İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/216 E. 2024/773 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/216
2024/773
24 Eylül 2024
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/216 Esas
KARAR NO:2024/773
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 14.09.2023
KARAR TARİHİ: 24.09.2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekilinin mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalıya gayrimenkul danışmanlığı hizmeti sunduğunu, uyuşmazlığın davalı tarafın ödemediği emlakçılık hizmet borcuna ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin uzun yıllardır gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, davalının 31 Aralık 2022 tarihinde müvekkili şirketle irtibata geçerek arsa satın alma talebini müvekkiline ilettiğini ve bu hususta kendisine aracılık edilmesini talep ettiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin üzerine düşen edimi yerine getirmek adına davalının talebine uygun olan arsaları müvekkilinin gösterdiğini, davalıya gösterilen taşınmazlardan birinin bitişik halde ------ taşınmaz olduğunu, -----işbu taşınmazın gösterildiği ------- doldurduğunu ve imzaladığını, hal böyle olmasına karşın davalının kendisine yerin gösterilmesi ve danışmanlık hizmetinin verilmesinden ----- tarihinde müvekkilini aradan çıkararak mezkur taşınmazı mal sahibinden satın aldığını, mal sahibinin ----- taşınmazı tek bir taşınmaz olarak 13.300.000 Türk Lirasına satışa çıkardığını, buna karşın tapu müdürlüğünde yaptıkları incelemeler doğrultusunda her bir parsel için 2.500.000 TL ödenmek suretiyle toplam 10.000.000 TL'ye davalı tarafından satın alındığını, yer gösterme tutanağının yerleşik ------- doğrultusunda taşınmaz simsarlık sözleşmesi hükmünde olup davalının bilerek ve isteyerek parsel bilgisini hatalı yazdığını, davalının yer gösterme formunda parsel bilgisini bilerek ve isteyerek yanlış bir şekilde 18 olarak olarak yazdığını, nitekim bu hususun müvekkilinin, davalı ile yapılan şifahi görüşme sırasında kendisi tarafından "bakın bakalım o sözleşmede hangi parsel yazıyor" denilmek suretiyle itiraf edildiğini, bunun yanında davalının müvekkili şirket çalışanlarıyla yaptığı fiziki görüşmede müvekkili şirketin yaptığı aracılık faaliyetleri kapsamında 10.000 TL ödeyebileceğini daha fazla ödemenin yapılamayacağını belirttiğini, ayrıca ---------- numaralı herhangi bir taşınmaz bulunamadığını, sonuçta söz konusu yer gösterme formunun ---------- parseldeki davaya konu taşınmaz için düzenlendiğinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmaz simsarlık sözleşmesinin kurulmadığı kabul edilse dahi ttk md. 20 doğrultusunda müvekkili şirketin ücret isteme hakkını haiz olduğunu, borcun likit ve muayyen olduğundan icra inkar tazminatına da hükmedilmesini talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle davalı/borçlunun takibi sürüncemede bırakmak kastı ile yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, Müvekkilinin tesadüfen e-devlete baktığında dava açıldığından haberdar olduğunu, müvekkilinin mernis adresi ------ olmakla birlikte ------------ ikamet ettiğini, hukuken mernis adresine Tebligat Kanunu 21/1 uyarınca muhtara tebligat yapılması mümkün olmakla birlikte kapıya haber kağıdı yapıştırılmadığını ve komşuya haber verilmediğini, bu sebeple yapılan tebligat usulüne uygun olmadığından müvekkilin e-devlet üzerinden öğrenme tarihi olan 10.11.2023 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesini talep ettiğini, açılan dava tarafların sıfatları ve yapılan işlemin içeriği itibarı ile bir tüketici işlemi olmadığını, zira müvekkilinin vergi mükellefi olup taşınmazı ticari amaçla satın aldığını, dolayısı ile dava konusu işlem 6502 Sayılı Kanunun 3. Maddesinde zikredilen bir tüketici işlemi olmadığından görev yönünden davanın reddi ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili ---------- işiyle iştigal ettiklerini, bu amaçla belirtilen bölgelerde zaman zaman arsa satın aldıklarını veya kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, bu işlemleri emlakçı veya aracılar vasıtası ile yaptığı gibi doğrudan taşınmaz malikleri ile irtibat kurarak da yapıldığını, müvekkilinin, davacı tarafla 2023 yılı başında satılık arsa konusunda görüştüklerini satılık arsa almak istediğini beyan ettiğini, davacı tarafın, müvekkiline yer gösterme formu düzenleyerek imzalattıklarını, dava dosyasına sunulan yer gösterme formunda çok açık bir şekilde gösterilecek yerlerin--------olacağının belirtildiğini ve altına da "bu sözleşme 3 parsel için geçerli" ibaresi yazıldığını, nitekim form imzalandıktan sonra müvekkiline yalnızca bu parseller gösterildiğini, davacı tarafın kesinlikle --------- sayılı parsellerle ilgili bir aracılık işlemi yapmadığını, davacı tarafın müvekkilinden toplam 200.000-TL komisyon ücreti talep ettiğini, dava konusu tutarın HMK 200. Maddesinde yazılı senetle ıspat zorunluluğu sınırları içerisinde kaldığını, dolayısı ile davacı tarafın bu konuda yazılı delil dışındaki dayanak iddia ve taleplerine muvafakatimiz bulunmadığını, davacı tarafın, gayrımenkul alım satım konusunda uzman ve yetkili olduğunu ve bu işi profesyonel olarak yaptığını dava dilekçesinde belirtmekte, sunulan belgelerden de davacının uzman bir emlakçı olduğunun anlaşıldığını, ancak dava dilekçesinde belirtildiği üzere müvekkili tarafından aynı ada içerisinde dört ayrı parsel satın alındığını, davacı tarafın da dört parselle ilgili ---------- sözleşme yapıldığını iddia ettiğini, davacı tarafça sunulan ve tarafların imzasını taşıyan yer gösterme formunda bu dört parselden bir tanesi dahi yazılı olmadığını, bu durumun makul ve kabul edilebilir bir yanılgı olarak görülmesi mümkün olmadığını, hukuki ifade ile, alanında uzman, basiretli bir tacir veya emlakçının bu derecede fahiş bir hata yapmış olması mümkün olmayacağını, bir parsel eksik yazılmış olsa yanlışlık olma ihtimalinden söz edilebileceğini, ancak satın alınan 4 adet ayrı parselden bir tanesinin dahi yazılmamış olması davacının iddiasının doğru olmadığının açık bir delili olduğunu, davacı tarafın, sözleşmede yazılı ------sayılı parselin bu bölgede bulunmadığını, bu parsel numarasının davalı tarafından kasıtlı olarak yanlış yazıldığını iddia ettiğini, bu beyanın dahi davacı tarafın iddia ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunun bir başka delili olduğunu, çünkü ----------müvekkilin satın aldığı parsellerin hemen bitişiğinde yer almakta olup başka bir parselle tevhit işlemi sonucu yeni bir parsel numarası aldığını, ekte sundukları parsel sorgu ekranında görüldüğü üzere, belirtilen -------tarihinde tevhit işlemi sonucu ------- numarası aldığını, dava dilekçesinde yazılı parsellerle ilgili tapu kayıtlarının istenmesi halinde durum resmi belgelerle ispat edilmiş olacağını, davacı taraf, müvekkilinin satın aldığı parsellerle ilgili taraflar arasında -------- yazışması olduğunu beyan ettiğini, ancak müvekkili tarafından satın alınan taşınmazlarla ilgili hiç bir yazışma bulunmadığını, çünkü davacı tarafın yer gösterme formunda yazılı taşınmazlar dışında bir aracılığı olmadığını, davacı tarafın müvekkilden haksız kazanç elde etmek için gerçek dışı iddia ve beyanlar ileri sürdüğünü, yer gösterme formunda yazılı --------- taşınmaz için yazılan mesaj, müvekkilinin satın aldığı taşınmazlar için yazılmış gibi gerçek dışı beyanlarla delil olarak sunulduğunu, davacı tarafın satın alınan taşınmazlar için hiç bir aracılığı veya hizmeti söz konusu olmadığını, müvekkilinin arsa sahibi ile tanışması ve arsanın satın alınması süreci ile ilgili hem arsa sahibinin hem de alıcı ve satıcıyı tanıştıran kişinin tanıklığı bulunduğunu, davacı tarafın, müvekkilinin satın aldığı taşınmazların önceki maliki ile arsa satışı konusunda bir sözleşmesi veya yetkilendirmesi dahi bulunmadığını, dolayısı ile davacının alıcı ve satıcıyı bir araya getirmesi, satış konusunda aracılık etmesi fiilen de mümkün olmadığını, davacı taraf, müvekkiline gösterdiği ve yer gösterme formunda yazılı parsellerle hiç bir ilgisi olmayan parsellerin müvekkili tarafından satın alınması ile ilgili hizmet vermediği halde komisyon ücreti istediğini, davanın reddi ile birlikte takip tutarının %20 'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, öncelikle davanın görev yönünden reddi ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemenin görev yönündeki itirazımızı kabul etmemesi halinde şikayet, tazminat ve fazlaya dair taleplerimiz saklı kalmak üzere davanın esas yönünden reddine, haksız ve kötüniyetli olarak açılan icra takibi ve itirazın iptali davası nedeniyle, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacı taraftan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, taşınmaz simsarlığı sözleşmesinden doğan ücret alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosyanın safahatı incelendiğinde; İlk olarak açıldığı------ sayılı görevsizlik kararı nedeniyle mahkememize tevzi edilen dosyanın mahkememiz ----- sayılı dosyasına kaydının yapıldığı görülmüştür.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, -----İcra Dosyası -----üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.
İtirazın iptali istemine konu,------ dosyasının incelenmesinde; ------- tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 200.000,00-TL emlak komisyon alacağı, 9.567,12-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 209.567,12-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 18.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23.08.2023 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 14.09.2023 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 209.567,12-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 520 nci maddesi Simsarlık sözleşmesi, "simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz."
Kanun’un 521 ve devamı düzenlemelerine göre, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:
a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterli olup ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekmez. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren 6098 sayılı Kanun madde 521/1 hükmü, emredici nitelik taşımaz. Taraflar, asıl sözleşme kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi hâlinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler.
b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. 6098 sayılı Kanun'un 521 inci maddenin birinci fıkrasında bu şart, “yaptığı faaliyet sonucunda” sözleriyle ifade edilmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.
c) Kanun’un 523 üncü maddesinde düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir.Kanun'un "Ücretin belirlenmesi" başlıklı 522 nci maddesine göre, "Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir." Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukukî ilişkilerini şekillendirebileceklerdir ----------Eldeki dosyada davacı vekilince dava dilekçesi ekinde sunulan ---- tarihli yer gösterme formunda yer alan taşınmazların ---- belirtildiği, icra takibinde ise takip konusunun --------- parsellerin satışı için emlak komisyon sözleşmesi 200.000,00 TL'' olarak belirtildiği, sözleşmedeki taşınmazlar ile takibe konu taşınmazların aynı olmadığının her iki tarafında kabulünde olduğu, uyuşmazlığın, taraflar arasında geçerli bir taşınmaz simsarlık sözleşmesi bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise bu sözleşmenin -------kapsayan taşınmaz için yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davacının davalıdan simsarlık hizmeti nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ile davacının bu alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatmış olduğu ------ sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Dava dilekçesi ekindeki yer gösterme formunun taşınmaz simsarlığı sözleşmesi olduğu ve yazılı şekil koşuluna uygun olduğu kanaat getirilmiş ancak davacı taraf her ne kadar davalı tarafça sözleşmede taşınmazların kasıtlı olarak kendilerince gösterilen taşınmazlardan başka taşınmazların yazıldığını iddia etmiş ise de, davalı tarafça bu durum kabul edilmemiş, davacı tarafın emlakçılık işi ile iştigal ettiği de göz önünde bulundurulduğunda basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğu ve sözleşme dışında farklı taşınmazları gösterdiğini iddia etmesinin bu kapsamda yerinde olmadığı, ayrıca sözleşme dışında başkaca taşınmazların gösterdiğini iddia ediyorsa aynı kuvvette tarafların imzasını taşıyan yazılı bir belge ile ispat etmek zorunda olduğu, bu haliyle davasını ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın reddine,
-
Alınması gerekli karar harcı 427,60. TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.578,89. TL harcın mahsubu ile artan 3.151,29. TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.600,00. TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 33.435,07. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 16/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59