İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/385 E. 2024/410 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2015/385
2024/410
21 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2015/385 Esas
KARAR NO:2024/410
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 09/03/2015
KARAR TARİHİ: 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile ------plakalı ---marka araçları ----- adına satın aldığını tutanağa bağlandığını ve 3000 avro kaparo verildiğini, fakat satış işleminin bir diğer müvekkili olan ----- ------- yapıldığını bu iki şirketin ortağının aynı kişi olduğunu bu bağlamda ----adına fazla ödemeye ilişkin ---- dosyası ile dava açıldığını bu davada kaparonun müvekkiline ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit olunduğunu tüm bu açıklamalar ışığında davalı aleyhine ----- sayılı dosyası ile takip başlatıldığını davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; fazla ödeme yapıldığı iddia edilen tarihin 02.12.2010 olduğunu, takip tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkili şirket ile dava dışı ------ plakalı üç adet ------ plakalı iki adet aracın satımı konusunda anlaşıldığını ve araçların satışı--------- yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmeleri ile toplam satış bedeli 388.000,00TL olarak gerçekleştirildiğini, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, tutanakta yer verilen 3.000,00 € kaparo bedeli de müvekkil şirket tarafından davacı şirket yetkililerine iade edildiğini, bu hususunda satış işlemine aracılık etmiş olan ---- isimli şahıs ile müvekkil şirket çalışanları---- tanıklıklarıyla sabit olduğunu beyan ederek davanın reddine davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.------ sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 22.01.2015 tarihinde toplam 4.617,95 EURO takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 29.01.2015 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun 05.02.2015 tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.------- dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; dava dışı ---------- mahkememiz dosyası davalısına karşı dava açtığı davasında; davalıdan araç satın aldığını satış bedelinin 196.000 EURO olduğunu ayrıca 3.000 Euro kaparo ödendiğini ve sehven 198.000 Euro ödeme yapıldığını beyan ederek fazlaca 5.000 Euro ödeme yapıldığını iddia etmiş olup mahkemece yapılan yargılama neticesinde dava dışı ------- Tarafından imzalanan tutanak başlıklı 3.000 Euro kapora ödenen ve toplam 196.000 Euro bedelli sözleşmeye dayanamayacağı, davacının ancak kendi imzaladığı ------- dayanabileceği, araç satış bedelleri toplamının 388.000 TL olduğu, davacının 388.278 TL ödeme yaptığını, 278 TL alacaklı olduğunu belirtmiş olduğu gerekçesi ile 278 TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği kararın 10/09/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya tarafların defterlerini incelemek üzere bilirkişiye tevdi edilmiş olup taraflar verilen ihtaratlı sürede defterlerini sunmamaları nedeniyle bilirkişi tarafından defter incelemesi yapılamamıştır.Dava sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Uyuşmazlık; davacının davalıdan icra takibine konu etmiş olduğu kaparo bedelini talep etme hakkının olup almadığı ve takip miktarının yerinde olup olmadığı şeklinde tespit edildi.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davacı taraf geçersizde olsa sözleşme iddiasına dayandığından TBK’nınn 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Taraflar arasında sözleşmenin 02.10.2010 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 09.03.2015 tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı def'i yerinde değildir.Davanın ikrarı, 6100 sayılı HMK'nın 188. maddesinde düzenlenmiştir. Öğretide ve uygulamada ikrar; yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre; mahkeme içi ya da mahkeme dışı ikrar, kapsam yönünden; çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsamasına göre tam veya kısmi ikrar, içeriği itibariyle ise; basit (adi), vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) ikrar olaraksınıflandırılmaktadır. Basit ikrar; karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarın konusu olan vakıaların ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmamaktadır. Vasıflı ikrarda (gerekçeli inkar) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilmektedir. Bileşik ikrarda ise; bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle, yani vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre; bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılmaktadır. Öğretide ve uygulamada, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmektedir-----------Somut olayda davacı davalı ile ---------araçların satışı hususunda anlaştıkları, anlaşma kapsamında davalı tarafa 3.000 EURO kaparo ödendiğini ancak araç tescillerinin yapılmadığını beyan etmiş olup davalı taraf cevap dilekçesinde tutanağın imzalandığını ancak tarafların anlaşamaması üzerine bu tutanakta bahsi geçen satış işleminin gerçekleştirilmediğini 3.000,00 EURO kaparo bedelinin ise müvekkili şirket tarafından davacı şirket yetkililerine iade edildiğini beyan etmiştir. Davalı yanın beyanı basit ikrar niteliğinde olup davalı beyanı ile sözleşme yapıldığı, sözleşmenin yerine getirilmediği davacı tarafça 3.000 EURO ödendiği tartışmasızdır. Burada araştırılması gereken husus 3.000 EURO bedelin davalı tarafça iade edilip edilmediği noktasında toplanmakta olup davalı buna ilişkin delil dosyaya sunmadığından davacının talebinde haklı olduğu kanaatine varılmıştır.6098 sayılı TBK'nın 117. maddesine göre "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesi bulunmakta olup düzenleme kapsamında davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. -----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın KABULÜ ile, . . . . . . . . . . sayılı dosyasında davalı/borçlunun itirazının iptali ile takibin AYNEN DEVAMINA,
-
Hükmolunan 4.617,95 EURO alacağın takip tarihi itibariyle TL karşılığı olan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 899,01 TL karar ve ilam harcından 224,76 TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 674,25 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 13.160,68 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru harcı ve 224,76 TL peşin harcı toplamı: 252,46 TL ile 2.145,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27