SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/378 E. 2024/419 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/378

Karar No

2024/419

Karar Tarihi

27 Mayıs 2024

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/378 Esas

KARAR NO:2024/419

DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 20/10/2014

KARAR TARİHİ: 27/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle, davacının ------ davalılardan----- ailesine ait olan ------- isimli üç grup şirketinin devir edilmesi hususunda anlaşmış olduğu,------- tarihinde taraflarca bir protokol imza edilmiş olduğu, protokol hükümlerine göre müvekkilinin ödemesi lazım gelen 945.000 USD devir tarihinde devredenlere ödenmiş olduğu, devir işlemleri akabinde şirketin faaliyetlerine başladığı, yapılan yatırımlar ve geniş pazarlama ağına ulaşılması neticesinde de ------------ pazarında büyük bir paya sahip olmaya başlamış olduğu, müvekkilinin hissedarı olduğu şirketler ticari faaliyetlerine devam ederken, şirketleri devraldıkları---- müvekkillerine ilk olarak kapatılan ---- sayılı dosya tahtında, yapılan devirin iptaline ilişikin "tasarrufun iptali davası" açılmış olduğu, bu davada ------ tarafından lehine ---- tanzim ve -------- vade tarihli iki adet bonolar düzenlendiğini, bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine, ----- tarihlerinde icra takipleri başlatıldığı ve borçlu------- yapılan hacizler neticesinde haczi kabil malı olmadığını" şirketler bakımından yapılan devirlerin iptal edilmesini talep etmiş olduğu, müvekkilinin 2010 yılından beri başlayan sayısız dava ve yargılamada söz konusu senetlerin sonradan----------- isimli şahıslar arasında imza ve tanzim edildiğini, ortada aslında gerçek bir alacak - borç ilişkisi olmadığını, zira 7.500.000 USD gibi son derece büyük bir meblağın ----- sokulabilmesinin imkansız olduğunu, kaldı ki bu "borcun" zaten taraflarca imza altında alınmış protokolde dahi belirtilmediğini, yapılan bu ilişkinin açıkça hileli ve muvazzalı olduğunu iddia ve ispat etmiş olduğu, ancak ------- kararıyla tüm bu itirazlarını reddederek davaların kabulüne karar vermiş olduğu, müvekkilinin icra dosyalarında borçlu duruma düşmüş olduğu, itirazları üzerine dosyayı tetkik eden------- sayılı ilamı vermiş olduğu karar davayı temelinden ortadan kaldırmış olduğu,------ söz konusu kararında açıkça, alacaklı ve borçlu arasında 7.500.000,00 USD değerinde büyük miktardaki bir para transferine yönelik delil sunulmadığını, aralarındaki borç ilişkisinin ispat edilemediğini, taraflar arasındaki alacak ilişkisinin gerçek bir alacak - borç ilişkisi olmadığını bu sebeple temeldeki ilişkinin gerçek olmasının tasarrufun iptali davasının ön şartı olduğunu ve davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş olduğu, söz konusu kararda açıkça davalılar arasındaki ilişkinin muvazzalı olduğu alacak ve borç ilişkisinin gerçek temeller üzerine kurulmadığının belirtildiği, davalılardan ------- sayılı dosyasınca açmış olduğu tasarrufun iptali davasının da reddedilmiş olduğu, davalıların ortak iradeleri neticesinde açılan sayısız dava ve yapılan hacizler neticesinde ------- markasını elinde bulunduran şirketlerin atıl hale gelmiş olduğu, -------- piyasadan silindiği, söz konusu şirketin ticari defterleri inceliğinde, davaların açıldığı, hacizlerin yapıldığı tarihe kadar yapılan tüm satış ve kar durumu ortaya çıkacağı, davacının 15 yıldan beri işbu davalar ve yargılamalar ile uğraşmakta olduğu, hukuk mücadelesi için bu zamana harcamış olduğu avukatlık ücretleri, yargılama giderleri ve özel raporlar bedellerinin de tazmini gerektiği, saygın bir iş adamı olan müvekkilinin işbu davalar ve hileli hacizler nedeniyle sosyal ve çalışma hayatı da durma noktasına gelmiş olduğu, ailesi içinde de sürekli fiili ev hacizleri nedeniyle anlaşmazlıklar ve problemler olduğu karşı tarafların psikolojik her türlü baskı ve haciz tehdidi ile müvekkilinin kızının babasından nafaka alan çocuğunun hesabına dahi haciz konulmuş ve sonunda ortaya telafisi mümkün olmayan zararlar çıkmış olduğundan bahisle müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların da karşı taraflarca tazmini gerektiği, belirsiz alacak davası olarak öncelikle mahrum kalınan karlar olmak üzere davacının diğer karşılaştığı davalar nedeniyle yaptığı tüm harcamalar için 1.000-TL maddi tazminata, ticari hayatının altüst olması ve ailesi içinde türlü tartışmalara karşı karşıya kalması nedeniyle duyduğu elem, üzüntü ve keder için 99.000-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı --------- sunulan cevap dilekçesi ile özetle davanın zaman aşımına uğradığı bildirilmiş, reddinin talep edildiği belirlenmiştir. Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafça verilen cevaba cevap dilekçesi ile tarafların hileli davranışları nedeniyle ortaya çıkan tazminat davası olarak izah edilmekle haksız fiil hukuki sebebine dayalı olarak ikame edildiği belirlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar; “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava --------ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir.Bunun yanında TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanunu'nun havale hakkındaki 457-462 ve vedia hakkındaki 463-482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanunun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.Bir hukuki işlemin veya fiilin Türk Ticaret Kanun'u kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.Tüm dosya kapsamının ve yukarıda anılan yasal düzenlemelerin değerlendirilmesinde, tarafların tacir olduğuna ilişkin bir iddia ve delil olmadığı gibi davaya konu tazminat isteminin haksız fiil hukuki sebebine dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar kapsamında bulunmadığı, bu itibarla davanın nispi ve mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle Mahkememizin görevli bulunmadığı, görev hususunun dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen nazara alınacağı gözetilerek davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,

  2. Dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli ------------ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,

  3. Yargılama gideri ve harcın görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararmahkemesinereddineasliyehukukticaretmahkemesiKaynaklanan)(SatımAlacakSözleşmesindenusuldengereği

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim