.03.2014'ü verdiğini, protokolün imzasından sonra daha önce sunulmuş olmakla birlikte onaylanabilir nitelikte olmayan proje ile ilgili revizyon taleplerinin müvekkili tarafından davacıya iletildiğini, davacı tarafından da revize proje müvekkiline gönderilmiş olmakla birlikte revize projenin denetimi sonucunda da uygun ve onaylanabilir olmadığının görüldüğünü, buna rağmen Protokole göre proje bildirimi için son olarak belirlenen 31.03.2014 tarihi geçtiği halde 09.04.2014 tarihinde davacıdan yine proje revizyonu talep edildiğini, bu süreçte müvekkilinin iyi niyet ve eşit davranma prensibi çerçevesinde, tüm bayilere aynı şekilde ek süreler tanıdığını, 10.04.2014 tarihinde davacının revize projeyi gönderdiğini, yine yapılan denetim sonucu uygun olmadığı anlaşıldığından 30.04.2014 tarihinde davacıdan bir revizyon daha talep edildiğini, davacı şirkete üçüncü kez verilen revizyon imkânının üzerinden 28 gün geçtikten sonra 27.05.2014 tarihinde gelen e-posta ile revize proje gönderilmiş ve bu posta içeriğinde koridor ve çalışma alanları genişliğinin standartların altında olduğunu belirtmiş olduğundan söz konusu projenin inceleme ve denetimi sonucunda davacının çalıştığı mimar------ dahi kabul ettiği üzere -ancak koridor ve çalışma alanlarının uygunsuzluğunun da ötesinde- standartları karşılamadığının anlaşıldığını, tespit edilen eksiklik ve uygunsuzlukların 29.05.2014 tarihinde gönderilen e-posta ile davacı ile paylaşıldığını, 16.06.2014 tarihinde gönderilen e-posta ile davacının binanın duvarının 30. Cm kaydırılması şeklinde bir çözümü de içeren revize projesinin statik rapor gerektirdiğinin davacıya bildirildiğini, bu talebe karşılık rapor değil açıklama gönderildiğini, bu açıklama yeterli görülmediğinden 26.06.2014 tarihinde yeniden statik rapor talep edildiğini,davacının statik raporu göndermemesi nedeni ile 15.07.2014 tarihinde bu hususta hatırlatma e-postası gönderildiğini, 22.07.2014 tarihinde gelen e-posta ile davacı mimarının, bir A4 belge üzerinde çizim ile kısa bir açıklama gönderdiğini,25.07.2014 tarihinde gönderilen e-posta ile davacıya, 22.07.2014 tarihli e-postasında bahsettiği hususta mevcut proje ile ilerlemenin mümkün olmadığı, zira duvarlar 30 cm ileri alındığı takdirde, kolonların işyerinin ortasında kalacağı iletilerek tekrar daha önce istenen şekilde statik ve mimari proje talep edildiğini, dava dilekçesinin 3. sayfasında, 8 numaralı maddenin sonunda yer alan “gönderilen e- postaya yanıt almamamıştır” şeklindeki ifade ve 9 numaralı maddenin başında “aylar geçtikten sonra sözlü olarak” dönüş yapıldığı şeklindeki ifadenin maddi gerçeğe aykırı olduğunu, tedbirli ve basiretli bir tacir olan müvekkilinin binanın statik yapısına aykırı olabilecek öneriye ilişkin olarak mimari statik rapor talep ettiğini, ancak bu raporun davacı tarafından sunulmadığını,31.03.2014 tarihine kadar onaylanabilir bir proje sunması gereken davacıya birçok defa ek süreler verildiğini, onaylanabilir bir proje sunması için tüm iyi niyetle beklediğini, ancak davacının yeni -----------tarihinde duyurulmasından itibaren başlayan uyum sürecinde yaklaşık 11 aya varan bir dönem sonunda onaylanabilir bir proje sunmamış ve dolayısıyla sözleşme ile imza altına almış olduğu ana yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğunu, davacı şirketin 2014 yılı Temmuz ayından sonra da yaklaşık üç ay boyunca yeni

proje göndermesi beklenmiş ise de 28.10.2014 tarihine kadar herhangi bir proje gelmediğini, 28.10.2014 tarihinde gelen bir e-postada ise davacı şirket ortağı ---------, bir önceki projede ortaya çıkan sorunun, araya seçimler girmesi ile de kendilerine zaman kaybettirdiğini, yandaki arsanın kendilerine ait olduğunu ve cephe ve arsa büyüklüğü açısından burada projeyi daha rahatkonumlandırabileceklerini belirterek mimarlarının bu arsa için yaptığı uygulamaya dair PDF formatında 2 sayfadan ibaret bir belgeyi paylaştığını, ancak davacı tarafından yeni ----- tarihli toplantıdan itibaren ---------- belirtildiği üzere projelerin incelenmesine olanak tanıyacak autocad formatında olması koşulunu taşımadığı için bu projenin de kabulünün mümkün olmadığını, sonuç itibariyle yeni---------- tarihinden itibaren başlayan ve özellikle de uygulamanın tümüyle devreye girdiği 23.11.2013 tarihinden başlayarak 28.10.2014 tarihine kadar geçen yaklaşık 11 aylık sürede onaylanabilir bir proje sunmayı başaramamış olan davacının yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmesinin 28.02.2016 tarihi itibariyle sona ereceğinin -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kendisine hatırlatıldığını, davacının kendi kusuru ile feshe neden olduğunu, davacının müvekkili tarafından davacı----- bulunan -------- bayilerinden birine bayilik devri yapmasına haksız olarak engel olduğunu ve bu suretle 1.500.000 TL zarar ortaya çıktığını iddia ettiğini , bu iddiayı desteklemek üzere herhangi bir delil sunmadığını, davacının bayiliğini devretmek istediğine dair müvekkiline herhangi bir bildirim yapmadığını, dolayısıyla müvekkiline bildirim yapılmayan bir konuda onay verilmediğini ileri sürmenin hukuken mümkün olmayan bir iddia olduğunu, diğer taraftan bayilikten kaynaklanan hakların devri konusunun ------Muafiyetin Genel Koşulları” başlıklı 4. Maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer verilmiş olan “sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada, dikey anlaşmadan doğan hakların ve yükümlülüklerin, dağıtım sisteminde bulunan ve dağıtıcı veya yetkili servis tarafından seçilen başka bir dağıtıcıya veya yetkili servise aktarılmasına sağlayıcının rıza göstermesi,” hükmü ile özel olarak düzenlenmiş olduğunu, buna göre yetkili satıcı ve/veya yetkili servislerin ancak ve ancak dağıtım sistemi içerisinde yer alan teşebbüslere devir yapmaları halinde sağlayıcının onayını almak zorunda olmadıklarını, yani davacının müvekkilinin onayını almaksızın sadece bir başka --------------- bayisine devir yapması mümkün olup bunun dışındaki hallerde sağlayıcının onay vermek zorunda olmadığını, kaldı ki davacıdan herhangi başka bir bayiye devir yapma talebine ilişkin olarak müvekkiline ulaşmış herhangi bir resmi talep veya başka şekilde yazılı bir bildirim de yapılmadığı için müvekkilinin devre onay vermediğinin ileri sürülmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkilinin haksız -----------teşkil eden hiç bir eyleminin bulunmadığını, TTK nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin dava konusu bakımından uygulama yeri olmadığını, -------hukukuna aykırılık iddialarının da gerçek dışı olduğunu, münfesih ----------açıkça düzenlenmiş olduğu üzere, herhangi bir şekilde sözleşmesi sona ermiş olan yetkili servisin elinde kalan ve belirli nitelikleri haiz yedek parçaların, servisin talebi olursa iade alınabildiğini, yedek parça iadesine ilişkin olarak müvekkilinin bir prosedür kapsamında işlem yaptığını,bu bağlamda yedek parça iade etmek isteyen ve söz konusu prosedürü talep eden bayilere prosedürün teslim edildiğini , davacının bu yönde bir talebi olmadığını, TIK'nn 122. maddesi kapsamında düzenlenen portföy tazminatının esas itibariyle acentelik sözleşmeleri kapsamında talep edilebilen bir tazminat türü olduğunu,davacının portföy tazminatı talep hakkı bulunmadığını, davacının müvekkilinin acentesi olmadığı gibi kıyasen uygulanabilecek şekilde tek satıcılık veya tekel hakkı da bulunmadığını, taraflar arasındaki münfesih sözleşmelerin acentelik hakkı vermediği gibi hiçbir şekilde tek satıcılık ya da tekel hakkı veren sözleşme ilişkilerine de benzerlik göstermediğini, bu husus açık olmakla birlikte söz konusu tazminat için aranan şartların da oluşmadığını portföy tazminatı talep edilebilmesi için öncelikle feshin haksız olması gerektiğini, oysa somut olayda feshin haklı olduğunu, davacının müvekkili tarafından verilen iki yıllık fesih süresinin geçersiz olduğuna ilişkin iddialarının geçersiz olduğunu----------- uygun olarak ve hatta onun öngördüğünden de daha fazla bir süre olan iki yıllık fesih bildiriminde bulunulduğunu, dağıtım sisteminin önemli bir bölümünün yenilenmesi anlamına gelen yeni --------değişikliği sürecinde bir yıllık süre verilmek suretiyle sözleşmelerin sona erdirilmesi imkânı varken, bu sürenin tam iki katı bir feshi ihbar süresi uygulandığını, müvekkili tarafından satışı yapılan her araçta olduğu gibi ------ model aracın da yetkili satıcılar arasında dağılımının tamamen yetkili satıcıların talepleri doğrultusunda yapıldığını, gönderilecek araç adedinin müvekkili tarafından tek taraflı olarak yapılmamakta olup yetkili satıcının talebi esas alınarak planlama yapıldığını, ---- satışlarının tüm yetkili satıcılara açık olan bir---- prosedürü çerçevesinde yapıldığını, hangi ----- müşterisine ne şekilde araç satamadığına dair somut hiçbir delil sunmamış olan davacının iddiasını ispatlayamamış konumda olduğunu,4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi kapsamında tazminat talep edilebilmesi için öncelikle -------Kurulu tarafından bir ihlalin varlığının tespit edilmesi gerektiğini,----- istikrar kazanmış uygulaması çerçevesinde bu yönde bir talebin mevcudiyeti halinde---- başvurulması gerektiğine karar verilerek ---- konuya ilişkin kararının verilmesi bekletici mesele yapıdığını, dolayısıyla ------------- müvekkilinin 4054 sayılı Kanun'u ihlal ettiği anlamına gelen bir kararı olmaksızın böyle bir talepte bulunulmasının usul açısından doğru olmadığını, davacının --------Kurumu'na da şikâyet başvurusu yaptığını, ---------Kurulu'nun davacının şikâyetinin reddine karar vermesi halinde 4054 sayılı Kanun'un 58. Maddesi kapsamında yapılan üç kat tazminat talebinin hiçbir hukuki dayanağı kalmayacağını, diğer taraftan müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi --------hukuku ve 4054 sayılı Kanun anlamında hakim durumda olmadığını, müvekkilinin herhangi bir davranışının 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın tazminat taleplerinin reddi gerektiğini beyan etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile; taraflar arasında düzenlenen yetkili servis/yetkili satıcılık sözleşmelerinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı, haksız --------teşkil eden eylemlerde bulunduğu iddialarına dayalı olarak açılmış tazminat, kar kaybı, kazanç kaybı taleplerine ilişkin olup davacı davalının eylemleri ile rekabeti engellemesi ve hakim durumunu kötüye kullanması nedeniyle oluşan zararın tazmini bakımından 4054 sayılı Kanun'un 58.maddesi uyarınca uğradığı zararın 3 katı oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasının doğru olmadığını, bayilerle yapılan yetkili satıcı taahhüdüne ilişkin protokolde tüm bayilerin yatırımlarını engeç 2 yıl içinde tamamlamaları gerektiği aksi halde 28/02/2016 tarihi itibariyle sözleşmelerin sona ereceğinin bildirildiğini, ancak davacının yatırım inşaat iş programı ve ek protokoldeki taahhütlerini yerine getiremediğini, bu yüzden yetkili satıcılık ve yetkili servis sözleşmelerinin feshedildiğini, süreçte tüm bayilere objektif ve eşit davranıldığını, feshin haklı olduğunu, 28/02/2014 tarihinde imzalanan iş programı ve protokoldeki tarihlerin davacı tarafından belirlendiğini, sözleşmeye aykırı davranılmadığı gibi haksız -------teşkil eden bir eylemi de bulunmadığını,------ göre herhangi bir nedenle sözleşme sona ermiş olursa yetkili servisin elinde kalan ve belirli niteliğe haiz yedek parçaların servisin talebi üzerine iade alınabildiğini, bunun belli bir prosedür içinde yapıldığını, ancak davacının bu yönde bir talep iletmediğini, bu yüzden tazminat talebinin yerinde olmadığını, davacının davalı şirketin acentesi olmadığı gibi tek satıcı da olmadığını, tekel hakkı tanınmadığını, bu yüzden portföy tazminatı isteyemeyeceğini, ayrıca feshin haklı olması karşısında da bu talebin yerinde olmadığını, 2 yıl öncesinden yapılan fesih ihtarı karşısında kar kaybı ve benzeri talepler ileri sürülemeyeceği gibi, diğer kar ve kazanç kaybı taleplerinin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 21/02/2017 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanının bulunmadığı anlaşılmakla esas hakkındaki tahkikata geçilip taraf tanıkları dinlenmiş, deliller toplanarak bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Dosyaya getirtilen ----sayılı kararında davacılar olarak----- yer aldığı, davalının---- olduğu---- başvurusu üzerine verdiği ---- iptali için dava açtıkları mahkemenin ---- marka araçların distribütörlüğünü yapan----- yetkili satıcı ve/veya servisleri arasında ayrımcılığa sebebiyet verecek uygulamalarda bulunarak -------- aykırılık oluşturulduğuna dair iddialar konusunda gerekli ve yeterli incelemenin yapıldığı, söz konusu iddiaların Kanun ve Tebliğ kapsamında rekabeti ihlal edici ve sınırlandırıcı bir etkisinin tespit edilememiş olması karşısında davacının şikayetinin reddi ile soruşturma açılmamasına dair dava konusu ----- kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Bu karara karşı dosyanın davacıları tarafından istinaf yoluna başvurulduğu ve ----- kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının mahkememizde açtığı davadaki 1. talebi, taraflar arasındaki sözleşmenin------ tarihinde feshedilmesinden önce, iki taraf arasında yaşandığı iddia olunan dava dilekçesinde açıklanan süreç içinde davacının bayilik haklarını başkasına devretmek istediği ancak davalının buna imkan tanımadığı iddiasına dayalı olarak davalıdan devir bedelinin tahsili istemidir. Davalı kendisine böyle bir bildirim yapılmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında sunulan deliller 2 tarafın iddia ve savunmaları bir arada değerlendirilip davacının davalıdan devir bedeli talep etmesinin mümkün olup olmadığı ve mümkünse devir bedelinin tespitinin yapılması, davacının devir bedeli talebinin yerinde olmaması halinde davacının bu konudaki seçimlik talebinin incelenmesi ve bayilik sözleşmesinin konusu ------------ marka araçlara ait davacı elinde kaldığı iddia olunan yedek parça, alet ve ekipmanların tespiti, değerinin dava tarihi ve fesih tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenmesi, davalının davacı yanın bu yönde talebi olmadığına ilişkin savunmasının dosyaya sunulan deliller uyarınca değerlendirilmesi, bu konuda değer tespiti bakımından keşfen inceleme yapılması, davacının TTK 122 maddesi kapsamındaki portföy tazminatı talebi bakımından öncelikle yasada aranan tüm koşulların davacı yönünden oluşup oluşmadığının belirlenerek, koşulların mevcut olması halinde tazminat hesabı yapılması, bu hususta davalının, davacının acente olmadığı gibi tek satıcı yahut tekel hakkı sahibi satıcı olmadığı yönündeki savunmasının üzerinde durularak, taraflar arasındaki sözleşmenin denkleştirme tazminatı istemine uygun bir sözleşme olup olmadığının belirlenmesi, bunun yanı sıra davalının sözleşmeyi feshinin haksız olup olmadığının da tespit edilerek davacının denkleştirme tazminatı talep edip edemeyeceğinin belirlenmesi, feshin sözleşme hükümlerine yetkili satıcı taahhüdüne ilişkin protokol ve eki yatırım inşaat programına uygun olup olmadığı hususunun davalı savunmalarıyla birlikte değerlendirilip ortada haksız fesih var ise davacının kar kaybı talebinde bulunup bulunamayacağının, tespit ve hesaplanması, bu süreçte işten çıkarılmak zorunda kalınan personel olup olmadığı ve bu personele yapılan tazminat ödemeleri ile 3.kişilere karşı verilen taahhütlerden ötürü zarar doğup doğmadığı belirlenerek, var ise miktarının belirlenmesi, davacının------ model araç için dosya kapsamında ileri sürdüğü iddialar değerlendirilip dosyada toplanan deliller uyarınca, davalı savunmaları gözetilerek, davalının bu model araç için bayileri arasında ayrım yapıp yapmadığı ve bu nedenle davacının kar kaybı talep edip edemeyeceği, mümkün ise uğradığı kar kaybının hesabının yapılması, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafça davalının ------taleplerini karşılamadığı,---- taleplerini belli bayilere yönlendirerek bayiler arasında ayrım yapıldığı davacı tarafça iddia edilmekte olup, davalının ise davacının bu iddiasını kabul etmeyerek davacının ---- taleplerinin karşılanmadığına ilişkin delil sunulmadığını savunduğu anlaşılmakla, davacının davalıdan ------- talebinde bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise ne şekilde sonuçlandığı, bunun yanı sıra davalının ---------- talebi halinde bayilerine uyguladığı prosedür, bayiler arasında farklılık yaratılıp yaratılmadığı ve sonuç olarak davacının kazanç kaybı talebinin incelenmesi, taraflar arasında 28/02/2014 tarihinde imzalandığı belirtilen "yetkili satıcı taahhüdüne ilişkin protokol"hükümleri incelenerek davacının hazırladığı proje ve revize projeleri protokol hükümlerine ve eki yatırım inşaat programına uygun olup olmadığı, dolayısıyla davacının protokol hükmü uyarınca üzerine düşen edimi yerine getirip getirmediği hususunun belirlenmesi, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü haksız --------eylemlerinin tek tek değerlendirilip davacının 4054 sayılı Kanun kapsamındaki iddia ve taleplerinin incelenmesi, bu inceleme yapılırken dosyada mevcut ---------kurulu kararının dikkate alınması, ayrıca davalı bünyesinde kullanılan----- sisteminin üzerinde inceleme yapılarak bayilerin satış fiyatını serbestçe belirleme yetkisinin bayinin elinden alınıp alınmadığı, bu şekilde piyasaya doğrudan müdahale edilip edilmediğinin saptanmasına,----- yazılım programı üzerinde davalı şirket merkezinde yazılım mühendisi bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılması, davacı ve davalı tarafın sözleşmenin feshedildiği ----- yılları tüm ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılması yönünde ara karar oluşturulmuştur. Mahkememizin 12/03/2019 tarihli bilirkişi incelemesi ara kararı doğrultusunda bayilik sözleşmesinin konusu --------- marka araçlara ait davacı elinde kaldığı iddia olunan yedek parça, alet ve ekipmanların tespiti, değerinin dava ve fesih tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenmesi için davacı şirket deposunda keşfen inceleme yapılmasına karar verilmiş bu konuda mahkememizce------- talimat sayılı rapor ve ek raporlar alınmış ancak mahkememizin 07/12/2021 tarihli duruşma ara kararı ve önceki ara karar gereklerinin bilirkişi heyetince tam olarak yerine getirilmediği, taraf vekillerince bu raporlara itiraz edildiği anlaşılmakla gerek mahkememizin 12/03/2019 tarihli duruşma zaptına geçen inceleme ara karar gereklerinin yerine getirilmesi gerekse---- davacı deposunda bulunan ------ marka araçlara ait yedek parça, alet ve ekipmanlar üzerinde inceleme yapılıp bu kalem alacak talebi yönünden fatura - emtia karşılaştırması yapılarak davacı talebinin değerlendirilmesi için mahkememizce resen seçilen bilirkişi heyetinden rapor alınması yoluna gidilmiştir.

Seçilen bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti kök raporunda tarafların sunulan ticari defter ve dayanak kayıtlarının incelendiği, mali bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonuçlarına göre, davacı şirketin ticari defterler ve dayanağı belgeler ile yardımcı defterlerin birbirini teyit etmediği, TTK 85 md gereğince delil niteliğine haiz olamayacağı, buna bağlı olarak; davacı şirketin ticari defterlerinde Davalı şirketle alan cari hesap ilişkisinin borç/ alacak durumunun tespitinin mümkün olmadığından borç/ alacak tespiti yapılamadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra 18.11.2022 tarihinde, rayiç değer tespitine konu yedek parçaların ve takımların bulunduğu-------- adresindeki şirket merkezine ve aynı adresin ------ numarasına gidilerek rayiç değer tespitine konu yedek parçalar ve takımların görüldüğü ve gerekli incelemeler ve sayımların yapıldığı, davacı firmanın depolarında bulunan takım ve aletlerin, depoda servis takımları, servis cihazları, ekipmanları, ayar aparatları, çektirme aleti, baskı parçaları, adaptör, emme manifoldu aparatı, anahtar takımları, ölçü takımları, vs. olduğu, firmanın deposunda olduğunun görüldüğü, bütün bunlar ve verilen liste fiyatları dikkate alınarak stok değeri tespit edildiği , sonuç olarak (----- Fesih tarihinde);Yedek parçaların toplam rayiç bedeli KDV dahil : 94.038,73-TLTakım ve ekipmanların toplam rayiç bedeli KDV dahil : 51.665,05-TLTOPLAM : 145.703,80-TL olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinde görevli inşaat mühendisi bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin ise "YETKİLİ SATICI TAAHHÜDÜNE İLİŞKİN PROTOKOL: Davalı ------- davaya cevap dilekçesi ekinde mahkemeye sunduğu protokol fotokopisinin tetkikinde,------- tarafından imzalanmış 28.02.2014 tarihli protokolün;

  1. maddesinde “..Yetkili satıcı, bu protokol süresince standartlara uygun düzeyiyle ilgili olarak Distribütör tarafından talep edilecek olan raporları ve bilgileri istenen zamanda ve formatta hazırlayarak Distribütör'e iletecektir... Yetkili satıcılık sözleşmesi ve-------- belirtilen tüm standartlara ve, ekli “Yatırım İş Programı'na (Ek: 1) uygun olarak ve bu protokolün imzalanmasından itibaren 2 yıl içerisinde, mücbir sebep veya olağanüstü haller de dahil olmak üzere, herhangi bir nedenle eksiksiz yerine getirmemesi ya da getirememesi durumunda, yetkili satıcılık sözleşmesi ve --------------dolayısıyla yetkili satıcılık sıfatının başkaca hiçbir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın bu protokolün imza tarihinden itibaren 2 yıl sonunda kendiliğinden sona ereceğini ve bu durumda yatırımı da dahil maruz kalabileceği tüm zararlardan tek başına sorumlu olacağını kabul ve taahhüt eder.”şeklinde açıklanarak,------ tablosunda;Sıra no | Yatırım İnşaat İşProgramı 1 İmar sorunun olamayan arsanın bulunması Hazır

2 Proje hazırlanması ve ------- onay alınması ---------

3 Belediyeden inşaat ruhsatı alınması

4 Hafriyat yapılması ve temele hazırlık

5 Temel atılması

6 Yapının kaba inşaatının tamamlanması ve dış hava koşullarına

Kapatılması, 30.09.2014

7 İnce inşaat işlerinin tamamlanması 30.11.2014

8 Teknik ekipmanların montajı yapılması, mobilyalar yerleştirilmesi

Temizlik, tadilat ve kalan işlerin tamamlanması (inşaat bitişi) 31.12.2014Davacı vekilinin 03.10.2017 tarihli dilekçesi ekinde, davaya konu edilen------ bayi binasına ilişkin son değişiklikleri gösterir kırmızı el yazısı ile belirtilen mimari kat plan örneği sunulmuştur. Mimari kat plan örneğinde bina ölçüleri yazılı bulunmamaktadır. Mimari kat planı örneğine göre, davalı tarafından istenilen özellikler olan gerek koridor, gerekse iş alan genişliğinin araç ölçülerine uygunluğunu sağlanması, iş sağlığı ve güvenliğiliği ile bakım ve onarıma getirilen araçların herhangi bir hasar ve de zarara maruz kalmaması için yeterli ölçülerde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi mümkün bulunamamıştır.Yatırım İnşaat İş Programında belirlenen; İmarlı bir parsel üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılması planlanan-------- bina projesinin mevcut veya yeni lokasyonlara (yer, konum, mevki) ilişkin belediyesinden alınmış onaylı imar durum belgesi de dosya kapsamında görülememiştir. Bayilik faaliyetlerinin yürütüldüğü mekanların belirlenen inşaat standartlarına uygun yapılıp yapılmadığının belirlenmesi mümkün olmamakla beraber, dosya içinde yer alan e-mail yazışmalarından, söz konusu projenin davalı şirket tarafından istenilen nitelik ve özellikte bulunmadığı ve de sunulan projenin yatırım inşaat programı kapsamında onaylanabilir bir proje olarak uygun bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti kök raporunda davacı yanın talepleri ayrı ayrı değerlendirilmiş ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatının acentelik yönünden düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. Fıkrasında (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır denildiğini,. davacı şirketin -----------yetkili satıcısı olmakla birlikte tek satıcı veya belirli bir yer veya bölgede tekel hakkı verecek şekilde bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından davacının denkleştirme tazminatı isteminde bulunamayacağı ifade edilmiştir. Haksız/usulsüz fesih sebebiyle 2 yıllık kar kaybı talebi yönünden ise bilirkişi heyetince raporda ; Davalının, başlangıçta verdiği 2 yıllık süreyi fesih ihbar süresi olarak değil bayilik faaliyetlerinin yürütüldüğü mekanların belirlenen inşaat standartlarına uygun hale getirilmesi amacıyla verdiği, Tebliğ gereği vermesi gereken fesih ihbar süresini hiçbir zaman vermediği, bu belirsizlik ortamında sebep olarak inşaatın yapılmamasını göstererek kendisinin belirlediği bazı bayilerin sözleşmelerinin feshi yoluna gittiği, bu durumda feshin haksız olduğu, haksız fesih nedeniyle yasal olarak verilmesi gereken 2 yıllık fesih ihbar süresi için kar kaybı taleplerinin olduğu belirtilmiştir. Dosyadaki yazışmalardan, sözleşme 2 yıl önceden feshedilmekle birlikte, yetkili satıcının talebi üzerine tekrar birlikte çalışmanın imkanları araştırılmış, uygun arsa ve bina yapımı için taslak/avan projeler gönderilmiş, bunlara dair eksiklikler ileri sürülerek iade edilmiştir. Heyette yer alan inşaat mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre; davacı tarafça sunulan projelerin davalı şirketin baştan talep ettiği nitelik ve özelliklere sahip olmadığı anlaşılmış, böylece yeniden çalışmaya devam edilmemesi davacı şirketin, talep edilen nitelik ve özellikleri taşıyan bir proje sunamamış olmasından kaynaklı olduğundan, davacının kazanç kaybı talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmekle birlikte takdir tamamen Mahkemeye aittir. Diğer yandan, söz konusu 2 yıllık fesih önelinin, ------mevzuatı kapsamında muafiyet koşulu olarak öngörülen bir süre olduğu belirtilmelidir. Çünkü, ---------- amaç ve kapsamını düzenleyen hükümleri şöyledir:

Amaç,

Madde 1 — Bu Tebliğ'in amacı motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmaların 7.12.1994 tarih ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasından grup olarak muaf tutulmasının koşullarını belirlemektir.

Kapsam,

Madde 2 — Yeni motorlu taşıtların, bunların yedek parçalarının ya da tamir ve bakım hizmetlerinin alımı, satımı veya yeniden satımı konulu dikey anlaşmalar, dikey sınırlamalar içermeleri halinde bu Tebliğ'de düzenlenen koşullara uymak kaydıyla, Kanun'un 4 üncü maddesindeki yasaklamadan Kanun'un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak grup olarak muaf tutulmuştur. Aynı Tebliğ'in Muafiyetin Genel Koşulları başlıklı 4. Maddesine göre;Muafiyet,

a) sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada, dikey anlaşmadan doğan hakların ve yükümlülüklerin dağıtım sisteminde bulunan ve dağıtıcı veya yetkili servis tarafından seçilen başka bir dağıtıcıya veya yetkili servise aktarılmasına sağlayıcının rıza göstermesi,

b) sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada, sağlayıcının karşı tarafın bu Tebliğ uyarınca sınırlanamayacak davranışlarda bulunması nedeniyle anlaşmayı feshi ihbarla sona erdirmesini engellemek için bu bildirimini feshin detaylı ve objektif gerekçelerini içerecek biçimde yazılı olarak yapması yükümlülüğünün getirilmesi,

c) sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmanın :En az 5 yıl süreli olması ve anlaşmada yer alacak olan yenilememe isteğini anlaşmanın sona ermesinden asgari altı ay önce bildirmeyi her iki tarafın da kabul etmesi veya

  1. belirsiz bir süre için yapılması halinde feshi ihbar süresinin her iki taraf için de en az iki yıl olması ancak bu sürenin; sağlayıcının anlaşmaya son vermesi durumunda kanundan veya anlaşmadan dolayı uygun bir tazminat ödemek zorunda olduğu veya dağıtım sisteminin önemli bir kısmını ya da tamamını yeniden düzenlemesinin zorunlu olması nedeniyle sağlayıcının anlaşmayı sona erdirmesi hallerinde en az bir yıla indirilmesi koşullarıyla uygulanır. Tebliğ'in 4/2 maddesinde öngörülen 2 yıllık süreye riayet edilmemesinin sonucu, bu davada talep edilen tazminat taleplerine hak kazanmak değil, Tebliğ konusu muafiyetin geri alınması ve tebliğ hükümlerinden yararlanamamak veya haksız yararlanılmış ise bunun --------hukuku bakımından sonuçlarına tabi olmaktır. Yine dava dilekçesindeki, yetkili servisin kendi satış fiyatını belirleyebilme serbestisinin kısıtlanması vb uygulamaların da Tebliğ'in 5. Maddesi gereğince, anlaşmaların grup muafiyeti sonucunu doğuracaktır. Netice olarak, davalı şirket şikayet edilmiş ve hakkında inceleme yürütülmüş olmakla birlikte --------Kurulu tarafından 4054 sayılı RKHK'nun 57-58. Maddeleri kapsamında rekabeti engelleyen, bozan veya sınırlayan bir eylemi tespit edilmemiş olduğundan, davalının --------hukukundan kaynaklı söz konusu 2 yıllık süreye riayet etmemiş olması halinde dahi davacının, salt bu sebeple kazanç kaybı talebinin yerinde olmadığı söylenebilir.Davacı şirketin, dava konusu tazminat talebi taraflar arasındaki sözleşmeler ile TTK,TBK ve genel hükümlere göre değerlendirildiğinde, heyetteki inşaat mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre, davacı tarafın sunduğu taslak projeler yetersiz olduğundan, davalı tarafa yine de bir kusur izafesi mümkün görülmemiştir. Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin Feshi Sebebiyle Ödenen Personel Tazminatları ve Üçüncü Kişilere Karşı Taahhütlerin Yerine Getirilememesi Yüzünden Zararlar Yönünden; Davacı şirket, fesih sebebiyle personele ödenen tazminat ve üçüncü kişilere verilen taahhütlerin yerine getirilmemesinden doğan zarara ilişkin şimdilik 10.000 TL tazminat talep etmiştir. Yetkili satıcılık sözleşmesinin feshi sebebiyle işten çıkarılan personele ödenen tazminatlar ile fesih sebebiyle önceden sözleşme ile üçüncü kişilere karşı girişilen taahhütlerin neler olduğuna ve parasal miktarlarına dair dosyada sağlıklı hesap yapılmasına imkan verecek bilgi ve belgeler yoktur. Zaten heyetimizin tespit ve kanaati feshin haksız olduğunun ispat edilemediği yönünde olduğundan, davacı şirketçe ödenen kıdem tazminatı ve diğer işçilik hakları hesaplansa dahi bunlardan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı Mahkemenin takdirindedir.-------Model Aracın Az Verilmesinden Kaynaklı Zararlar yönünden; Dosya kapsamındaki satış rakamları incelendiğinde, ------------ araç satışlarının fesihten önce ve feshi ihbarı izleyen 2 yıl içinde, diğer bayilere göre azaldığı anlaşılmaktadır. Ancak bunun sebebinin, fesih sürecine girilmesi sebebiyle satışların kendiliğinden azalması mı yoksa davalı şirketin bayiler arasında ayırım yaparak çok satılan araçtan nispeten az göndermesi mi olduğu tespit edilememiştir. Çünkü dosya kapsamında, davacının talebine rağmen araç verilmediğine, diğer yetkili satıcılara göre davacıya daha az araç verildiğine ve bu yüzden davacının ne kadar kazanç kaybı oluştuğuna dair sağlıklı hesaplama yapmak için yeterli veri yönelik soruşturma başlatılması talepleri --------- tarafından reddedilmiş ve soruşturma açılmasına gerek görülmemiştir. Dolayısıyla davalı şirketin anlaşmayla, kararla veya ağır ihmal ile rekabeti engellediğine, bozduğuna veya kısıtladığına,davacı şirketin bu sebeple zarar gördüğüne dair iddialar ispata muhtaçtır. Konuyla ilgili başvuru üzerine,------------- tarafından ön inceleme yapılmış ve sonuçta soruşturma açılamasına gerek görülmemiştir. Bu bakımdan, davacı tarafın, davalı şirketin --------kanununa aykırı davrandığı iddialarının ve RKHK.m.58/2'den kaynaklı 3 kat tazminat taleplerinin, kanunda aranan koşullarının bulunmadığı değerlendirilmekle birlikte taktir Mahkemeye aittir." yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.İtirazlar üzerine alınan ek raporda ise heyette görevli inşaat mühendisi bilirkişi taraflar arasındaki yazışmaları rapora yansıtmış ve davacı tarafından yapılması planlanan bayi binasının davalı tarafından talep edilen statik proje ve raporlarının dosya kapsamında görülemediğini, davacının süresi içerisinde sözleşmeye göre istenilen vasıfta ve yeterli bir şekilde plan proje sunamadığı, sunulan projenin davalı tarafından onaylanabilir bir proje olarak uygun bulunmadığı kanaatinde olduğunu belirtmiştir. Diğer bilirkişilerin kök rapordaki görüşlerini korudukları anlaşılmıştır.Taraflar arasında -------- marka otomotiv araçlara ilişkin yetkili satıcı sözleşmesi ve yetkili servis sözleşmesi bulunduğu, davacının ------- ilinde bu sözleşmeler uyarınca faaliyet gösterdiği, davalının da ---- marka araçların ---- olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Her iki taraf arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken 28/02/2014 tarihinde "Yetkili Satıcı Taahhüdüne İlişkin Protokol" başlıklı belge düzenlenerek iki tarafça imza altına alınmış olup ekinde--------- bulunduğu görülmüştür. Bu protokol ile davacı yatırım inşaat iş programına uygun olarak ve engeç protokolün imza tarihinden itibaren 2 yıl sonunda yükümlülüklerini yerine getireceğini, mücbir sebep ve olağanüstü hallerde dahil olmak üzere herhangi bir nedenle eksiksiz yerine getirememesi ya da getirmemesi durumunda yetkili satıcılık sözleşmesi sıfatının hiçbir ihtar ve ihbara gerek olmadan protokolün imza tarihinden itibaren 2 yıl sonunda kendiliğindenyoktur.------- Satışlarının Başka Yetki atıcılara Yönlendirildiği İddiaları Yönünden; Davacı şirket, ----- satış uygulaması nedeni ile uğradığı zarar karşılık şimdilik 10.000 TL talep etmiş ve davalı şirketin satış yetkililerinin----- araç taleplerini başka bayilere yönlendirmesi sebebiyle zarara uğradığını ileri sürmüştür. Dosyada davacı şirketin---- araç talebi olduğuna, bu taleplerin başka bayilere yönlendirildiğine, davacının ----- araç taleplerinin karşılanmadığına dair bir tespite rastlanmadığından hesaplama yapılamamıştır. Davacının 3 Kat Tazminat Talebi Yönünden; Davalı şirketin hakim durumunu kötüye kullanan davalı şirket aleyhine 4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca dava konusu tazminat bedelinin 3 katı tazminata hükmedilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak, yukarıda izah edildiği şekilde, davalı şirketin -------mevzuatına aykırı davranışları ve bunlara y sona ereceğini ve bu durumda yatırım dahil tüm zararlardan tek başına sorumlu olacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Davacı protokolün baskı ve dayatma ile imzalatıldığını, aynı yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından davalının her bayiye farklı bir davranış sergilediğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamında sunulan deliller itibariyle davalının baskı ve dayatması sonucu bu protokollerin imzalandığı iddiası yerinde görülmemiş, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının protokole baskı altında imza atmasının mümkün olamayacağı sonucuna varılmıştır. Davalının her bayiye imzalanan bu protokollerdeki edimlerin yerine getirilmesi hususunda farklı davrandığı iddiası da dosyaya alınan----- kararları karşısına mahkememizce yerinde görülmemiştir. Davacının mahkememizde açtığı davada ilk talebi çıkma hakkının kullanılmasına izin verilmemesinden dolayı uğranılan zararların tazminine ilişkindir. Davacı yan ------- uygulamasında bayinin çıkma hakkı olup, dağıtıcının böyle bir durumda izin vermesi gerektiğini, önce ---- bayisi firma daha sonra da --------- bayisi firma ile devir konusunda anlaşma yapılarak davalıya bildirildiğini, davalının, bu devrilere onay vermeyip bayilikten çıkma hakkını kullanmasını engellediğini belirterek devir bedelinin ödenmesini istemiştir. Davalı ise ----------------- başlıklı 4. Maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde “sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada, dikey anlaşmadan doğan hakların ve yükümlülüklerin, dağıtım isteminde bulunan ve dağıtıcı veya yetkili servis tarafırıdan seçilen başka bir dağıtıcıya veya yetkili servise aktarılmasına sağlayıcının rıza göstermesi,” hükmüne yer verildiğini, buna göre yetkili satıcı ve/veya yetkili servislerin ancak ve ancak dağıtım sistemi içerisinde yer alan teşebbüslere devir yapmaları halinde sağlayıcının onayını almak zorunda olmadıklarını, davacının sadece bir başka ------- bayisine onay almadan devir yapmasının mümkün olduğunu, bunun dışındaki hallerde sağlayıcının onay vermek zorunda olmadığını, davacının devir yapmak istediği ------ bayilerinin bu kapsamda olmadığını dolayısıyla izin verme zorunluluğu bulunmadığını, davacının herhangi başka bir bayiye devir yapma talebine ilişkin olarak kendisine ulaşmış resmi talep veya başka şekilde yazılı bir bildiriminin de bulunmadığını ,devre onay vermediğinin ileri sürülmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunmuştur. Dosyaya davacı tarafça davalı tarafa devir konusunda izninin alınmasına dair talep iletildiğine ilişkin hiç bir delil sunulmadığından ve davacının devir için anlaşma yaptığını belirttiği firmalar -------- bayisi olmadığından davacının birinci talebi mahkememizce yerinde görülmemiş davacının seçimlik 2. Taleplerinin incelenmesine geçilmiştir.Taraflar arasında imzalanan yetkili satıcı taahhüdüne ilişkin 28/02/2014 tarihli protokol eki yatırım inşaat iş programına göre projenin hazırlanıp davalıdan onay alınması için 31/03/2014 ve teknik ekipmanların montajının yapılarak denetime hazır hale getirilmesi için de 31/12/2014 tarihinin taahhüt edildiği anlaşılmıştır. Davacı ve davalı arasında gerçekleşen e posta yazışmalarından davacının taahhüdünü zamanında yerine getiremediği ve davalının onayladığı bir projenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davacı protokol ile verilen süreler içinde taahhütlerini yerine getirmemiş durumdadır. Davalı davacının taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshetmiştir. Mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporunda fesih değerlendirilmiş ve feshin haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkememizce taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelendiğinde önel verilmesi suretiyle fesih koşullarının düzenlendiği ancak davalının önel vermek suretiyle sözleşmeyi feshetmediği yine sözleşmede yer alan ihbarsız fesih yolunu kullandığı sonucuna varılmıştır. Bilirkişi heyetince sözleşmenin imzalandığı tarihte ve uyuşmazlık tarihi itibariyle yürürlükte olan ----- değerlendirilmiş ve Tebliğdeki önelin ------------mevzuatı kapsamında muafiyet koşulu olarak ön görülen bir süre olduğu belirtilmiştir. ----- hükümleriyle bir arada değerlendirildiğinde, bilirkişilerin tespitinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 19. maddesi 1. fıkrasında yetkili satıcı uyarı almasına rağmen belirlenen kalite standartlarından birini veya birden fazlasını tekrar sağlamadığı veya bu bu sözleşmede yer alan başka bir önemli yükümlülüğünü yerine getirmediğinde bu maddedeki şartlara göre ihbarsız olarak sözleşmenin feshedilebileceği düzenlenmiş, Ek 2'ye atıf yapılmıştır. Ek 2 incelendiğinde Kalite Standartlarına ilişkin olup teşhir alanları ve müşteri için işletme tesisleri hakkında olduğu, teşhir alanlarının belli standartlarda olması gerektiği, buna aykırılık halinde sözleşmenin feshedilebileceği, 28/02/2014 tarihli protokol ile davacının belli standartlarda teşhir alanı yapma konusunda taahhütte bulunduğu, davacının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde de belli süre sonunda sözleşmenin sona ereceğinin kararlaştırıldığı, davacının taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle de sözleşmenin son bulduğu, davalıya yüklenebilecek bir kusur olmadığı dolayısıyla davacının 2 yıllık fesih süresine uyulmadığı gerekçesiyle feshin haksız olmasından ötürü 2 yıllık kar kaybı, işçilerine ve 3.kişilere ödenen tazminatlar sebebiyle dile getirdiği taleplerin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının bir diğer talebi ise denkleştirme tazminatına ilişkindir. Denkleştirme tazminatı T.T.K 122. maddesinde düzenlenmiş olup bu tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle iki taraf arasındaki ilişkinin acentelik/tek satıcılık.... vs.ilişkisi olması ve sözleşme ile bir tarafa tekel hakkı verilmesi zorunludur. Davacı ve davalı arasında imzalanan sözleşmeler davacıya tekel hakkı sağlayan sözleşmeler olmadığı gibi aksinin kabulü halinde dahi davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedilmiş olması karşısında davacının denkleştirme tazminatı talep etme hakkının doğmadığı kabul edilerek davacının bu talebi de reddedilmiştir. Davacının------ aracın az verilmesinden kaynaklı zarar talebi yine ----- başka yetki atıcılara yönlendirildiği iddiaları yönünden zarar talebi hakkında dosyaya iddiaları ispatlayan yeterli delil sunulmadığından yerinde görülmemiştir.Davacının bir diğer talebi ise, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak yedek parça, stok ve ekipman bedelinin davalıdan tahsili talebidir. Dayanak her iki sözleşmede de sözleşme sonunda tasfiyeyi düzenleyen hükümlerin olduğu görülmüştür. Davacının bedelini istediği yedek parçalar yönünden kullanılmamış olma koşulu mevcuttur. Bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda stokta bulunan yedek parçalar tespit edilmiş, davacının talep edebileceği yedek parça toplam bedeli KDV dahil 94.038,73 TL. olarak belirlenmiştir. Esasen davalı yanda yedek parçaların kendileri tarafından sözleşmede kararlaştırılan prosedür uygulanarak geri alınabileceğini kabul etmekte ancak davacının bu konuda başvurusu olmadığını ileri sürmektedir. Davacı mahkememizde açtığı dava ile bu talebini ileri sürmüş olup, yedek parçalar yönünden saptanan tutarın yedek parçaların davalıya iadesi kaydıyla davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı aynı zamanda ekipmanların bedellerini de istemiş ancak sözleşmede ekipmanlara ilişkin bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı ile davalı arasında yetkili servis sözleşmesi olduğundan servis hizmetlerinin artık verilemeyecek olması nedeniyle yedek parçaların belli bir markaya ait olmasından ötürü kullanılması zor olup, yedek parçalar yönünden talep uygun görülmekle birlikte ekipmanların davacı tarafından her zaman kullanılabileceği gözetilerek ve sözleşmede de düzenleme olmadığından bu talebin de reddine karar verilmiştir. Davacı hükmedilecek tazminatın Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun gereği 3 kat olarak taktir edilmesini talep etmiş, talebi Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57.ve 58. maddeleri kapsamında değerlendirilmiştir. Dosyaya gelen-------- bir arada incelendiğinde davacının ve dava dışı bir başka bayinin davalıyı şikayeti üzerine verilen kararlar olduğu, bu kararların henüz kesinleşmediği,------------ yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Bu kanun hükümlerine dayanılarak tazminat talep edilmesi halinde-------- kesinleşmesinin beklenmesi gerekmekte ise de, bu durum davacının tazminat talep etme hakkının mevcut olması halinde söz konusu olabileceğinden, mahkememizde yürütülen yargılama neticesinde davacının denkleştirme tazminatı, haksız fesih iddiasına dayalı kar kaybı ve tazminat talepleri yerinde görülmediği gibi, yedek parçaların bedeli dışında kalan diğer talepleri de reddedildiğinden--------esinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığı kanaati ile davacının asıl talebinin reddine, davacının seçimlik taleplerinin ıslah edilen haliyle kısmen kabulüne, dosyada alınan 10/07/2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda belirlenen (rapor sayfa:13) yedek parçaların davacı tarafından davalı tarafa iadesine, raporun ilgili sayfasının karar eki sayılmasına,94.038,73 TL yedek parça bedelinin davacı tarafça yedek parçaların davalı tarafa fiili teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davacının asıl talebinin reddine,

Davacının seçimlik taleplerinin ıslah edilen haliyle kısmen kabulüne, dosyada alınan 10/07/2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda belirlenen (rapor sayfa:13) yedek parçaların davacı tarafından davalı tarafa iadesine, raporun ilgili sayfasının karar eki sayılmasına,

94.038,73 TL yedek parça bedelinin davacı tarafça yedek parçaların davalı tarafa fiili teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

Fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine,

Alınması gerekli ‭6.423,78 TL harcın, peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam ‭17.890,29‬ TL'den mahsubu ile bakiye kalan ‭‭11.466,51‬ TL'nin karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,

Davacı tarafından karşılanan 6.423,78 TL karar harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 33,50 TL ilk masraf ile dosya kapsamında yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi, talimat masrafları karşılığı 26.687,90 TL olmak üzere toplam 26.721,40 TL yargılama giderinin kabul edilen kısım üzerinden hesap olunan (% 9) ‭‭2.404,92 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafından yapılan toplam 405,00 TL yargılama giderinin reddolunan kısım üzerinden hesap olunan ‭368,55 ‭TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,

Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul miktarı dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddolunan miktar dikkate alınarak takdir edilen 136.803,96 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

"yetkiliasliyeincelemeticaretprotokol(BayilikmahkemesiilişkintaahhüdünetoplamttktbkiddiaSözleşmesindensavunmaKaynaklanan)satıcıTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim