İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1000 E. 2024/452 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1000
2024/452
15 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1000
KARAR NO: 2024/452
DAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat)
DAVA TARİHİ:12/12/2022
KARAR TARİHİ:15/05/2024
Mahkememizde görülen Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacılardan ------ sahibi ve yetkilisi olduğunu, söz konusu şirketin davalı banka nezdinde, ------- hesabının olduğunu, müvekkilinin uzun süredir bu banka ile TL, dolar ve Euro hesapları ile birlikte çalışmakta olduğunu, ----Çarşamba günü ---- numaralı telefondan, müvekkilinin kullandığı ----- numaralı telefonu arayan ve davalı bankanın güvenlik biriminden aradığını söyleyen bir şahsın “müvekkilinin ----numaralı şirket hesabından mobil bankacılık üzerinden----başka bir telefon ile -------emri verip vermediğini” sorması ve müvekkilinin “böyle bir işlem yapmadığını ve --------- birisini tanımadığını” söylemesi üzerine, şahsın“o zaman telefon eşleşmenizi iptal etmek için bildirim yolluyorum, onaylayın” demesi üzerine bu kez bankanın ------ gönderilen mesajı onayladığında, tekrar davalı bankanın aplikasyonu üzerinden saat 10:52:17’de telefonuna gelen mesaj ile bu kez hangi bankaya ait olduğunu bilmediği -------------numaralı hesaba 42.500 TL tutarında EFT yoluyla şirket hesabından para aktarıldığını öğrendiğini, durumun farkına varan müvekkilinin, halen kendisini arayan ve telefonda meşgul etmek isteyen kişinin çağrını 27 saniye içerisinde sonlandırıp, hemen saat -----------numaralı telefon üzerinden davalı bankanın müşteri hizmetlerini arayarak dolandırıldığını, şu an hesaplarından para aktarımı yapıldığını, hemen hesaplarının bloke edilmesini ve gönderilen paranın da geri alınmasını, işlemin durdurulmasını talep ettiğini, ancak müşteri hizmetlerindeki kişinin ihmali ve kusuru ile, aralarında 23,5 dakikalık telefon görüşmesi yapıldığını, bu taleplerinin yerine getirilmediğini ve o gün müvekkilinin şirket hesabından söz konusu para çıkışı gerçekleştiği gibi bugüne kadar talep etmelerine rağmen bu paranın hiçbir suretle kendisine geri de ödenmediğini, müvekkili ------, bunun üzerine hemen o gün en yakındaki polis merkezine giderek şikayetçi olmak istediğinde, polis memurlarının “evrak akışındaki gecikmeler nedeniyle mağdur olabileceğini, adliyeye gidip bizzat şikayetçi olması halinde işlemlerinin daha hızlı ilerleyeceğini” belirtmeleri üzerine, hemen------ soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğu ve halen derdest olduğunu, daha sonra yapılan işlemleri incelediklerinde, dolandırıcı / dolandırıcıların müvekkilinin davalı bankanın müşteri hizmetleri numarası olan ---- çok benzeyen operatör -----------telefonla aradıklarını, ancak müvekkili aramadan önce, 22.06.2022 günü saat 10:49:23’de internet bankacılığı üzerinden davacı şirketin ---- o günkü parite olan --------çevirdikleri, hemen sonrasında -------- günü saat 10:49:45’de yine internet bankacılığı üzerinden 1.939,82 Doları bu kez o günkü kur olan ------- çevirerek şirketin TL hesabına aktardıkları, Şirketin TL hesabında daha önceden bulunan 9.564 TL ile birlikte, toplam ---- bu kez ------------------ yoluyla bu parayı aktardıklarının görüldüğünü, o an ilk kez müvekkilin telefonuna EFT işlemine ilişkin saat 10.52:17’de mesaj geldiğini, daha önceki işlemlere ve yine internet bankacılığı üzerinden müvekkilinin hesabına girilip, işlem yapıldığına dair müvekkilinin cep telefonuna hiç bir suretle mesaj gelmediğini, müvekkilinin hemen sonrasında -------------------numaralı müşteri hizmetlerini aramasına rağmen, bu işleme engel olamadığını, sonraki süreçte müvekkilin maddi zararının karşılanması amacıyla -------------- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı bankaya ihtarname çekildiğini, -------------- tarihinde bu ihtarnamenin bankaya tebliğ edilmesine rağmen taraflarına herhangi bir dönüşün yapılmadığını ve cevap da verilmediğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin davalı -------- nezdindeki şirket hesabı üzerinden gerçekleştirilen bankacılık işlemleri ile müşteri bilgilerinin kötüye kullanılması suretiyle bankacılık sektöründe yaşanmış olan dolandırıcılık vakıası sonucunda, müvekkilinin yaşadığı bu olayla ilgili olarak, 22.06.2022 günü saat 10.51'de müvekkilinin sahibi ve yetkilisi olduğu ----- Şubesi'nde bulunan -----numaralı hesabından, bilgi ve rızası dışında ------------------- yoluyla aktarılan mevduattan
bahisle; 1850 Euro'nun işlem tarihi olan 22.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek dövizden dönüşüm faizi ile diğer hesaptaki TL miktarı olan 9.564 TL'nin ise işlem tarihi olan 22.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile hesaplanarak, 285,66 TL noter ihtarname ücreti masrafı ile birlikte müvekkiline iadesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; huzurdaki davada
çözümlenmesi gereken üç ana ihtilaf konusunun, “davacının, kişisel bilgilerinin sosyal mühendislik yolu ile ele geçirilip geçirilmediği, davacının dava dilekçesindeki iddiaları doğrultusunda müvekkili banka tarafından aranıp aranmadığı, davacının üçüncü kişiler tarafından müvekkili bankanın adı kullanılarak aranıp aranmadığı, kamuda ve müvekkili banka tarafından yapılan tüm uyarılara rağmen, dolandırıcı olduğu açık olan bu şahıslarla kişisel bilgilerini paylaşıp paylaşmadığı, bu kişilerin yönlendirmelerine göre hareket edilip edilmediği, dava konusu işlemlerin bizzat davacı tarafından, müvekkili bankanın, tüm güvenlik önlemlerine uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği” olduğunu, davacıların müvekkili bankanın müşterisi olduğunu, internet şubesi ürün tanıtımları formunda da yer aldığı üzere firmanın internet bankacılığını kullanmaya tek yetkili kişinin davacı --------------- olduğunu, davacının onayı ve bilgisi olmaksızın davacının hesaplarına erişimin mümkün olmadığını, davacının, gerek dava dilekçesinde, gerek dava ikame edilmeden önce müvekkili bankaya yaptığı bildirimde, gerekse ---- yapmış olduğu görüşmelerde, ------ numaralı ve müvekkili bankaya ait olmadığı aşikar olan numaradaki üçüncü şahsın yönlendirmelerini harfiyen uygulayarak açıkça telefonuna gönderilen onay bildirimini onayladığını ikrar ettiğini, esasen bu ikrar ile, dava konusu uyuşmazlıkta araştırılacak başka bir hususun kalmadığını, davacının telefondaki yönlendirmeler ile gerçekleştirdiği onay işlemi sonrasında yapılan------------- işleminden hukuken müvekkili bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı ile-------------------arasında yapılan telefon görüşmelerinde, davacının, "işleme bana onay verdirdiler, onlar benim hesabıma erişemediler bence, ben onay vermeseydim işlemi yapamayacaklardı" şeklinde beyanlarda bulunarak, yapılan-------------- dava konusu hususlara kendisi tarafından onay verilmesiyle sebebiyet verdiğini ikrar ettiğini, dava konusu uyuşmazlıktaki tüm işlemleri davacının bizzat kendisi gerçekleştirdiğinden müvekkili bankaya kusur izafesinin hukuken mümkün olmadığını, Şirket kullanıcısı davacı -------- tarihinde saat 10:48’de mobil bildirim ile ------------ giriş sağladığı, ardından 10:48’de switch işlemi ile şirket internet bankacılığına giriş yaptığının görülmekte olduğunu, mobil bildirimin onaylandığı cihazın --------------------- bu yana kullanılmakta olduğu bir cihaz olduğunu, davacının müvekkili banka sisteminde kayıtlı telefonunun ----------- olduğunu, bu numaranın müvekkili banka sistemine kaydedilmiş, kayıtlı ve teyit edilmiş numarası olarak davacı tarafça kullanıldığını, davacı tarafın, olay günü müvekkili banka tarafından aradıklarını söyleyen kişi tarafından "şirket hesabından mobil bankacılık üzerinden --------- bir telefon ile --------------- sorması üzerine, müvekkilinin “böyle bir işlem yapmadığını ve ------ birisini tanımadığını” söylemesi üzerine, şüpheli şahsın “o zaman telefon eşleşmenizi iptal etmek için bildirim yolluyorum, onaylayın” demesi üzerine telefonuna gönderilen bildirimi onayladığını beyan ettiğini, bu hususta bir ihtilaf dahi bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın, telefondaki kişilerin yönlendirmelerine uyarak bizzat kendisi cep telefonuna gönderilen onay ile internet bankacılığına giriş yapıldığını ve devamında hesabından para transferi yapılmasına da ek sms onayı ile onay verdiğini, davacının kendi beyanlarının dahi kendi ağır kusuruna işaret etmekte olduğunu, müvekkili bankanın herhangi bir gerçek banka çalışanının, davacıyı arayarak, hesabındaki paraları kim olduğu dahi belli olmayan farklı gerçek bir kişinin şahsi hesaplarına göndermesi için telkin etmesinin mümkün olmadığını, işlemin gerçekleştirilebilmesi son derece katı güvenlik önlemleri ile sağlanmakta olduğunu, böylece banka müşterilerinin herhangi bir zarara uğramasının önüne geçilmeye çalışılmakta olduğunu, cep telefonu ile internet bankacılığına giriş yapılabilmesi için ilk olarak banka sisteminde bizzat müşteri tarafından kayıt ettirilen cep telefonunun giriş yapmak isteyen kişinin elinde olmasının gerekmekte olduğunu, zira akıllı cep telefonları ile internet bankacılığına giriş yapılabilmesi için öncelikle cihazın eşleştirilmesinin gerekmekte olduğunu, nitekim somut olayda da davacının cihazının mobil uygulama ile eşleştirildiğini, olay tarihinde başka bir cihaz eşleştirmesinin olmadığını, bu eşleştirme işlemi yapılmaksızın, cep telefonundan sisteme giriş yapılamamakta olduğunu, ayrıca bir kullanıcı adına bir cep telefonu cihazı ile eşleştirme yapıldıktan sonra yeni bir cihazdan eşleştirme yapılmaksızın sisteme giriş sağlanamamakta olduğunu, müvekkili bankanın, müşterilerini koruyabilmek amacıyla her türlü güvenlik tedbirini almış durumda olduğunu, müşteriye ait cep telefonu, müşteri tarafından belirlenen ve sadece müşteri tarafından bilinebilecek şifre bilgilerinin tamamı olmaksızın internet bankacılığına giriş yapılamamakta olduğunu, müvekkili bankanın, tüm güvenlik önlemlerini almasına karşın davacının, üçüncü şahsın yönlendirmelerine uyarak ve onay vererek işlemlerin gerçekleşmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, bunun yanı sıra kendisine gönderilen bilgilendirme sms'lerini de dikkate almadığını, bu halde, dava konusu edilen zarara davacının bizzat kendi kusuru ile neden olduğunu, müvekkili bankaya atfı kabil bir kusurun söz konusu olmadığını, bu sebeplerle de haksız fiil
söz konusu olmadığından davacının müvekkili bankadan bir zarar tazmini talep edemeyeceğini, günümüzde kendisini polis, asker, savcı, hakim, avukat, bankacı, sigortacı vs. olarak telefonda tanıtan şahıslara itibar edilmemesi gerektiği, arayan şahısların dolandırıcı olabileceği ve yönlendirmelere uyulmaması, telefonda bilgi paylaşımı yapılmaması gerektiği bilgisinin telefonlara gönderilen sms'ler ve birçok kanal vasıtasıyla vatandaşlara bildirilmekte olduğunu, davacının da aslında bu tarz dolandırıcılık vakalarından haberdar olduğunu, buna rağmen davacının, kendisini arayan şahsın yönlendirmelerine itibarla hareket ederek, onay vererek, kendisine gönderilen ek onay sms şifrelerini girerek/paylaşarak işlemlerin gerçekleştirilmesine sebebiyet verdiğini, telefondaki şahısların söz konusu işlemlerin gerçekleştirilmesi ve paraların hesaplar arasında transfer edilmesi için bir şekilde davacıyı ikna ettiğini, davacının da söylenenleri yaptığının aşikar olduğunu, sözleşme kapsamında da müvekkili bankanın bir kusurunun bulunmadığının açık olduğunu, sözleşmenin, taraflarına karşılıklı ve makul/dengeli edimler yüklenmekte olduğunu, müvekkili bankanın, teknolojinin imkan verdiği ölçüde güvenlik tedbirlerini almakla, müşterinin ise bunun karşı edimi olarak kendisine sunulan güvenlik tedbirlerini takip ederek uygulamak ve gerekli dikkat ve özeni göstermek ile yükümlü olduğunu, davacının kendisine iletilen şifrelerin gizli kalması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi, telefon/kart/şifrematik gibi gizli bilgileri sağlayan araçları gereği gibi kullanması ve muhafaza etmesi gerektiği hususlarının düzenlenmekte olduğunu, huzurdaki davanın, öncelikle yetki itirazları doğrultusunda usulden reddine, davanın husumetten reddine, müvekkili ------- müzekkere yazılarak işlem alıcı/alıcılarının tespit edilmesine ve davanın ilgisi açısından bu kişi/kişilere ihbarına, yapılacak yargılama neticesinde haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :Dava, davalı banka nezdindeki hesapta bulunan paranın üçüncü kişiler tarafından çekilmesi sonucu uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; banka ile davacı arasında müşteri ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, davacının açtığı iş bu davada hesabından çekilen bir miktar para nedeni ile bankının kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası ile tazmin talep ettiği, bu çerçevede taraflar arısında ihtilafın 3. Şahıslarca çekildiği ihtilafsız olan bedelden davalı bankanın özenli işlem yapma borcundan dolayı sorumluluğu bulunup bulunmadığı, davacının eylemlerinin de buna sebebiyet verip vermediği, ayrıca bankanını sorumluluğu bulunuyor ise zararın ne miktarda tanzim etmesi gerektiği noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Dosyanın bankacı bilirkişiye ve bilişim uzmanı bilirkişiye verilerek rapor aldırılmasına, karar verilmiştir.
Bilirkişiler ---- raporunda;-----numaralı telefondan, davacının kullandığı ----- numaralı telefonu arayan ve davalı bankanın güvenlik biriminden aradığını söyleyen şüpheli bir şahsın, “davacının ----- numaralı şirket hesabından mobil bankacılık üzerinden---- markalı başka bir telefon ile---- sorduğu ve davacının da “böyle bir işlem yapmadığını ve ------- birisini tanımadığını” söylediği, Şüpheli şahıs/şahıslar tarafından, internet kullanılmak suretiyle, davalı bankanın ----------------- kurumsal internet bankacılığı sayfasına giriş yapıldığı, burada ilgili bölümlere, davacının çeşitli yöntemlerle ele geçirilen müşteri numarası, kullanıcı numarası ve parolasının girildiği, bu sebeple davalı bankanın sisteminden davacının kullanmakta olduğu cep telefonuna, davalı bankanın----- üzerinden bir onay çağrısının gittiği, şüpheli şahsın/şahısların da davacıya, “o zaman telefon eşleşmenizi iptal etmek için bildirim yolluyorum, onaylayın” dediği, iradesi sakatlanan davacının da başkasına ait telefon eşlemesini kaldırmak üzere onay verdiğini düşünerek aslında şüpheli şahıs veya şahısların internet bankacılığına giriş yapabilmesine onay verdiği, böylece saat 10:48 itibariyle davacının tüm hesapları ile internet bankacılığı üzerinden yapabileceği tüm işlemlerin hakimiyetinin kötü niyetli bu kişi veya kişilerin eline geçmiş olduğu, Sonrasında, kötü niyetli bu kişi ya da kişilerce, saat 10:49’da, davacının----- çevrilerek davacının------ hesabına yatırıldığı, bu hesaptan da 1.950 ------ bozdurularak 33.666,75 TL’ye dönüştürüldüğü ve bu paranın da davacının------numaralı TL hesabına yatırıldığı, saat 10:51’de davacının ------ numaralı TL hesabında bulunan 42.500 TL’nin ---- nezdinde bulunan şüpheli---- numaralı hesaba---- verildiği, davacının da, davalı bankanın ----- üzerinden saat 10:51’de cep telefonuna gönderilen ----onay mesajı ile işleme onay verdiği, böylece davacının parasının------- numaralı hesaba gönderildiği, saat 10:52’de davalı banka tarafından davacının cep telefonuna davacı şirket hesabından ---- numaralı hesabına -------bilgilendirme mesajının gönderildiği, bunun üzerine davacının saat: 10:55’de davalı ------- aradığı, ancak davacı,-------, uğradığı dolandırıcılık işlemini çağrı merkezi görevlisine anlatana kadar, saat 10:56’da 35.000 TL ve saat 10:57’de 7.500 TL olmak üzere davacının toplam ---- çekildiği, Böylece davacının, ----------zararının meydana geldiği, Davacı şirket yetkilisinin, işinde tecrübeli bir tacir olduğu, bu nedenle dava konusu olayda kendisinden daha dikkatli ve özenli olmasının beklenmesinin gerektiği, Davacının, davalı bankanın internet şubesine giriş yapılarak, internet şubesi üzerinden işlem yapabilmesi için kullanılan, kimsenin bilmemesi gereken ve korumakla yükümlü olduğu müşteri numarası, kullanıcı numarası, statik parola ve cep telefon numarası vb. kişisel bilgilerinin üçüncü kişi ya da kişilerin eline geçmesinde gerekli, özeni gösteremeyip, önlem ve tedbirleri almadığından, davaya konu olayda müterafik (birlikte) kusurunun bulunduğu, Eğer davacı, kimsenin bilmemesi gereken ve korumakla yükümlü olduğu internet bankacılığında kullandığı kişisel bilgilerini yeterince koruyabilseydi ve yapılan usulsüz işleme onay vermeseydi; dava konusu zarar meydana gelmeyecekti, Davalı bankanın, giderek artış gösteren internet bankacılığı dolandırıcılık olaylarını göz önüne alarak, müşterilerinin kişisel bilgilerinin ele geçirilmesi ihtimaline karşın etkin ek güvenlik önlemlerinden bir ya da birkaçını, müşterisinin kullanımını zorunlu hale getirmeyerek, müşterinin tercihine bağlı olarak sunmak suretiyle objektif özen yükümlülüğünün gereğini yerine getirmediğinden; davaya konu olayda müterafik (birlikte) kusurunun bulunduğu, Eğer davalı banka, başka iletişim araçlarıyla davacının onayına başvurmuş olsaydı, davacının onayını alana kadar------ işlemlerini gerçekleştirmeseydi ve/veya raporumuzun ilgili bölümlerinde örnekleri verilen etkin ek güvenlik önlemlerinin bir veya birkaçının kullanımını zorunlu hale getirmiş olsaydı, hiç olmazsa usulsüz ------- yapılan arbitraj ve döviz bozdurma işlemleri ile ilgili olarak davacıya bilgilendirme ----------- mesajları göndermiş olsaydı; dava konusu zarar meydana gelmeyecekti, Bankanın alabileceği her türlü güvenlik tedbirini aldığı, belirtilenden fazla şekilde alınacak güvenlik önleminin müşterilerin korunmasına değil, internet bankacılığının ortadan kalkmasına yol açacağı görüşünün de kabulünün tarafımızca mümkün olmadığı, Ülkemizde elektronik imza yasal alt yapısının oluşturulduğu, dinamik şifre üreten anahtarların da hem güvenli hem maliyeti düşük ve hem de kullanımının kolay olduğu, Raporumuzun ilgili bölümlerinde davacı taraf ile davalı bankanın kusurunun bulunmadığı yönleri ile kusurlu bulunduğu yönlerinin ayrı ayrı değerlendirildiği ve raporumuzda tüm detayları ile açıkladığımız sebeplerle, dava konusu zararın meydana gelmesinde; davacı taraf ile davalı bankanın müterafik kusurunun olduğu sonucuna ulaşıldığı, her davanın kendine özgü münferit hususlarını içerdiği, ancak buna benzer davalarda çok sayıda Yargıtay kararında; davacı müşteriye kusur izafe edilmeyeceğinin belirtildiği ve gerekçelerinin açıklandığı, Davacı tarafın dava dilekçesindeki iddia ve talepleri ile davalının cevap dilekçesindeki savunma ve taleplerinin hukuken değerlendirilmesinin ve takdirinin Mahkeme’nin uhdesinde olduğu, davanın tamamen kabulüne ya da kısmen kabulüne karar verilebileceği, kusur oranlarının takdir yetkisinin Mahkeme’nin uhdesinde olduğu, Mahkemece belirlenecek orana göre, davacının asıl alacak tutarına, davacı tarafından davalı bankaya çekilen -------yevmiye sayılı ihtarnamesinin masrafı ile birlikte, 22.06.2022 tarihinden itibaren, 3095 Sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca avans faizi talep edilebileceği, rapor edilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında, taraf ve iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, davacının davalı banka nezdinde buluna hesabından 3. şahıslar tarafından çekilen bir miktar para nedeni ile bankanın kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, tarafların aktif ve pasif dava ehliyetlerinin denetlenip uyuşmazlık konularının re'sen belirlendiği, konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle rapor alındığı, bilirkişi heyetinden alınan raporda yukarıda ayrıntıları yazılı hususların tespit edildiği anlaşılmakla; bu tür davalarda bankanın kendisinden beklenen özeni göstermesi, tedbirleri alması gerekir. Buradaki özen ve tedbir bankanın kendi sistemini koruması ve müşterinin herhangi bir katkısı olmaksızın kötü niyetli 3. Şahısların hacklemek yoluyla sisteme girmesinin önlenmesidir. Her ne kadar bilirkişi raporunda bankanın mevcut tedbirlere ilave tedbirler alarak olayı engellemediğini birleşen kusuru olduğunu vurgulamışsa da bilirkişi raporu takdiri delildir. Davacı müşteri numarası, kullanıcı numarası ve parolasını 3. Şahıslarla paylaşmaması ve bu bilgileri kaptırmamasını sağlaması gerekirken, buna aykırı davrandığı, kötü niyetli olduğu davacı tarafından ileri sürülen şahısların bütün bunları ele geçirmesi, bunlarla mobil bankacılık sistemine girip bankaya havale emri vermesi, bütün bunlara rağmen davacı müşterisini arayıp onay istediği o esnada kandırılmakta olan davacının üzerinden bir de onay vermesi üzerine işlem gerçekleştiği; davacının hesabından çıkan para hareketlerini görünce bankayı aradığı, her ne kadar dolandırıcılık işlemini çağrı merkezi görevlisine anlatırken işlemlerin tamamlandığı bildirilmiş ise de esasen bu işlemleri gördüğünde bankayı aradığı, mobil bankacılık denen sistemin amacının müşterinin hızlı işlem yapmasına imkan tanımak olduğu, bilirkişi raporunda belirtilen ek ilave tedbirlerin uygulanması halinde örneğin; havale talimatı veren müşterilerin tek tek aranması halinde sıraya konulacak müşterilerin aranması ve muhatapları tarafından telefonlarının açıp açmayacağının beklenmesi gerekirse tekrar aranma ya da bunların mesajla gerçekleşmesi hallerinde sıraya girilerek yapılacak ilave onayın şifresinin mobil bankacılığın amacını ortadan kaldıracağı, davacı müşterinin bankaya baştan müşteri numarası, kullanıcı numarası ve parolasını 3. Şahıslarla paylaşmayacağını taahhüt ettiği nazara alınarak bankaya herhangi bir kusur atfedilmemiş olup davanın reddine dair aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Peşin alınan 725,80 TL harçtan alınması gerekli 427,60 TL harcın mahsubu ile 298,20 TL fazla harcın, hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT tarifesi uyarınca davalı yararına taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
-
Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından; davalı gideri hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.200,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
-
Kullanılmayan gider avansı varsa hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yoluna başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.. 15/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32