SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/886 E. 2024/228 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/886

Karar No

2024/228

Karar Tarihi

26 Mart 2024

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/886 Esas

KARAR NO:2024/228

DAVA: Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/12/2023

KARAR TARİHİ: 26/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ---- davalı şirket ve ve dava dışı------ arasında davalı şirketin yüklenicisi olduğu proje kapsamında, müvekkilinin net komisyon alacağına karşılık gelmek üzere; davalı şirketin bağımsız bölümlerin müvekkile devri ve bağımsız bölümler üzerindeki bakiye borçlardan sorumluluğunu içeren 15.12.2014 tarihli taahhütname imzalandığını, 15.12.2014 tarihli taahhütname ile davalı şirket, yüklenicisi olduğu ---------numaralı bağımsız bölümlerin" davacı müvekkile devri ve taşınmazların konu edildiği gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri uyarınca oluşan/oluşabilecek tüm ödemelerin kendisi tarafından ödeneceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalı şirketin, proje yapımı devam ederken ---- yazdığı dilekçede---- müşteri numaralı bağımsız bölümleri şirketi ---------- devir etmek istemektedir. Müşteri kredi kullanmamıştır. Devir talebinin kabulünü ve gereğini arz ederim." şeklinde açıklaması ile bağımsız bölümleri, müvekkilinin talebi doğrultusunda dava dışı ----------- devrettiğini, davalı şirket borcuna karşılık gelmek üzere işbu devri gerçekleştirmiş ancak taahhütname kapsamında kabul ettiği şekilde devir öncesinde ve sonrasında oluşan bağımsız bölümlere ilişkin bakiye borçlarını ödemeyerek eksik ifada bulunduğunu, bu kapsamda bağımsız bölümler üzerindeki borçların ödenmemesi nedeniyle daireleri devralan dava dışı şirket ----- Tarafından söz konusu bakiye borcun ----- ödendiğini, bunun üzerine taraflarınca keşide edilen ----- tarihli ihtarname ile davalı şirkete ;".... Bakiye borçları ödememeniz üzerine müvekkil tarafından ---------- ödeme yapılmak zorunda kalınmıştır. Açıklamış olduğumuz nedenler doğrultusunda görüleceği üzere tarafınızca "Taahhütname" ile yüklenilmiş olan edimleri yerine getirilmemiş olduğu sabit olup bu nedenle 3.091.348,69 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş faiz ile birlikte müvekkile ödenerek uğranılmış olan zararın tazmin edilmesi gerekmektedir." şeklinde ihtarda bulunulmuş ve bakiye borcun müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, ancak davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir cevabi yazı gönderilmemiş ve ilgili borç ödenmediğini, tüm bu nedenlerle, taahhüt ettiği şekilde bakiye borçlarını ödemeyen davalı şirketten, alacağın tahsili talebi ile işbu kısmi alacak davasının ikame edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, davalının, ihtarname tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte davacı müvekkiline borcu bulunduğunun sabit olduğunu, sonradan arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL alacağın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, sonradan arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL alacağın ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari yasal faizinin müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ile davacı arasında akdedilmiş bir komisyon sözleşmesi olmadığını, davacının dava dışı ----- yaptığı sözleşmeye adi kefalet niteliğinde bir imzanın borç doğurucu işlem olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacı ------ dava dışı-------- arasında taşınmaz alım satımına aracılık ettiğini, bu aracılıkla ilgili davacıdan kaynaklı sorunlar nedeniyle ------- tarafından vaad edilen işlemlerin yerine getirilemediğini, bunu kabul eden davalı müvekkilin adi kefil olarak imzaladığı belgedeki meblağı ödemeyi kabul ettiğini, kötü niyetle yeniden talep ettiğini, komisyon sözleşmesinin tarafı -------- olduğunu, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davadan evvel davacı tarafından aynı belgeye dayanarak ------- esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, takibe 06.07.2022 tarihinde itiraz edildiğini, vaki itiraz üzerine yetkisizlikle ------- gönderilen dosyada 10.07.2023 tarihinde yeniden ödeme emri gönderildiğini,-------- sayılı dosyasından gönderilen bu ödeme emrine de 17.07.2023 tarihinde itiraz edildiğini, bu itirazdan sonra davacı tarafından itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli olarak ------ başvurulduğunu, görüşmelerde uzlaşma sağlanamadığını, müvekkili ------müteahhidi olduğunu, davacı, dayanak gösterdiği belgeyle gizlediği süreçte, yetkilisi olduğunu beyan ettiğini ----- firması ile birlikte bahsi geçen projede taşınmazı olan maliklerden------- başvurduğunu, -----firmasının yakınları olduğunu,------ taşınmaz satın almak istediğini belirtildiğini, bir kısım ödeme geri kalanı da ---------- tarafından inşa edilen projeden taşınmaz verilmesi şeklinde bir kısım nakit bir kısım barter şeklinde alış veriş yapılması hususunda anlaştıklarını, bu anlaşmaya göre hem---- hem de -----vereceği taşınmazların nitelik ve niceliğinin belirlendiğini, sözleşmeye eklendiğini, sözleşme yapıldıktan sonra yapılan kontrollerde ------- tarafından verilmesi gereken sözleşmede belirtilen metrajda---- olduğunun anlaşıldığını, bundan ayrı olarak ------- projede, hukuki sorunların gizlendiğini, yerlerin davalık olduğunu, projenin geldiği aşamanın, davacının belirttiği aşamanın çok altında olduğunu, bu haliyle sözleşmenin yerine getirilemeyeceğinin belirtildiğini, buna mukabil davacı, ---------- yakınları olduğunu, sorunu çözeceğini, tüm sorumluluğun kendine ait olduğunu beyanla çözüm için çaba sarf ettiğini, bir sonuca varılamayacağının ortaya çıkınca, işbu davaya konu ettiği müvekkilinin ödemeyi tekeffül ettiği meblağı kendisinin ödeyeceğini, bu şekilde dava dışı---------zararını bir nebze gidereceğini, kalan zararını da gidereceğini belirterek kusurun kendinden kaynaklandığını zımnen kabul ettiğini, dikkat edilirse davacı aslında taraflar arasındaki sözleşmenin bir nevi kefili olduğunu, çünkü getirdiği müşterinin devir etmeyi vaad ettiği yerlerin sorunlu olduğunu bildiğini, -------- vermeyi taahhüt ettiği taşınmazların olduğu proje halen bitmediğini, hukuki sorunları da devam ettiğini, sözleşmede karşılıklı vaad edilen edimler tam olarak yerine getirilmediğini, bu durumda aracılık edilen gerçek anlamda hayata geçmiş bir sözleşme de olmadığını, buna rağmen davacının aracılık sözleşmesine dayanarak komisyon talep etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, her halükarda müvekkilin komisyona esas işlemin tarafı olmaması nedeniyle tekeffül borcu asıl alacağın doğumuna bağlı olduğunu, bu nedenle komisyon borcuna ilişkin talebin ------ yöneltilip tahsil edilmemesi ve şayet gerçekten hukuken alacak var ise müvekkile yöneltilebileceğini, adi kefalette asıl borçludan tahsil edilemeyen alacağın tahsili talebinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilin herhangi bir borcu olmadığını, davanın --------ihbarına, adi kefalete ilişkin imzaya dayanan davanın reddine, esastan red talebi kabul edilmez ise zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.Görev hususu HMK'nun 114/1-c'ye göre dava şartlarındandır. Dava şartları HMK 115/1 ve 2.maddelerine göre davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Davanın; komisyonculuk alacağı iddiasına dayalı açıldığı, sunulu taahhütnamede de açıkça aracılık hizmeti- komisyon borcu ifadelerine yer verildiği, hukuki sebep olan komisyon mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davacının dosyaya celp edilen vergi kayıtlarından tacir olmadığından nispi ticari dava niteliği de taşımadığı sabit olup; uyuşmazlığın genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği --------anlaşılmıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın, görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,

  2. Davaya bakmakla görevli mahkemenin . . . . . . . Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,

  3. Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olması halinde dosyanın görevli . . . . . . . . . . . ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

  4. Yargılama ve harç giderlerinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli mahkemece değerlendirilmesine,

  5. Dosyanın gönderilmesi için süresinde başvurulmazsa HMK 20/1 ve 331/2 maddeleri uyarınca dosya resen ele alınarak mahkememizce karar verilmesine,

Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, -------- Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

asliyeincelemeticaretmahkemesi(KomisyonculukSözleşmesindenhükümKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim