İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/214 E. 2024/430 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2016/214
2024/430
28 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/214 Esas
KARAR NO: 2024/430
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 23/02/2016
KARAR TARİHİ: 28/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinden 250.000,00 TL tutarında borç aldığını, karşılığında ------- yevmiye numaralı 250.000,00 TL'lik temlikname verdiğini, bu temliknameyle davalının ------- kendi adına tahakkuk etmiş veya edecek borcu miktarındaki alacaklarını gayri kabili rücu olarak müvekkiline devir ve temlik ettiğini, ancak temliklerin ödenmesinin davalı tarafından engellendiğini, müvekkilinin de alacağı için ------ Esas sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, borçlunun kötü niyetle temliklerin sahte olduğu iddiasıyla ----- suç duyurusunda bulunarak icra takip dosyasında da borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun itiraz sebeplerinin haksız, kötü niyetli ve yersiz olduğunu, en az %40 icra inkar tazminatına hükmedilerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözünü ettiği temliki ne sebeple aldığını açıklaması gerektiğini, müvekkili şirketin finans bölümü çalışanlarından-------- alacaklarını sahte noter temliknameleriyle 3. kişilere temlik ettiğini, şirket yetkilisi olmadığı halde kendi imzası ile sahte bonolar tanzim ettiğini, hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davacının da sahte olarak tanzim edilen temlikleri temellük ettiğini, müvekkili şirketin davacıdan hiç bir mal hizmet ve borç para almadığını, davacının belirttiği şekilde bir borcun bulunmadığını, davacının alacağına dayanak aldığı temlikinde sahte olduğunu, ----- kararı ile tayin edilen ------- tarafından düzenlenen raporla da sabit olduğunu, gerçek bir alacağın bulunması halinde davacının bu alacağını ispat ederek her zaman alacağını tahsil etmesi mümkün iken davacının sadece temliklere dayanarak alacak talep etmesinin de gerçek alacağının olmadığını gösterdiğini, davacının talep ettiği alacağında olduğu gibi, icra takibinde de haksız olduğunu ve faiz de talep edemeyeceğini, mukabil dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla sahte temliklere dayanılarak açılan davanın reddi ile %40 inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Dava temlike dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasıdır-------İcra takip dosyası incelendiğinde davacı tarafça, davalı her iki şirket aleyhine ----- esas sayılı dosya üzerinden 250.000,00 TL asıl alacak, 81.980,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 331.980,00 TL üzerinden takibe geçildiği, senet borçlusunun ----olduğu, ---- aleyhine takibin yapıldığı, yasal 7 günlük süre içerisinde borçluların borca itirazlarını sundukları ve davanın 1 yıllık yasal süre içerisinde açılmış olduğu görülmüştür.Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık konusu temliknamedeki imzanın davalı şirket yetkililerine atfen atılıp atılmadığı ve bonoya dayalı olarak ve temel ilişkinden doğan şekilde davacının, davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır, davada davacı taraf yönetim kurulu başkanı ve ortak ----- fiilen şirketin yetkilisiymiş gibi bir kısım bonolar imzalayarak piyasaya borçlandıklarını, temsil yetkisi kapsamında bu kişilerin şirket temsilcisi olduklarının kabulü zorunlu olmuştur.TTK 317 madde gereğince -------- gerek iç ilişkide ortaklara karşı gerekse dış ilişkide anonim şirketin yönetim ve temsil organının yönetim kurulu olduğu ve TTK 321. maddesinin 3. fıkrası gereğince anonim şirket adına düzenlenecek evrakların geçerliliği için aksine ana sözleşmede hüküm bulunmadıkça temsile yetkili olanların ikisinin imzasının bulunmasının gerekeceği açıktır.Getirtilerek incelenen şirketin ana sözleşmesinde TTK 321/3 mad. İtibariyle aksine bir hükmün ön görülmediği, ortaklığın temsil ve izlamı bakımından-----şirket yetkilisi olmadığı, ancak şirketin muhasebe işlerini yapan hizmet sözleşmesi bağlamında şirkette sigortalı olarak 01/05/1992 tarihinden itibaren çalışan bir kişi olduğu görülmektedir.---- incelendiğinde şirketi çift imza ile temsil ve izlama ----- yetkili kılındığı görülmektedir.-----yevmiye numaralı vekaletnamesi kapsamında ise resmi dairelerdeki ------ bir kısmını veya tamamını dilediği zamanda dilediği gerçek ve tüzel kişiler BK 162 ve devamı maddeleri gereğince devir ve temlike--- genel vekil olarak atandığı görülmüştür----- tarihli ----şirketin münferit imzası bakımından yetkilendirildiği anlaşılmıştır.----yetkili kılındığı görülmüştür.Yönetim kurulunun anonim şirketleri temsil yetkisi bakımından yönetim kurulu tarafından ve geçerli bir yönetim kurulunun varlığı şartıyla bu karara dayalı olarak bir imza sirküleriyle temsilci atanabileceği ve bu temsilin sınırlarının çizilebileceği TTK 317 ve 321/3 kapsamında anonim şirket adına düzenlenecek evrakların geçerliliğinin özel sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde temsile yetkili olanların ikisinin imzasıyla olanaklı olduğu yasa gereğidir.TTK 41/4 gereğince her tacirin ticari işletmeyle ilgili işlemleri ticaret unvanıyla yapmak zorunda olduğu ve 18. mad kapsamında ve TTK 42/2 gereğince bu yetkililerin imzalarının noterden onaylanmasının ardından ilanının zorunlu olduğu bu yasal düzenlemeler karşısında----- şirketin tek başına atacağı imza ile borçlandıracağına ilişkin ve bağlayıcı işlem yapabileceğine ilişkin hükmün bulunduğu, dolayısıyla ----bakımından bu kişinin şirket yetkilisi olarak tanındığı ve TTK 39/1 'in aksine iddiaların yargısal içtihatlarla da kabul edilemeyeceğinin anlaşıldığı açıktır.Davada ------şirket yetkilisi sıfatıyla bonoya imza attığı ve bonodaki imzalar itibariyle şirket yetkilisi sıfatıyla davacının davalıya borçlu olduğunun iddia edildiği görülmekle birlikte bono üzerindeki kaşe ve üzerindeki imzalar bakımından ismin yer almadığı ve bu imzalarında ---- eli ürünü olduğunun ispatlanamadığı dosya kapsamıyla sabittir. ---- tarihleri arasında şirkette çalışan ------çalıştığı dönem itibariyle senedin vade tarihi ve keşide tarihinin bu tarihler arasında yer almasına rağmen mahkememizce---- kapsamında bir değerlendirme yapması zorunludur. ----- Kapsamında kişilerin anonim şirketteki sıfatını yazarak belgeleri imzalaması esastır,---- kapsamında ticari vekil tarafından özel yetki verilmedikçe şirketin yetkili kurulları tarafından ticari mümessil veya vekil olarak kişilerin atanamayacakları yasa gereğidir. BK 453/1 kapsamında ------ şirket yetkili kurumları tarafından ticari mümessil ve ticari vekil olarak atanmadığı açıktır. TTK 453/2 kapsamında da ticari vekilin özel bir yetki vermediği açıktır. Dolayısıyla artık davada ticari vekil sıfatıyla hareket ettiği iddia edilen -----şirket adına ödünç alıp kambiyo taahhütlerinde bulunacağını kabul edilemeyeceği açıktır. Her ne kadar ceza davalarında bir kısım ifadelerden anlaşıldığı üzere tanıkların ------ zaman zaman temsilci sıfatıyla ve TTK 39/1 kapsamında işlem yaptığını bildirdikleri görülmekte ise de bu işletmenin temsili bakımından konulmuş bir hüküm olmakla kambiyo senedi düzenlenmesi gibi ağırlaştırıcı hukuki işlem bakımından bu yorumun genişletici bir şekilde kabulü BK 453/2 ve 3. maddesi halleri itibariyle icazetin var olmadığı da dikkate alındığında mahkememizce olası görülmemiştir. BK 32. mad. Ve TTK 590 kapsamında mümessil kuşkusuz temsil edilen adına her türlü hukuki işlemi yapabilir, ancak haksız hukuka ve adaba aykırı eylemler bakımından temsil söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla hukuka aykırı bir işlem yapıldığında artık icazetten söz edilmesi söz konusu değildir. Davada temel borç ilişki bakımından yazılı ve kesin delil niteliğinden deliller sunulmadığı gibi salt soyut borç ikrarı nedeniyle senet altındaki imzanın şirket yetkililerine atfedilemediği gözetildiğinde burada temel ilişkin usulüne uygun biçimde ispat yükünün davacının üzerinde olduğunun gözetilmek suretiyle değerlendirilmesi ve varlığının tespiti önem taşımaktadır.Temel ilişki itibariyle davada davacı taraf davalı şirkete borç para verdiğini iddia etmiş ve bu verilen paranın da temsilci sıfatıyla paranın da karz akdi kapsamında ------- aracılığıyla şirkete verilmesinden sonra davaya konu senedin düzenlendiği iddia edilmiştir.------ tarihli fesih bildirimi incelendiğinde ----- şirketin temsilcisinin imzası taklit edilmek suretiyle şirketin borcu olmadığı halde 3. şahıslar lehine sahte temlikler düzenlemesi nedeniyle iş akdinin feshedildiği dolayısıyla davada BK 55 kapsamında bir sorumluluktan da söz edilemeyeceği dosya kapsamıyla sabit olmuştur.-------- sayılı dosyası üzerinden verilen karar temyizi üzerine anılan ilamın bozulmasına karar verildiği ve mahkememizce bu ilamın kesinleşmesinin beklenmesini, ----- tarihinde verilen kararla bekletici mesel olarak bu maddenin kabul edildiği,------- tarihli dosyası üzerinden verilen hürriyeti bağlayıcı ceza bağlamında 5 yıl hapis cezasının ---bakımından kesinleştiği de dosya kapsamıyla sabittir.Yargılamanın devamı sırasında bekletici mesele sayılmasına karar verilen ------ yapılan değerlendirme sonunda “ ön sorunun bir davadaki asıl talep sonucu hakkında karar verilebilmesi için aynı mahkeme tarafından daha önce karar verilmesi gereken sorunlar olması ve hukuk mahkemesince ceza davasının sonuçlanmasının mutlak suretle bekletici sorun sayılamayacağının kabulü ile heyet halinde verilmiş önceki kararlar kapsamında ağır ceza mahkemesinin dava dosyasının sonucunun ve verilecek kararın kesinleşmesinin beklenmesine ilişkin önceki ara kararlardan dönülmesine karar verildiği” ve bu bağlamda HMK 164, 165 gereğince yargılamanın bekletilmesine yer olmadığına karar verilerek ihtiyari bekletici mesel olarak kabulü ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.Mahkememizce dava dosyası kapsamında davaya konu edilen senet bakımından ticari defter kayıtları üzerinde inceleme tamamlanmış, ------- tarihleri arasındaki şirket defterlerinin TTK 66-72 ve VUK 220-226. maddeler arasında açılış tasdiklerinin usulüne uygun biçimde yaptırılmasına rağmen kapanış tasdiklerinin tam olarak yapılmadığı TTK 85 kapsamında sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı, ancak TTK 84 kapsamında kanuna uygun olarak tutulan defter itibariyle defter kayıtlarının delil niteliğinin değerlendirilmesi gerekeceği görülmüştür. Davaya konu edilen senedin defter kayıtları incelendiğinde işlem görmediği ve senet hareketlerine defterde rastlanmadığı bilirkişilerce saptanmıştır.TTK 690 kapsamında ve TTK 590 ile birlikte yapılacak değerlendirmede temsile yetkili olayan bir kişinin temsilci sıfatıyla bir poliçeyi imzalaması halinde bonodan dolayı temsil olunanın değil, temsilci sıfatıyla bonoya imzasını koyan kişinin sorumlu olacağı yasa gereğidir.Yukarıda temsil yetkili itibariyle yapılan hukuki değerlendirme kapsamıyla ortaya konulduğu üzere -----keşide tarihi itibariyle bononun şirkette hizmet sözleşmesiyle çalışan sıfatının bulunduğu, bunun dışında kambiyo senediyle şirketi borçlandırıcı işlemler bakımından özel yeki verilmiş bir yetkili sıfatının bulunmadığı, dolayısıyla şirketi temsile yetkili olmadığı açıktır.Doktrinde temsil olunanın temsilci atama ve bu yolla bağlanma iradesi olmasa dahi ihmal veya sessiz kalmak yoluyla yarattığı dış görüntünün güven teorisi kapsamında yapılan değerlendirme ile sanki temel ilişki kurulmuş gibi ve hukuki görünüşe dayalı temsil yetkisinin varlığının kabulü ile sonucun hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmiş ise de şirket tarafından senedin imzalandığı bilindiği halde bu işleme sessiz kalındığı yönünde yeterli her türlü şüpheden uzak delil sunulamadığı ve şirket temsilcisi ile hasan yavuz arasında bir dış görüntüden doğan şekilde temsil ilişkisinin varlığının kabul edilemeyeceği dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesiyle saptanmaktadır.TTK 642 kapsamında davacı tarafça bono hamili sıfatıyla keşideciye başvurulmadığı ve yasal süresi içerisinde de senedin protesto keşide edilmeksizin takibe konulduğu açıktır. Dolayısıyla davada şirketle davacı arasındaki karz akdine dayalı temel ilişkinin ispatı zorunludur.Alacak davası itibariyle şirkete karşı açılan davada artık haksız fiil sorumluluğundan da söz etmek olası değildir. Davacı her ne kadar -------yarattıkları dış görüntü itibariyle dürüstlük kuralı itibariyle atılan imzanın şirketi bağlayacağı görüşünden hareketle dava açmış ise de yasal süresi içerisinde senedin protesto edilmemesi karşısında temel ilişkiye ilişkin hukuki ve yasal nitelikte delil de sunulmadığı görülmekle bu kapsamda bir değerlendirme yapmak zorunludur.TTK 592 kapsamında yapılan değerlendirmede de HUMK 288 HUMK 290, HUMK 314, HUMK 315 kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.Gerçek veya tüzel kişiler arasında imzalı boş kağıtların ilerde senet biçimine dönüştürülmesi olası değildir. Dolayısıyla bir hakkın doğumu, düşürülmesi gibi bir kısım hukuki işlemler itibariyle yazılı senetle ispat yükümlülüğü karşısında -----sayılı içtihadı birleştirme kararı ve ------- birleştirme büyük genel kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere senede dayalı her türlü iddiaya karşı tanıkla ispat olanağının bulunmadığı senetle ispat zorunluluğu çerçevesinde her türlü hukuki işlemin mutlak surette ve senetle ispatı zorunludur. Davada bir hukuki bir eylemden doğan biçimde alacak iddiası yoktur, davada davacı taraf karz akdine yani ödünç hukuki işlemine dayalı olarak alacak iddiasını ileri sürmüş ve bu bağlamda temel ilişkinin varlığına yönelik yazılı ve kesin delil sunamamıştır.Borç verme kadar borcun ödenmesi de borcu sona erdirme bakımından edim niteliği itibariyle hukuki işlem olarak değerlendirilmelidir. Davada senetle ispat hükümlülüğünün senetle ispatı da söz konusu değildir. Bir fiilin suç olup olmaması adi hukuka ilişkin bir sorunun çözümüne bağlı ise ceza mahkemesince serbest delil değerlendirilmesi suretiyle yargılamanın yapılacağı ve çözümleneceği ancak ceza mahkemelerinde hukuka ilişkin uyuşmazlıklar bakımından sorunun hukuk mahkemesinde çözümü imkanı tanındığı hallerde artık hukuk mahkemesinin verdiği kararın çözüm olduğunun kabulü zorunlu olacaktır. Aksi halin kabulü durumunda çelişkili kararlar ve hak ve nesafet kuralına aykırılıklar ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla mahkememizce BK 53 ve 55 kapsamında bir değerlendirme yapılma kaydıyla ve dosyadaki delillerin HUMK, İİK ve TTK hükümleri içerisinde değerlendirilmesi yoluyla uyuşmazlığın çözümüne gidilmiştir.Tüm açıklamalar ışığında----- dosyasında yapılan yargılama neticesinde davada davalı şirketi bağlayıcı bir temlikten söze edilemeyeceği davacının ödünç ilişkisinin varlığını ve temlikin geçerliliğine yasal delillerle her türlü şüpheden uzak biçimde ispat edemediği anlaşılmakla kanıtlanamayan ve yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.---- sayılı ilamı ile; “Dosya içeriğinden, şirket eski muhasebe müdürü ----- imzasını taklit etmek suretiyle noterden temliknameler düzenlemesi nedeniyle her ikisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı açılan ceza davalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, söz konusu ceza dosyaları ile bu dosyalara ilişkin------- ilamlarının incelenmesi ve dava konusu temlikler ile ilişkisinin araştırılması gerekir. Olası bir mahkumiyet kararının 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.) maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağı düşünülerek, ceza davalarının sonuçlarının gerektiğinde HMK' nun 165.maddesi uyarınca bekletici mesele yapılması da mümkün olabilir. Dolayısıyla, mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken ilamda yazılı gerekçelerle onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.Dosya mahkememizin ---- kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu------ tarihli celsede--- bozma ilamına mahkememizce uyulmuştur.Bu kapsamda ceza yargılamasının safahatine bakıldığında, davamıza da konu olan ------- tarihli toplamda ---- bedelli iki adet temlikname nedeniyle, dosyamız davacısı ---- sanık olarak yargılandığı, ---- katılan olduğu ------ sayılı dosyasının ----- esas sayılı dosyası ile birleştirildiği ve davacı -------- da arasında bulunduğu sanıklar yönünden delil yetersizliğinden beraatlerine dair karar verildiği görülmüştür. Anılan kararın temyizi üstüne önce ------ sayılı bozma ile kararın bozulmasına karar verildiği, sonrasında ----- itirazı üzerine dosyanın-----intikal ettiği ve anılan dairenin kararının kaldırılması üzerine ----esas sayılı dosyası hakkında en son ------ sayılı ilamı ile bir kısım davaların onanmasına, bazılarının düşürülmesine, bir kısmının ise bozulmasına dair karar verildiği, bozma üzerine anılan ceza yargılamasına ----- sayılı dosyası üzerinden devam olunduğu, dosya hakkında karar verilmiş olduğu, hali hazırda kararın --- incelemesinde olduğu görülmüştür. Davamıza konu temliknameler yönünden anılan son bozma kararı olan ----- sayılı bozma ilamının tetkikinde, birleşen -----sayılı dosyası yönünden diğerlerinin yanı sıra sanık ------ verilen beraat kararının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle bozulmasına, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği belirtilerek CMUK.'nun 322. maddesi gereğince öngörülen yetkiye dayanarak karar verilmesinin mümkün olduğuna binaen, davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verildiği görülmüştür.Mahkememizin önceki kararının, anılan ceza yargılamasının gerektiğinde beklenmesi ve temliknamelere ilişkin araştırma yapılması yönünden bozulması nedeniyle anılan ceza yargılamasının beklenmesine dair karar verilmiş ise de; yargılamamız sırasında ------ilamı ile, davamıza da konu temliknamelere ilişkin isnatlar yönünden beraat kararının bozularak dava zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle düşme kararının bizzat anılan ---- verildiği belirlenmekle ---- tarihli celsede, bozma üzerine ---- almış caza yargılamasının beklenmesi ara kararından dönülmesine dair karar verilmiştir.
Yukarıda ayrıntısı anlatıldığı üzerine davanın itirazın iptaline ilişkin olması, takip dayanağı alacağa ilişkin defter kayıtları incelenmiş olup davalı şirket kayıtlarında ne borç paraya ilişkin ne de temliknamelere ilişkin kayıtların bulunmadığı belirlenmiştir.Tüm dosya kapsamı beraberce değerlendirildiğinde, davada davalı şirketi bağlayıcı bir temlikten söz edilemeyeceği davacının ödünç ilişkisinin varlığını ve temlikin geçerliliğine yasal delillerle her türlü şüpheden uzak biçimde ispat edemediği anlaşılmakla kanıtlanamayan ve yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın reddine,
-
Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.175,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.287,40 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
-
Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 39.500,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (15) gün içerisinde Yargıtay temyiz açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27