İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/934 E. 2024/81 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/934
2024/81
7 Şubat 2024
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/934 Esas
KARAR NO:2024/81
DAVA:Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ:18/11/2022
KARAR TARİHİ:07/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ------ oranında hissedarı olduğunu, şirketin ----- tarihinde kurulduğunu, şirketin kuruluşundan bugüne kadarki yönetimi ise, aynı zamanda şirket ortağı olan şirket müdürü ----tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirket --------- nezdinde müvekkilinin davacıyı yok sayan ve tamamen müvekkilinin kâr elde etme hakkını engellemeye yönelik hareketlerden oluşan bir yönetim ve temsil düzeni yer aldığını ve türlü muhasebe hilesi ile, müvekkilinin elde etmesi gereken kâr payları engellenmeye çalışıldığını, müvekkilinin yurt dışında yaşıyor olması nedeniyle davalı şirket üzerinde etkin bir kontrol mekanizması sağlayamamakta ve bu durum davalı tarafından suiistimal edilmediğini, şirket müdürü ------ davranışlarının sürekliliği ve kötüniyetinin bariz bir şekilde davacı müvekkiline zarar vermeye yönelik olması, taraflar arasında bir şirket ortaklığının devamını imkânsız kıldığını, özetle; işbu sebeplerle müvekkilinin haklarının korunması amacı ile ----- sayılı dosyası ile ----sayılı dosyası üzerinden davalar açıldığını, tüm bu hukuksuzluk ve usulsüzlüklerden ayrı olarak ayrıca bir de davalı şirket ------ sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan usulsüz bir icra takibi söz konusu olduğunu, müvekkilinin davacı ------ icra takibine itiraz etmesi, şirket adına dava açması mümkün olamadığını, şirket ortaklarının menfaatlerinin korunması, şirketin değer kaybetmesinin önlenmesi, şirketin zarara uğramaması ve ekonomik hayatın en az şekilde etkilenmesi amacı ile ----- sayılı takip dosyasına karşı "menfi tespit davası" açılmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı atanması ve işbu doğrultuda -----takip dosyasına karşı bir menfi tespit davasının açılmasının elzem olduğunu, davalı şirket ----- aleyhine başlatılan takibe ----------- ilişkin olarak menfi tespit davası açılması için temsil kayyımı atanmasını talep ettiklerini, ----- sayılı dosyası da dikkate alınarak, şirket ortaklarının menfaatlerinin korunması, şirketin değer kaybetmesinin önlenmesi, şirketin zarara uğramaması ve ekonomik hayatın en az şekilde etkilenmesi amacı ile menfi tespit davasının açılması zorunluluğu tartışmasız olduğunu, sonuç olarak; ------ sayılı takip dosyası üzerinden davalı şirket ----aleyhine başlatılan takibin şirket müdürü --------- yapmış olduğu muvazaalı işlemler dahilinde gerçekleştirildiğini, şirket ortaklarının menfaatlerinin korunması, şirketin değer kaybetmesinin önlenmesi, şirketin zarara uğramaması ve ekonomik hayatın en az şekilde etkilenmesi amacı ile menfi tespit davasının açılması elzem olduğunu, devam eden yargılama süreçleri dahilinde ------ sayılı dosyasında sayın mahkeme 07.09.2022 tarihli 8. Celsesinde "Davacı vekilinin bugün dosyaya alınan dilekçesi ile ileride açılacak menfi tespit davası için şirkete temsil kayyumu atanması talep edilmiş ise de bu talep dosyamız davasının konusu olmayıp açılacak dava dosyasında ilgili mahkemeden o davaya özgü temsil kayyumu atanması talebi istenebileceği" şekilinde ara karar oluşturduğunu, --------- sayılı takip dosyasına karşı "menfi tespit davası" açılmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava; TTK 426 madde uyarınca dava dışı------- kayyım atanması talebidir.Uyuşmazlık, davacının ortağı olduğu davalı ------ sayılı dosyasına karşı menfi tespit davası açmak için temsil kayyımı atanıp atanmayacağı talebine ilişkindir.Dosya içine davaya konu şirketin ----Kaydı alınmış ve incelenmesi sonucu 2 ortaklı olduğu, yetkilisinin ---- olduğu, göreve başlama tarihinin 05.06.2013 olduğu tespit edilmiştir.
Dosya içerine alınan 03.07.2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.TTK’de kayyuma ilişkin hükümler sınırlı sayıda yer almıştır. Bununla birlikte, TTK’nin 1. maddesinde “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” denilmiştir. Böylece, Yasa Koyucu, TTK’da kayyum atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan limited şirketlere de uygulanmasına imkan tanımıştır.4721 sayılı TMK’nin 403'üncü maddesinde, kayyum, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı açıkça belirtilmiştir. Kayyumluk, TMK’da; temsil kayyumluğu, yönetim kayyumluğu ve iradi (isteğe bağı) kayyumluk olmak üzere üç başlık altında toplanmıştır.TMK’nun 426. maddesine göre; vesayet makamı, yani sulh hukuk mahkemesi, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyumu atar:
a)Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse,
b) Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,
c) Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa. Maddede belirtilen ilk iki halle, Yasa Koyucu, küçük veya kısıtlıların menfaatlerinin korunması ve yasal temsilcinin haksız kazanç elde etmesini engellemek istemiştir. Bu nedenle, üçüncü hal olarak belirtilen yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunmasının limited şirketlere daha uygun düştüğünü söylemek mümkündür. TMK’nin yönetim kayyumluğunu düzenleyen 427. maddesine göre ise, vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hallerde bir yönetim kayyumu atar:
-
Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse,
-
Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
-
Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
-
Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
5.Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa,Limited şirketlerde yasal olarak bulunması zorunlu olan organlar, genel kurul ve yönetim organıdır. TTK’nin 623. maddesi ise limited şirketin yönetiminin ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenlemesini şart koşmuştur. Bu itibarla, şirket sözleşmesinde yapılacak düzenleme ile şirketin yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa ya da tüm ortaklara veyahut ortak olmayan üçüncü kişilere verilebilecektir. TTK, ayrıca, en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunmasını zorunlu kılmıştır. TTK’nin 616. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile de “müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları” genel kurulun devredilemez yetkileri arasına dahil edilmiştir. TTK, müdürlerin birden fazla olmaları durumunda ise onların bir kurul olduğu belirterek anonim şirketteki yönetim kuruluna özgü bir işleyiş kuralını hükme bağlamıştır. Buna göre, şirketin birden fazla müdürü bulunduğu takdirde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından “müdürler kurulu başkanı” olarak atanır (TTK, m.624/f.1).
Bu açıdan bakıldığında, TMK’nin m.427/4’de belirtilen “gerekli organlardan yoksun kalma” hali, limited şirketin zorunlu organlarından yoksun kalmasını vurgular. Bu hale örnek olarak, genel kurulun uzun zamandan beri toplantıya çağrılamaması, genel kurulun müdürleri seçememesi, müdürler kurulunun toplanması için gerekli yeter sayıların sağlanamaması gösterilebilir.Ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyum tayinini gerektirmez. Her ne kadar TMK’nin 426. ve 427. maddelerinde, kayyumun, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi tarafından atanacağı belirtilmişse de, kayyum atanmasına ilişkin dava, şirketi ilgilendirdiği için mutlak ticari dava sayılır. Bu nedenle, kayyum atanmasına ilişkin dava, asliye ticaret mahkemelerinde açılır. Görevli mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu nedenle görevli mahkemenin Mahkememiz olduğu hususunda kuşku yoktur.Kayyum atanması davasında husumet mutlaka şirkete karşı da yönetilmelidir.Bir şirkete kayyum atanmasının yegane yolu, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK' nın 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre ,bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyumu atanmak zorundadır. TMK'nın 427/4. maddede düzenlenen organlardan yoksunluk, şirketin zorunlu organlardan yoksun kalmasını vurgular. Şirketlere kayyum atanması istisnai bir çözümdür ve şirketi organsız kalması nedeniyle sona ermekten kurtaran geçici bir çaredir. Bu yüzden kayyum tayini davalarında asıl amacın şirketin devamlılığının sağlamak olduğunun gözden uzak tutulması gerekir. Kayyumun, organın yerini alarak şirketi sürekli şekilde yönetmesine ve temsil etmesine yol açılmamalıdır. Ayrıca kayyum atanması gereken hallerde kayyumun görevi, yetkileri, süresi ve ücreti ayrıntılı olarak belirlenmelidir. -----Yapılan inceleme sonucu davalı şirketin tek müdürünün dava dışı------ olduğu, celp edilen ----- sayılı kararında---- yöneticilikten azline karar verildiği, davalı şirketin yönetim organı bulunmadığından yönetim organını oluşturmakla sınırlı olmak üzere HMK'nun 426/b.3 maddelerine göre -----atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
. . . . . sicil numarasında kayıtlı . . . . . . . . organı bulunmadığından yönetim organını oluşturmakla sınırlı olmak üzere HMK'nun 426/b.3maddelerine göre . . . . . . . . atanmasına,
-
Kayyım atama kararının, karar kesinleştiğinde . . . . . . . . . ilanına, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,
-
Kayyımın harcayacağı emek ve mesaisi göz önünde bulundurularak bir defaya mahsus olmak üzere 5.000,00TL ücret takdirine, ücret mahkeme veznesine yatırıldığında kayyım görevinin tebliğine,
-
Karar kesinleştiğinde kayyıma görevinin tebliğine ve tebliğle kayyımın görevine başlamasına,
-
Karar harcı 427,60 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
-
Davacı tarafça yatırılan 80,70TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 142,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.223,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12