İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/958 E. 2024/257 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/958
2024/257
20 Mart 2024
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/958 Esas
KARAR NO:2024/257 Karar
DAVA: Tazminat (Nakliyat Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ: 20/03/2018
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ( Nakliyat Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sigortalısına ait ---- ---------naklini 2 nolu davalının üstlendiğini, davalı şirkete ait römorka yüklenen emtianın ------işlemlerinin yapılması için ------ giriş yaptığını, araç sürücüsünün dorseyi çekiciden ayırarak başka bir yerde çekicinin içerisinde uyuduğunu, 10/05/2017 tarihinde -----------işlemleri tamamlanmak istendiğinde emtianın yerinde olmadığının görüldüğünü, kamera kayıtlarının incelenmesinden plakası tespit edilemeyen bir çekicinin dorseyi götürdüğünün tespit edildiğini, 1 nolu davalının emtiayı kendi ---------sahasında muhafaza edemediğini, diğer davalının da tam ve eksiksiz aldığı emtiayı alıcısına ulaştıramadığını, müvekkili tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda dava dışı sigortalısına 605.247,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, bu ödeme ile müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu ileri sürerek 2 nolu davalıya ait araç ve gayrimenkuller üzerine teminatsız olarak HMK 389 ve 392 maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 605.247,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 16/06/2017 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, TTK 855/3 maddesi uyarınca dava şartının gerçekleşmediğini, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davaya konu olayda hiç bir sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığını, davalı nakliye firmasının davaya konu olayda basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, zararın oluşmasına diğer davalının sebebiyet verdiğini, iddia edilen cinste ve değerde bir malın bulunup bulunmadığı hususunda müvekkili tarafından yapılan bir tespitin olmadığını, mühürleme işlemi yapılmadan olayın vuku bulduğunu, davaya konu olayın yaşandığı yerin gümrüklü saha olmadığını, -----------işlemleri yapılmadan önce tırların beklediği ve girişte araç çıkış ücreti alınan park alanında gerçekleştiğini, hırsızlık olayının suçüstü olmadığını, bu nedenle rejimin ihlal edilmesinden dolayı dava dışı firma ile davalı nakliye firmasının sorumlu olduğunu, dava konusu olayın Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinde bahsi geçen fiilleri içerdiğinden kaçakçılık suçu oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı ------vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalısına ait emtianın taşıma işini yaptığını, emtia ile birlikte---- girdiğini, dava dışı sigortalının ----- çıkış işlemlerini tamamlayamaması nedeniyle aracın --------sahasına park edildiğini, çekiciyi kullanan şoförün ayrıldığını, geldiğinde ------ yerinde olmadığının anlaşıldığını, ---- tarafından gerekli kontrol yapılmadan çıkış verilmesi nedeniyle olayın meydana geldiğini, olayın -------sahası içinde olduğunu, bu yüzden sorumlututulamayacaklarını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın müvekkili yönünden reddini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile; rücuen tazminat davasıdır. Davacı sigortalısına nakliyat sigorta poliçesi teminatından ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili için davalılar aleyhine dava açmıştır. Halefiyet ilkesine dayanmaktadır. Mahkememizce yürütülen yargılama neticesinde 30/05/2019 tarihli karar verilmiş olup kararda "....Davacı tarafın düzenlediği hasar dosyası getirtilmiş, dava dışı ------- müşterisine sattığı fındık emtiasının nakliyesi sırasında oluşabilecek hasarlara karşı davacı tarafça nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalandığı belirlenmiştir. Dava dışı sigortalanın ürünlerinin ---- taşınması işi davalı ------tarafından üstlenilmiş, bu konuda ---- plakalı araç için uluslararası karayolu taşıma belgesi(CMR)düzenlenmiştir. -------- nezdinde düzenlenen tüm evraklar, ---- plakalı araçların tescil kayıtları, dava konusu olayla ilgili------- hazırlık sayılı dosyası da getirtilerek dosya içine alınmıştır. Davacı yan sigortalıya ait emtianın ----- plakalı römorka yüklenip ----- girişinin yapıldığını, araç sürücüsünün dinlenmek maksadıyla çekiciyi dorseden ayırıp başka bir yere götürerek çekicinin içinde uyuduğunu, 10/05/2017 tarihinde ----------işlemlerini tamamlamak için gittiğinde emtianın yüklü olduğu dorsenin yerinde olmadığının anlaşıldığını, kamera kayıtlarından dorsenin plakası tespit edilemeyen bir çekici tarafından götürüldüğünün tespit edildiğini, davalı ---- -----------sahasındaki emtiayı muhafaza edememesinden ötürü ve diğer davalınında emtiayı alıcısına ulaştıramamasından ötürü sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Her iki tarafın iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi bakımından mahallinde keşfen inceleme yapılmış ----kapısından girilerek dorsenin bırakıldığı park alanı gezilmiş, buradan ödemenin yapıldığı nokta ve aracın çıkarıldığı noktaya gidilerek olayın oluş şekli değerlendirilmiştir. Olayla ilgili olarak devam eden soruşturma dosyasının faili meçhul olarak işlem gördüğü aracı --------müdürlüğü sınırlarından araç plakası ve şahısların belli olmadığı anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi heyeti raporunda da olayın oluş biçimi detaylı olarak açıklanmış, yüklenen aracın ihracatla ilgili ------formalitelerine ilişkin işlemlere ------ nezdinde ---- beyannamesine kayden başlandığı, ---- plakalı araç için ----idaresi olarak ----- tarihli transit refakat belgesinin düzenlendiği, ancak ------ plakalı çekiciye takılı olarak giriş yapan ----- çekicisiz vaziyette tır sahasında beklerken aynı gün sahaya giriş yapan plakası alınmadığı için plakası belirlenemeyen bir çekiciye takılması nedeniyle usulsüz bir şekide----- sahasından çıkarıldığı, davalı taşıyıcının olayı emniyet birimlerine intikal ettirdiği, transit işlemleri ile ilgili formaliteleri talep eden dava dışı gümrükcünün ise ihracat ile ilgili belgeleri ----iade ettiği belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti ----- davalı ---- gönderiği olaya ilişkin yazısında -------- giriş yapan araçların dorse plakaları üzerinden kayıt yapıldığını, çekici plakalarının girilmediğini, aynı şekilde sadece çekici olarak giriş yapan araçların da kaydının yapılmadığını, sahaya giriş yapan araçların çekici plakalarının da kayıt edilmesi halinde kaçakçılık takibinin de daha kolay yapılabileceği aynı zamanda bu tip olayların da önüne geçilebileceği değerlendirilmiştir. "şeklinde cevap verdiğini, 4458 sayılı -------Kanunu'na bağlı -------Yönetmeliği'nin 3/ı maddesinde; Gümrüklü sahanın; “-------idaresinin denetim, kontrol, yetki ve sorumluluğunda bulunan; kara, demiryolu, hava ------kapıları, iç gümrükler ile diğer yer ve sahalarda fiziki olarak etrafından ayrılmış veya böyle addedilen yerleri; deniz --------kapılarında ise bu yerlerle birlikte ilgili liman yönetmelikleri ile belirlenen liman sahası ve demirleme sahalarını kapsayan deniz ve kıyı alanlarını” ifade ettiği açıklanmış; “Gümrüklü Sahaların Gözetimi ve İşletmelerin Yükümlülükleri” başlığı altındaki 72. maddesinde yer alan düzenlemede de ---- “kişi, eşya ve taşıtların -------işlemleri tamamlanmadan gümrüklü yer ve sahalardan çıkmalarını önlemeye yönelik her türlü tedbiri alması” öngörüldüğünden somut olayla ilgili olarak -------denetimi altındaki ---------sahasındaki ---- güvenliğinin ----hizmet veren özel bir güvenlik şirketi tarafından sağlanması ya da park ücretinin --- tarafından alınması ve/veya ----- bekleme alanında dava konusu dorsenin çekiciden ayrılmak suretiyle “park halinde bırakılmış” olması karşısında davalı taşıyıcının olayda mutat dışı bir uygulama yaptığından, ihmalkar davrandığından ve dolayısıyla kusurlu olduğundan söz edilemeyeceğini, buna karşılık ------- plakalı araca giriş ve tartım bilgi formu verildiğini ve görevli tarafından tartı formunda kayıtlı plaka ile dorse üzerindeki plakanın kontrol edildiğini, bu kontrol neticesinde dava konusu dorsenin plakasında bir fark görülmediği için, “herhangi bir -------evrakı” ya da araca eşlik etmesi gereken “------ (sadece -------işlemleri tamamlanıncaya kadar -------park ücreti ödeyerek bekleme yaptığı alandan değil) davalı idarenin denetimi altındaki ------sahasından ---- plakalı--- çıkmasına izin verildiği halde, gerekli olan tüm tedbirlerin alındığı, ancak -----plakalı aracın, plakası belli olmayan bir çekiciyle ---- sahasından çıkışının önüne geçilemediği, idarenin denetimi altındaki ----------sahasından ---- plakalı ------çıkmasına izin verilmesinde davalı idarenin kusurlu olduğunu ifade etmiştir. Davalı idare tarafından sunulan cevap dilekçesi ile öncelikle yargı yolu itirazında bulunulmuş olup yapılan keşif, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile idare yönünden hizmet kusurunun söz konusu olduğu davacının da davalı idarenin ----------sahasındaki emtiayı muhafaza edemediği iddiasıyla dava açtığı, gözönünde bulundurularak davalı ----- yargı yolu itirazı yerinde görülmüş bu davalı yönüden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı -----olayda davacının dava dışı sigortalısının fındık emtiasının taşınmasını yapacak olan tüzel kişidir. Taşıma, uluslararası karayolu taşıma belgesi(CMR)eşliğinde yapılacak olup olayda CMR hükümlerinin uygulanması gereklidir. CMR Konvensiyonu'nun uygulanması bakımından taşıyıcı çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden (CMR md.3) keza taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtlardan, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahutta çalışanlarının hata ve/veya ihmallerinden dolayı (CMR md.17/3) sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumludur. CMR Konvansiyonunda öngörülen sorumluluk sistemine göre, taşıyıcı; taşıma sorumluluğunu üzerine aldığı emtiayı varma yerinde “teslim aldığı haliyle” alıcısı emrine veya onun temsilcisine teslim borcunu üstlendiği gibi yükün güzergâh üzerinde yaptığı aktarmalar dâhil olmak üzere taşıma süresi içerisinde eşyayı gözetim sorumluluğunun da altındadır ve kural olarak yükleme yerinden varış mahalline kadar “taşıdığı ya da tayin ettiği bir taşıyıcıya taşıttığı eşyaya” gelecek zararlardan da mesuldür (CMR md.17/1).
Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut ta taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise (CMR md.17/2) ya da eğer kayıp veya hasar, hasara uğrayan malların ambalajlanmaması ya da hatalı ambalajlanmış olması, yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması yüzünden yahut da kırılma suretiyle kısmen veya tamamen zarar görebilecek malların özelliğinin doğal sonucu olan (paslanma, çürüme, kuruma, normal fire gibi) özel risklerden doğmuş ise, taşımacı zarardan sorumlu tutulamaz (CMR md.i7/4,b-c-d). Bu sorumsuzluğu tespitte ölçü ise “deneyimli ve basiretli bir taşımacının” göstermesi gerekli özendir. Bilirkişi heyeti CMR konvansiyonu hükümleriyle birlikte dava konusu olayı değerlendirmiş ve davalı taşıyıcının, dorseyi çekiciden ayırmak suretiyle, içerisindeki ihracat yüküyle birlikte park ettiği yer, ----- alanı olduğundan ve bu alandan veya -------------sahasından, herhangi bir -evrakı ya da ----- belgesi olmadan park halinde bırakılan dorsenin, plakası dahi belirlenemeyen bir çekiciye takılmak suretiyle çok kısa bir sürede ve kolaylıkla çıkartılabileceğini, basiretli bir tacir olarak önceden öngörüp, önleyebilme adına tedbir alabilmesi mümkün olmadığından ayrıca taşıyıcının düzenlediği CMR'de plakası kayıtlı dorse için, sevkiyat sürecinin başından sonuna kadar aynı çekiciyi kullanmasını gerektiren herhangi bir düzenleme de bulunmadığından; davalı taşıyıcının zarar sorumlusu olmadığı gibi, CMR md.17/2'ye göre tazminat bağlamında sorumluluğunun da doğmadığını, üstlendiği taşıma işinin tabi oluğu kurallara göre, kendisini mesuliyetten kurtaracak beyyinelerden yararlanabileceğini belirtmiştir. Rapor gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan mahkememizce hükme esas alınmış, olayda taşıma işini yapan davalı şirketin tazminat sorumluluğunun doğmadığının kabulü ile davalı ----- açılan davanın esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " denilmiştir. Mahkememizce verilen bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.------ ilamı; Dava, nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyan ve -------idaresinden tahsili talebiyle açılmış bir rücuen tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama onucunda, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacının, davalı ---- yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; bir kamu hizmeti yapan kurumdan istenilen tazminatın dayanağı, sonuçta hizmet kusuruna dayalı ve idarenin sorumluluğunu gerektiren bir hususu olup olmadığının tayin ve tespitinin idare hukuku ilkelerine göre belirlenmesi gerekir. Davalı ----- genel bütçeye dahil idare olup, görev ve yetkileri 4458 sayılı ------Kanun'unda belirlenmiştir. İdare kanun kapsamında belirlenen hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısının ve diğer ilgili hususları yerine getirmek üzere kurulmuş ve kamu hizmeti niteliğinde olan -------hizmetini ifa etmektedir. Anayasanın 125/son maddesi dikkate alındığında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararı ödemekle yükümlü bulundu, bunun yanında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde de idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanan tazminat davalarının tam yargı davaları olarak idari yargıda görüleceğinin düzenlendiği, kamu hizmetinin neler olduğunun yasalarla belirlendiği ve -------idaresinin kamu hizmeti veren bir kuruluş olduğu, hizmetin özel kesimce yürütülmesinin dahi onun niteliğini etkilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu nedenle anılan davalı yönünden ilk derece mahkemesince dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.Davalı taşıyıcıya yönelik istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; dava dışı sigortalı ile davalı taşıyıcı arasında, sigortalıya ait emtianın ---- taşınması konusunda taşıma sözleşmesi yapılmış ve davalı akdi taşıyıcı olarak emtianın taşınmasını üstenmiştir. Taşıma ilişkisinin niteliği gereği uyuşmazlığı CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir. CMR'nin 17. maddesi gereğince, taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından doğacak hasardan sorumludur. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke hasar bir kusurdan, yahutta taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulmaz. CMR düzenlemesine göre taşımacı kural olarak yükün zayi olması durumunda hasardan sorumludur. Ancak CMR'nin 17/2. maddesinde belirtilen durumların meydana geldiğinin kanıtlanması halinde, taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilir. Somut olayda, taşımacı teslim aldığı emtiayı taşıma belgelerini düzenleyerek -------işlemlerini yapmak üzere ----getirmiş ve burada ---- tarafından işletilen otoparka bırakmıştır. Emtianın bulunduğu dorse 09.05.2017 günü saat 16.27 'de ihracat ------sahasına getirtilmiş ve aracın çekicisi dorseden ayrılmıştır. Dosyadaki beyanlara göre, emtiayı -------sahasında bırakan ifa yardımcısı olan sürücü ring seferi yapmak ve dinlenmek için -------sahasının başka bir tarafına geçmiştir. Saat 21.00 sıralarında --------sahasına giriş yapan ancak, ---------------sahasına otopark hizmeti veren işletme tarafından çekici plakaları alınmaması nedeniyle plakası tespit edilemeyen bir aracın, dorseye yanaştığı ve araçtan inen iki kişi tarafından emtianın bulunduğu dorsenin başka bir çekiciye takılarak --------sahasından çıkarılması suretiyle emtianın zayi olduğu anlaşılmıştır. Olayın gerçekleşmesinden sonra yapılan incelemede, emtiayı çalan kişilerin tespit edilemediği, tırın plakasının bulunmadığı, emtiayı alan kişilerin çıkış kapısında ------ görevlilerinin kulübeye yanaştığı, araç mührünün kontrol edildiği, daha sonra başka bir işlem yapılmadan aracın çıkışına izin verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi tespitine göre hırsızlık olayının, --------sahasına giren araçların dorse plakalarıyla birlikte kayıt edildiği, çekici kaydının yapılmaması nedeniyle meydana geldiği anlaşılmıştır. Hasarın kaçınılmaz bir durum altında meydana gelip gelmeyeceği her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. ------- ilamında belirtildiği üzere, yeterli güvenlik önlemleri bulunmayan bir otoparkta kamyonun yüklü olarak bırakılması nedeniyle hırsızlık olayının gerçekleşmesi halinde taşımacı meydana gelen zarardan sorumludur. Aynı şekilde davacı tarafından istinaf başvurusunda belirtilen, yüksek Daire kararında belirtildiği üzere, taşıyıcının gerekli güvenlik önlemlerini almadan aracı korumasız bırakması halinde meydana gelen zarardan da taşıyıcı sorumludur. Somut olayda ise emtianın bulunduğu araç dorsesi, -------idaresince işletilen ve araç giriş ve çıkışı sıkı takip koşullarına bağlanan ihracat ve --------sahasında park halinde iken çalınmıştır. ---- giren bir araçtaki emtianın ne şekilde -------------sahasından çıkartılacağı özel mevzuatta sıkı şekilde belirlenmiştir. Bu durumda, taşıyıcının, devletin gözetimi altında bulunan -------------sahasında fazladan bir önlem alması beklenemez. Burada, taşıma sektöründe deneyimli ve basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken özen dikkate alınacak ve bu özen gösterilmesine rağmen söz konusu sonuç ortaya çıkacak ise kaçınılmaz bir durumdan bahsedilecektir. Taşıyıcıdan alması beklenen tedbirler uygulanabilir, makul tedbirler olmalıdır. -----------idaresince, --------------işlemlerini yapmak üzere özel olarak belirlenen ve her türlü kamera ve güvenlik önlemi ile korunan araç giriş ve çıkışının mevzuat gereği sıkı denetimlere tabi tutulduğu bir sahada, taşıyıcıdan ikinci sürücü, muavin veya araca alarm takma gibi başka bir güvenlik önlemi alması beklenemez. Zira, bilirkişi raporuyla belirlenen hırsızlık olayının çok kısa bir süre içerisinde gerçekleştiği, taşıyıcı tarafından ikinci sürücü, muavin ve benzeri her türlü güvenlik önlemi alınsa bile, güvenli sahada park eden araç sorumlusunun beşeri ihtiyaçları için kısa bir süre araç başından ayrılması halinde dahi olayın meydana gelmesinin engellenemeyeceği ve taşıyıcı açısından kaçınılmazlık halinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim davacı vekili de bilirkişi raporuna yönelik esaslı bir itirazda bulunmamış, sürücünün ikinci şoför veya muavin bulundurmama ve araca alarma takmamasının kusur olarak değerlendirildiği görülmüştür. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. " şeklindedir.
Karar aleyhine davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş dosya ---- gönderilmiştir.-----Sayılı ilamında; Dava, nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyan ve ---------idaresinden tahsili talebiyle açılmış bir rücuen tazminat davasıdır. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . Dava konusu olay, davacının sigortalısına ait emtianın davalı şirketçe üstlenildiği taşıma sırasında, davalı şirket şoförünün --------------sahasında emtia yüklü dorseyi serbest bırakarak ayrılması sonrasında, dorsenin başka bir çekici tarafından kaçırılması biçiminde gerçekleşmiş olup bu olay neticesinde emtianın zayi olduğu sabittir.
Yerleşik İçtihatlarımızda da belirttiğimiz gibi taşıyıcı basiretli bir tacirin göstermesi gereken özeni yerine getirmediği durumda kusurlu sayılacak, CMR'nin 17 nci maddesine göre de kendi kusursuzluğunu kanıtladığı taktirde taşıma sırasında oluşan zarardaki sorumluluğundan kurtulabilecektir.Somut olayda, davalı taşıyıcının taşımanın başından sonuna kadar dava konusu emtianın güvenliğini sağlamakla mükellef olduğu; dorsenin bırakıldığı yerin güvenlik zaafiyetlerini tahlili, bu tahlil sonucunda nöbetçi yardımcı yahut dorsenin çekiciden ayrılmaması gibi önlemleri alma yükümlülüğü üstlendiği açıktır. Bu durumda davalı taşıyıcının yukarıda belirtilen ilkeler ışığında sorumlu olduğu kabulü ile hüküm kurulması gerekirken CMR 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak sorumsuzluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA," kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmıştır.
Dosya tekrar mahkememize gelmiş taraflara duruşma günü tebliğ edilmek suretiyle 20/03/2024 tarihli duruşmada Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce bozma öncesinde alınan bilirkişi raporunda davalı taşıma şirketinin sorumluluğunun kabul edilmesi ihtimali için hesaplama yapıldığı, raporda "....Taşıyıcının kendisini sorumluluktan kurtarabilecek beyyinelerden istifade edemeyeceği ve nakliye sürecinde vuku bulan zarardan dolayı alıcıya ya da göndericiye yahut da akdi veya kendisine taşıma işini devreden ara taşıyıcıya ya da onlardan birinin sigortacısına karşı sorumlu tutulabileceği durumlarda CMR Konvansiyonunun 23/1. maddesi; taşıyıcıyı yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı “yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine” göre tazminat ödemekle sorumlu tutmuş ve aynı maddenin 3. fıkrasında tazminat miktarının eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini (SDR'yi) aşamayacağı, 23/7. Maddesinde de üst sınırın belirlenmesinde kullanılacak olan SDR kurunun, taraflar aksini sözleşme ile kararlaştırmamış ise Mahkemenin karar verdiği tarihteki SDR kuru olması icap ettiği hükme bağlanmış; somut olayda bu miktara kadar davalı taşıyıcının sorumluluğu doğduğu anlamına gelmemesi kaydıyla, sadece fikir vermesi açısından, 24.480 kiloluk yük için (TCMB - Bülten 2019/78 deki SDR/TL. kuruyla 124.480 kg. x 8,33 SDR x 8,0420 SDR/TL)=1.639.911,77 TL. olarak hesaplanmıştır. TL. bazındaki tazminat taleplerine (CMR md.27'de öngörülen%5 oranındaki maktu döviz faizi yerine) talebin yazılı olarak taşıyıcıya bildirildiği tarihten itibaren 3095 SK. Md.2/2'ye göre avans faizi istenmesi de mümkündür." denilmek suretiyle hesaplamanın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden davacının davalı ------tarihli yazı ile zararın karşılanması için başvuruda bulunduğu, davalıya 15 gün süre verdiği, bu yazının davalıya tebliğine ilişkin bir evrak bulunmadığı ancak davalının 25/07/2017 tarihinde sigortadan karşılanacağına dair davacıya cevap verdiği anlaşılmıştır.
Hükmüne uyulan bozma ilamında davalı idare yönünden mahkememizce verilen karara yönelik tüm temyiz başvuruları reddedilmiş olup bu davalı hakkındaki ilk karar kesinleşmiş olduğundan değerlendirme yalnızca taşıma işini üstlenen diğer davalı yönünden yapılmış, davalı ----- hakkında daha önce mahkememizce verilen karara yönelik istinaf ve temyiz başvuru talepleri reddedilmiş olmakla hakkındaki karar kesinleştiğinden bu davalı hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, karar verilmiştir. Öte yandan davalı ----- meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluğunun kabul edilmesi ve bu doğrultuda hüküm kurulması gerektiği Yargıtay bozma ilamı ile kabul edildiğinden ve mahkememizce de bozma ilamına uyulmuş olmakla davalı vekilinin bu konuda tekrar inceleme yapılması talepleri reddedilmiştir.Meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde ürünün tamamı kaybolmuş olup davalı taşımacının sorumluluğundadır. Davalının sorumluluğunun belirlenmesinde yukarıdaki bilirkişi raporunda yer alan hesaplama biçimi benimsenmiş olup ( Kaybolan emtia ağırlığı x hüküm tarihindeki SDR kuru x 8.33 birim değer) formülü kullanılmıştır. Mahkememiz karar tarihi olan 20/03/2024 günü itibariyle -------- tarafından yayınlanan SDR/TL kuru 42.9198 TL dir. Bu durumda 24.480 Kgx42.9198 x8.33=8.752.136 TL olarak hesaplanmıştır Buna karşılık dava değeri 605.247,00 TL olduğundan taleple bağlı kalınmıştır.Davacının bir diğer talebi ise faize ilişkindir. Davacı ödeme tarihi olarak bildirdiği 16/06/2017 tarihinden itibaren avans faizi talep etmiştir. CMR 27 maddesinde hak sahibinin ödenecek tazminat için faiz isteyebileceği, faizin, ödeme isteğinin yazılı olarak taşımacıya gönderildiği tarihten itibaren başlayacağı, böyle bir bildirim yok ise dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğikararlaştırılmıştır. Davacı bu konudaki talebini davalı taşıma şirketine 05/07/2017 tarihli dilekçe ile bildirmiş ve ödeme için 15 gün süre vermiştir. Evrakın davalıya hangi tarihte ulaştığı belli olmamakla birlikte davalı tarafından 25/07/2017 tarihinde cevap verilmiştir. Davacı alacağını TL olarak talep ettiğinden CMR 27 maddesinde kabul edilen faiz oranı uygulanmayacaktır. Davacının da böyle bir talebi bulunmamaktadır. Ancak CMR 27 maddesi gereği TL cinsinden talep edilen alacağa davacının bildirimi ve davalı tarafça verilen cevap gözetilerek 25/07/2017 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kabulüne 605.247,00 TL'nin 25/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı --------tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE,
605.247,00 TL'nin 25/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ----- tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
Davalı ------- hakkında daha önce mahkememizce verilen karara yönelik istinaf ve temyiz başvuru talepleri reddedilmiş olmakla hakkındaki karar kesinleştiğinden bu davalı hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 41.344,42 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 10.336,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 31.008,31 TL harcın davalı . . . . . . tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 10.336,11 TL harcın davalı . . . . . . tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-
Davacı tarafça yapılan 41,10 TL ilk masraf, 452,83 TL müzekkere ve tebligat gideri, 2.500,00 TL keşif ve bilirkişi ücreti, 180 TL araç gideri olmak üzere toplam 3.173,93 TL yargılama giderinin davalı . . . . tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-
Davalı . . . . . tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı . . . . . . tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre 90.734,58 TL vekalet ücretinin davalı . . . . . . . . . . . tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57