SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/946 E. 2023/1085 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/946

Karar No

2023/1085

Karar Tarihi

27 Aralık 2023

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/946 Esas

KARAR NO:2023/1085

DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Tazminat)

DAVA TARİHİ: 28/11/2022

KARAR TARİHİ: 27/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili dilekçesinde özetle; ------ maliki bulunduğu taşınmazlar üzerine, 3. gerçek ve tüzel kişi şahıslar ; ------ lehine kullandırılan krediler kapsamında -------- parsel üzerinde bulunan bağımsız bölümler üzerinde ipotek işlemi tesis edildiği, tapu kayıtlarından ve ----- dosyasından müvekkili ve ----- bir kısım gayrimenkuller ----- için ipotek tesis işlemini kabul ettiğini, İcra yolu ile satışı yapılan -------- numaralı bağımsız bölümlere ipotek kurulması için yazılı bir eş muvafakatı vermediğini, üçüncü şahıslar lehine kurulan ipoteklerde eş muvafakatı zorunluluğu olduğu, bu zorunlu unsur yerine getirilmediği borç için sadece dört adet bağımsız bölüm üzerinde ipotek tesis edildiği, borç için ------- bağımsız bölümlerde geçersiz olarak İpotek tesis edildiği ve icra yolu ile satışı gerçekleştirildiği, konu ile ilgili olarak ---- suç duyurusunda bulunulduğunu, ------- dosyası ile icrada hukuki dayanaktan yoksun haciz ve ihale ile satışı davalı ve alacaklı ----- gerçekleştirilen ve daha sonra satılan ---------- numaralı bağımsız bölümlerin güncel rayiç değerlerinin tazmini amacıyla iş bu davayı açmak zorunluluğu olduğunu, eş muvafakatini taşımayan bağımsız bölümlerin karar tarihinine en yakın değerinin olmadığı takirde dava tarihindeki değerinin ortaya çıkartılması ve zararlarının yargılama ile belirlenmesini, ------- yargılama ile ortaya çıkan değere dava değerini yükseltme hakkı saklı kalmak üzere şimdilik; 1.100.000 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yargılaması yapılan dava 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, davaya konu taşınmazların kaydına ipotek tesis edilmeden önce eş muvafakatinin alındığını, eş muvafakati olmadığına yönelik iddianın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ceza davası açıldığı ve bu nedenle imzaların sahte olduğu iddiası yapılan yargılama neticesinde sanığın beraatine karar verilmiş ve kararın kesinleştiğini, davaya konu taşınmazlar aile konutu olmadığından ipotek tesisi için eş muvafakatine gerek bulunmadığından bahisle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacılar vekili, müvekkili davacı ----- taşınmazları üzerine, davalı banka lehine üçüncü şahıslar ------ kullandırılan krediler için ipotek tesis edildiğini, ------ bölümdeki taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiğinde davacı eşin rızası alınmadığını, bu taşınmazların icra kanalıyla satışında davacı --------tebligat dahi gönderilmediğini, eş rızasındaki imzanın sahte olduğunu, bu nedenle usule aykırı gerçekleşen icra kanalıyla satıştan kaynaklı müvekkillerinin bağımsız bölümlerin rayiç bedeli kadar zarara uğradığını iddia ederek belirsiz alacak olarak 1.100,000 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, eş muvafakatinin alındığını, imzaların davacıya ait olduğunu, talebin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, taşınmazların aile konutu olmaması nedeniyle ipotek tesisi için eş muvafakatine gerek olmadığını, icra dosyasında davacı--------- tebligat yapılmasına gerek bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Eş olan davacılardan -------- bölümlerin dava dışı 3.kişi gerçek ve tüzel kişilerin davalı banka nezdinde kullandıkları kredinin teminatı olması amacıyla tesis edilen ipoteğin, davacı eş ----- muvafakati bulunmadığından geçerli bir ipotek tesisi olmadığı, bu taşınmazların cebri icra yoluyla satışı sürecinde davacı -------- tebliğ yapılmadığı, bu nedenle, davalı bankanın sebepsiz zenginleştiğinden bahisle, yukarıda anılan bağımsız bölümlerin güncel rayiç değerlerinin tazmini, olmaz ise dava tarihindeki değerinin tazmini koşullarının oluşup oluşmadığı, istemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususundadır.Tüm Dosya Münderecatı Kapsamında;Davalı banka tarafından dava dışı borçlular ------- kullandırılan kredilerin teminatı olarak davacı ------- bölümdeki taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiği, anılan dava dışı borçlulara kullandırılan kredi borçlarının zamanında ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borçlulara ------yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderildiği, söz konusu ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı ipotek borçlusu ---- diğer borçlular aleyhine -------- dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takip dosyasından alınan satış kararı neticesinde ------- tarihinde yapılan cebri ihalede ipotek alacağına mahsuben toplam 1.483.000 TL bedelle davacıya bankaya ihale edildiği dava konusu olayda,Davacılar vekili, taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiğinde davacı eşin rızası alınmadığını, bu taşınmazların icra kanalıyla satışında Davacı ------- tebligat dahi gönderilmediğini, eş rızasındaki imzanın sahte olduğunu, bu nedenle usule aykırı gerçekleşen icra kanalıyla satıştan kaynaklı müvekkillerinin bağımsız bölümlerin rayiç değeri kadar zarara uğradığını iddia etmiştir.4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi kapsamında aile konutu olduğu iddia edilen taşınmazlar üzerindeki hakların diğer eşin açık rızası olmadan sınırlandırılamayacağı düzenlemesi bulunduğu, ancak Mahkememiz ilk celsesinde davacı vekilince, davaya konu ettikleri taşınmazlar yönünden, taşınmazların davacıların aile konutu olduğu yönünde herhangi bir iddiaları olmadığı, TBK 584 maddesi gereği yazılı eş muvafakati bulunmadan ipotek tesis edilemeyeceği kanaatinde oldukları bildirilmiştir. Davacının iddiasına konu kefalette eş rızasına ilişkin düzenleme Türk Borçlar Kanunu'nun 584'üncü maddesinde yer almaktadır. Anılan maddeye göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Eş rızasının kişisel güvence verilmesine ilişkin diğer sözleşmelerde uygulanmasına ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun '"Uygulama alanı" başlıklı 603'üncü maddesi ise, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır, şeklindedir.

Bu madde gereğince, güvencenin "kişisel güvence" (şahsi teminat) olması gerekir. Bir para, mal veya hak üzerinde rehin ya da ipotek tesisi gibi nesnel güvenceler (ayni teminatlar) de eş rızasına tabi değildir. ------Bu kapsamda, ipotek resmi senedinin incelenmesinde davacı ---- eşi diğer davacı ---- senedi ipotek veren taşınmaz maliki sıfatıyla imzaladığı, resmi senet içinde yer alan sözleşmede davacı -------kefaleten de sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme yer almadığı, davacı 6098 sayılı TBK'nın 584/3 ve 603. maddelerine dayanmış ise de, söz konusu hükümler şahsi güvence verilmesine ilişkin düzenlemelere yönelik olup ipotek akdinde ise ayni güvence söz konusu olduğundan bahse konu kanuni düzenlemeler ipotek akdi yönünden uygulanamayacağı, TMK'nın 881 ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek akdinin kurulması yönünden eş rızası gerektiğine dair herhangi bir kanuni düzenleme de yer almadığı, dava dışı kredi asıl borçluları ile davalı banka arasında kredi genel sözleşmesinin imzalandığı, davacı ---- taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettiği, kredi sözleşmelerinde ipotek veren davacı ---- kefaleti bulunmadığı, bu nedenle ipoteğin usulüne uygun olduğu ve eş rızası bulunmamasının geçerliliğine etki etmediği mahkememizce değerlendirildiği, -----Yine davacı vekilinin taşınmazların icra kanalıyla satışında davacı ----- tebligat dahi gönderilmediği iddiası yönünden de, anılan ipotekte eş rızası aranmayacak olması ve yine İcra ve İflas Kanununda bu cihette düzenleme olmaması nedeniyle, bu hususun usule aykırılık teşkil etmediği anlaşılmakla,Davacıların yerinde görülmeyen davasının açıklanan nedenlerle reddine karar verilmiştir. Davalının Zamanaşımı Definin Değerlendirilmesi;Davacı yanın iddiasını oluşturan, taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiğinde davacı eşin rızası alınması ve taşınmazların icra kanalıyla satışında davacı ----- tebligat gönderilmesi hususlarına yukarıdaki açıklamalar ışığından gerek olmadığı, davalı şirket lehine verilen davacı---- taşınmazları üzerindeki ipotek tesislerinin usul ve yasaya uygun olduğu, Zaman aşımı yönünden de sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda TBK madde 82 gereği sebepsiz zenginleşmeden itibaren 2 yıl her halde 10 yıl geçmekle davanın zaman aşımına uğrayacağı, davacı ---- ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin tarafı olduğu, ipotekli taşınmazların paraya çevrildiği ---- zenginleşmedeki zarar unsurunu ve istem hakkını öğrendiği, dava tarihinin ---- olduğu, bu tarih itibariyle 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, diğer davacı ---- ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin tarafı olmadığı, bu nedenle taşınmazların paraya çevrildiğini öğrendiğini tarihin aksine bir delil bulunmaması nedeniyle dava tarihi olarak kabulü gerektiği bu nedenle bu davacı yönünden ise, davanın zaman aşımına uğramadığı değerlendirilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Sübut bulmayan davanın reddine,

  2. Alınması gerekli 269,85 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 18.785,25 TL harçtan mahsubu ile kalan bakiye 18.515,40 TL nin davacıya iadesine,

  3. Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

  4. Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  5. . . . . . . . . . . . . bütçesinden karşılanan 1.320 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  6. Davalı tarafından herhangi bir masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

  7. Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

Dair, Davacılar Vekilinin ve Davalı Vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Veasliye(Tazminat)ticaretmahkemesiTicariDavalarMevduatlardanKullandırılanBankalarcaKaynaklananKrediliKredilerden

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim