İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/218 E. 2024/654 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/218
2024/654
17 Eylül 2024
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/218 Esas
KARAR NO:2024/654
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/07/2016
KARAR TARİHİ: 17/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, taraflarınca mükerrer takibin yapıldığını, davalı şirketin mezkur iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketten 20.142,23 USD alacağının bulunduğunu, davalı yanın haksız ve kötün niyetli olarak mezkur takibe itiraz ettiğinden % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten alacağının likit olduğunu, davalı şirketin itirazının haksız olduğunu belirterek takibin devamını, alacaklarının tahsilini, % 20 den az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin İİK ve HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri gözetilmeksizin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını İİK md 50 ve HMK md 6’ye göre; takibe yetkili icra müdürlüğünün borçlu görünen müvekkilinin adresinin bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Müdürlükleri olduğunu, davacı tarafın alacaklarının para borcu olduğu bahisle TBK’nın 89. Maddesine göre yetki itirazının reddi talepleri yerinde olmadığını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinde alacağın Türk lirası cinsinden karşılığı belirtilmediğini, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, davanın reddine, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli takibi ve davası nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına ------ yazılan müzekkerelere cevap verildiği, Dosya konusunda uzman mali müşavir bilirkişisi ---- tevdi edilerek rapor alındığı ve mahkememiz dosyası arasına alındığı görüldü.
Mahkememizin ---- Karar sayılı kararı ile yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar davalı vekilince istinaf edilmiş olup -----sayılı kararı ile kaldırılmıştır.Dosya mahkememizin --------Esasına kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu.
Dava ticari ilişkiden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır".--------Yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce davalı yanın defterlerinin incelenmesi hususunda ara karar kurulduğu, davalıya usulüne uygun ihtarat yapıldığı, davalı yanın defterlerini sunmadığı davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının davalı aleyhine defterine 358.833,28 USD alacak kaydettiği, davalı tarafça işbu alacağın 338.699,00 USD bedelinin ödendiği 20.134,28 USD bakiye alacak kaydedildiği, deftere kaydedilen fatura ve sevk irsaliyelerinin birbiri ile uyumlu olduğu ancak 09.01.2012 tarih ve 2.124,00 USD bedelli fatura yönünden sevk irsaliyesinde teslim şerhi bulunmadığını işbu fatura yönünden mal tesliminin ispatlanamadığı, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının alacağının 18.010,28 USD alacaklı olduğu anlaşılmakla işbu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın kısmen kabulü ile . . . . . . . . . . sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin asıl alacak tutarı olan 18.010,28 USD üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıllık döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiz yürütülerek (faiz oranının %5'i geçmemesi kaydıyla) DEVAMINA,
-
Hükmolunan alacağın %20'si olan 14.410,45 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.543,22 TL harçtan peşin alınan 713,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.830,16 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 17.900,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 6.107,72 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ve 713,06 TL peşin harç toplamı: 742,26 TL ile 1.871,50 TL yargılama giderinden davanın red %10,53 ve kabul %89,47 oranına göre hesaplanan 1.674,43 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan ve 64,50 TL yazılı yargılama giderinden davanın red %10,53 ve kabul %89,47 oranına göre hesaplanan 6,79 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Dair, Davacı Vekilinin ve Davalı Vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58