İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/773 E. 2023/1049 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/773
2023/1049
12 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/773 Esas
KARAR NO: 2023/1049
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/08/2016
KARAR TARİHİ: 12/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ------ yılından bu yana her türlü inşaat taahhüt işleri ile uğraştığını, ortakları aynı zamanda karı-koca olan ------- şirketin sahibi ------ piyasada çok eski olmadığından tanınmak ve maddi olarak güçlenmek amacıyla kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında inşaat işleri ile uğraştığını, yine taşeron firma olarak inşaat ve inşaata dair her türlü tadilat, dekorasyon vb.işleri yerine getirdiğini, müvekkili şirket sahibi ----- araştırmalar neticesinde --------- bir arsanın kat karşılığı verilmek istendiğini öğrendiğini ve gerekli araştırmaları yaptığında bölgede gayrimenkul fiyatlarının hızla arttığını ve bu işin karlı bir iş olacağına kanaat getirdiğini, davalılar ile kat karşığı inşaat yapmak için davalılarla sözlü olarak adi ortaklık ilişkisi kurduklarını, sonra inşaat yapılacak taşınmazın sahibi dava dışı ------- noterden kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını ve ------ numaralı taşınmaz üzerine ---- bina inşa etmek üzere anlaştıklarını, sonrasında davalı ----- bedelle satış göstererek devrettiğini ve karşılığında ---- adına bankadan 100.000 TL kredi alındığını, kredinin davacı şirket sahibi ---- ödendiğini, inşaat malzemelerinin dava dışı ------ sağlandığını, davalıların bu şirkete yapılan bir kısım ödemelerini karşıladıklarını, ancak davalıların kar edemeyeceklerini anladıklarında adi ortaklığı sona erdirdiklerini, davacının bu nedenle zarara uğradığını, davacının bu nedenle davalı ---- aleyhine başka mahkemede tapu iptal ve tescil davası açtığını belirterek davalıların adi ortaklık nedeniyle edimlerini yerine getirmediklerinin tespitine, HMK.'nin 107. Maddesi uyarınca alacağın tespiti ile şimdilik 10.000.-TL nin son dairenin satışının gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davaya konu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı ile davalılar arasında hiçbir zaman adi ortaklık sözleşmesi veya bir inanç sözleşmesinin kurulmadığını, davalıların davacı ile dava dışı-------imzaladıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesinden haberdar olmadıklarını, bu sözleşmeyle ilgilerinin bulunmadığını, ----- kayıtlı taşınmazın davalı ----- tarafından ücreti ödenerek alındığını, davacı tarafın inanç sözleşmesini yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, bu konuda tanık dinlenmesine muvafakatlarının olmadığını, davacının --- dosyasında davalı ----adına açtığı tapu iptal ve tescil davasında tüm delillerini sunduklarını, taşınmazda davacı şirketin yetkilisi ----- kiracı olarak oturduğunu, bu nedenle faturaların davacı adına olmasının normal olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, taraflar arasında bulunduğu iddia edilen adi ortaklık ilişkisinin davalı yanca sona erdirilmesi nedeni ile davacının uğradığı zararın tazminine yönelik tazminat davasıdır.Eldeki dava öncelikle ---sırasına kaydedilmiş, Mahkemece ---- karar sayılı görevsizlik kararı verilerek dosya Mahkememizin işbu esas sırasına kaydedilmiş, yargılamaya devam olunmuştur.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delillerinin celbi için gerekli yazışmalar yapılmış, bu kapsamda; Davacı tarafından davalının ortaklık kapsamında malzeme bedeli olarak çek verdiği iddiasının ispatı ile ilgili olarak -------suretlerinin onaylı örnekleri istenilmiş, ilgili banka ve ibraz edilen diğer bankalardan işbu çeklerin ödeme, ibraz kayıtları celp edilmiş, incelenmesinde bir kısım çeklerin davalı----- tarafından davacı yetkilisi ---------- keşide edildiği, yetkili tarafından davacı şirkete ciro ile devredildiği, dava dışı 3. Kişilerce tahsil edildiği, bir kısmının ise 3. Kişi tarafından davalı ---- lehine keşide edildiği, ----- ciro edildikten sonra davacı firmaya ve en son --- ciro edildiği ve ödendiği görülmüştür----------sayılı taşınmazın tapu kaydı ile ---- ------ parsel sayılı taşınmaza ilişkin projenin tasdikli sureti celp edilmiştir.Davalı---- kullanmış olduğu ------- tarihli ve konut- işyeri kredisi ile ilgili ödeme planı detay bilgileri celp edilmiş, ödeme dekontlarının bir kısmında müşteri- ödemeyi yapan olarak -------- yazılı olduğu ve herhangi bir açıklama bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacının adi ortaklığın nakit ihtiyacı için davacı adına kayıtlı,----- devrinin yapıldığı ve ----- adına bankadan 100.000 TL kredi alındığının ileri sürüldüğü, işbu taşınmaz ile ilgili davacı şirket tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının ------ esas sayılı dosyasının celp edildiği, incelenmesinde; davacının ---- davalısının ---- olduğu, -------- taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, davanın inançlı işlem nedeniyle tapu iptal ve tescil davası olduğu, Mahkemece ----------- karar sayılı kararı ile, davacı tarafın inançlı işlem sonucu taşınmazın devredildiğinin ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine dair karar verilmiş, işbu kararın istinaf incelemesi sonucu verilen istinaf talebinin esastan reddine dair kararın temyiz incelemesi sonucu ret kararının bozulduğu, Mahkemenin --------- esas sırasına kaydedildiği, Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda ---- tarihinde davalı------- kredi alınmasına ilişkin dekontlara ilişkin yapılan ödemenin kredi çekilen hesap ile aynı olup olmadığı, bu ödemelerin kredi borcuna mahsup edilip edilmediğinin bildirilmesi talep edildiği, banka tarafından dekontlara ilişkin ödemelerin kredi çekilen hesap ile aynı olduğu tespit edildiği bildirildiği anlaşılmış, Mahkemece----sayılı kararı ile; davalı------ taşınmazı davacıdan kredi kullanmak sureti ile satın aldığı, kredi ödemelerinin davalı tarafından yapıldığı, davacı tarafça yapılan ödemelerin ise taşınmazın kira bedeline ilişkin olduğu, davacının taşınmazın inançlı işlem ile devredildiğini ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş olduğu görülmüştür.Davacı şirket yetkilisi tarafından davalı ----- aleyhine taşınmaz kira sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasının görüldüğü -------- dosyasının celp edildiği, Mahkemece----sayılı kararı ile davanın reddine dair karar verildiği,---------sayılı ilamı ile; HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kesin olarak karar verildiğinden hükmün, 08/12/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Davacı tarafça, davalıya devredilen evin 3. Kişilere devrinden korktuğu için davalıların 60.000,00 TL ödenmesi halinde daireyi iade edeceklerini söyledikleri iddiasıyla yeni bir 60.000,00 TL lik kredi çekildiği, ödemelerin davacı tarafça yapıldığı ileri sürülmüş, buna ilişkin kredi bilgileri celp edilmiş,------ gelen cevap ekindeki belgelerde davacının iddia ettiği 60.000,00 TL lik kredide müşterinin davalı ------göründüğü, ödemenin davacı yanca yapıldığına dair somut delil bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce 4. Celse davacı tanıklarının beyanları alınmış ----- Ben ----sıvasını yaptım,-----beni çağırdı , 5-6 kişi ile birlikte çalıştık, bir ara para alamadım, ismini bilmediğim ancak elle gösterebileceğim ----- olarak bildiğim bir kişiden para aldım , un deposu vardı, gittim yanına ---- paramızı vermiyor, ben sizi ortak olarak biliyordum, sonra işi durdurduk, bir ara toprak sahibi geldi , bir miktar para verip bizi yolladılar, (Davacı vekilinin------sıva işini yaparken davalı -----inşaata bakıp size talimat veriyormuydu sorusu üzerine) Evet bize talimat veriyordu maaş ödemediği zaman tlf açıyordu, ben tarafları ortak olarak biliyordum , inşaata geliyorlardı , ben paraları vermedikleri zaman ----- açıyordum. (davalı vekilinin,--- daki adresin sorulmasını istiyoruz ve taraflar arasında evrak veya sözleşme olup olmadığı sorusu üzerine ) 6-7 yıl olduğu için adresi tam olarak bilmiyorum ama sigortam orda gözüküyor binanın her tarafını ben yaptım, ben taraflar arasında sözleşme görmedim, ben sözleşmemi -----yaptım." Tanık ---- Ben ------binanın toprak sahibiyim, ---- beyle karşı karşıya oturuyorduk, benim karşımdaki dubleks ------ beyindi. Kredileri kendisi ödüyordu parası yetmediği zaman bizden borç alıyordu.(Davacı vekilinin ----- yapılan inşaata ilişkin ortak olduğuna ilişkin bilgisi olup olmadığı sorusu üzerine)------ karşımda olduğu için ortak olduğunu söylüyordu, yazılı bir evrak görmedim " şeklinde beyanda bulunmuşlardır.Uyuşmazlık konusu hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ticari kayıtların incelenmesine yönelik bilirkişi --------- rapor içeriğine göre; taraflar arasında, yazılı bir sözleşme olmadığını, dava dışı, başka bir şirketle inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen, davacının kısıtlı muhasebe kayıtlarına ve ciro edilen çeklere göre, taraflar arasında konut yapımına ilişkin bir maddi ilişkinin olduğunun anlaşıldığını, mali yönden, yapılan incelemede davacı şirketin genel kabul görmüş muhasebe sistemi ve tek düzen hesap planına göre, alınan çek karşılığı giriş ve gayri resmi ortaklık ve maddi destek ile ilgili, alınan sipariş avansı veya avans veya takibi gereken, ilgili hesaplara ayrıntılı olarak alınmadığından hangi tarihte ne miktarda, destek olunduğu net olarak tespit edilmediğini, gayrimenkul satışı yapılmış olmakla birlikte 60 aylık taksitli kredi davalıya gerçek kişi olarak verilen krediden kaynaklı olduğu, bu nedenle şirket kayıtlarında olmadığı gibi, şahsın hangi tarihlerde ödemesi ile ilgili ödeme dekontları bildirilmediği gibi, ödeme konusunda kimin ve kimler tarafından yapıldığının net olarak tespit edilmediğini, davacı kayıtlarında, davalılardan---- sahibi olduğu ----- cari hesabı yıllar itibariyle, 2011 yılında, 104.260,00 TL 2012 yılında ayrı hesapta 18.000,00 TL gibi hareket gördüğünün saptandığını, bütünlük içinde değerlendirildiğinde taraflar arasında, gayri resminin mevcut olduğu, ancak gerek sözleşmenin olmayışı, gerekse tüm maddi olguların muhasebe kayıtlarına intikal etmediği gibi, tanık anlatımı, prjoe ile ilgili ibraz edilen cd nin veya fiziki incelemenin teknik bilirkişi marifetiyle yapılması ve hukukçu ve nitelikli hesaplama bilirkişi kurulu ile denetime elverişli bir tespitin yapılabileceğini, aksi durumda, işbu raporunun tarafların iddia ve savunmalarını net destekler bir rapor olmayacağını bildirmiştir.Bilirkişi heyetinin 20/03/2022 tarihli rapor içeriğine göre; teknik değerlendirme neticesinde; taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığından, inşaatın yapımında kimin ne kadar ne oranda para yatıracağının belli olmadığını, ancak bir an için tarafların eşit oranda inşaatın yapımına katkı sağlayacağının düşünülmesi ve davacının iddiasının Mahkemece kabul görmesi halinde; inşaatın tamamlanıp teslim edilebilecek hale getirilmesi için harcanacak bedelin (maliyet bedeli) tespiti ile her bir ortağın payına (1/3) düşecek bedelin hesabı, inşaatın yapıldığı yıldaki ---------- belirlediği yapı yaklaşık birim fiyatlarından (%20) müteahhit karı düşülerek) yararlanılarak hesap yapılacağını, buna göre kat karşılığı inşaatın sözleşme tarihi, 15/09/2011, kat irtifakı tesis tarihi 16/07/2012 ve inşaatın yapım süresinin 12 ay olması göz önünde bulundurulduğunda, inşaatın 2012 yılının sonuna doğru bitirildiğinin kabul kanaatine varıldığını, davaya konu bina, IlI. Sınıf B Grubu yapı sınıfına girmekte olup, 2012 yılı yapı yaklaşık birim fiyatı %25 müteahhit karı dahil 560,00TL/m2, %25 müteahhit karsız birim fiyatı ise 560,00TL/m2x1,25 - 448,00TL/m2 olduğunu, birim fiyata göre, binanın maliyeti 750,00m2x448,00TL/m2=336.000,00TL olarak hesaplandığını, hesaplanan 336.000,00TLmaliyet bedeline göre; davanın davacı talebi gibi kabul edilmesi halinde (teknik yönden) davacının, her bir davalıdan talep edebileceği alacak bedeli 336.000,00TLx1/3=112.000,00TL 'şer olarak hesaplandığını, Borçlar mevzuatı ve sözleşme bakımından yapılan değerlendirme neticesinde; tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacı ----davalılar ------ arasında (TBK m. 620 vd. hükümlerince) adi ortaklık sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, bu kişilerin adi ortaklık sözleşmesi ile “emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi” üstlenip üstlenmedikleri, davacının dilekçelerinde belirttiği şekildeki amaç doğrultusunda hareket edip etmedikleri, TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla” sözleşmenin kurulup kurulmadığı, sözleşme var ise bile tam olarak hangi esaslı ve ikincil noktalarda tarafların uyuştuğu hususunun açık bir şekilde anlaşılamadığı; bu noktada HMK m. 194(1) hükmünce de takdirin, Mahkeme'ye ait olduğunu, dosyaya 11.10.2021 tarihinde mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporunun sonuç kısmında belirtildiği üzere taraflar arasında her ne kadar yazılı bir sözleşme bulunmasa da “davacının kısıtlı muhasebe kayıtlarına ve ciro edilen çeklere göre taraflar arasında konut yapımına ilişkin bir maddi ilişkinin olduğu” yönündeki mali görüşe göre eğer Mahkemece taraflar arasında TBK m. 620 vd. hükümlerince adi ortaklık sözleşmesinin kurulduğu tespit edilir ise bu takdirde TBK m. 638/son hükmünce her bir davalının, müteselsil sorumlu olacağı kanaatine varılabileceği, hal böyle olmakla davacının dava dilekçesinde talep ettiği üzere “taraflar arasındaki adi ortaklık neticesinde davalıların edimlerini yerine getirmediklerinin tespitinin mümkün olmadığını, tarafların irade beyanlarının ne olduğunun açık bir şekilde anlaşılamaması sebebiyle “davalıların davacıya ödemek zorunda olduğu toplam alacağın tespitinin de borçlar mevzuatı yönünden mümkün olmadığı; ancak teknik değerlendirmelere göre takdirin Mahkeme'ye ait olduğu bildirilmiştir.Dava konusu ile ilgili açıklama yapmak gerekirse; adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tabi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki birlikteliklerdir. Adi ortaklığın tanımı yürürlük tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 520. maddesinde şu şekilde yapılmıştır: “Şirket, bir akittir ki, onunla iki veya daha ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeyi iltizam ederler” Benzer düzenleme içeren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 620. maddesi de: “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır” şeklindedir. Adi ortaklık sözleşmelerinin tarafları için borç doğurucu niteliği, şahıs birliği olma yönündeki kurucu unsurundan daha ağır bastığı için borç doğuran sözleşmelerden sayılmakla birlikte, “karşılıklı borç doğuran sözleşme” olarak değerlendirilemez. Zira bu sözleşmelerde sadece ortakların katılma payı borçları arasında bir edimler birleşimi ilişkisi vardır --------- Adi ortaklık karşılıklı borçları kapsayan bir sözleşme olmayıp, herkesin belli bir amaca ermek için birtakım borçlar altına girdiği ve fakat bu borçların birbirinin karşılığı olarak değerlendirilemeyeceği sözleşmelerdir. Bu sözleşme ilişkisinde her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla (TBK m. 621/1) ve niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla (TBK m. 622) yükümlüdür. Adi ortaklığın yönetimi, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir (TBK m. 625/1). Adi ortaklığın, kuruluşu için belirli bir şekil şartı olmayıp sözlü veya ispat kolaylığı bakımından yazılı şekilde kurulabilmesi mümkündür.Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişle rapor içeriklerine nazaran; davacı tarafça, davacı şirket ile davalılar arasında ---------- numaralı taşınmaz üzerine 13 dairelik bina inşa etmek üzere adi ortaklık kurulduğu, davalıların zarar edecekleri düşüncesi ile ortaklığı sona erdirdikleri ve davacının bu nedenle zarara uğradığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, ------- parsel numaralı taşınmaz ile ilgili davacı şirket ile taşınmaz maliki olan dava dışı --------- tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, somut olayda, taraflar arasında yazılı şekilde kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, adi ortaklığın varlığını davacı iddia ettiğine göre bu durumu ispat yükünün de davacıya düşeceği, 6100 sayılı HMK 203. Maddesinde düzenlenen senetle ispat zorunluluğu istisnalarından hiçbirisinin somut olayda bulunmadığı, sunulan bir kısım ödeme dekontlarında davanın tarafı olmayan kişilerin adının yazılı olduğu ve davalının bankadan çektiği kredinin ödenmesine dair olduğuna ilişkin bir açıklama içermedikleri, herhangi bir açıklama bulunmadığı, davanın tarafları ile ilgili olmadığından delil başlangıcı niteliğinin bulunmadığı, taraflar arası dosyada delil başlangıcı bulunduğundan bahsedilemeyeceğine ve davalı tarafın tanık dinlenmesi hususunda açık muvafakatı bulunmadığına göre adi ortalığın ispatı açısından tanık dinlenmesi veya dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, ---------- sayılı kararında belirtildiği üzere adî ortaklık sözleşmesinin ancak kesin delillerle ispatlanması gerektiği, davacı tarafça delil olarak sunulan çekler hakkında ne için ciro edildiği ve hangi hukuki ilişki kapsamında ödeme yapıldığının anlaşılamadığı, çek tevdi- alım bordrosunda hangi ilişki için alındığının yazılı olmadığı, çeklerin adi ortaklığa işaret eder mahiyette bilgi içermediği, son aşamada davacı vekiline yemin delilinin bulunduğunun hatırlatıldığı ancak yemin deliline başvurmayacaklarını bildirdikleri, bu haliyle davacı tarafça davalılar ile aralarında bulunduğu iddia edilen adi ortaklık ilişkisinin kesin delil ile ispatlanamadığı kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının davasının REDDİNE,
-
Alınması gerekli 269,85 TL karar harcının başlangıçta alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile 99,07 TL kalan harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
-
Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
-
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle,------------- Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03