İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/754 E. 2023/976 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/754
2023/976
27 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/754 Esas
KARAR NO: 2023/976 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/11/2021
KARAR TARİHİ: 27/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ----- tarihinden beri, davalı ---- devam eden inşaat halindeki ----nolu daire nitelikli taşınmazın hak sahibi olarak ---- nolu üyesi olduğunu, davalı kooperatif tarafından, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan borçları ödemediği gerekçesiyle müvekkili aleyhine ----- alacak için icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkilinin anılan icra takibine itirazı neticesinde takibin durduğunu ancak davalı tarafın duran takip ile ilgili yaklaşık 10 aydan beri itirazın iptali için dava açmamış olduğunu, davalının müvekkili aleyhine kesinleşmiş bir alacağı olmamasına rağmen kötü niyetli olarak müvekkilini borcunu ödemediğinden bahisle kooperatif üyeliğinden çıkardığını, bu sebeple menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunduğunu, müvekkilinin haksız bir şekilde kooperatif üyeliğinden çıkarılması kararına karşı taraflarınca ---- dosya ile kararın yokluğunun tespiti ya da iptal talepli dava açılmış olup, açılan bu davanın derdest olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin yetkililerine borçlarını ödediğine dair ibraz ettiği makbuz veya makbuz nitelikli belgelerin davalı şirket yetkilileri tarafından dikkate alınmamış olduğunu, müvekkilinin davalıya kesinleşmiş bir borcu olmamasına rağmen üyelikten çıkarılarak hissesine çökülmüş olduğunu, 604.202.TL’ lik icra takibine yapılan itiraz hususunda açacağı itirazın iptali davasında haksız çıkacağını bilen davalının takibin ve borcun kesinleşmesini beklemeden müvekkilini haksız ve hukuksuz olarak üyelikten çıkardığını iddia ederek, haklı davalarının kabulü ile, müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine, müvekkili aleyhine---- başlatılan takibin iptaline, kötü niyetli davalı kooperatif aleyhine en az %20 kötü niyet tazminatı mahkûmiyetine hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, davalı kooperatife olan aidat ve daire bedeli borçlarını ödememesi üzerine, -------- nolu ihtarnamesi ile kooperatife olan borcun ödenmesi için usul ve yasaya uygun birinci ihtar çekilmiş olup, ihtarın davacıya, ---tarihinde tebliğ edilmiş, 10 günlük süre geçmesine rağmen ödeme yapılmamış olduğunu, bu sefer davacıya, davalı kooperatif olan aidat ve daire bedeli borçlarını ödememesi üzerine,
-------- ihtarnamesi ile kooperatife olan borcun
ödenmesi için yasal ve usule uygun olarak 2.ihtarın çekildiğini ve ihtarın davacıya -----tarihinde tebliğ edildiğini, bir ay süre geçmesine rağmen ödeme yapılmamış olduğunu, davacıya, ödenmeyen aidatlar için ---- dosyasında icra takibi başlatılmış olup, davacının ise haksız olarak iş bu icra takibine ihraç kararından sonra itiraz ettiğini iş bu dava ile öğrenmiş bulunduklarını, davacıya, davalı kooperatife olan aidat ve daire bedeli borçlarını ödemesi için iki haklı ihtar çekilmesine rağmen belirlenen süreler içinde ödeme yapılmaması üzerine,------ tarihinde yönetim kurulunun toplanarak, oy çokluğu ile ana sözleşmenin --- istinaden ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediği için kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğini, davacının iddialarının haksız ve hukuksuz olduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h düzenlemesi
ile; hukuk davasını açan davacının, açtığı davada hukuki yararının bulunması dava şartı olarak
belirlemiş olup, bu düzenlemenin getiriliş amacının ise; mahkemeye başvurulmasında hali hazırda korumaya değer bir yararın bulunması gerektiği düşüncesi olduğunu, yapılan bir icra takibine, itiraz üzerine, alacaklı tarafından, itirazın iptali davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar, itirazın iptali davasında
savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda, borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamakta olup, öncelikle hukuki yarar bulunmadan açılan davanın reddini talep ettiklerini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16/son maddesi uyarınca kooperatif üyesi hakkında ihraç kararı kesinleşinceye kadar üyenin hak ve borçları devam ettiğinden dolayı borçlu hakkında ihraç kararından önce icra takibi yapmaları doğal olup, davacının iddialarının asılsız olduğunu,
davacı her ne kadar 3.(üçüncü ) yani ihraç ihtarnamesinin, davacının ----- dosyasında başlattığı icra takibinden sonra yapıldığı, borca itiraz edildiği, 10 ay geçmesine rağmen itirazın iptali davası açılmadığından, borcun olmadığı ve ihracın da yasal olmadığı yönünde beyanda bulunmuşsa da Kooperatifler Kanunu 16 maddesine göre ihraç kararı kesinleşene kadar kooperatif üyesinin, kooperatiften
kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmekle mükellef olduğunu, davacıya, davalı kooperatife üye olmasından kaynaklı mali yükümlülükleri yerine getirmesi için iki haklı ihtarname usulüne göre gönderilmiş, borç ödenmemesi üzerine,-----sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davacı hakkında mali yükümlülükleri yerine getirmediğinden dolayı usulüne uygun gönderilen iki ihtarname üzerine --- tarihinde yönetim kurulu ihraç kararı ---- tarihinde de iş bu yönetim kurulu ihraç kararının noter vasıtasıyla gönderilmiş olduğunu, davacının ----- tarihinde icra takibinde belirtilen borca ve ferilerine itiraz
etmiş olup, icra dosyasından da anlaşıldığı gibi ihraç kararının icra takibine yapılan itirazdan
önce olduğunu, davacının iddia ettiği gibi borca itirazdan sonra yapılan bir ihraç durumunun söz konusu olmadığını, kaldı ki davacının kooperatif üyeliği ihraç kararının kendisine tebliğinden itibaren
üç ay içerisinde dava açmadığından dolayı kendisi için iş bu ihraç kararı kesinleşmiş olup,
üyeliğinin devam ettiğine ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/son maddesi uyarınca ihraç kararı kesinleşinceye
kadar üyenin hak ve borçları devam etmekte olup, davacının, bu dava devam ederken aidat
borçlarını ödemeye devam etmesinin gerekmekte olduğunu, davacı her ne kadar----dosyasında üyelikten ihracı üzerine yokluğun tespiti veya iptal istemli dava açmış olduğunu belirtmiş ise de iş bu davanın haksız ve hukuksuz olarak açılmış olduğunu, davacının 13.06.2021 tarihine kadar dava açması gerektiği halde davasını 25.10.2021 tarihinde açmış olduğu görüldüğünden, davanın, hak düşürücü süre sebebiyle haksız ve hukuksuz olarak açmış olduğu davasının ret edileceğini, Kooperatif üyesi, çıkarma kararına, tebliğinden itibaren üç ay içinde genel kurula itiraz etmezse veya iptal davası
açmazsa, çıkarma işleminin kendisi içinkesinleşeceğini, davacıya gönderilen ihtarnameler ve icra takibi ödeme emrinden de anlaşıldığı gibi davacının belirtilen yıllara ilişkin olarak aidat borcu ve daire bedeli borcu bulunduğunu, muhasebekayıtlarından genel kurul kararları uyarınca davacının cüzi bir daire bedeli ödediği, aidatların büyük bir kısmını ( icra takibinde ve ihtarnamelerde belirtilen ) ödemediği, diğer üyelerin tüm daire
bedellerini ve aidat bedellerini ödediğinin görülmekte olup, İş bu durumun kooperatiflerde eşitlik
ilkesine aykırı olduğunu, ---- tarihinde üye olan davacı cüzi daire bedeli ödemesi ve o tarihten--- tarihine kadar aidat ödememesine rağmen, kendisi hakkında birlikte hareket ettikleri yönetim tarafından hiçbir işlem yapılmamış olup, ---yılında yapılan yönetim değişikliğinden sonra daha önceki yönetimlerin özellikle kendileri ile birlikte hareket eden üyelerden aidat almadıklarının tespit edilmiş olduğunu, yeni yönetim tarafından kime yakın olduğu gözetilmeden aidat ödemeyen tüm üyeler hakkında icra takibi
yapılmış olup, şu an yüzden fazla dosya üzerinden icra takibi yapılarak ödenmeyen aidatların
istenmekte olduğunu, önceki yönetimlerin takmış oldukları borçlar ile özellikle kendilerine yakın oldukları kişilerden aidatlar alınmaması üzerine davalı
kooperatifin mali krize girmiş olduğunu, aidatlarda kooperatifin tek gelir kalemlerinden olup, davacının da aidat ve daire bedeli borcu bulunduğundan dolayı hakkında icra takibi yapılmış olduğunu, Genel kurul kararları ve tüm muhasebe kayıtları incelendiğinde iş bu hususun anlaşılacağını, davacı tarafından, kooperatife aidat ve daire bedeli ödediğine dair makbuz ve belge sunulmamış olup, eğer makbuzlar sunulmuş olsaydı, önceki yönetimlerin yapmış
oldukları hatalardan dolayı, üyelerin hak kayıplarına uğramamaları için sunulan evrakları titizlikle incelemekte olduklarını---- genel kurul kararları doğrultusunda aylık %10 faiz talep edilmiş olduğundan dolayı icra takibinde asıl alacak kalemlerine aylık %10 aylık faiz uygulandığını ve davacının borcunun 604.200 TL olarak hesaplanmış olduğunu, davacının da 604.200 TL borcu olmadığı noktasında menfi tespit davası açmış olup, 2021
yılı genel kurulunda, üyelerin daha fazla mağdur olmaması için yönetim tarafından ödemelere
uygulanacak aylık faizin %2 oranında olması teklifinin genel kurul tarafından kabul edilerek, üyelerin aidat ve diğer borçları için uygulanacak faiz oranının geçmişe şamil olmak üzere aylık %2 olarak uygulanmasına karar verilmiş olduğunu, davacının genel kurul kararı doğrultusunda yapılan değişiklikle borcu 131.870.-TL olup, genel kurul kararının
itirazdan sonra, dava açılmadan önce alınmış karar olduğunu,belirterek Davanın ve kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 27/09/2023 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ettiklerini bildirmiş ve bu dilekçede cevap dilekçelerinin ıslah kısmını aynen------- Mahkemeye sunduğumuz cevap dilekçemizde he ne kadar-------- dosyasında başlattığımız icra takibinde, ödeme emrinde ve ek dayanak belgesinde alacak kalemleri olarak; daire bedeli, aidat alacağı olmasına rağmen, sehven tüm alacaklarımızı aidat bedeli olarak değerlendirmede hataya düşülerek, ana alacak üzerinden aylık %2 gecikme faiz uygulayarak, davacı borçludan olan alacağımızı 131.870TL (2021 genel kurulu kararında aidat alacaklarına aylık %2 gecikme faizi uygulanması karar verilmiş olup ) olarak borcun tespiti noktasında hataya düşülmüştür. Oysa ki 2021 yılı genel kurul kararı incelendiğinde geriye şamil olmak üzere tüm aidat alacaklarına gecikme halinde aylık %2 oranında faiz uygulanması karar alınmıştır. Daire bedeli bu genel kurul kararı dahilinde bulunmamaktadır. Davacının genel kurul kararı doğrultusunda yapılan değişiklikle borcu ----- dir. Şu an davacının kooperatifimize olan borcu 2021 genel kurul kararı uyarınca 131.870TL dir.yönünde cevap dilekçemizi ıslah ederek,Cevap dilekçemizin iş bu kısmının ıslahı ile beyanımızın şu şekilde ıslah dilekçemizle düzeltilmesini talep ederiz.--------- dosyasında başlattığımız icra takibinde, ödeme emrinde belirttiğimiz 41.700TL daire bedeli, iş bu daire bedeli ana alacağa 18.04.2012 tarihinden beri işlemiş aylık %10 faiz 572.649 TL olup , icra ödeme emrinde belirtilen ------- yıllarına ait aidat bedeli toplamda 6.075TL, iş bu aidat bedellerine ------ kurulunca (icra takibinden sonra alınan genel kurul kararı gereğince ) alınan karar doğrultusunda aidat bedellerine işlemiş aylık %2 oranında faiz 10.469TL olup, davacıdan toplam alacağımızın 630.893TL olarak davamızı ıslahına karar verilmesini talep ederiz.Yukarıda belirttiğimiz şekilde cevap dilekçemiz Islah edilmesi hasıl olmuş kabul edilmesini talep ederiz.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle ------ tarihli cevap dilekçemize ile ilişkin ıslah talebimizin kabul edilerek Davacının davasının REDDİNE, ----- sayılı dosyasında başlattığımız icra takibinde, ödeme emrinde belirttiğimiz 41.700TL daire bedeli, iş bu daire bedeli olan ana alacağa 18.04.2012 tarihinden beri işlemiş aylık %10 faiz 572.649 TL , icra ödeme emrinde belirtilen -------- iş bu aidat bedellerine 2021 tarihli genel kurulunca alınan karar doğrultusunda,(icra takibinden sonra alınan genel kurul kararı gereğince ) aidat bedellerine işlemiş aylık %2 oranında faiz 10.469TL olup toplam alacak 630.893TL dir. Davamızın 630.893TL olarak ıslah etmekteyiz. Islah talebimizin kabul edilmesini, Davamızın 630.893TL olarak menfi tespitine karar verilmesini ,Davacı aleyhine, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yükletilmesine karar verilmesine," şeklinde açıklamıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle menfi tespit davasıdır.Davacı, davalı kooperatifin ----- tarihinden bu yana üyesi olduğunu, davalı tarafından kooperatif üyeliğinden kaynaklanan borçların ödenmediği gerekçesiyle hakkında ------ sayılı dosya ile icra takibine girişildiğini, takibe süresinde itiraz ettiğini, buna rağmen davalının duran takiple ilgili olarak itirazın iptali davası açmadığını, davalı yanın kesinleşmiş bir borcu bulunmamasına rağmen kötü niyetle kendisini kooperatif üyeliğinden çıkardığını, bu nedenle menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu, icra takibinin kendisine karşı tehdit olarak kullanıldığını, kooperatif ihraç kararının iptali için --------- sayılı dosyada da ihraç kararının yokluğunun tespiti ve iptali istemli olarak dava açtığını, bu davanın sürdüğünü belirterek davanın kabulüyle hakkında yürütülen takibin iptaline, davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli olan davalının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davacının kooperatife olan aidat ve daire bedeli borçlarını ödememesi nedeniyle davacıya gönderilen ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, bu nedenle hakkında icra takibine girişildiğini, açılan bu dava ile de takibe itiraz ettiğini öğrendiklerini, davacının icra takibine ihraç kararından sonra itiraz ettiğini, ileri sürülen iddiaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takip alacaklısının itirazın iptali davası açması durumunda menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddiaların itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürülebileceği gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, Kooperatifler Kanunu 16.maddesine göre üye hakkındaki ihraç kararı kesinleşene kadar üyenin kooperatiften kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu, kooperatif yönetim kurulunun iki haklı ihtar sonrasında ---- tarihinde ihraç kararı alıp ---- tarihinde noter vasıtasıyla gönderdiğini, davacının ise takibe ----- tarihinde itiraz ettiğini, bu durumda ihraç kararının takibe itirazdan önce olduğunu, aksi iddiaları kabul etmediklerini, davacının açtığı ihraç kararının iptali davasının da süresinde olmadığını, davacının aidatları ve daire bedelini ödediğine ilişkin makbuz ya da belge sunmadığını, takipte talep edilen faiz oranının yerinde olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 16/02/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanıbulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenip tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.-------sayılı dosyasında davalı tarafça davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin konusunun 41.700 TL daire bedeli, daire bedeli olan ana alacağına işlemiş faiz ve yanı sıra --------- yıllarına ait aidat bedeli toplamı ile iş bu aidat bedellerine genel kurulca alınan karar doğrultusunda,(icra takibinden sonra alınan genel kurul kararı gereğince ) aidat bedellerine işlemiş aylık faiz talebi olduğu, ödeme emrinin tebliği ile davacının takibe itiraz ettiği ,takibin durduğu , davacının davalı tarafça itirazın iptali davası açması beklenmeden de mahkememizdeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Davalı yan davacının takibe itiraz ederek takibin durmasını sağladığını bu yüzden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu konuda -------Mahkemece, davacının hakkında açılan icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulduğu, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı tarafından davacı aleyhine 12/09/2014 tarihinde başlatılan ilamsız takibin, davacının süresi içinde ödeme emrine itirazı üzerine 26/09/2014 tarihi itibariyle durduğu, davacının, henüz davalı alacaklı tarafından “itirazın iptali” davası açılmasını beklemeden menfi tespit istemiyle 23/10/2014 tarihi itibariyle eldeki bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Yapılan bir icra takibine itiraz üzerine, alacaklı tarafından “itirazın iptali” davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar,itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmamış olduğu durumda ise böyle bir imkan söz konusu olmadığından, borçlunun, itirazın iptali davasının açılmasını beklemeden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Nitekim söz konusu bu halde, yapılan itiraz üzerine takip durmuşsa da, “ takibe itiraz” sadece takip hukuku ile ilgili bir sonuç olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurmaz. Bu itibarla borçlu, “itirazın iptali” davası için alacaklıya tanınan bir yıl gibi uzun bir süreyi beklemeden maddi hukuk anlamında, borcun bir an önce ve kesin olarak ortadan kaldırılmasını istemek hakkına sahip olup, böyle bir durumda dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını kabul etmek mümkün değildir. Kaldı ki, yapılmış bir icra takibi olmadan da borç tehdidi altına olan kişinin menfi tespit davası açabileceği, İcra İflas Kanununun 72/2.maddesinde açıkça düzenlenmiştir. O halde dava konusu olayda, hakkında başlatılan takibe itiraz eden borçlu davacının, kendisine karşı bir itirazın iptali davası açılmasını beklemeden iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken,aksine düşüncelerle hukuki yarara ilişkin “dava şartı” yokluğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir." yönünde olup takip borçlusunun itirazı üzerine duran takip nedeniyle takip alacaklısı tarafından henüz itirazın iptali davası açılmamış iken borçlu tarafından menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın varlığı kabul edilmiştir.Mahkememizce de takip borçlusu olarak davacının henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadan önce maddi hukuk açısından borçlu olmadığının belirlenmesi ve kesin hükme bağlanmasını sağlamak amacıyla menfi tespit davası açmakta hukuki yararının var olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Davalı kooperatifin 2009 yılından başlamak üzere 2021 yılı dahil tüm ticari defter ve dayanak kayıtları, davalı kooperatifin aynı yıllara ilişkin tüm genel kurul tutanakları, hazirun cetvelleri ve kooperatif ana sözleşme hükümleri bir arada incelenerek davalının davacıdan takibe konu ettiği bir tutarda alacağı olup olmadığının belirlenmesi yönünden bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmıştır.
Bilirkişi heyetince düzenlenen ------ tarihli son ek raporda taraf vekillerinin itirazları da değerlendirilerek hesaplama yapılmış ve bilirkişiler davalı vekilinin; ----arafından basit bir kağıda ------- tutarlı makbuzun geçerli bir makbuz olmayıp, her zaman düzenlenmesi mümkün olan belgeler olduğu, ödemeyi kabul etmedikleri, 09.12.2012 tutanakla nakit tahsil edilen 4.000,00 TL'lik makbuzun geçerli bir makbuz olmayıp, her zaman düzenlenmesi mümkün olan belgeler olduğu, bu ödemeyi de kabul etmedikleri şeklindeki itirazların yerinde olmadığını, bu ödemelerin davalı Kooperatif ticari defterlerinde de kayıtlı bulunduğunu, davacı adına gerek daire bedeli ve gerekse genel kurul kararlarıyla belirlenen aidat bedellerinin belli olup, davacı tarafından ödendiği belgelendirilen ve beyan edilen ödemelerin tamamının kooperatif ticari defterlerinde kayıtlı bulunduklarının tespit edildiğini, davalı vekilince, ----- tarihinde dosyaya sunulan ----- Tarihli Muavin Ekstre ve altında yer verilen ----- tarihi itibarıyla yapılan ödemeler toplamının ------- olarak belirlendiğini, ---- tarihi itibarıyla, tahakkuk eden ------ daire bedeli ve aylık aidat tutarları değerlendirildiğinde; Daire bedeli --------borç bakiyesinin kaldığını, davalı ---- tarihinde sunulan ekstre altında, nasıl hesaplandığı belirtilmeyen; daire maliyetinden kalan ------- anapara borç bakiyesinin varlığına işaret edildiğini, gerek ----belirlenmiş daire bedeli gerekse ----- tahakkuk eden aidat miktarları gerekse ----- Tarihi itibarıyla gerçekleşmiş ---- davalı ödemesi nin tereddütsüz olup, ekstre altında ------kendileri hesaplanan ----- fark tutarının nereden kaynaklandığının izaha muhtaç olduğunu, her halükarda takip tarihi öncesi, davacı adına tahakkuk eden bedellerden davacı tarafından belgelendirilmiş ve davalı Kooperatif ticari defterlerinde kayıtlı olan takip öncesi ödemeler birbirlerinden mahsup edildiğinde,* Davacı adına tahakkuk eden Daire Bedeli 55.000 TL -------- Davacı adına Tahakkuk eden Aidatlar Toplamı; 6.750 TL olmak üzere 61.750.-TL toplam borçtan 29.650.-TL toplam ödenen tutar düşüldüğünde 32.200.TL “daire bedeli ve aidat toplamı anapara borç bakiyesi” kaldığını,davalı -----gündem maddesinin; “Kooperatif Ortaklarının geriye dönük tüm borçları hakkında, bu Genel Kurulu müteakip Yönetim Kuruluna, Üyelere yapılan haciz, icra takibi, ödeme oranlarının belirlenmesi konusunda ve Fasıllar arası aktarım yapma yetkisi Yönetim Kuruluna Oybirliği ile verildi, Geriye dönük ortak ödemelerinin %2 Faiz uygulanması ve Ortaklar ile Uzlaşma sağlanması konusunda Yönetim Kurulu” na Oybirliğiyle Yetki verildi.” Şeklinde düzenlenmiş olduğunu, %2 Gecikme Faizi uygulamasının Geriye Dönük ve Tüm Borçlara uygulanacağının tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıklıkla vurgulanmış olduğunu, 08.06.2023 tarihli ek(2) nolu raporda takip öncesi işlemiş faiz hesabının yapıldığını ve 85.477,00 TL olduğunu, sonuç olarak, davacının takip tarihi itibarıyla 32.100,00 TL asıl ve 85.477,00 TL işlemiş faiz borcu bulunduğunu , davacının 32.100,00 TL asıl ve 85.477,00 TL işlemiş faiz yönünden menfi tespit talebinin yerinde bulunmadığını belirtmişlerdir.
Mahkememizce yapılan yargılama toplanan deliller ve alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile davacıya davalı kooperatif ortağı olarak 55.000,00 Tl bedel ile daire tahsis edildiği,bu hususun 13/09/2023 tarihli duruşmada kooperatif başkanı tarafından doğrulandığı, yine kooperatif karar defterinde de daire bedelinin 55.000,00 TL olarak kayıtlı olduğu anlaşılmış ,bu durumda davalı vekilinin daire bedelinin sunduğu 18/04/2012 tarihli cari hesap ekstresi başlıklı belgede belirtildiği üzere 65.000,00 TL olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Esasen yargılama devam ederken davalı vekilince sunulan 18/04/2012 tarihli belgeye davacı vekilince itiraz edilmiş ve davalının daha önce hiç bahsetmediği, cevap dilekçelerinde de bahsedilmeyen nereden ve ne zaman temin edildiği belli olmayan 18/04/2012 tarihli belgenin davanın açılmasından 2 yıl sonra 8.celseden sonra dosyaya sunulmasını iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kabul etmediklerini, anılan belgenin huzurdaki davaya esas alınmasına muvafakatleri olmadığını ifade etmiş ayrıca imzanın da davacıya ait olmadığını beyan etmiştir. Dosyaya sonradan sunulmasına muvafakat edilmemesi karşısında savunmasının genişletilmesi yasağı uyarınca 18/04/2012 tarihli belgeye itibar edilmemiş olup bir an için aksi düşünüldüğünde de içeriğinin çelişkili olduğu, daire bedelinin hatalı yazıldığı ve bu tarihten sonra başkaca belgelerinde düzenlendiği anlaşılmakla bu belge mahkememizce davaya esas alınmamıştır.Davacı tarafça sunulan ödeme belgeleri ve kooperatif ticari defter ve kayıtları ile davacının takip tarihi itibariyle davalıya daire bedeli ve aidatlar karşılığı toplam asıl borcunun 32.100,00 TL olduğu bilirkişi tarafından hesaplanmış, bunun yanı sıra genel kurul kararları dikkate alınarak faiz hesabı da yapılmıştır. Davalı vekili sunduğu ilk cevap dilekçesinde aynen ---------- sayılı dosyasında genel kurul kararları doğrultusunda aylık %10 faiz talep edilmiş olduğundan dolayı icra takibinde asıl alacak kalemlerine aylık %10 aylık faiz uyguladık. Asıl alacaklara uygulanan aylık %10 faiz uygulanması halinde davacının borcu 604.200 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı da 604.200 TL borcu olmadığı noktasında menfi tespit davası açmıştır. Ancak 2021 yılı genel kurulunda, üyelerin daha fazla mağdur olmaması için yönetim tarafından ödemelere uygulanacak aylık faizin %2 oranında olması teklifi, genel kurul tarafından kabul edilerek, üyelerin aidat ve diğer borçları için uygulanacak faiz oranı geçmişe şamil olmak üzere aylık %2 üzerinde faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davacının genel kurul kararı doğrultusunda yapılan değişiklikle borcu 131.870 TL dir. Şu an davacının kooperatifimize olan borcu 2021 genel kurul kararı uyarınca 131.870TL dir. İş bu genel kurulu kararı itirazdan sonra, dava açılmadan önce alınmış karardır. " şeklinde beyanda bulunmuş, rapora itirazlarında ise 2020 genel kurulunda her ne kadar geçmiş yıl borçlarına aylık %2 faiz uygulanması yönünde karar alınmışsa da, iş bu kararın aidat alacağını ve belli sürede yapılacak ödemeyi kapsadığını, aylık % 2 faiz hesaplamasının daire bedeli için uygulanamayacağını,daire bedeli için ana sözleşmede ve genel kurullarda aylık %10 faiz belirlenmiş olup, daire bedeli için aylık %10 faiz uygulanması gerektiğini bilirkişiler tarafından ,en son genel kurulun baz alınarak hesap yapıldığını genel kurul kararları baz alınarak daire bedeli için hesap yapılması gerekiyorsa ------- yılları arasında ki genel kurul kararları doğrultusunda belirlenen faiz oranında hesap yapılması gerektiğini beyan etmiştir. Cevap dilekçesindeki davacının borcu olarak bildirilen 131.870 TL'nin nasıl hesaplandığı davalı vekiline sorulduğunda ise davalı vekili cevap dilekçesini ıslah etmiş ve ilk sunduğu dilekçedeki bu beyanları değiştirmiştir. Davalı kooperatifin 10/10/2021 tarihli genel kurul toplantısında 11 nolu gündem maddesi ile ; “Kooperatif Ortaklarının geriye dönük tüm borçları hakkında, bu Genel Kurulu müteakip Yönetim Kuruluna üyelere yapılan haciz, icra takibi, ödeme oranlarının belirlenmesi konusunda ve Fasıllar arası aktarım yapma yetkisi Yönetim Kuruluna Oybirliği ile verildi, Geriye dönük ortak ödemelerinin gecikme bedellerinin %2 Faiz oranı ile uygulanması ve ortaklar ile uzlaşma sağlanması konusunda Yönetim Kurulu” na Oybirliğiyle Yetki verildi.” şeklinde alınan karar karşısında bilirkişi heyetinin bildirdiği görüş mahkememizce de yerinde bulunmuş ve ortakların geçmiş tüm borçları yönünden uygulanacak faiz oranının %2 olarak kabulü gerektiği, daire bedeli yahut aidat borcu diye bir ayrım yapılmadığı sonucuna varılmış, bilirkişi heyetinin sunulan belgelerle ve genel kurul kararlarıyla uyumlu olarak yaptığı hesaplamaya itibar edilmiştir. Davacı, hakkında başlatılan takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talebiyle dava açmış olup bilirkişilerce davacının takip tarihi itibariyle borçlu olduğu miktar belirlenerek davacının 32.100,00 TL asıl ve 85.477,00 TL işlemiş faiz borcu bulunduğu , davacının 32.100,00 TL asıl ve 85.477,00 TL işlemiş faiz yönünden menfi tespit talebinin yerinde bulunmadığı belirtilmiş olduğundan takipte talep edilen tutarlardan davacının borcu olarak belirlenen bu tutarlar düşülmek suretiyle ---------- yönünden davanın kabülü gerektiği davacının bu tutar karar davalı tarafa borcunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı açtığı davada aynı zamanda İİK 72 /5 maddesi gereği tazminat talebinde bulunmuştur. Madde hükmünde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığı anlaşılırsa talep üzerine haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 20 'sinden aşağı olmamak üzere tazminat verileceği kabul edilmiş olduğundan davalının kabul edilen dava tutarı yönünden takip yapmakta haksız olduğu kendi defter kayıtları itibariyle davacının borcunu bilebilecek durumda olduğu halde fazlası için takip yaptığı bu yüzden davacı lehine tazminat hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
Davacının-------- takip dosyasında davalıya takipte talep edilen 15.675,00 TL asıl alacak ve 470.950,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 486.625,50 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
%20 oranında 97.325,10 TL tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-
Karar harcı 33.241,38TL'nin davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan 61.60 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 49,00 Tl 'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafın adli yardım talebi kabul edildiğinden suç üstü ödeneğinden karşılanan toplam 4.410,00TL yargılama giderinden davadaki kabul ve red oranları göz önünde bulundurularak (%80. %20) 3.528,00TL'nin davalıdan ve 882,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine adına irad kaydına,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 74.127,57 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 18.812,24 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davalı taraflarca yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
-
. Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35